BAATAR:
Moğolca : Basar;
Türkçe BASAR kelimesi Moğolca BAATAR olmuş. Şimdi bunun tahliline gelelim.
1- Kelime BAŞ'larındaki B harfleri aynen kalmış..
2- Kelimedeki 1. SESLİ A harfi ikizleşti
3- Kelimedeki bizim S harfi Moğolca T olmuş.
4- Kelimedeki ikinci sesli A harfi ikizleşti
5- Kelimenin SON larındaki R harfi aynen kalmış. Yani : Türkçe'deki BASAR
kelimesi , Moğolca BAATAR olmuş..
Netice olarak.
1- Başlardaki ve sonlardaki sessiz harfler aynen kalmış.
2- Kelimelerdeki bizim birinci sesli A harfi Moğolca'da İKİZLEŞEREK- AA olmuş..
3- BASAR kelimesindeki SESSİZ -S harfi, Moğolca'da T olmuş.
[20.10.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 16:20]
BAATIR KİŞİ:
Yiğit Kişi;
BAATIR-KİŞİ = Yiğit Kişi ; BAĞADIR KİŞİ à
BAADIR KİŞİ à BAATIR
à BATIR
à BATUR
à BATU; BAATIR: Kumuklar ve pek çok
Türk Boyları bu kelimeyi bu şekilde kullanmaktadırlar.;Veya: BAĞATUR
à (Kısaltılmış)(Tur Düşmüş) BAĞA;
BAĞ (Kalın Şekli) à BAY ( Ğ
àY olmuş!) ; BEĞ (İnce Şekli)
à BEY ( Ğ
àY olmuş!) ;Hatta BAĞ ( Aà
U olarak) à BUĞ ; KARA-BAĞ =
KARA-BAY = KARA-BUĞ = KARA-BEY = KARA-BET = GARA-BET ? vs. vs. gibi şekillere
girebilir. Hatta bu kelime M harfi ile söylendiğinde BAĞA-TUR
à MAĞA-TUR = MAĞA-___ = MAA
à MAO (Çince yiğit) vs. gibi
şekillere de girebilir. Şimdi burada duralım. Demek ki bir kelime ilk şeklinden
en son şekline gelinceye kadar gerek zaman içinde ve gerekse zemin içinde
pekçok şekillere girebilmektedir. Meselâ : BAĞATUR
à BAATUR
à BATUR
à BATUà;
MAĞATUR à MAATUR
à MATUR
à MATU
àMAĞA
à MAA
à MAO
BAĞ à BAY
à BEĞ
à BEY
à BUĞ
à BUY
à BA
à BU
àBİ
à ..vs. vs. gibi şekillere
girebilmişse
1 – Bu kelime yaşlı bir kelimedir.
2 – Bu kelime çok sevilen ve çok tutulan bir kelimedir.
3 – Bu kelime geniş bir coğrafi sahaya yayılmış bir kelimedir.
[30.09.1987,Hastahane,Koşuyolu-İstanbul,
Saat:08.28]
BAB:
Bu BAB kelimesinin de KAPI kelimesinin PAPAK kelimesinde olduğu gibi:
1- Ya kelime BAŞ'ındaki K harfi kelime içindeki P/B harfine dönüşmüştür.
2- Veyahut kelimenin BAŞ'ındaki K harfi düşmüş ve bir ABI şekline giren kelime
bir müddet sonra da : ABI = BABI olmuş ve SON'daki I harfide düşerek KAPI
kelimesi zaman içinde ABI à PAPI
à BABI
à BAB şekline girmiş olabilir.
[20.01.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 15.40]
BABANGİDA İbrahim:
"Nijerya'da, iki yıl
önce askeri bir darbe ile General Muhammed Buhari'yi devirerek iktidara gelen
İbrahim Babangida'ya (Dünyanın sevilen askeri lideri) ünvanı verildi.";
[1]
BABANGİDA ise acaba BABANZADE mi demektir.? Kelimeleri açarsak ve
BABAN'ları ayırırsak geriye GİDA ßà
ZADE mi kalıyor.? (GßàZ) dersek buna
çok yaklaşmış oluruz.?
[27.07.1987;
Ev-Erenköy-İstanbul; 20.29]
BABANGİDA:
"Nijerya'da Darbe
Teşebbüsü:LAGOS: Bir darbe girişimine sahne olduğu bildirilen Nijerya'da hükümet
birliklerinin duruma hakim olduğu ve Devlet Başkanı 'nın sağ ve salim olduğu
bildirildi.";
[2]
Burada Devlet Başkanı'nın soyadı dikkatimi çekti. Bu acaba bizim BABANZADE'nin
eşi olmasın? Incelemek gerekir. O zaman GİDA'nın oglu veya ZADE manasına geldiği
anlaşılır. Yani Nijerya Lisanına göre :BABAN kelimesi BABAN-ZADE'nin BABAN'ına
çok benziyor. İncelemek lâzım.
[24.04.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12:30]
BABANGİDA:
"Nijerya'da iki yıl
önce askeri bir darbe ile General Muhammed Buhari'yi devirerek iktidara gelen
İbrahim BABANGİDA 'ya (Dünyanın sevilen Askeri Lideri) ünvanı verildi.";
[3]
BUHARÎ = BUHARALI ? BABANGİDA = ? Acaba BABANZADE'nin GALAT şekli mi?
. Toplam nüfusu 120 milyon olan Nijerya'da ki bu isimler dikkati çekti.
[27.07.1987;
Ev-Erenköy-İstanbul; 20:29]
BABAY:
isim, yaşı büyük
ihtiyar adam, saygıdeğer kimse, BABAY yaşı yaşı büyüğe saygı belirtisi olarak
söylenir.;
[4]
Zannedersem İç Anadoluda Ankara dolaylarında, Doğu ve G.Doğu Anadoluda'da
"VAY BABOV" derlermiş? BABAY ile BABOV 'ların aynı manada kardeş kelimeler
olduğunu kuvvetle tahmin ediyorum. Yine incelenmesi gerekir.
[20.08.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 23:30]
BABAYIN:
"Anayın ve
Babayın…";
[5]
Ananın ve Babanın: Şimdi bu kelimelerdeki "Y" harflerinin oluşmalarını
inceleyelim. Bunun akışı herhalde şöyledir. ANANC-IN buradaki NC nin C si
düşerse ANAN-IN veyahut BABAN-IN olur. NC'nin N si düşerse; ANA-G-IN veya
BABA-G-IN olur .ve bu G harflerinin Ğ veya Y ye dönmesi sonunda ise : ANA-Y-IN
ve BABA-Y-IN olmuş olur.
[11.09.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08:55]
BACAK:
Ben bu BACAK kelimesinin bizim BAS-MAK'tan
à BAS-CAK
à BA_-CAK olmuş olabilir. Hatta bu
kelime BASGAK, BASTAK,BASSAK vs. vs. şekillerine de girebilir.? Belki de KAFKAS
asıllı oldukları öne sürülen BASK'larda bu kelimeden gelebilirler. Şimdi
İN-MEK / BİN-MEK; AS-MAK:Yukarı kaldırmak, ağırlığını YER'den kesmek demektir.
BAS-MAK: İse bunun tam tersi yani vücudun yere bastığı ŞEY demektir. UÇ-MAK:
(UŞ-MAK) tersi DÜŞMEK
[28.01.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11:45]
BACANAK:
BAŞ-AĞA à BAŞ-A_A
à BAŞ-Â =PAŞA (BAŞA) ; ÜST-AĞA
à ÜST-A_A
à ÜST-Â
à USTA; PAŞA-NAK
à PEÇENEK ? ; BACI-NAK
à BACA-NAK ; PAŞA-NAK
à ? Kardeş paşaların erkekleri ;
BACI-NAK à ? Kardeş bacıların
kocaları
;PAŞA-NAK à BOŞ-NAK ?; BACANAK =
BACI'nın KOCA'sı ; BACI İNAK = BACI -İng -ER'I ; BACI-ANAK = BACI-İng-Er'gi;
İNAK =? INGAK , IN-GAG BACI-ING = BACI-NIN ? AR-Gİ
à ER-Gİ
à ER-İ ? NİNG
à NANG
à NA_G
à NAK
BACANAK <İN veya İNİ = Kardeş mi? "İnim Gültekin birle sözleştik." =" Kardeşim
Gültekin ile sözleştik." O halde İNAK ne demek ? Yoksa BACI-KOCASI'mı demek
?
[09.01.1979;
Ev-K.Esat; 18:25]
BADALLAR:
Kırgızca:,
Türkçesi:Fundalıklar.
"CEEGİN DE TARMAL BADALLAR, CEL SÜRSÜ BARKİN TARANAT" (Kırgızca) "Kıyısında
Kıvrım kıvrım fundalıklar, yel estikçe taranır." (Türkçe); "Kıyısında Kıvrım
kıvrım fundalıklar, yel estikçe taranır." (Türkçe);
KÖK-DİL = GÖK-DİL ; CEL = YEL ( C-Y ) değişimi ; BADALLAR = FUNDALIKLAR
BADAL = FUNDA'mı demek ?; TARANAT = TARANIR A-I ve T-R değişimi oluyor.
[03.05.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09:15]
BAFRA:
Türkiye'de BAFRA, Kıbrıs'da BAF var.; FATSA = ? (Türkiye'de) ;
FAT-SAN à BAT-SAN
à BAT=? + SAN (Kent)?
à BATUM ?
[02.09.1975;
Ankara-Daire; 14:55]
BAĞATUR:
"Sıfat ve
İsim.(Moğolca BEFATUR'dan,Pars. BAHADUR) Kahraman, Cesur, Yiğit.." [M.L. Cilt:2,
Sh:64-65]; "_Dil.Bil. BAHADDIR veya BAHADUR, Moğolca'da Kahraman, Yiğit anlamına
gelir. BAGATUR kelimesinin, Farsça'ya ve ORDU (URDU) diline geçmiş şeklidir.
Farsça'dan Türkçe'ye yeniden bu şekliyle dönmüştür. Asıl şeklinden gelişmiş
olarak bu kelime TÜRK ŞİVELERİNDE:; BATUR
,BATIR,MATUR,PATTIR,PETTİR,METTİR,BAHA ve BAATUR diye geçer. ÇİN Kaynaklarında
Kuzey TU-KİU (Türk) Hükümdarlarına ait ÜNVANLAR arasında da BAGATUR-TUDUN
geçmektedir. BULGAR TÜRKLERİ'nde de BOGOTUR - YABGU denilmekteydi. MACAR'ca da
BATOR, KALMUKÇA'da BATIR, OYRATÇA'da çoğul şekliyle BATUT şeklinde bulunan bu
kelimenin : MÜŞTEREK BİR URAL-ALTAY sözü olduğu anlaşılıyor. RUS Destanlarında
da BOGATIR şekliyle geçmiştir.;TÜRK ve İSLAM Ülkelerinde Farsça şekli ile
BAHADIR kelimesinin yayılışı CENGİZ istilâsından sonra olmuştur. Türkler
arasında BAHADIR, ÜNVAN olarak kullanıldığı gibi hem ünvan, hem özel isim olarak
ta kullanılır.";[6];
Kelimenin aslının eski Türkçede olduğu gibi BAGATUR şeklinde olabileceği
ihtimali çok kuvvetlidir. Bu kelimenin değişik (Galat-Bozuk) şekilleri ise :
BAATUR, BATIR, BATTIR, BEETTİR, BETTİR, BETİR (BEDİR),
MAATUR,MATIR,MATTIR,MEETİR,METTİR,METİR (MED), vs.vs. şekillerine girebilir.
Ancak, bu kelimenin kökünün BAGATUR olduğu ve bunun Ural-Altay dillerinin
müşterek bir kelimesi olduğu muhakkaktır. Şimdi bu kelimenin kökü'nün hangi
fiilden çıktığını bilmek ve bulmak lâzım.
Kelimenin yapılış şekli üzerinde çalışmak lâzım.
MAO'nun dahi isminin bu Bağatur kelimesinden türediği söylenmektedir.
İncelemek lâzım.
[05.06.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 17.50]
BAĞ-BAN:
BAĞDAT:
BAĞ-DAT :? BAĞI-TATà TAT-BAĞI
? ŞEKERLİ-BAĞ = TAT-LI-BAĞ [meyvesi çok tatlı olan BAĞ demek olamaz mı?
[08.04.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 23.15]
BAHADIR:
"Sıfat ve
İsim.(Moğolca BEFATUR'dan,Pars. BAHADUR) Kahraman, Cesur, Yiğit.."
[7]
Bahadır kelimesinin eski Ural-Altay dilleri grubunda, eski Türkçe BAGATUR
kelimesinin Farsça'ya Bahadur ve oradan da dilimize Bahadır şeklinde Cengiz Han
zamanında geçmiş olduğu Meydan Larousse'da beyan edilmektedir. Bu kelimenin
bugünkü Türk Şivelerinde ise: BATTIR à
BATUR à BATIR, BATTUR
à BETTUR BETTİR, METTİR, BAHA
vs. şekillerinde yaşamakta imiş. Hatta BATTU
à BATU
à MATU
à MAU
à MAO vs. şekillerine girmiş
olabileceği düşünülmektedir. Yani tarihin çok eskilerinden gelmekte olan bu
BAĞATUR kelimesi : BATTUR veyahut BETTİR yada BADIR veya BEDIR şekillerine
girmişte olabilir. Dikkat edilecek olursa bu kelimeler, baba manasına gelen ve
bugün pek çok milletlerin dillerinde yaşamakta olan kelimelerinde KÖKÜ'dür.
İngiliz'in FADIR'I, ve Fransız'ın PEER'I vs. ler köklerini bu kelimeden
almaktadır. Şimdi iş bu BAĞATUR kelimesinin hangi fiilimizden türemiş olduğunu
bulmaya gelmektedir. İnşaallah, nasip olursa onuda aramaya çalışırım..
[06.06.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 16.30]
BAHARAT:
" BAHAR, A.İ.Sarı
papatya, tarçın ve karanfil gibi güzel kokulu ve sert taneler ki yemeklere
konur."
[8]
BAHAR ve çoğulu olan BAHARAT kelimeleri HİNTÇE'de "B" den sonraki "A" düşerek :
BHARAT olmuş..? Demekki HİNTÇE'de bazı sesli harfler düşüyormuş.?
[21.12.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.00]
BAK-BEK-BEQ:
Kürtçe: Kurbağa
KURBAĞA: Türkçe; [Eski Türkçe:KURBAKA] MAĞAĞAY: Lazca Kurbağa
[9]
KAPLUM-BAĞA: KAB'I olan EVİ olan BAĞA'mı? Dikkat edilecek olursa hepsinin
içinde: BAK, BAĞ, BAĞA, MAĞA var. Burada acaba Kurbağa'nın vasfı BAĞ-IR-MAK
mıdır.? Acaba Kurbağa veya ortak ismi BAK, BAĞ..ların karakteristik vasıfları,
VAK..VAK..VAK..BAK..BAK.. Diye BAĞ-IR-MA'ları ise Türkler tarafından SESLERDEN
İSİM YAPMA şekli olabilir.
[14.11.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 23.45]
BAKIR:
"Bakır'dan kulplu
kap"
[10]
Acaba BAKRAÇ kelimesi içinde BAKIR kelimesi var mı? Acaba bu kelime BAKIR - . .
. AÇ 'lı bir kelimenin bozuk şeklimidir? Kelime başındaki BAKIR
à BAKRA'mı olmuş? Meydan Larousse'da
BAKIR'ın menşei yok! Sırpça-Hırvat'çaàBAKAR;
Fin'ceàKUPARİ ; İngilizceàKOPPER
; İsp.,PortekizceàKOBRE; CermenceàKUPFER
;İsveç'ceàKOPPAR; Danimarka'caàKOBBAR
vs. vs.
Acaba:BA-KIR veya BA-KAR [Takdim-Tehir ile] BA-KAR
ßà KA-BAR 'mı oldu ?İncelemek lâzım?
Veya acaba: KA-BAR ßà BA-KAR mı
oldu ?
[13.03.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.10]
BAKIYORUK:
BAK-IYOR-UZ = BAK-IYOR-UK ; KOL-LUYOR-UZ = KOLLUYOR-UK ;UZ
à UK yani Zà
K değişikliği misalleri çoğaltarak KAİDE - (Usul,Metod,Sistem) bulmak lazımdır.
[09.09.1984;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08.15]
BAKRAÇ:
"Bakır'dan kulplu
kap" Türkiye Gazetesi Bulmacası,12.03.1991,Salı
Acaba BAKRAÇ kelimesi içinde BAKIR kelimesi var mı? Acaba bu kelime BAKIR
- . . . AÇ 'lı bir kelimenin bozuk şeklimidir? Kelime başındaki BAKIR
à BAKRA'mı olmuş? Meydan Larousse'da
BAKIR'ın menşei yok! Sırpça-Hırvat'çaàBAKAR;
Fin'ceàKUPARİ ; İngilizceàKOPPER
; İsp.,PortekizceàKOBRE; CermenceàKUPFER
;İsveç'ceàKOPPAR; Danimarka'caàKOBBAR
vs. vs.
Acaba:BA-KIR veya BA-KAR [Takdim-Tehir ile] BA-KAR
ßà KA-BAR 'mı oldu ?İncelemek lâzım?
Veya acaba: KA-BAR ßà BA-KAR mı
oldu ?
[13.03.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.10]
BAKÛ:
"Azerbeycan'ın başşehri,Nüfusu 1.5 milyon imiş,Hazer Denizi'nin kenarında
kurulmuş şehir iki kısımdan ibaretmiş. Birine BAYIR şehir denirmiş." Eşim :Ayten"
acaba şimdi BAKÜ şeklinde söylenen isim vaktiyle BAYIR olan kelimeden gelmiş
olması? "dedi. Gerçekten de BAYUR'un "R" sinin düşmesi sonunda BAYU
à BAĞU
à BAGU
à BAKU olabilir. Tabii bu da bir
ihtimaldir. Bu gibi aramalarda bütün ihtimalleri gözönünde tutmak, düşünmek,
tetkik etmek, bilhassa tarihteki isimlerinin seyrini iyi takip etmek lâzımdır.
Meselâ KARS'ın tarihteki ismi KARSAN imiş.Bu KAR-SANTà
KAR-KANT (S-K harfleri değişmiş ki KAR Türklerinin kurduğu bir şehir demektir.
KARà VAR
à AR vs. gibi şekillere girebilir.
Bizim HAR-PUT'tan, AR-SİN'den, KARS'tan, ta HAR-KOV'a kadar belki de daha geniş
bir sahada hep KAR Türkleri şehir kurmuşlar. En son devletleri de "KAR-LUK'lar "
olsa gerek? Tarihi çok iyi tetkik etmek lâzım.
[04.10.1987;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.13]]
BAKU:
"BAKU=TEPE, Yüksekçe
yer,yokuş..Bk:BAKKU"
Kuzey Azerbeycan'da (BAKU) şehri var..Ayrıca Güney Azerbeycan'da da (MAKU) şehri
vardır. Bu iki şehrin isimleri aynı manada olsa gerek?
[15.08.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.40]
BAL:
BALA:
Azerice, Tatarca, vs. vs. lerce ÇOCUK demek. Acaba bu BALA kelimesi Arapça
EVLAT = Çocuklar ın tekili olan VELET kelimesinden gelmiş olmasın? Şöyleki : ( Vßà
B değişikliği olduğunu farzetsek) VELET (İnce Şekli) VALAT (Kalın Şekli)
ßà BALAT Türkistan'lılar V yi
àB olarak söylerler (VAR=BAR vs.)
VALAT à VALA_
à BALA_ olur?
[03.09.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12.44]
BALA:
BALABAN, BALABAN AZ (Palavanoz) Köy Adı, BALA MİR
(Atilla'nın Kardeşi), BALA TOG (Macar Adı), BALA HOR (Yer
Adı), BALA SAG SUN (Yer Adı) Bu kelimelerin kökünde dikkat edilirse
BALA kelimesi vardır. Bala yavru demektir. Başka manalarının olup olmadığını
bilmiyorum. Türkler BALA der, Lazlar Megreller (bu megrellerin megel
à mogol) lar olması çok muhtemeldir.
Bu Moğolların dillerindeki çok kelime hep aslen Türkçe'den alınmadır. Zeki
Velidi'ye göre Kafkas halkı, bilhassa "Lezgi'ler" ki bunların (LAZ Kabilesi)
olmasını kuvvetle umuyorum. % 90 nisbetinde tıpkı MACAR'lar gibi Kanca karışmış
ve Türkleşmişler Fakat kör olası milliyetsizlik yüzünden hakiki dillerini
koruyamadılar. Bunlarda BALA'ya BARA- BERE derler (çocuk manasınadır.) VİDAT
(Lazca) VİDAK à GİDAKà
GİDEKà GİDELİM demektir. BAĞA
(Gürcü'ce ÇOCUK demektir.) Boğa, Dana yavrusu Duğe aynıdır. BALA-HOR. . ?
KADA-HOR. . ? ANA-HOR. .? Demek ki BOĞA - DOĞA - DÜĞE - [DüngeàDüneàDana],
BereàBeleàBala
hep yavru demektir. Ayının da yavrusuna PALAK derler ki bunda da BALA kelimesi
saklıdır.
Şimdi bu kelimenin nereden geldiğini araştıralım. Yavru ile en yakın kelime
nedir? Hangisidir.? Yavruyu vasıflayacak - kapsayacak kelime hangisidir. ?
Bunları teker teker araştırmak sonra bu (PALAK) - (BALA) - (BAĞA) kelimelerine
yakın olan kelimeleri bulmak lâzımdır. [Dudak
à Duzak Kelimelerinin kökünü
araştırırken, bu kelimelerin kökü olan dut ve duz ile başlayan ve bu kelimeleri
kullanırken de o fiili kullanmış olmamız gerekir]. Meselâ TUT-MAK fiilinden
yapılan TUTAK , tutmağa yarayan vasıta demektir. TUDAK' ta da (d) ile (z)
harfleri çok şivelerde de yer değiştirdiğinden [dutak ile duzak aynı manadadır
deriz.] bunun gibi. . Bala, Balak, Bağa kelimelerini de içine alan kelimeyi
fiili bulmak gerektir. Acaba bu [ baktım, büyüttüm] atasözündeki bakmak ile
bunun bir alakası varmıdır.?
Çocuk bakmakla büyür. Çocuğun bakmağa [bakılmağa] pek çok ihtiyacı vardır. O
halde bir faraziye olarak bu kelimelerin kökü bakmak'tan geliyor desek acaba
hakikat yoluna bu yoldan erişebilirmiyiz.?
Bunlar üzerinde çalışmak, uğraşmak gerektir.
Bak-mak , Bakak à Balak
à Palak
à Pala
à Bala
à Bere .; Bakak
à Bağak
à Bağa
à Boğa
à Duğa
à Düge
à Dana ; Balak
à Badak
à Bazak
à Buzak vs. vs. ; BALA-HOR;
ANA-HOR; KADA-HOR ; Bu kelimeler Rumca'mıdır? İçinde, üzerinde çalışmak,
düşünmek gerektir. Şimdilik hiçbir manâ çıkartamıyorum.?
[20.02.1949;
Vakfıkebir-Trabzon; ]
BALA:
Ben bu BALA (Azerice: Çocuk,Uşak,Oğul manasına gelen) kelimenin aslının
Arapça VELED kelimesinden gelebileceğini zannediyorum. Şöyle ki: VELED
à BALA olmuş ? Kelimenin aslı
VELED(İnce Şekil) ; Bu kelimede (VßàB),
(EßàA), olmuş ve D de düşerek ince
kelime kalın olarak BALA olmuş? Gürcüce'de ve Lazca'da ise kelime ince kalmış ve
fakat her üçünde de SON'daki D,T düşmüş? . Lazcada ise L
àR olmuş? Bu VELED kelimesinin (VßàM)
değişikliği ile de VELED ßà MELED
şekli meydana gelebilir. Bu kelimenin kalın şekli ile de MELET
à MALAT şekline girebilir.? Hatta
MALAT-YA şehir adı da buradan gelebilir.? Hatta MALAT
à BALAT olabilir.? (İstanbul'da
BALAT semti var.) Hatta bu kelime G ile söylendiğinde (Vßà
M ßàB
ßà G) GALAT olur. GALAT'lar GALATİYA
var.. Bunların üzerinde durmak lâzım.
[09.01.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.59]
BALA:
"BALA= Kuş ve Hayvan
Yavrusu"
[11]
BALA = Çocuk [Kalın Şekli]
BELE = Çocuk [İnce Şekli]
BERE= Çocuk (Lazca-Gürcü'ce )
[15.08.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 22.35]
BALA:
Azerice Çocuk,Oğul,
Evlât demekmiş.
Azerice Çocuk,Oğul, Evlât demekmiş.? BALA'lar, Çocuk'lar, oğullar,
Evlât'lar demek imiş. "BELE: Zannedersem Gürcü'ce de Çocuk,Oğul Evlât
demekmiş"? "BERE: Zannedersem LAZCA'da Çocuk,Oğul Evlât demekmiş? Diğer
kardeş topluluklarda da bu kelimeye dikkat etmeli..BALA, BELE, BERE vs. ler gibi
daha başka ağızlara belki rastgelebiliriz.? Ben acizane bu BALA, BERE, BELE
kelimelerinin aslının DOĞ-MAK fiili ile ilgili olduğunu ve ARAPÇA DOĞMAK fiili
ile ilgili olduğunu seziyorum. Arapça: (Oğul), Çocuk manası VELED dir. Ve
TÜRKÇE DOĞMAK'tan geliyormuş? DOĞ-MAK'tan à
DOĞ-UL à OĞUL yapılmış olabilir. ?
Yani OĞUL kelimesi de Arapça'da olduğu gibi ve belki de diğer dillerde de
olabileceği gibi Türkçe'de de OĞUL kelimesi DOĞ-MAK fiilinden yapılmış
olabilir.? İncelemek gerekir..
[09.01.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 07.35]
BALA:
Azerice,Lazca: ÇOCUK
Şimdi acaba bu BALA veyahut BELE , BERE vs. vs. kelimesinin kökü acaba Arapça
VELET mi? VELED à VELE (VßàB)VALA
à BALA ? Abdest alırken birden
aklıma acaba diye yukarıdaki geçiş geldi? Tabii acaba diğer Türk ve Komşu
dillerdeki karşılıklarını da tetkik ederek etraflı bir şekilde inceleme yapmak
lâzımdır.? Bunların herbiri birer ihtimaldir. Amma belki de bulabildiğimiz
ihtimaller arasından birisi de özü ,gerçeği, doğrusu olabilir.?
[24.03.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.47]
BALABAGAN SARAH:
"15 yaşında Filipinli
Sarah Balabagan, Birleşik Arap Emirliği'nde kendisine tecavüz eden patronunu
öldürdüğü için idama mahküm edilen Filipinli hizmetçinin cezası affedildi.”.
[12]
Şimdi bu isim, yani " SARAH BALA BAGAN " kelimesini ele alalım. Dilimizde bir
ÇOBAN var, BAĞ-BAN var, BAHÇE-BAN àBAHÇIVAN
var, BALA-BAN var. vs.vs. Sonu _BAN , _VAN ile biten belki daha pekçok
kelimelerimiz vardır. Şimdi bu kelimeleri sırası ile inceliyelim.:
1- BAĞ-BAN : BAĞ-CI, BAĞ'la uğraşan..
2- BAĞ-CE-BAN :(=BAHÇIVAN) , Bahçe ile uğraşan.. Türkçesi BAĞ-A-BAKAN, nezaret
eden,koruyan, bu işin ehli olan kimse demektir. BAĞ-ÇE-BAN ise küçük BAĞ'a
bakan, nezaret eden, koruyan, bu işin ehli olan kimse demektir.
3- ÇO-BAN : veya SÜ-BAN veya SÜÜ-BAN ya da SÜRÜ-BAN yani SÜRÜ'lere
bakan, nezaret eden, koruyan, bu işin ehli olan kimse demektir.
4- BALA-BAN : da BALA'lara, Çocuklara bakan, nezaret eden, koruyan, bu işin
ehli olan kimse demektir. Şimdi bu BAN'ların (= Nezaret eden, koruyan,bu işin
ehli olan kişi yani BAKAN kişi manasına BAK-MAK fiilinden yapılmış bir isimdir.)
Şimdi Filipinler'deki Sarah adlı (15 yaşındaki) BALABAGAN'a gelelim. Demek ki:
BAK-MAK'tan à BAKANà
BAGAN à BAĞAN
à BAAN
à BÂN şekline girmiş olabilir. Bu
geçişte Filipinler'de BAGAN şeklinde yaşıyor.Bu kelime İran'da BAÂN
àBÂN şeklinde kısaltıldı. Pek çok
lügatlarda bu kelime Farsça olarak geçse gerek? Belki Filipinlilerde bu
kelimenin de onların dillerincedir derler.?
Ey Türk Evlâdı! Malına sahip olmalısın. Senin malınla onlar sana caka
yapıyorlar. Demekki Türkçe Filipinler'de de yaşıyor.? Yarabbim ne büyük bir
millet. . Lisanı dünyada yaşıyor, belki bütün milletlerin dillerinde halen
yaşıyor. Demek ki Türk ırkı da ismini açıklayamasa bile çok yerde yaşıyor
demektir. Bu Türkçe'nin sırlarından birisi..Rahmetli Nihat Sami Banarlı Bey'de
öyle söylemişti. Bu hususların daha da incelenmesi gerekir.
[22.10.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.50]
BALABAN:
"BALABAN AŞİRETİ,
yarım asır önce DİMETOKA'dan gelmişlerdi.”[13]
Osman Gazi kumandanı
BALABAN. Balabancık'ta bir kale inşa etti. BALABAN'lar TÜRKLER, Dimetoka'dan
gelmiştir
[14] "
TERCAN ve ERZİNCAN civarında bulunan ÇARIKLI, LOLANLI, ŞAHDELİ, ASLANUŞAĞI,
BALABAN aşiretleri DERSİM'e kaçıp canlarını kurtardılar.”[15]
"Yavuz Sultan Selim, yeniçeri ordusu'ndaki BEKTAŞİ'leri ve uğradığı yerlerdeki
ALEVİ'leri öldüre öldüre ERZİNCAN'a ve oradan AZERBEYCAN'a geçerek 1504-920
yılının 22 Ağustos'unda ŞAH İSMAİL'in ordusu ile karşı karşıya geldi. Tarihin en
zorlu denemesinde zaferini en başa yazan TÜRK ORDUSU ve kahraman YAVUZ, bu
cenkte İRAN ordusunu yendi. Yavuz Sultan Selim, Şah İsmaili takip ederek İRAN'a
girdi ve bir kış TEBRİZ'de kaldı.."[16]..
Bu sırada Selçuklu
sultanı, Osman Bey'e Kara Balaban Çavuş ile bir ferman, tuğ, alem, kılıç ile
gümüş takımlı AT gönderdi.”.
[17]
Selçuklu'lar, Osmanlı'lara İstiklâl alâmeti olarak, TUĞ,KÖS, vs.
göndermişler, gelen bu heyetin başında SELÇUKLU kumandanlarından BALABAN ÇAVUŞ
varmış. Meydan
Larousse'da BALABAN kelimesi bahsinde:
a) Cüsseli İnsanlara BALABAN dendiği,
b) Kazak - Kırgız Kazan Türkçe'sinde ise BARABANİA (Koca-Davul) dendiği
c) Rus, Ruten, Bulgar, Sırp, Hırvat lehçelerinde DAVUL'a BARABAN dendiği,
ç) Kazak-Kırgız-Kazan lehçesinde KOCA DAVUL'a BARABAN dendiği,
d) Anadolu Türkçesi'nde ise BALABAN dendiği yazılmaktadır.
Demek ki İç Anadolu'da bulunan BALABAN aşireti veya BOYU, Yavuz Sultan Selim'in
önünden kaçarak DERSİM'e, Tunceli'ye sığınmışlar ve tabii KÜRTleşmişlerdir.
Aynen Osmanlı'ların mensup oldukları (öyle zannediyorum?) KARA-KAÇİLİ Aşireti
doğuda KÜRTleşmişlerdir.,Batıda ise Osmanlılar Türklüklerini, yörüklüklerini,
korudular ve Oğuz'ların örf ve adetlerini ve törelerini aynen korumuşlardır.
Dimetoka'daki BALABAN-OĞULLARI, ya bunların bir koludur? Ya da oraya yerleşen
BALABAN adlı bir paşa'nın torunları olabilir. BALABAN-OĞULLARI Trabzon'da da
vardır. Benim babaannem yani dedemin hanımı FADİME ninemiz de
BALABAN-OĞULLARI'ndan dır."
[05.09.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.25]
BALAMİR:
"Balamir veya Balamer
ya da Balamber M.S. 395 de HUN'ların başında BASIK ve KURSIK isimli
BAŞ-BUĞ'larla ANADOLU üzerinden Suriye'ye kadar iki büyük akınlarını görüyoruz."
"HUN'lar DON Nehrini geçerken de başlarında BALAMİR (BALAMER ya da BALAMBER)
vardı"[18]
BALAMİR , BALAMER, BALAMBER
[13.11.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.10
BALDIRAN:
[19]
Öyle zannediyorum ki : BALDIRAN kelimesinin aslı BALDIRI-KARA'dır. Belki de
BALDIRI-KARA kelimesi, bazı ağızlarda değişikliğe uğrıyarak BALDIRAN şekline
girmiş olabilir.?
[14.11.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 22.17]
BALIK:
Han-balık = Han şehir demek imiş. Bu balık öztürkçe ve eski dilimizde de
şehir, kale demekmiş. Ve bilhassa Orta Asya'da bu "balık" ile yapılmış pek çok
yer, kasaba adı vardır. Hatta Pekin'in de Türkçe adının balık la bittiğini
hatırlıyorum. Demek ki Türk'ün girdiği ve gittiği yerde bu balık adını da
getirmiştir. Düşünüyorum Türkçe de insan topluluklarının meydana getirdiği bina
yığınlarına pek çok adlar verilir. Hatırıma gelenleri sayayım.
Adı geçen, Balık,kent,ova,oba,obat,abat,sin,sun,lı,lı k, cık, Bundan başka K, t,
s, z, ç gibi ad yapan harflerle de şehir yapılır. Örnek verecek olursak;
Han-balık, Taş-kent, Yalı-ova(Yalova), Akça-abat, Kirez-sin (Giresun), Tavşanlı,
Ayva-lı k, Yayla-cık .. Vs. Rumların POLİ veya POLİS'leri çok meşhurdur. Birçok
yer adının sonuna bu POLİS'lerini getirirler. Safran-Polis (Safranbolu),
Kale-Polis (Gelibolu), Konstantin-o-polis (Kıstanbol,İstanbul), Yeva-poli
(yobol), vs.vs. Han-Burg = Türk'ün ki Han-Balık, İngiliz'lerin edin-burg vs.
ingiliz'lerin YURG veya YORG'ları vs. vs. Bunları sıralarsak: Türk'ün Balık'I ,
Alman'da BARIGà BARGà
BURG, İngiliz'de YURG veya YORK, Rum'da BALİS veya PALİS-POLİS bilahare POLİ
olmuştur. Uzun sözün kısası : Türk'ün hem dili, aklı, bilgisi, soyu, sopu, böyle
yayılmış ve dağılmıştır. " Kestane kabuğunu beğenmemiş" ne kadar güzel ve
yerinde bir söz. . . Evet biz, sağlam temelli milliyetçi ve Türkçü'yüz. Türk'ün
taşıyla, harcıyla, binalarını yaptılar ! . . Emeklerini geri alsınlar, geriye ne
kalır ? İşte bizim yazımız derme çatma bir yazı değil, toplama su ile değirmen
çevirmiyoruz. Bizim yazımızın taşı, toprağı, suyu da, harcı da, emeğide taze
mimarisi de ve yapının içinde esen havası da TÜRKTÜR.. Tarık (Arapça) = Yol
(Türkçe) Yol-uk à Yo-ruk
à Dor-uk
à Tarık ! Bu da yür-mek(yürümek)
'ten yürük (yol) demektir. Bu fiille yapılan isim. YÖRÜK
à YÖLÜK
à YOLUK
à YOLUà
YOL olmuş, bazı yerde (K) karın düştüğü gibi..(Yayla-k)
[xxx-dimek]
[16.04.1949;
Vakfıkebir-Trabzon; ]
BALIK:
ALAR-MAN=Kazakça,Alacaklı İnsan;
AL-MAK'tan = ALIR-MAN veya ALAR-MAN; ALACAKLI, yani AL-MAK tan: ALAR-MAN
: ALACAKLI-İNSAN ? Olsa gerek.
[15.08.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12.50]
BALIK: Arapça : SEMEK
BALIK: Göktürkçe:Şehir; KAL-MAK'tan KALIK
BALIK:
TURFAN Şehrinin
Batısında Şehir. TULAS Şehrinin Doğusunda Şehir.BALASAGUN Şehrinin Doğusunda
Şehir. BALKAŞ Gölünün Güney-Doğusunda Şehir.
[09.04.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.20]
BALİ:
Endenozya'da bir
şehir "14.02.1980 saat:23.00 haberlerinde Endenozya'nın Bali Şehrinde
toplanılacağı'nı söyledi"
BALİ = ? Bu kelime şüphesiz BALIK kelimesinin değişik şeklidir. Aynen BELH
kelimesinde olduğu gibi. BELH à BEL
şekline de girer. ÇAM-LI-BEL = ÇAM-LI-BALIK = ÇAM-LI-BAL
à ÇAM-LI-BA
à ÇAM_BA
à ÇOM_BE vs.vs. M = N; M = B = P
; M = V = Y = G = Ğ vs.vs.
A) Düşme'ler olabilir. (Harf-Hece vs.)
B) Harfler başka eş değerli harflere dönüşebilir.
C) Orta, baş ve son heceler düşebilir.
Ç) Hece'ler arasında Takdim-Tehirler olabilir.
D) Harfler arasında Takdim-Tehirler olabilir. O zaman " ÇAM-LI-BALIK" kelimesi
pekçok değişik şekillere girebilir. Kelimelerin kökü incelenirken, en azından
yukarıdaki hususların göz önünde bulundurulması gerekir. HAN-LI-BALIK;
HAN-LI-YURT; HAN-LKONAK; HANiLI-OBA à
HAN-LI-ABAT vs. gibi Başkent, Hükümet merkezi, PAYITAHT vs. gibi manalara gelen
yukarıdaki kelimeler de a) Umumiyetle "Li" olan Orta hece düşmektedir. O zaman
: HAN-BALIK, HAN-YURT, HAN-KONAK şekline girmektedirler. Belki de bu seyir
denen bu devre à ilk devre
değişikliğidir. Ondan sonra; b) Harf düşmeleri olmaktadır.
Aa) HAN BALIK à AN-BAL
à EN-BEL vs.
Bb) HAN-YURT à AN-VERS (YURT)
à AN-VER
à AN-YUR
à AN-GUR
à AN-GURA (AN-KARA = HAN-YURT)
à AN-GUT
à AN-YUT
Cc) HAN-KONAK = AN-KONA (İtalya'da halen var olan bir vilayet HAN-ŞEHRİ
demektir.
C) Harf Değişiklikleri : KAN-LI-YURT àHAN-LI-YURT
à HAN-DURT
à HAM-BURT
à HAM-BURG şekline girebilmektedir.
HAN kelimesinin aslı KAN' dır. Bu KAN kelimesinin de aslı KAĞAN'dır. KAĞAN
à KA_AN
à KÂN
à KAN
à HAN
à AN şekillerine girmiştir. AN-GORA
à AN-GARA (AN-KARA) AN-GURAK =
AN-DURAK = HAN'ın durakı = Han'ın şehri demektir. AN-GONA = AN-GONAK = AN-KONAK
gene Han'ın KAĞAN'ın oturduğu şehir demektir. AN-VERS şehri
à HAN-VERT
à HAN-YURT'u = HAN-Şehri demektir.
[14.12.1980;
Ev-K.Esat-Ankara; 23.30]
BALKARLAR:
MALKARLAR veya
TAVLILAR;
[20]
DAĞLILAR
BALTA:
PAR-ÇA-LA-MAK; PAR-ÇA, PAR-GA, PAR-TA, PARSA, BAL-TA, BÖL-GE; " Onlar hep
bölük pörçük olmuşlar" Bu gibi kelimelerin dayandığı fiilleri bulmak lâzımdır.
Acaba: BÖL-MEK fiili diğer kardeş boylarda , meselâ Kuzey Türklerinde BAL-MAK
şeklinde kullanılıyor. Biz bundan BALTA yapmışız. ? Divanı Lügati Türk'ün
1.Cildinin 14. Sayfasında bizim BALTA'mıza onlar BALDU diyormuş. ? İncelemeye
devam etmek lâzım.
[06.05.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 20.05]
BALTA: " Bu BALTA odunu çok iyi yarıyor.""
BALTA ile ODUN yarılır. vs." Burada : BALTA kelimesini tarif ederken YARMAK
fiilini kullanıyoruz. O halde BALTA kelimesi TÜRKÇE menşe'ili ise YAR-MAK veya
BAR-MAK fiilinden yapılmış olmak lâzım.
BAR-GA à BAR-DA
à BAL-DA
à BAL-TA (G=D)
(R=L) (D=T) olmuş olabilir.
Şimdi : BAR-GA (Asıl şeklinin bu olması lâzım. DEL-Gİ; AS-GI; BİÇ-Gİ vs. gibi.)
kelimesinin BARGA'dan BALTA'ya gelinceye kadar kaç şekil değiştirmişse veya kaç
defa şekil değiştirmişse, o şekillerin bugün de bazı Türk kabileleri, boyları
arasında bulunması lâzım. Onu da araştırmak lâzım..
İkinci şık ; YAR-MAK'tan à YARI
yapılmış ve YARI'dan da YARI-MAK à
AYIR-MAK yapılmış. YARI nasıl AYIR olmuş ? (AYIR-MAK) YARI
à AYRI
à AY-IR-MAK olmuş ? YAR-IŞ-MAK =
VARIŞ-MAK = BARIŞMAK ; YAR-MAK = VAR-MAK = BAR-MAK Demek ki: V
ßà Y
ßà B oluyormuş ? YAR-MAK'da
BAR-MAK olabilir. Çok geniş bir coğrafi sahaya yayılmış olan bir milletin
(TÜRKÜN) birbirinden uzak yerlerde oturan RADYO'nun, TV'nin, motorlu vasıtaların
bulunmadığı ve taşımanın kervanlarla yapıldığı bir zamanda VAR-MAK'ın BAR-MAK
olması gayet tabiidir. Tabi bunun gibi daha pek çok HARFLER veya KELİMELER'de
bunun gibi değişmiştir. "DENİZ ENGİN BİR SUDUR." şimdi burada acaba DENİZ ile
ENGİN arasında bir münasebet var mı? DENİZ ve ENGİN kelimeleri TÜRK fiil
köklerinden çıkmışsa, yapılmış sa o zaman bu kelimelerin dayandığı FİİL'leri
bulmak lâzım. DENİZ veya DENGİZ NG ile olan şekli, sondakş S veya Z isim yapma
(k gibi) harfidir. DENİK veya DENGİK olabilirdi? DEN-GİN'in sonundaki GİN:
Türkçedeki: DAL-GIN; DÜŞ-GÜN; BİL-GİN; SOL-GUN; SEÇ-GİN vs. gibi ekleri bize
hatırlatıyor. Bu itibarla : EN-GİN'in de Türkçe olmak ihtimali vardır.? Acaba
ENGİN ile GENİŞ'in de bir münasebeti var mı? GENİŞ'in de GENİK olma ihtimali
düşünülebilir. Gerek GENİŞ'te ve gerekse ENGİN'de EN kelimesi acaba var mı ?
Veya EN kelimesi de bunlardan yapılmış olamaz mı? DAR zıttı GENİŞ yani EN-Lİ.. O
halde burada bir fiil aramak lâzım. Şöyle ki herhalde bu fiil bugün
kullanılmıyor.. .? Acaba DEN-MEK veya DENG-MEK ya da EN-MEK diye bir fiil
aramamız lâzım.
DEN-GİNà ENGİN
DEN-GİZ à DENİZ
EN-MEK à (Trabzon ağzı) İN-MEK
à [EN-GİN; DEN-GİZ (DENİZ); GEN-İŞ;
EN ] Bu kelimelerin birbirleri ile ilgileri olabilir.?
[05.06.1986;
Daire-İstanbul; 15.40]
Bana göre burada TAKDİM-TEHİR vardır.
Şöyleki;:ÇIPLAK à ÇILPAK
à ÇIRPAK
à ÇIRBAK
[08.09.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 09.30]
Bana göre:
ÇßàK değişikliği ile bu kelime:
KAPAN olur ki KAP-MAK'tan, KAPATMAK'tan, ÖRTMEK'ten yapılmıştır.
KAPAK, KAP/KEP, KAPGA (ŞAPKA), KAPANAK/KEPENEK/KEPENG vs. vs. ler KAPA/KAFA,
SEFA/SEFAL/KEFAL vs. ler hep _KAPI vs. ler hep KAP-MAK = KAP-A-MAK fiillinden
yapılmışlardır kanaatindeyim.
[06.12.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 07.15]
BANAZ:
YAYLA;
[21]
Yükarı - Banaz'lı = Yükarı YAYLA; BANAZ = YAYLA demekmiş. Malatya'nın Horosan'lı
BABA köyündeki muhtar anlattı.
[16.03.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 16.28]
BAR:
"BAR: İsim (İng.BAR).
Müşterilerin ayakta durarak veya yüksek taburelerde oturarak içki içtikleri
meyhane;
[22]
[12.05.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.35]
BAR:
İsim, Folk.,
Genellikle Doğu ve Kuzey doğu Anadolu Bölgesinde (Erzurum-Erzincan-Kars-Artvin)
birlikte oynanan sıra danslarının ortak adı. Barbaşı veya barçeken elinde mendil
sallıyarak diğer oyuncuları idare eden BAŞ oyuncu. Bar havası; Bar oyunlarında
söylenen ezgiler..";
[23]
[12.05.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.35]
BÂR:
İsim.(Farsça.bâr).
Esk. YÜK:" Her BÂRI çeker, bu bârı çekmez";
[24]
[12.05.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.35]
BAR: Uygurca VAR demektir.; [25]
BARIM:
Göktürkçe VARLIK
demek[26]
BENCE: " VARIM YOĞUM HEP BU." VARLIK – YOKLUK; KÂRLIK = KÂR-LILIK
; VAR à MAL; VARLIK
ßà YOKLUK ; VAR-IM = VARLIK-IM
à VARIM
à BARIM ; BARLIK-IM
à BARIM
[17.04.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 23.00]
BARKUL:
Barkul Çayı,Yusufeli
Kazasında Çoruh nehrine katılan bir çay;
[27]
Tercüman'ın Milli Tarih Atlası'nın 7.sahifesinde UYGURLAR haritasında:
Yusufeli kazasında Çoruh nehrine katılan bir Barkal Çayı vardı. Belki de bir
Barkal Köyü'de vardır.?
[18.06.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.05]
BARMEN:
İsim. (İng.BAR-MAN),
BAR tezgâhında çalışan kimse, Bar tezgâhtarı.;[28];
BAR + MEN kelimesi, TÜRK + MEN, KOCA+MAN, ŞİŞ+MAN vs. gibi kelimeleri
hatırlatıyor. İncelemeye devam etmek lâzım.
[12.05.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.20]
BARSAK:
Bak:Trabzon Ağzı, Tombul..
BARTIN:
Roma Döneminde Bartın
Çayı'nın adı Partenius (Suların İlâhı) idi. Bu akarsuyun kıyısında kurulan kente
ise Parthenia adı verildi.Parthenia'nın adı zamanla BARTIN'a dönüştü.;
[29]
Bana göre bu kelime birleşik bir kelime,.. Yani iki kelimenin
birleşmesinden meydana gelmiş. Birisi PART ve diğeri ise HENİ.. Part'ların şehri
manâsına gelir. Heni ise Hane ki bu kelimenin de aslı Kane, Konak'tır. ;
Pulat-hane à Pulat-Şehri manasına
gelir. ; Part-Hane'de Part'ların şehri manasına gelir. Part veyahut Sart , Kart,
Tart vs. gibi değişikliklere de uğrayabilir. Veyahut da Part kelimesi Pars'da
olabilir. Vs. vs. ; Bütün ihtimalleri düşünmek, ve ondan sonra en makullerini
seçmek lâzımdır.
[02.02.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.00]
BARTIN:
Zonguldak'ın İlçesi;
BARTIN = BAR + TIN; BAR + MAR (MARDİN ?) ; MAR
à MİR
à EMİR
à E.MİR
à _MİR
à MAR ? ; TIN
à SIN
à SINT
à KINT
à KENT ? ; BAR =? MAR =? TAR ?=
(TARSUS)? = KAR = SAR vs. vs. Incelemek lâzım.
[01.06.1979;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.20]
BARTUOVA:
BASARAPA:
Basarapa: Herhalde
şimdi Basarabya denilen yer.;
[30]
BASARAPA à BASAR-APA
à BASAR-OBA
à BASAR-ABAT; BASAR-ABAT
à BASAR-OBA
à BASAR-OVA; Herhalde, su'yun veya
sel'in bastığı yer manasına gelebilir.
Çünkü halkımız arasında "Su basar" veya "Su basan" kelimeleri kullanılır. Yani
Su basar demek, suyun gelebileceği yer demektir. Bilindiği gibi "Basar" kelimesi
BAS-MAK fiilinden gelir. Basar: Basabilir, suyun her zaman basmasına müsait bir
duruma sahip demektir. Zaten OVA, OBA, ABA, ABAT gibi eklerle yani köy veya
kasaba manasına gelen eklerle yapılmış bugüne kadar pekçok şehir adları vardır.
[24.03.1974;
Ev-K.Esat-Ankara]
BASG:
[31]
DÜNYA DİLLERİNDEN BİR BÖLÜM:
Her üç kelimede de BASK sözü var ? Ayrıca Fransa'da GASKONYA ve İspanya'nın
kuzeyinde de BASG'lar var.? Bizde de BASKİL kazası var.? Madagaskar'da da GASK
var? KASG'lar acaba KAŞGAR'dan gelmesinler.? Bu BASG veya GASK kelimeleri
üzerinde çalışmak lâzım. GAS-KON-YA : GAS-LI-YURDU demek olsa gerek.? Belki Gà
B ile BASG ßà GAS
ßà LAS vs. ler aynı manaya geliyor.
? BURT ßà GURT
ßà vs. gibi.
[30.11.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.04]
BASK DİLİ: İspanya'nın kuzeyi ile Fransa'nın Güney Batısında o yerleşmiş BASK'ların dilleri Hint-Avrupa grubundan olmadığı halde yaşıyan tek Batı Avrupa dili budur. Bugün bu dilin eski İberce'den geldiğini gösterecek sağlam sebepler vardır. Bu dilin aynı zamanda çok değişik olmalarına rağmen bir aile teşkil eder. Kafkas Grubu dilleriyle de akrabalığı vardır. Gerçeğe en yakın varsayıma göre Bask dilinin en eski biçimi MÖ 2000 yıllarına doğru maden devri başlarında Önasya'dan gelen göçmenler tarafından getirilmiştir." ; [32]
BASK'LAR:
Gaskonya Körfezi, yani Biskay Körfezi NOT'unda BASK'lar hakkında NOT'lar
var. Ansiklopediler incelenmelidir.
[30.06.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul]
BASMİL'ler: Türk Boy'larından.; [33]
BASRA KÖRFEZİ:
PERS KÖRFEZİ:; PARS KÖRFEZİ,;PARSA KÖRFEZİ,; PAR-SA KÖRFEZİ,; Takdim Tehir.;
PAS-RA Körfezi ; BAS-RA Körfezi. Şimdinin "Basra Körfezi" nin aslının "PERS
KÖRFEZİ" olması ihtimali vardır.
[28.09.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08.10]
BASRA KÖRFEZİ:
"Basra Irak'ın ikinci
büyük şehri, en doğudaki ilidir. 502000 nüfus,Araplar tarafından 635 te
yapılmış, sonra terkedilmiş bir ordugâhta, Halife Ömer'in emriyle Utbe b. Gazvan
tarafından kuruldu.(637/8). Askeri bir şehirdi. Bu yeni şehir adını üzerinde
bulunduğu toprağın tabiatından aldı. EL-BASRA = Yumuşak, Kefekî (Kufekî) Taşı
demektir." Basra Körfezi eski çağda SİNUS PERSICUS asya kıtasının güney
batısında büyük körfez. Bu körfez Araplar'ca BAHRİ-FARİS (Fars Denizi) adı
verilir. BASRA (Yahut FARS Körfezi).." ;
[34]Meydan
Larousse'nin 2. Cildinin 187. Sayfasında ve BASRA'nın izahında, Tarih kısmında :
" Bu bölgede antik çağdan beri birçok şehirler kurulmuştur. Büyük İskender
zamanında adı geçen DİRİTİDİS (TEREDON) şehrinin bu civarda olduğu arkeologlar
tarafından kabul edilmektedir. Araplar tarafından 635 de yapılmış sonra
terkedilmiş bir ordugâhta.. .. .." "BASRA (Yahut FARS) Körfezi" ise BASRA
kelimesinin manasını anlatan en güzel bir ifadedir. BASRA veya FARS körfezi de
bunun tamamlayıcısıdır. ; FARS = PARS = BASR ; Burada FARS
ßà PARS veya BASR
ßà BASRA kelimesinin bu son şekline
gelişine kadar acaba nasıl bir yol takip edebilir.
A) PARS-DU-RAK à BASRA (P,B
değişikliği olmuş, R, DU,ve sondaki K düşmesiyle)
B) PARS-İYA à BASRA (R-S Takdim -
Tehir?)
C) PARSA à BASRA (P-B değişikliği,
R-S Takdim-Tehir,sonda A düşmesi) olabilir? Belki başka bir yolda veya yollarda
bulunabilir? İncelemeğe devam etmek lâzımdır. BASRA kelimesinin ; Pers (İnce
şekil) ve PARS veya BARS (Kalın şekil) kelimesinden yapıldığını kuvvetle tahmin
ediyorum?
[06.05.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.44]
BASRA:
PERS/PARS Körfezi.;
PERS à PARS
à PARSA ; Takdim-Tehir:; PARS
ßà PASR+A ; P
ßà B (Basra Körfezi olabilir.)
[29.12.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 23.40]
BAŞ-BUĞ:
BUĞ= Beğ olabilir. ; BAŞ-BUĞ = BAŞ-BEY ?
[13.11.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul]
BAŞGIRTLAR:
Divanı Lügati Türk- Ter.1.Cilt ve 30.sh.de Kaşgarlı Mahmut bey;
BAŞGIRT'ların, dilleri öz Türkçe konuşan bir Türk boyu olduğu yazılıdır. ;
BAŞ-GURT'lar à BAŞ-KURT'lar
à BAŞ-KÜRT'ler olabilir.?
İncelenmesi gereken bir mevzudur. Bizim Kürt'lerin dillerine Farsça'dan ,
Arapça'dan da kelimelerin kendi öz Türkçesi ile karışınca, bugünkü Kürtçe ili
meydana gelmiş olamaz mı.? İncelenmesi gereken bir mevzudur.
[01.12.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 23.55]
BAŞGIRTLAR: Türk BOY'larından.; [35]
BAŞKIRDİSTAN:
[36]
BAŞKIRDİSTAN à BAŞ-KIRT
BAŞKURDİSTAN à
BAŞ-KURT (Mahalli Söyleyiş à
BAŞ-KORT)
a) BAŞ-KIRT ß BEŞ-OGUR
b) BAŞ-KIRT ß BOZ-KURT
c) BAŞ-KIRT ß GURK-SER
(Kurt-Başı)
İran Kaynakları:
GURK-SER = KURT-BAŞ
GURT = KURT ifadesinde GURK = KURT yani K=T oluyor.? TURK yoksa TURUT mu?
Yoksa KURUT ßà TU-RUK (KURT,KÜRT
= TURK,TÜRK)
ç) BAŞ-KIRT ß Arap Kaynakları
ß BAŞ-CİRT veya BAŞ-GİRT (CßàG)
d) Altınordu yıkıldıktan sonra BAŞ-KIRT ili .. .. NOGAY Mirzaları .. .. ŞIBAN
OĞULLARI [Çıban veya Çoban ? ][Meydan Larousse, Cilt:2, Sh:197]
e) "Baş-Kırt'lar, KURULTAY'a YIYIN diyorlarmış? Bk:YIYIN
f) BAŞ-KIRT'ları YIYIN'larının seçtiği BAŞ-BUĞ ile 12 Bey idare ederdi.
BAŞLICA BAŞKIRT BOYLARI ŞUNLARDIR:
Aylı Barın --- Bek er in ---- Bür cen ---- Duvan ---- Geyne ---- Hinren ----
Karşı ---- Katay ---- Kaylı ---- Kıpçak (Suvın) ---- Kirey ---- Kırgız ---- Min
---- Salcuvut ---- Tabın ---- Tamyan ---- Türkmen ---- Uran ---- Uvanış ----
Üsergen ---- Yurmatı ---- Tokuzlar ---- Tüngevür ---- Büler ---- Küdey
[13.11.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul]
BATAK:
Üzerine basınca çöken
çamurlaşmış toprak.[37]
BAT-MAK'tan à BATAK, Batılan
yer..
Acaba BAT-UM'da BATAK mı demektir. ? ÇORUM da acaba ÇOR'un yeri mi demektir. ?
Ayrıca ÇORLU'da var.? ŞARLI da var.? Sivas'ta Türkistan'da da ŞARLI kasabaları
var. ? İncelenmesi gerekir.
[30.03.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.00]
BATAK:
ATAK à ADAK
à AYAK ;
BATAK à BADAK (Bacak)
à PAYAK ;
BATAK = BAT__ (Sonundaki AK düşmesi)
BAT = Ayak ,Pençe
PAY = Ayak,Pençe
PA = Ayak, Pençe
AT-MAK'tan yapılan ATAK = ADAK = ACAK = AYAK kelimelerinin başına B veya P
gelmiş ve son hece düşmüş. Bu suretle Fars'ın PA veya PA sı ile Fransız'ın
PAT'Iortaya çıkmış. Düşmelere ve BAŞ'a harf eklenmesi hususuna dikkat etmek
lâzım.,
[03.02.1987;
Ev-Erenköy-İstanbul; 07:40]
BATIRŞAH OĞLU:
"DAKAR (Senegal'in
Başkenti) -Kazakistan'ın Dış İşleri Bakanı SAYLAV BATIRŞAHOĞLU parlementolarının
bu ay içinde ülkelerinin Bağımsızlığını ilân etmeye hazırlandıklarını belirterek
Türkiye'nin bu kararı tanıyacağını ümit ettiklerini bildirdi."[38]
BATIR = BATUR = BAGATUR = BAHADIR demektir.
BATUR ŞAH ise YİĞİT-Hükümdar manasına gelse gerek.?
[08.12.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.15]
BATMAN:
"BATMAN yeni bir
kenttir. Daha önce aynı yerde İLUH adlı bir köy vardı. Yakınında petrol
bulunduktan sonra hızla gelişen İluh, 1950'lerden itibaren yakınında geçen
Batman Çayı'nın adıyla anılmıştır."[39]
İlin Adı nereden geliyor.?
BATOR:
"Ulan Bator :
Moğolistan'ın Başkenti. “Manası ise KIZIL KAHRAMAN demekmiş.[40]
BATOR ,
BAHADIR à BADIR
à BATOR (Bahadır kelimesinin galat
şeklidir.)
Ulan ise Kızıl dememk imiş.?
[11.11.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 15.10]
BAY:
Göktürkçe Zengin
demektir
BAK-MAK'tan à BAK-AN
à BAK
àBAĞ
à BAY vs. vs.
BAY: Uygurca Zengin manasınadır.[41]
BAY____:
BAG+KONAK;
BAĞ+ARASI;
BAH+ÇE;
BAY+BURT;?
BAY+IN+DIR :!
BAY+KAN:? [BAY + KAĞAN ?]
BAYRAM+İÇ :
BEK+İLLİ :? [BEY+İL'Lİ?]
BEY+CUMA
BEY+KOZ :? [BEY+KÖYÜ?]
BEY+PAZARI:
BEY+ŞEHİR:
BES+Nİ [BEŞ+Lİ?, BESİ+Lİ?]
BEY+OĞLU: ? Trabzonu alan Fatih, Pontus İmparatorunun oğluna şimdiki BEYOĞLU
semtini vermiş ve onun ikametine tahsis etmiş. Onun için buraya dikkat edelim.!
İmparatorun oğlunun oturduğu yer demiyorlar da .. .. .. (devamı yok.)
BAYAN:
BEG'den à BEG-ÜM; HAN'dan
à HAN-UM;BEY'den
à BEY-İM
Acaba KUL'dan da KUL-AM'mı yapılmıştır.? [Kulam İshak Han,Gulam
Mustafa];İncelemek lâzım. Acaba uydurukçular,BAY'dan mı BAY-AN yaptılar.?
[10.08.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 14.43]
BAYAN-KAĞAN:
"Avar'ların Kağanı
ANAGAY'I öldürdü. Avarlar 568 de Orta Avrupa'ya gittikleri zaman başlarında
BAYAN-KAĞAN adlı biri bulunuyordu. Ukrayna, Macaristan, Romanya, Bulgaristan,
Çekoslovakya, Sırbistan-Hırvatistan topraklarını içine alan büyük bir
imparatorluk kurdular. Buralara süratle yerleştiler. Tarih sahnesinden 835
yılında silindiler. Avrupa'da Frenk istilası sırasında Hristiyan olmuşlardır."[42]
1- Hopa ortaokulunun 1.sınıfında iken (1937 ?) Fransızca
öğretmenimiz. ALİ ÖZBEK bey, uzun zaman kaldığı Macaristan'da Hristiyan AVAR
köylerinin var olduğunu söylerdi.
2- ANA GAY'ın GAY'I à
ÖĞE-DAY'lara benziyor.
3- Hristiyanlaşanlar Türklükten kopuyor.
4- Müslümanlaşanlar Türk. Kalıyorlar.
HUN'lar, AVAR'lar,KUMAN'lar, PEÇENEK'ler, OĞUZ'lar(UZ'lar), BULGAR'lar,
GAGA-UZ'lar(ATA-OĞUZ'laràAĞA-OĞUZ'lar
à DEDE-OĞUZ'lar) vs.vs.vs. ler
MACAR'lar hep bugünkü Çekoslovakya,Macaristan,Sırbistan, Hırvatistan, Karadağ,
Bulgaristan, Romanya, Kırım, vs. vs. yerleşmişler. Evet bunlar buralara
yerleşmişler ve hristiyan olmuşlar. Belki de GAGA-UZ'lar hariç hepsi
bulundukları yerlerde eriyip gitmişlerdir.
Demkek ki Bizleri yavaş yavaş islâmiyetten koparıp, isim vermeden
Hristiyanlaştırmak isteyenlerin gayeleri bu.! Allah-u Teâla bizleri korusun.
Amin.
[10.11.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 14.00]
BAYBURT:
"İlin adı nereden
geliyor. Kentin adı olarak eski çağ'da kullanılan BAYBERD, Baiberdon, Bayper,
Baberd, Paypert gibi adların kökeni tektir. Marco Polo'nun seyehatnamesinde kent
Paipurth ya da BAİBURT diye anılmıştır. Selçukluların kullandığı BAY-BİRD adı
başlangıçta Osmanlılar tarafından benimsenmiş, ama ad son zamanlarda BAYBURT
biçiminde yazılmıştır. Evliya Çelebi'ye göre Bayburt adı zengin anlamındaki BAY
sözcüğü ile YURT sözcüğünün birleşmesinden oluşmuştur. Zengin Belde anlamındaki
BAYYURT adı zamanla BAYBURT'a dönüşmüştür."[43]
Bu kelimenin aslı BAY-YURD-U veyahut BAY-YURT olduğu halde ve kelime
çok eskibir Türk kelimesi olduğu halde, muhtelif milletlerin dillerinde ufak
tefek değişikliğe uğramış. Bu da gayet normaldir. Evliya Çelebi'nin teşhisi
gayet doğrudur. Bunun gibi Türkçe olan pekçok yer isimlerimiz. Türlü türlü
milletlerin ağızlarında şekil değiştirerek değişik şekiller almış ve batılı art
niyetliler bu gibi kelimelerin aslını gizliyerek bize GALAT şekillerini aslı
gibi göstermektedirler.
İkinci önemli bir nokta da bu kelimenin tarihi çok eski olduğuna göre,
buraya yerleşmiş olan Türklerin tarihinin çok eski olması gerekir. Buradaki
pekçok isimler de bu BAYBURT kelimesi gibi Türkçe köklüdür. KEL-KİT kelimesinin
sonundaki KİT kelimesi eski türkçe de KİRT, yani KURT ya da YURT kelimesinin
aynıdır.
Şimdilik bu kadar..
[02.02.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.55]
BAYBURT: "İpek yolu dizisindeki eksik tercüme yüzünden, binlerce yıllık Türk sanat eserlerinin, büyük Türk devletlerinin, çeşitli boylardan gelen Türk Hakanlarının Çinli'lere aitmiş gibi anlaşılmasının önüne geçilemedi. Açık oturumda da Baybalık, Ordubalık, Bezeklik, Katunsını gibi eski Türkçe devresine ait. Kelimelerin bugünkü anlamları da nedense verilmedi.
BAYLALA: Moğolca Teşekkür Ederim demektir.
BAYRAK:
BAĞIRAK à BAĞ-IR-AKàBAY-IR-AKàBAY_R-AKàBAYRAK
Bayramla ilgili işaret.
[29.05.1984;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.45]
BAYRAKTAROĞULLARI:
"Bayraktaroğullari :
Tonya'nın eski kabilelerinden biri de Bayraktaroğulları imiş.Bakioğulları da
Bayraktaroğullarından ayrılma imişler. Şalpazarı'nın ALAGÂVUR köyünün halkı, ki
ÇEPNİ denen bu halk kâmilen Bayraktaroğullarından imişler. Bayraktaroğulları
Maçka'da ve Yomra'da da varmış. Trabzonlu Naci Altuğ Paşa'da
Bayraktaroğullarından imiş."[44]
Rahmetli dedem Mehmet Reis'e "-Dedeciğim bize YİRMİBEŞOĞULLARI diyorlar,
KURT veya KÜRT OĞULLARI diyorlar, çok daha eskiden ne oğulları derlerdi diye
sordum? " Rahmetli de bana :"Bize SANCAKTAR veya BAYRAKTAR OĞULLARI derlerdi "
demişti.
[18.10.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 20.30]
BAYRAM:
Ben bu kelimenin BAĞIRMAK fiilinden gelebileceğini ümit ediyorum.
BAĞIR-MAK'tan à BAĞIR-MA takdim -
tehir 'e uğrayarak BA-ĞIR-MA kelimesinin son hecesi olan MA takdim-tehir'e
uğrayarak BA-ĞIR-MA à BA-ĞIR-AM
olmuş.3. Hecede 2 heceye düşerek BAĞ-RAM olur ve buradaki ĞßàY
olunca BAĞ-RAM = BAY-RAM olmuş olur.
- KAZANIR-MEN in KAZANI-EM à
KAZANIR-IM
- GEZER-MEN'in à GEZER-İM vs. vs.
olduğu gibi.
[29.10.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 14.00]
BAYRAM:
Sevindiğimiz, öğündüğümüz, bağırıp çağırdığımız günler
Bugün 19.05.1988 – Salı ; Ramazan Bayramının birinci günü.. TV de
“BAYRAM” kelimesinin aslının TÜRKÇE olduğunu Kaşgar’lı Mahmut Bey’in söylediğini
yazdığını söylemişler. Ben de evvelki NOT’larımın birisinde “BAYRAM” kelimesinin
TÜRKÇE asıllı olduğunu ve BAĞIRMAK fiilinden gelebileceğini yazdığımı
hatırlıyorum.
ÇAĞ-IR-MAK ßà BAĞ-IR-MAK fiilleri
aynı manaya gelen fiiller olsa gerek. ÇAĞ
ßà BAĞ kelimelerinden yapılmış olmalı.. Yani Ç
ß
à B olmuş..
[17.05.1988,
Ev-Erenköy-İST, Saat:10:45]
BAYRAM:
BAĞIRMAK:
BAĞIR-MA à [Takdim-Tehir] BAĞIR-AM
à BAYIR-AM
à BA-Y_R-AMà
BAYRAM
Bağırma, Çağırma, Şenlik manasına à
Bayram
[29.05.1984;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.45]
BAZ:
Göktürkçe BAZ ;
YAT,YABANCI demektir.
BAZ à BAD
à YAD ?
[11.06.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 20.20]
BAZEN veya BAZAN: Ara
sıra
BAZI-AN à BAZAN
à BAZEN olmuş olabilir.
[10.10.1988
Ev-Erenköy Saat 14:20]
BAZLAMA:
Gözlemeye benzer
pide.
GÖZ-LE-ME: Ateş'te KÖZ'de ince hamurların pişirilmesi...
KÖZ-LE-MEK'ten à KÖZ-LE-ME
BAZ-LA-MA: Gözleme'ye benzer pide..
GÖZ-LE-ME à KÖZ-LE-ME
à BAZ-LA-MA
[10.02.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.10]
BECENRK:
RUM diyarındaki
BECENEK'lerir Türkçe konuşan ancak bazı kelimelerin sonundaki harf veya
hecelerin düştüğü bir Türk boyu..[45]
Acaba BECENEK'ler zamanla dillerine komşu ve iç içe yaşadıkları d ğer
topluluklardan kelimeler alarak öz dillerini Türkçeden başka bir dil haline
getirmiş olduğu zannedilebilir.mi?
BECENEK'ler à BEÇENEK'ler
àBEŞENEK'ler
à BOŞANAK'lar
à BOŞNAK'lar olmuş olabilir.
Zaten :
1-BOŞNAK'lar örf ve adet bakımından Türk örf ve adetlerine sahip
olmasalardı kendiliklerinden müslüman olmazlardı.
2-Eğer BOŞNAK'lar SIRP asıllı olsalardı, sırpların bu vahşiyane insanlık
dıuı zulümlerine maruz kalmazlardı.
İncelenmesi gerekir.
[01.12.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 24.10]EBEÇENEKLER:
Türk Boy'larından.
[46]
BEDESTAN:
İslâmbol'un
Bedestanı: BEDESTEN<= BEZZASİTAN kıymetlm kumaşlar, silahlar ve mücevherat
satılan yerlere GALAT olarak bedestan denilmiş.[47]
İncelemek gerekir.
[21.12.1986;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08.00]
BEDİRHAN:
"Cizre emiri. (Cizre
1802-Şam 1866) Ağibeyinin kendi isteğiyle çekilmesi üzerine EMİR oldu. 1839
Nizip savaşına katıldı.. 1845 de Hakkcri civarındaki Nasturi aşiretlerini
idaresi altına alması yabancı devlet temsilcileri tarafındai Hristiyanların
öldürülmesi şeklinde şikayete ve diplomatik baskılara sebep oldu. Bedir Han
Beyrüzerine gönderilen Osmanlı kuvvetleri birkaç defa yenilgiye uğradı. Bedirhan
Bey ORAK (veya ORUH kalesine çekildi.) Mustafa Reşit Paşa'nın vaatleriyle teslim
oldu. İstanbul'a getirilen BEDİRHAN BEY bir süre sonra GİRİT'in KANDİYE şehrine
gönderildi.1848
Affedilince İstanbul'a döndü 1866 da Şam'a gitti.”[48]
Bence burada geçen ORUH kelimesi şimdiki ERUH olmasın.? Bunu
incelemek gerekir. Acaba Eruh ilçesi'nin bir kalesi var mı? O zaman ERUH
kelimesinin de kökü hakkında bir fikir, bir ipucu bulmuş olabiliriz.
Bana öyle geliyorki HANLIK Araplarda ve Acem'lerde yoktur. Yanlız Türklerde
HAN'ilk vardır.
BEDİRHAN'daki BEDİR kelimesinin BEDİR MUHAREBESİNİN yapıldığı yer olan
BEDİR veya BEDR ile bir ilgisinin olabileceği çok zayıf bir ihtimal olsa gerek.
Ayrıca BEDİR, Bedir muharebesinin yapıldığı bir yerdir. Yani BEDİR bir yer
ismidir. Yer isminin sonuna HAN isminin getirilmesi usüle aykırıdır. Çünkü HAN
eki yalnız şahıs isimlerinin sonuna getirilir. Cengiz Han, Temür Han, Yavuz
Sultan Selim Han, Fatih Sultan Mehmet Han vs. vs.
O halde, Bedirhan'ın da bir ünvanlık olması gerekir. "Murathanoğulları vs.
gibi" Bedirhan bir aşiret ismi olduğuna göre, bu isimler bir ünvanı
göstermektedir. Ve bu aşiretlerin kurucularının da HANLIK ünvanına sahip kişiler
olduğu anlaşılıyor.
BATUR kelimesinin Türkistan ağzı bir kelime olduğu ve aslının da BAĞADUR
olduğu ve bu kelimenin Türk şivelerinde BATUR, BATIR, MATUR, BATTIR, METTUR vs.
vs. şekillerine girmiş bulunduğu söylenmektedir.
BAĞATUR à BAATUR
à BATUR şekillerine girmiş olabilir.
?
BATUR kelimesi (kalın şekli ile) BATUR ve ince şekli ile de BEDİR şekline
girer ki bizde BEDİR HAN olabilir.
[04.06.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; ]
BEDİRLU: ortaya çıkmış. Düşmelere ve BAŞ'a harf eklenmesi hususuna dikkat etmek lâzım.,[49]
BEGEŞLU: Tercüman İslâm Türk Ansiklopedisi;Sh:61
BEGİ:
Moğollar BEĞ 'e beye
BEGİ diyorlarmış .[50]
Acaba SON'a İ mi geliyor.?
[02.11.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 00.36]
BEHTEVER,BEXTEWER:
Kürtçe:
Mesut,bahriyar demektir.[51]
BAHTİYAR: Mesut, şanslı, vs.
Bu BAHT-I-YAR bahtı açık, dertsiz manasına gelse gerek.? Farsça olması
muhtemel.? Ki bizim kullandığımız şekli olan BAHTİYAR şekli her halde en doğru.
Bozulmamış şeklidir. ?
Kürtler bu kelimeyi belki de daha ince şekle sokarak BEHTEVER ya da
BEXTEWER şekline sokmuşlar.
Yani:
1- A'lar ve I à E olmuş.
2- HßàH veya HßàX
3- Yßà V olmuş. Sonradan da VßàW
olmuş.
[14.11.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.40]
BEK:
"PEK sıfat
(EskiTürkçe- BEK, kuvvetli sıkı dan SERT, KATI,SIKI.."[52]
BEK-SİMET à PEK-SİMET (Sert
Yiyecek)
BEKAA:
BEK-AĞA = BEKAA
[10.08.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 14.40]
BEKÂR:
Bİ-KES:F.s.kimsesiz;Bİ-KAR: F.s 1-İşsiz işe yaramaz 2- Bekar[53]
Bİ-KES ßà Bİ-KER de
olabilir. [sßàzßàr]
KES KEŞ ßà KEŞİ
ßà GİŞİ (KİŞİ)
[11.05.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 07.20]
BEKÂR:
Evlenmemiş kimse
Bu BEKÂR kelimesi
Bİ-KES, Bİ-KEZ, Bİ-KER yani kimsesiz kelimesinden gelebilir.
O zaman : İàE, EàA,
harf değişiklikleri olmuş oluyor. Veya :
KEŞ (Kişi) =KES=KEZ=KER olabilir.
Veyahut da:
ŞßàSßàZßàR
vs. olabilir.
[16.03.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 15.00]
BEKAR:
Evlenmemiş kişi,bir
kişi
Bİ-KES= Bİ-KEŞ= Bİ-KER= BE-KÂR; HER-KES = HER-KEŞ = HER-KİŞİ Buradaki
KER,KES,KEŞ,KİŞİ vs. kelimelerinde :
Bİ-KES = Bİ-KEŞ = Bİ-KİŞİ = Bİ-KER (BEKAR) kelimeleri malum Farsça bir
terkiptir. Ve KİMSE-SİZ demektir. O zaman Farsça (Bİ) eki,bizim (SIZ)
manasınadır. Mesela:
Bİ-VEFA = VEFA-SIZ demektir. O zaman KES = KEŞ = KER = KİŞİ vs. kelimeleri de
kişi,şahıs,zat demek olsa gerek. Cenaze namazı için niyette :"Niyet ettim
ER-KİŞİ niyetine." "HATUN-GİŞİ niyetine."diye niyete başlanır. Yani burada
KİŞİ; GİŞİ; KEŞ; KİŞİ; KER vs kelimelerinin ZAT,ŞAHIS manalarına geldiği
malumdur. ER-KEK = ER.. Demektir. HATUN = KATUN = KADIN demektir.
GİŞİ,KİŞİ,KEŞ,KER, (Z-R değişimi) buradan KES = KEZ = KER kelimelerinin aynı
manalara geldiği neticesine varırsak
KİŞİ; GİŞİ; KEŞ; KİŞİ; KER vs kelimelerinin ZAT,ŞAHIS manalarına geldiği
malumdur.
ER-KEK = ER.. Demektir.
HATUN = KATUN = KADIN demektir. GİŞİ,KİŞİ,KEŞ,KER, (Z-R değişimi) buradan KES =
KEZ = KER kelimelerinin aynı manalara geldiği neticesine varırsak
BEKCİ:
BAK-MAK'tan à BAK-IN-CI
à BAKICI
BAKMA ßàBAKIM
à BAKICI
BAKIM-CI à BAKICI
à BAKCI (Kalın şekli)=BEKCİ(İnce
şekli)
BEKÇİ-LE-MEK 'in acaba Cİ hecesi mi düştü de BEKLEMEK oldu.? İncelemek lâzım.
BAK-MAK'tan : BAKCI ßà BEKCİ yapılış
ve
BEKCİ'den de : BEK-LE-MEK fiili yaılmış. ?
İsimlerden yapılan fiillerimiz üzerinde de bu yönden inceleme yapmak
lâzımdır.
[23.04.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 15.35]
BEKLEMEK:
BEKCİ-LEMEK in acaba (CI) hecesi düştü de BEK-LE-MEK mi oldu.
[23.04.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 15.20]
BEL COURT :
Cezayir’de
bir bölgenin adı.
Türkçe okunuşu BEL-KURT olur ki KURT Türkçe YURT, KÖY demektir.
[08.10.1988
Ev-Erenköy Saat: 19:55]
BEL:
Ucunda iki tane dişi
ve tepesinde sağlı sollu el tutacak yerleri olan, tarla kazmaya yarayan alet.
Trabzon'da bu alete BEL ismi verilir. Belki karadeniz bölgesinde de her
tarafta da bel derler.
Bu BEL kelimesinden : BEL-LE-MEK , BEL-LET-MEK gibi fiiller yapılmıştır. OT
BEL'İ (*) yada (OD-BEL'İ) ateş küreği demek ise o zaman BEL'inde KÜREK manasına
Eski Türkçe bir kelime olması lâzım.
[07.03.1988;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.00]
BELA:
Doğu Türkistan Tabiri
= Bala, Yavru
[30.09.1987;
Koşuyolu-Hastane; 19.07]
BELE:
Zannedersem Gürcü'ce
oğul,çocuk manasına geliyormuş..
Ben bu kelimenin aslının Arapça VELED
à BELE olabileceğini tahmin
ediyorum. Hatta bunun kalın şekli olan BALA'yı ise Azeriler ve yine bu kelimenin
ince (R) li şeklinde LÂZ Türkleri (BERE) şeklini kullanmaktadırlar. Belki diğer
boylarda da durum bu şekilde olabilir. İncelemek gerek. Notlar arasında BALA'da
da ayrıca bilgi vardır.
[09.01.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08.45]
BELED:
Arapça ŞEHİR anlamına
gelir.[54]
Bu kelime çok eski bir kelimedir. Ve öyle tahmin ediyorum ki tarihten
önceki devirlerdeki PALUK, BALUK, POLİS, BELET, BEL, BİL, BOL, BUL, BELDE vs..
Ler hep aynı kökten gelseler gerekir.
Ben bu kelimelerin köklerini bir yere yerleşmek, kalmak,ikamet, oturmak
manasına gelen KAL-MAK fiilinden türeyebileceğini tahmin etmekteyim.
KAL-MAK'tan à KAL-IK, KAL-AK,
BAL-IK, PALUS, POLİS, ..
Vs.lerin hepsinin bu fiilden çıktığını zannediyorum.
KALIN ŞEKLİ İNCE ŞEKLİ
----------------- ----------------
KALAK KELEK (Gürcü ve Azerilerde)
BALUK POLİS (Eski İran ve Yunan'da)
BAL BEL
BOLU BELE
( KßàB) değişikliği eski
Türkçe'de çok vardır. Misal BAY-DURTU à
BAY-BURTU, BURMAK(Türkistan'da)àKURMAK(Türkistan'da)àVURMAK(Bizde)
, BURUT, KURUT, VURUT; BURT, KURT, VURT; BÖRÜ.. Hep aynı manaya gelen
kelimelerdir.
İncelemeye devam etmek lâzımdır.
[17.12.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12.16]
BELED:
Arapça ŞEHİR
demekmiş..[55]
Bu kelimenin ince şekli BELED'dir.
Bu kelimenin kalın şekli BALAT'dır.
Demek ki KAL-MAK, BAL-MAK fiilleri belki de bir noktada aynı manaya
gelmektedir. VAR-MAK ßà BAR-MAK vs.
gibi.
KAL-MAK'tan à KALAK (Türkçe
Şehir demektir.)
KALIK " "
KALAT ?
BALAT ?
BELED (Arapça Şehir.)
BALIK (Türkçe Şehir.)
POLİS (Yonanca Şehir.)
Belki de BELDE, BEL, BİL, BAL, BOL, vs. vs. Hatta EL, İL vs. vs. Hatta
TEL, TİL vs. vs. bence hep aynı kökten gelmektedir.
Demek ki bir kısmı K, G ile İSİM yapmışlar, bir kısmı T,D ile isim
yapmışlar, bir kısmı da S,Ş,Z ile isim yapmışlar.
Kimisi BAL-IK, BAL-IG, BAL, BİL, BOL, BUL vs demiş, kimisi POLİS, POLİZ,
POL, PUL demiş.
İncelemek lâzım.
[07.09.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.55]
BELH:
Afganistan'da bir
şehir.
BALIK'ın ince şekli BELK'dir. Ve onun da kısa şekli BELİK dir.
BELİK à BELH olmuş olabilir.
[09.04.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.20]
BERAN : Kürtçe de kullanılan kelime (Koç)
BERAN:
Kürtçe KOÇ demek.
BEREN = BAŞ-KURT ve KAZAN Türkleri Koç'a BEREN diyorlarmış.
KOÇ'un karakteristik vasfı dikkate alınarak İSİM verilmiş olabilir. ?
VUR-MAK veya BUR-MAK'tan VURAN, BURAN, BEREN de olabilir. ?
[15.11.1981;
Ev-Erenköy-İstanbul; 00.32]
BERÂT:
BARAAT ETMEK.. " O O davadan Beraat etti." Beraat gecesi. Beraat belgesi..
Vs.
AAà Â
[26.01.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 22.28]
BERÇİK:
Göktürkçe bir kelime;
PERS'li anlamında.
PERS-LİK à PERSİK
à BERÇİK. Acaba TACİK kelimesinin
aslı
TAD-CIK à Yabancı Eli? İncelemek
lâzım.
[09.01.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; ]
BERÇİK:
Göktürkçe kelime:
Bizde İRANlı ,PERSli demek.[56]
PARS à PERS-LİK
à PERS-DİK
à PERS-ZİK
à PER_-ÇIK
à BERÇIK
[09.01.1997; Ev-Erenköy-İstanbul]
BERE:
"Yara Bere içinde" ..
BERE kelimesi umumiyetle yara ile birlikte söylenir ve YARA'yı teyit yani
kuvvetlendirmek için söylenir. Bu BERE kelimesinin de Türkistan ağzı VURMAKàBURMAK'tan
yapıldığını BURUKàBURAàBERE
olmuş olabileceğini tahmin ediyorum. BURUK
à ÇÜRÜK'te olabilir. ? Vurma sonrasında olan Çürük'de Vurmak'tan
gelebilir. KURT, BURT, BURUT, BÖRÜ, de VURMAK'tan gelebilir.?
[20.12.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.20]
BERE:
LAZ Türklerince OĞUL
demek.
Ben bu kelimenin aslının Arapça VELED olduğunu tahmin ediyorum.
VELED à BERE_
Gürcü'ce deki BELE'nin ve Azerice'deki BALA şekillerinin ve belki diğer
boylardaki buna benzer şekillerinin aslının Arapça VELED'den geldiğini
zannediyorum.
VELED =BELE_ Bunun Kalın şekli ise BERE'dir.
[09.01.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08.55]
BERE:
LAZ'ca Çocuk..
KALIN Şekli BALA: Azerice çocuk. BERE, BALA'nın İNCE ŞEKLİ'dir.
[02.11.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 00.26]
BERE:
Lazca ve Gürcü'ce
ÇOCUK demek. BALA = Kuş ve Hayvan Yavrusu.[57]
BALA = Çocuk [Kalın Şekli]
BELE = Çocuk [İnce Şekli]
BERE= Çocuk (Lazca-Gürcü'ce )
[15.08.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 22.35]
BEREKET:
Şimdi MESAJ-TV'de herhalde Sabri Tandoğan isimli pek çok muhterem bir
beyefendi, sohbetleri arasında "BEREKET'in
varlığını ispat eder şekilde konuştu. herkes karınca kararınca öndeki aya bir
miktar, azda olsa aktarmaya alışmasını tavsiye etti. Ve Bereketin varlığına
şahit olacaksınız “dedi.
Ben de bu BEREKET kelimesine takıldım. Türkçe'de BİR var, BİR-İK-MEK ;
BİR-İK-DİR-MEK var. BER-MEK à
VER-MEK var. Şimdi lügatlere bir göz atalım.
Bereket:
A.İ.1-Nimet,Tanrı vergisi.2- Bolluk,Gürlük 3- Uğurluluk /"Berekât: A.İ.[Bereket
Ç] Bereketler.." Mustafa Nihat Özön'ün Osmanlıca-Türkçe Sözlük'ün 59.sayfasında.
/"BİRR, A.İ. 1- Dininde ibadetinde kuvvetli olan, 2- İyilik etme, 3- Bahşiş ve
Bağışta bulunma, 4- Dince iyi işler işleme" Mustafa Nihat Özön-Osmanlıca Türkçe
Sözlük.Sh:109/
Acaba BİR-MEK = VER-MEK le ilgisi var mı ?
[11.02.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 16.00]
BESA:
"Arnavut Anayasası=
BESA" "BESA: Balkan yarımadasının en eski ve yerli sakinlerinden biri
ARNAVUTLAR'dır. Kendilerine özgü örf ve adetleriyle ve bir çeşit geleneksel
ANAYASA sayılan BESA sayesinde yaşayan Arnavutlar aslında demokratik bir
toplumdur."[58]
Bence bu BESA kelimesini incelemek lazım. Acaba BESA ile YASA veya TÖRE
arasında bir alaka var mı? Çünkü (S-Z-R) ile (B-Y-T) harfleri arasında değişim
olabilir.? İncelemek lazım.
[29.01.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.50]
BEŞ BALIK:
Turfan'ın kuzeyinde
bir şehir.
Ayrıca BALIK notuna da bak.
[18.06.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.06]
BEŞ:
PENÇ kelimesinin BEŞ olduğunu zannediyorum. Şöyle ki:
PENÇ à BE_NŞ
à BEŞ
[27.05.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 06.50]
BEŞ:
Penç: Farsça 5
rakkamı..
PENC à PENŞ
à PE_Şà
BEŞ olmuş olabilir.
[06.06.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; ]
BEY : Kürtçe de kullanılan kelime
BEY:
BAY-KENT : Türkistan’da eski bir şehir.
BAY-BURT : Gümüşhane’nin kazası.
BAY-GUR : Şemdinli’nin güney-batısındaki nahiye.
BAY-KAN : Siirt’in kuzeyinde kaza.
BAY- KONUR : Aral gölü’nün kuzey-doğusunda şehir.
BEY-DİLİ : Nallıhan’ın batısında nahiye.
BEY-KOZ : İstanbul’da kaza.
BEY-KÖY : Düzce’nin batısında nahiye.
BEY-OBASI : Kırıkkale’nin doğusunda nahiye.
BEY-PAZARI : Ankara’nın kazası.
BEY-SUN : Antakya’nın güneyinde kaza.
BEY-ŞEHİR : Konya’nın batısında kaza
KALIN ŞEKLİ ile BAY ve İNCE ŞEKLİ ile BEY
Bu kelimelerin eşleri ; ŞEHİR; SUN; (SUNTßàKUNTßàKONUT)
; PAZAR ; OBA ; KÖY ; KOZ [B: KOVàKÖY]
; DİLİ (ELİ ? ) ; KONUR [B: KONAR – GÖÇER ? ] ; KAN [B: KANT] ; GUR (GURTàYURT)
; BURT [B: YURT] ; KENT vs. vs.
Bu mürekkep – birleşik kelimelerin sonlarına bazılarında olduğu gibi BEY-OBA-SI
; BEY-PAZAR-I ; yani sonlarında SI, İ vs. vs. olması lâzım .. Ancak 3 heceli
iken 2 heceye düşmüş , kelimelerin çoğunda böyle yani 3 heceli kelime 2 heceli
kelime oluyor. Acaba Türkçede bu bir kaide mi? Bunu incelemek lâzım?..
[03.12.1988
Ev-Erenköy Saat 23:00]
BEY: Türklere ait eski bir ünvan..Türkmenlerde BEG (BEK), Doğu Türkçesinde BİG, Kazaklarda BÎ, veya BÎY, Osmanlılarda BEY, Moğollarda BEGİ, Jüçenlerde BÖGİN,Mançularda BEYLE, Çinlilerde PEK, Sasani Hükümdarlarına BAGA denmektedir. " Göktürklerde, Proto Bulgarlarda, Uygurlarda,Hazarlarda da bu ünvanın mevcut olduğu bilinmektedir." "Karahanlılar da Selçuklarda Oğuz Reisleri de, Karluklarda da BEG ünvanı taşıyorlardı.""XI. Yy Karahanlılarda görülen BEGEÇ ünvanı da BEG'in küçültmeli şeklidir. " "Hint yarımadasında Türk-Moğol neslinden gelenler asalet gereği isimlerinin sonuna BEG kelimesi eklerler.""Bunun müennesi de Hindistan-Türk Saraylarında BEGÜM olarak geçer."[59]
BEYAZ:
Arapça Beyaz= BİYZ
BEYAZ =? PEK-AK ? = Aydın
BEYİN:
Arapça Beyin= Muhh
demekmiş.
O halde beyin kelimesi Arapça olmadığına göre Türkçe olmak ihtimali çok
kuvvetli.?
BEYİN de BEY kelimesi var.?
BEY-BEYİN-BAY
BEĞ-BEG-BEK vs. kelimelerinin de kökleri acaba aynı mı.? İncelemek lâzım.
[15.06.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.40]
BEYİN:
Arapça:Muhh
Demek ki BEYİN kelimesi Arapça değil, herhalde BEYİN kelimesi Türkçedir.
Şimdi: BEY'li kelimelerden bazılarını hatırlayalım.
BEY: veya BAY, BEG, BEĞ vs.
ARI BEY'İ : Arıların anası, idarecisi.
BEY-İN: Kafanın içindeki, bizi her bakımdan idare eden, vücudun BEY'İ olan
merkez.?..
[30.04.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.55]
BEYİR UZU:
Diyarbakır'ın bir
köyü.
30.04.1997 tarihli HERGÜN Gazetesi'nde çıkan bir haberde "Diyarbakır'da
8000 kişi MSP'den istifa etti.." başlıklı yazının içerisinde geçen aşağıdaki
kelimeler dikkatimi çekti.
GİRİŞPOR: Şu şekilde tahlil edebiliriz.
GİRİŞ-POR à GİRİŞ+PURTà
GİRİŞ+KÖY
BEYİRUZU: Bu kelimeyi de şu şekilde okuyabiliriz.
BEYİR+UZU à BAYIR+ÖZÜ
à BAYIRKÖYÜ
Yukarıdaki misallerde ilk bakışta bize çok yabancı görünen ve acayip gelen
kelimelerin üzerinde bu şekilde düşündüğümüz takdirde aslını ne kadar gerçek bir
şekilde görmüş oluyoruz. Türk Dili üzerinde çalışması gerekenlerin, bu dilin
inceliklerini ve mahalli ağızlardaki şekillerini iyi bilmeleri gerekir.
Antalya'nın SİDE'si ile Orta Asya'nın SİD veya CİD veya KİD'leri arasında
bağlantı kuramıyan bir kimsenin dilden anladığı iddia edilemez. Bu SİD = KİD =
KİNT = KENT kelimesinin değişik şekilleridir.
[30.04.1977;
Ev-Erenköy-İstanbul; ]
BEYKOZ:
İstanbul'da bir ilçe.
Belki de bu BEYKOZ kelimesini NOT'larımda incelemişimdir. Veya SON'u GAZ,
GOZ, KOZ vs. olan kelimeler arasına almışımdır.?
Amma bilemiyorum.? Bir de not'larıma daima tarih atarım ki; O tarihteki görüşüm
odur, bu tarihteki kanaatim de budur diye.. Amma çoğu zaman karar veremem ve (bu
da ihtimallerden biri olabilir.) derim. Yani kesin kararı pek belirtmem. Çünkü
ihtimaller çoğaldıkça usullere göre [01.08.1996
Pazar, Ev,Erenköy,İstanbul,Saat:15.25, Ayten Carrefour'dan Osman vs. lerle
döndüler. Ara vermek zorunda kaldım.]
Yeniden devam ediyorum.. [02.08.1996, Saat:12.25]
kesin karara yaklaşılmış olunmaktadır.
Şimdi gelelim BEYKOZ'a : Acaba ne demek BEYKOZ? Biz bu birleşik kelimeyi
BEY+KOZ diye ikiye ayırabiliriz. O zaman birinci kelimenin BEY olduğunu ve
o yerin BEY'le ilgili olduğunu anlarız. [Şimdi
öğle ezanı vakti, yazıma gene ara veriyorum.02.09.1996-Pazartesi, Ev,Saat:12.40]
Yeniden devam ediyorum.[07.09.1996, Cumartesi, Ev, Saat:05.57]
BEY kelimesi BEG, BEĞ, (İnce şekli) ve bu kelimenin kalın şekli de
BAY, BAG, BAĞ vs. olabilir. Ve Göz-etmek, Nezaret- etmek, Korumak, Kollamak,
Himaye etmek manalarına gelen BAK-MAK fiilinden yapıldığını tahmin ediyorum.
Belki de AGA, AĞA, AYA, ADA, ATA vs. ler KAĞAN'lar vs. lerde belki bu fiilden
gelmiş olabilir. İncelemek lâzım. Ancak bu BEY kelimesi efendi, büyük manasına
gelen bir kelimedir.
GOZ: Kelimesi ise Köy, kasaba veya şehir manasına gelebilir.
[Saat:06.15.. Gene ara veriyoruz..]
Yeniden devam ediyorum. [saat:08.31]
GOZ, GÖZ, GÖV, KÖY, vs. vs. gibi şekillere girebilir. ? Bunların da iyice
incelenmesi gerekir.?
O zaman BEY-KOZ à BEY-KÖYÜ
manasına da gelebilir. ? Ayrıca GOZ, GAZ, GOZ-A vs. vs. gibi eklerle yapılmış
pekçok kelimeler vardır.
Bunlarlada bu eklerli kelimeleri incelemek gerekmektedir. Meselâ şimdi
aklıma bir misal geldi: MA-GOS-A kelimesinde de GOS var. Hatta LEF-KOŞ-A da dahi
(GOŞ=GOS) kelimesi var.? BUR-GAZ da da GAZ var. ? Vs. vs.
İncelemeler pek çok karanlıkları aydınlığa çıkaracaktır. Tabii (Kraldan
ziyade Kralcılar olmasa) çünkü bu gibiler lügatleri ile kitapları ile,
gazeteleri, konuşmaları ile TV radyo sohbetleriyle ansiklopedileri ile en eski
Türkçe bir kelime olan ve şehir manasına gelen ve iskân etmek, oturmak, ikamet
etmek manasına gelen KAL-MAK fiilinden yapılmış olan BALIK veya BALIZ veya BALIS
ya da POLİS kelimesinin aslının latince olduğunu iddia ettikleri gibi ve
Anadolu'nun eski şehir isimlerini bir Yunan Tarihine bağlamak gaye ve maksadında
olduklarından bu kralcılardan bir an önce sıyrılmak lazımdır.
[07.09.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.00]
BEYLE: Mançu'lar BEG'e BEY'e BEYLE diyorlarmış.[60]
BEYLİCE: Eskişehir'den İstanbul'a gelirken Bolu'ya 10 km. kala bir köy ismi.
BEYOĞLU:
İstanbul'da bir ilçe.
Trabzon Pontus İmparatorluğu'nu Fatih bir BEY-LİK olarak ve imparatoru da
BEY olarak görüyor ve onun oğluna da BEY-İN-OĞLU'nun yeri kelimesini kısaltarak
BEYOĞLU deniyor.
BEYOĞLU: İstanbul'da bir semt
BIH:
Moğolca "ULSIN BIH"
à
Millî Pehlivan demekmiş.[61]
ULSIN = MİLLî
1-ULUSIN = MİLLî
ULUS ß ÖLÜS
ß ÖLÜK
ß BÖLÜK
ß BÖL-MEK 'ten yani:
ÖLÜK = BÖLÜK (ULUS =BOLUS) Bir milletin (Türk'ün) parçaları,
bölükleri, boyları (Kazak, Kırgız, Uygur, Türkmen vs. vs. leri) nın her biri
BÖLÜK'tür, ÖLÜK'tür, ULUS'tur. Rahmetli Ali Şir Nevai diyor ki : " Türk Ulusi
Birdir yoksa Ming, Kop Menügdür." yani Türk'ün parçası, bir tane de olsa hepsi
benim milletimdendir, hepsi Türk'tür.Başka bir açık ifade ile Türk'ün kısımları,
parçaları, boyları (Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Tatarlar, Uygurlar, Tacikler,
Türkmenler, On Oğuzlar, Kürtler, Avşarlar, vs. vs. ler bir de olsa bin de olsa
bunların hepsi TÜRKTÜR. Türk'ün birer parçasıdırlar, bölüğüdürler, ulusidirler.
Dikkat edilecek olursa buradaki Ulus kelimesi, millet karşılığı değildir.
Olsa olsa boy gibi birşey manasına gelmektedir.
2- BIH = PEHLİVAN
Bu iki kelimenin kökleri aynı.. BIH = PEH O zaman Pehlivan kelimesinin kökünü,
menşeini incelemek lâzım.
[11.11.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 23.00]
BILDIR:
Kırımlılar Geçen
seneye BILDIR diyorlarmış..[62]
Trabzon'da eskiden köylüler geçen seneye , bir evvelki yıla da BILDIR
derlerdi. Şimdiki seneye de BU YIL derlerdi.
[09.09.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.35]
BILDIRCIN:
Bir göçmen kuş.
Bildircın'ın da karakteristik vasfı , bu kuş uçmağa başladığı zaman :
PALDIR-KÜLDÜR bir ses çıkarır.
PALDIR-GA-MAK'tan à PALDIR-GAN
à PILDIR-GAN
à BILDIR-CIN
[Ev-Erenköy-İstanbul]
BIYIK:“O’nda ne güzel BURMA BUYUKLAR var”
Trabzon ağzı “Burma Buyuk” acaba BIYIK kelimesinin aslı Trabzon’da söylendiği
gibi Buyuk mudur? Buyuk ise BURUK kelimesinin aynı olabilir. Ve BUR-MAK tan
à BURUK
à BUYUK
à BIYIK olmuş olabilir.? RßàY
değişikliği olabilir. Tıpkı RÜZGÂR’a Trabzon’da (RßàY)
değişikliği ile YÜZGAR denildiği gibi.Başka daha RßàY
değişikliklerini bir araya toplamak lazım.
[14.12.1988
Ev-Erenköy Saat 19:12]
Bİ :
Kürtçe de
kullanılan kelime (Bey)
E Harfi İ olmuş, BEY’in Y si düşmüş.
BİÇİM : Kürtçe de kullanılan kelime
BİGA:
Biga'lı arkadaşım Mustafa Kemal Karagözoğlu'na Biga'nın nereden geldiğini
sordum. "BOĞA"nın ince şeklidir dedi.
BOĞA= BİGA
KARA-BOĞA = KARA-BİGA
Her taraf otluk, çayırlık, yaylalık imiş.
Belki de BOĞALIà BİGALI
à BİGA olmuş ?
[27.05.1987;
Ev-Erenköy-İstanbul; 07.50]
BİGADİÇ:
BİK:
Tatarca:Pek
Değişiklik: BßàP
[20.01.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.30]
BİKE:
Suyum Bike= Sevim Bike
SUYUM ßà SEVİM [ B:
SEV-MEK'ten]
BİKE = Acaba bazı yörelerdeki BEK
à BEKÜM, BEG
à BEGÜM , HAN
à HANÜM vs.ler gibi mi. ? Yani BEK
à BİK olur mu.? Acaba Suyum Bike =
Sevim Hanum'mu demektir. İncelemek lâzım. "Suyum Bike'nin oğlu GİRAY vaftiz
edilir ve adı ALEKSANDR olarak değiştirilir."
"TUVGAN-TİL = ANA-DİL"
[16.06.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.30]
BİKES:
FS : Kimsesiz.,[63]
Bİ-KAR = Eşsiz
Bİ-KES = Bİ-KER de olabilir. (SßàZßàR)
KES KEŞ ßàKEŞİ
ßàKİŞİ (GİŞİ)
[11.05.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 07.20]
BİLDÜRMES:
Doğu Tükistan
Tabiri=BİLDİRMEZ
[30.09.1987;
Hastane-Koşuyolu; 19.59]
BİLEZİK:
BİLEK-DİK ßà BİLEK-LİK
ßà BİLE-ZİK (D - Z
değişimi)
[11.05.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08:30]
BİLEZİK:
Bilezük = Bilezik
(Kazak, Kırgız, Turaçca Bileyzük)[64]
Bence bu BİLEZİK kelimesinin aslı BİLEYZÜK olması lâzım. Bunun da bize
göre aslı : BİLEY-ZÜK; BİLEK-DÜK; BİLEK-LÜK olması lazımdır. Bu Bileklük
kelimesi à Bilezik olmuş ?
[15.08.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 22.50]
BİLGE:
Herhalde BİL-MEK fiilinden yapılmış olsa gerek.? BİLİK = BİLİĞ ile aynı
manaya gelse gerek? Kelimenin asıl şekli BİLGİK olabilir. Bazan G nin, bazan da
K nın düşmesi ile bu BİLGİK kelimesi BİLGİ, BİLGE, BİLİK şekillerine girebilir.
? Kelime en eski şekilleri ile
BİLİM à İLİM
BİLİK à PİLİS
à PİLOS
à FİLOS
à VİLOZ vs. gibi şekillere
girebilir.
Eşit değerli harflerle çok daha değişik şekillere dönüşebilir.
Bence: FİLİP'in BİLİK, BİLİB, BİLİP, BİLİF, FİLİP vs.
kelimelerinin köklerinin BİLMEK fiilinden gelmiş olabileceği düşünülebilir.
FİLOS-OFOS (Filozof/Feylesof) kelimesinin kökleri de BİLMEK fiilinden gelebilir.
[01.10.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 10.40]
BİLGE: Akıllı, Hakim anlamındadır.[65]
BİLİM: Ermenice kökenli olduğu iddia ediliyor.[66]
BİLİNMİR:
Hiç Bilinmiyor.[67]
Trabzon da da bu kelimeye BİLİNMİY denir. Yani sonundaki İR eki
düşürülmüştür.
[21.10.1987;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.40]
BİNBAŞI:
"Askeri Hiyerarşide
genellikle bin kişinin kumandanı olan subay".
Kelime ilk defa islâm öncesi Türk Devletlerinden TABGAÇ'larda (Prf.
Dr. A.Zeki Velidi Togan Bey, Umumi Türk Tarihine Giriş adlı eserinde
TABGAÇ'ların eski TOPA'lılar olduğunu iddia eder.),GÖKTÜRK'lerde
(Ben GÖK veya KÖK ya da GÜK kelimelerinin büyük veya BÖ-GÜK, kelimesinin
ilk BÜ veya BÖ hecesinin düşmesi sonunda meydana geldiği kanaatindeyim. BAŞ'tan
düşmelere bakılabilir. Mesela : Küçük-Su ile Büyük-Su yerine eski Türkçe ağzı
ile GÖK-SU, GÖK-DAĞ, GÖK-ÇE-DAĞ, vs. ler vardır.)
ve Uygurlar'da (Gene Z.Velidi Togan yukarıdaki eserinde : HUNLAR hangi
dili konuşuyorlarsa , Uygurlar'da o dili konuşuyorlar demektedir.)bu
Binbaşı kelimesi kullanılmıştır. Fütühu 'ş-Şam 'ın Erzurum'lu Darir tarafından
yapılan tercümesinde BİNBAŞI, Yazıcızade Ali'nin Tarih-I Ali Selçuk tercümesinde
BİN BEGİ, Babürün hatıratında MİN BEGİ, Moğol , Göçebe Feodalizminde BİNLİK BEYİ
veya BİNBAŞI, Safevi ordusunda ise MİNBAŞI şeklinde geçen bu tabir Osmanlı
Askeri Teşkilatında oldukça erken bir dönemde Orhan Gazi zamanında ON BAŞI ve
YÜZ BAŞI ile birlikte zikredilir."[68]
BİNİT :
Binilecek
şey, at eşek deve vs.
Bu BİNİT kelimesi BİNEK kelimesinin aynıdır. KßàT
harfleriyle isim yapılmış? T ile yapılmış isimler üzerinde inceleme yapmak
lazım.
[26.10.1988 Ev-Erenköy Saat 16:00]
BİRADER:
F.İ.:Erkek Kardeş.[69]
BİRADER;BİRADEŞ;BARINDAŞ;KARINDAŞ;
1-KARIN-DAŞ
2-BARIN-DAŞ
3-BIRAN-DAŞ
4-BİRA_-DER
5-BRADER
6-PRA DAR
7-PRA DAŞ
Bu BİRADER kelimesi KARIN-DAŞ'tan gelebilir. ? Ve BİRADER kelimesinin eğer
Hintçesi PRTEŞ vs. şeklinde ise ki İran'dan Hint'e de gitmiş olabilir. ?
Türkün KARINDAŞ'I onlarda PIRA-DAŞ veya BİRA-DER olmuş olabilir. ? Ne kadar
enteresan bir kelime ile karşılaştık.
[22.12.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 01.55]
BİRLEŞİK KELİMELER:
AFERİN veya AFERİM…AFFERUM Yani NßàM
değişikliği var.
OVA ßàOPAßàOBAßàOMAßàONA
OVAßàOĞAßàOGAßàODAßàOTA
veya bu kelimelerin başlarındaki O harfi düşerek birleşik kelimenin sonunda
VAßàPAßà.BAßàMAßàNAßà.ĞAßàGAßà.DAßà.TA
vs. şekillerine girebiliyor. Hatırıma gelen birkaç misal
VAR-NA ; BUR-MA ; HAŞ-KA; ANA-PA ; GADİR-GA ; vs. vs. veya bu kelimelerin
SON’larındaki A harfinin DÜŞMESİ sonunda birleşik kelimeler şöyle olabilir.
HAR-KOV ; SİN-OP vs. vs.
Yukarıdaki kelimelerin harfleri düşmeden; KOS-OVA ; DALAY-OBA vs. vs.
AVAR-OPA à AVAR-YURDU?
AVAR-OPA à AV.ROPA
à AVRUPA kelimesinin aslının
“AVAR-OPA” olması ihtimali vardır.
Acaba AVRUPA kelimesinin ve ASYA kelimelerinin ilk çıktıkları yerler nelerdir?
Acaba YUNAN-MAKEDON vs. yerlere AVRUPA ve ANADOLU’nun BATI SAHİLLERİNE DE AS-İYA
mı derlerdi?
ASàUSàUZàUĞUZ
? olabilir? o zaman demek ki ANADOLUà
OĞUZ-ELİàyani OĞUZ YURDU manasına
AS-İYA à ASYA diyebilirler?
[06.11.1988
Ev-Erenköy Saat 21:25]
BİT:
Kirli insanların
vücudunda türeyen parazit hayvancık…
Ben bu hayvancığın adının BİT-MEK fiilinden BİTİK ve son hecenin
düşmesiyle BİT olduğunu tahmin ediyorum. İncelemek gerek.
[20.12.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08.55]
BİTLİS:
Bir ilimiz.
Ansiklopedilerde BİTLİS kelimesinin, türlü türlü, Rumca'dan, Latince'den,
Romalı'lardan vs. geldiği ısrarla söylenir.İskender zamanındaki hikayelere
uyduruklara ben özel bir kasıtları olduğu için inanmıyorum. Tıpkı Trabzon
kelimesinde olduğu gibi..
Onun için buraları en azından 20-30 bin yıllık Türk ırkının vatanı
olduğuna göre yer isimlerinin de Türkler tarafından koyulmuş olması icap eder.
Onun için isim bulmada akla en çabuk ve en yakın gelen isim gerçek isim
olabilir. ?
BİT-LİS ßBİT-LİK
ß BİT veya BUT yeri..? İhtimallerden
birisi.
TİFLİS à LİS'ler ILK, LUK olabilir.?
[10.12.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.15]
BOGERT:
"Bogert Suyu da ihraç
ediliyor. Erzincan'ın meşhur BOGERT MADEN SUYU da ihraç ürünleri arasına
giriyor."[70]
BOGERT : BO+GERT à BOĞ-GERT
à
(BEĞ,BEY,BAY+GERTİ,GİRTİ,GURTU,GURDU,YURDU)::
BO-GERT ßà BEY-YURT-U Beyin
oturduğu köy , kasaba, şehir, yani yani BEY'in oturduğu semt, yer, mahal.
DUR-MAK'tan à DUR-UT
à DURT
KUR-MAK'tan à KUR-UT
à KURT
KURT à GURT
à GERT (İncelerek olmuş.)
NOT: Medenileşmekte kelimeler kalından inceye doğru gitmiştir.
AĞA à EĞE
à EYE
à ECE (Y=C, G=C Kazak -Kırgız ağzı,
Trabzon ağzı) à EFE
à EVE
à EBE (İnce) : ABA(Kalın) :
APA(Kalın : Türkistan ağzı)
[26.12.1984;
Ev-Erenköy-İstanbul 19.00]
BOGERT: Maden
Suyu."Erzincan'ın Acısu denen mahaldeki Bogart Maden Suyu tesislerinden elde
edilen maden suyunu Suudi Arabistan'a satacağını açıkladı."[71]
BOGERT = ?
BOY-GURT à BEY-YURT veya BEY-YURDU
BEYà BEG
à BEĞ
à BED
à BET
à BEK
à BEH
à BE ?
BOG à BOĞ
à (BOD
à BOT)
à BOH
à BO ?
Veya E , İ yerine A, D, U, O, Ö lerde söylenebilir.
[26.07.1982; Ev-Erenköy-İstanbul; 23.06]
BOĞA : Kürtçe de kullanılan kelime (Boğa)
BOĞAZ KESEN:
Koyun'u, Ekmeği, Ağacı, kesmenin yanında Kesmek'in bir manası da yolu
kapatan-durduran demektir.
BOĞAZKESEN HİSARI: Yani yolu kesen , yolu kapayan, boğazı kesen, boğazı kapayan
hisar demektir.
Yani KES-MEK = KAPATMAK manasına kullanılmıştır. Ve halkımız arasında da
kullanılagelmektedir.
[19.06.1986;
Daire-Kadıköy-İstanbul; 09.15]
BOĞAZ:
BOĞ-MAK'tan insanın kolayca boğulacağı yer.. Z ile isim yapılmış.?
S,Ş,D,T,L,M,B vs. lerle de isimler yapılmıştır.
GASAP à KASAP, (KES-MEK'ten)
DOLAB à DOLAP (DOLA-MAK'tan)
[11.04.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; ]
BOĞDA:
Moğolca HÜDA;
Moğolca "BOGDA OLA" [Tanrı Dağları][72]
BOGDA = TANRI
1-Kelimenin kökü HÜDA olabilir.? Şöyleki
HÜDA à HO.DA
à HOĞDA
à VOĞDA
à MOĞDA
à BOGDA
2-OLA = DAĞ
[11.11.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 10.20]
BOĞLAN :
Kuzey
Afganistan’da şehir.
Zannedersem Romanya’nın güneyi EFLAK; kuzeyi ise BOĞDAN’dır. BOĞLAN ile BOĞDAN
aynı kökten gelen (LßàD)
kelimelerdir. Manaları üzerinde durmak lâzım. BOĞ-MAK veya DOĞ-MAK fiillerinden
acaba yapılmış olabilir mi?
[15.12.1988
Ev-Erenköy Saat 17:43]
BOĞUM:
1-DİLİM : DİL-MEK'ten à DİLİM
[Bir dilim elma]
2-ADIM : AT-MAK'tan à ATIM [İki
adım attım]
3-YUDUM : YUT-MAK'tan àYUDUM [Bir
yudum su ver]
4-KATIM : KAT-MAK'tan à KATIM
5-BOĞUM : BOĞ-MAK'tan à BOĞUM
6-DONUM : DON-MAK'tan à DONUM
vs.vs.
[18.10.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 17.35]
BOĞUM:
Bak:Dilim
BOKS:
ing.to box, yumrukla
dövüşmek'ten(ML), ing,box,vuruş'tan İki kişinin belirli birtakım kurallara
uyarak yumruk yumruğa dövüştükleri spor dalı..(BL)[73]
Yukarıda hem Meydan Larousse'da ve hem de Büyük Larousse'de BOKS'un DÖVÜŞMEK
olduğunu tarif etmişlerdir. Yani DÖĞ-MEK'ten
à DÖĞÜŞ-MEK'ten
DÖĞÜŞ: Yani iki kişinin karşılıklı olarak birbirlerini dövmeye DÖĞÜŞMEK denir.
Ve bu işe de DÖĞÜŞ denir. Öz Türkçe bir fiilden yapılmış, öz Türkçe bir kelime
Döğüş. Şimdi bu Döğüş kelimesi nasıl BOKS olmuş onu görelim:
DÖĞÜŞ (ince şekli)à DOKUS (kalın
şekli) à DOKS
à BOKS (İki heceàTek
heceye düşmüş)
Şimdi değişikliklere bakalım.
1- DÖĞÜŞ : İki heceli ve ince şekli
2- DOKUS : İki heceli ve kalın şekli
3- DOKS : Bir hece ve kalın şekli
4- BOKS : Bir hece ve kalın şekli (DßàB)
değişikliği
Hey ! Koca Türk !.. Uzakları yakın eden Türk. Ne zaman kendi malına sahip
olacaksın?..
[13.09.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12.55]
BOLİÇ:
Fenerbahçe'li yabancı
bir futbolcu..
Milliyetini bilemiyorum amma İslav ırkından olduğu büyük ihtimal?
Bu kelimenin BORİS ve onunda BORS ve PARS'dan geldiğini zannediyorum..
[12.05.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.40]
BOLMAS:
Doğu Türkistan Tabiri
= Olmaz
"TAY-NI BAKARSANG AT BOLUR" ( Tayı bakarsan At olur.)
"BÖRÜ-NÜ BAKARSANG YAT BOLUR." (Kurtu bakarsan Yad olur.)
[30.09.1987;
Koşuyolu-Hastane; 19.07]
BOLU:
BOLU kelimesinin şehir manasına gelen KALIK, BALIK,POLİS kelimesinin galat şekli
olabileceği gibi şehir manasına gelen :
YURTàBURTàBUR
àBOR kelimesinden de yapılabilir.
OR'lu = Şehir'li yer manasına:
BOR-LU à BOL-LU
à BOLU' da olabilir.?
[09.05.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 07.05]
BOLU:
"Melük Şah, Emir
Süleyman Şah'ı Kızılırmak ve İstanbul arasındaki bölgeyi almaya memur etti. Ve
bölgeye yerleştirmek üzere Türkistan'dan 100000 Türkmen verdi. 1074'de BOLU'ya
yerleşen Türkmen'ler, Bizans'lıların çok önceleri Balkanlar'dan getirdikleri
BULGAR, PEÇENEK, UZ, ve KUMAN Türkleri ile kolayca kaynaştılar.
Balkan'lardan gelen Türkler hristiyanlaşmış, fakat Türkçe
lisanını , örf ve adetlerini unutmamışlardı. Bunlar kısa zamanda müslüman
olmakla şereflendiler."[74]
BOR : Kürtçe de kullanılan kelime
BOR:
BOR veya BOR-LU kelimelerindeki KÖK şimdiki DURMAK fiilidir.
YURT à BURT
à BUR
à BOR Yani: Kasaba , şehir manasına
geliyor.
BAY-BURT = Zengin Şehir demektir.
[09.05.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 06.52]
BOR:
BORT à BURT
à YURT
BOR:
Türkiye'de Niğde
ilinin ilçesi.Niğde'ye çok yakın bir şehir.
Eskiler, yani eski Trabzon ağzına göre "Geşdi Boli'nin Bazarı, Sür eşşeği
Niğde'ye" derlerdi.Şimdi ise bizler:
"Geçti Bor'un Pazarı,
Sür Eşeği Niğde'ye.." diyoruz.
Gene eski Trabzon ağzı: Kastamonu'ya à
GASTANBOLİ derlerdi.
Şimdi :
1- Eski Trabzon ağzı:
a) Niğde'nin BOR'una à
BOLİ yani BOLU à BALUK (Eski Türkçe
=Şehir) diyorlar idi.
b) Kastamonu'nun MONU'suna da BOLİ yani
à BALIK diyorlardı.
Belki bu iki misal dışında daha pekçok misaller vardır.? Tabii aramak lazım.
Şimdi ihtimallerden birisi: acaba , BİZ'deki BOR ile Yugoslavya'daki BOR (H.36
EC Büyük Atlas); acaba
aa) BOLU'nun GALAT şekli mi.?
Yani BALIK à BARUK
à BORUK
à BOR mu olmuş acaba? Yoksa;
bb) DURUT à DURT
à DOR
à BOR' mu olmuş, keza:
cc) MUR:(ANAMUR misali gibi) kelimesi de BOR'un kardeş
kelimesi mi.? Hatta:
çç) MUT kelimesi de bu kelimelerin kardeşi olan bir kelime
olsa gerek. Zira MUT: MURT'un (Yurt manasına)
à MUT olması pekçok tabiidir.
2- Gelelim KAS'ın GAS'lığına: Bilhassa Cumhuriyette pekçok G'li
kelimelerimiz K oldu. Onlar gibi :
GAS-TAN-BOLİ kelimesinin GAS'ı da KAS oldu. Neden ise ILGAZ
dağlarının isimlerindeki _GAS = KAS olmadı.
à GAZ oldu..
3- Araya bir N girmiş.? GAS-TA.N-BOLİ aynen ALA-İ-YE' nin
arasına bir (N) nin girdiği gibi?..
4- Sonu MONİ, MONU, MOLU, BOLU, MANA, MENE (MANA'nın İnce şekli
olsa gerek) vs. vs. leri incelemek lâzım.
[11.11.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 10.40]
BORA : Kürtçe de kullanılan kelime
BORANLI YEDİGEY : Bir Kırgız ismi
BORÇKA:
Artvin'in bir ilçesi
Borçka'lılar ve Artvin'liler bu nehre ÇORUK (H) derler.
ÇARIK veya ÇARUK adının: " Türklerden BARÇUK şehrinde oturan bir boy'un adı
olduğu Divan-ı Lügatü Türk'te Cilt:IV,Sh:836 da yazmaktadır."
Belki de BARÇUK şehri, BORÇKA şehrinin adıdır. Zira ÇAR
à ÇOR'a ve BAR
à BOR'a çok benzemektedir.
Çaruk ßà Çoruk, BARÇUKßà
BORÇKA (Burada Takdim - Tehir olabilir.) ya çok benzemektedir.
[31.12.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 10.00]
BORÇKA:
İlçe
BOROÇ+KA ?
BORNOVA:
BOR+N+OVA ? (BOR-NU-OVA ? ) (BOR-LU-OVA ? )
BOSNALILAR: "Özal:
Türkçe bilmeyen fakat kendini Türk kabul eden Milletler var. Bosna'lılar,
Makedonya'lılar gibi. Bu durumda onlar için neler düşünüyorsunuz? Diye sordu"[75]
1- Boşnak'ların TÜRK asıllı olduğunu biliyorduk.
2- Demekki Makedon'lar da TÜRK asıllı mı?
İncelemek gerekir.
[26.11.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 17.55]
BOSTAN: "BOSTAN:I(Fars.Bu koku ve _DTAN yer'den, BUSİTAN,Koku yeri, güzel kokulu yer.) Sebze Bahçesi,Kavun-Karpuz yetiştirilen yer.Kavun -karpuz'un ortak adı."[76]
BOŞ:
FOS manasına kullanılan bir kelime. Meydan Laroussa bakmak ve kelimenin
kökünü bulmaya çalışmak lazım. Bana öyle geliyor ki bu BOŞ ve FOS arasında kök
birliği var sanki.
Çünkü BßàF ve SßàŞ
harflerde değişmeler sık sık oluyor. 08.03.1991 Cuma günü Oğlum Osman'ın
Kozyatağındaki kirada oturduğu Koza apartmanındaki evinde kaleme aldım.
Saat:09.oo
[08.03.1991;
Kozyatağı-Kadıköy; 09.00]
BOŞ:
Sıfat:içinde hiç bir
şey olmayan[77]
[08.03.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.05]
BOŞNAKLAR:
Bu isimleri sıralarsak: PEÇENEKLER:
KİMEK, KIMMEK, KİMAK, KİMMAK, KEMAH, KUMIK, KOMAK, KOMAG, YIMAK, YİMEK, YİMMEG,
YAMAK vs.vs. şekillerine girebilir.
PEÇENEKLER:İnce Şekil
BOŞNAKLAR :Kalın Şekil olması lâzım geliyor gibi. Amma Meydan Larousse
Boşnak'ları Peçenekler'e hiç yaklaştırmıyor. İslâvlara mal edip gidiyor.
Belki Boşnak'lar M.Ö. Oraya gelmiş Peçeneklerdir.Çünkü kelimelerin
harfleri, KALIN-İNCE'nin kardeş harfleri.?
[11.09.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 17.00]
BOŞNAKLAR: "Yusuf Ziya
Akışık: Bosna'da Foça'lıdır.1303 de tevellüd. 1378 [1958] de vefat etti. Edirne
Kapı Kabristanındadır. Ahmet bin Hacı Salih bin Zülfikar Paşa oğludur. Zülfikar
Paşa Akkoyunlu soyundandır. .. .. .. Hüseyin Hilmi Işık Ziya Bey'in damadıdır."[78]
Burada dikkat edilecek hususlar:
1- BOSNA'da da FOÇA var. Bosna-Hersek'in güney doğusunda . Bir
de bizim İzmir'in kuzeyinde FOÇA var. Doğu Türkistan'da da KUCA ve KULCA,
Romanya'da TULCA var.
2- Zülfikâr Paşa'nın torunları şimdi belki Türkiye'yi de
unuttular. Halbuki asılları Akkoyunlu Türk soyundan.
3- Belki bunlar gibi, binlercesi, milyonlarcası var. ?
4- Bosnalı'ların asıllarının Peçenek Türklerinden oldukları ise
tarihi bir gerçektir.
5- Şimdiki Sırp Kasaplarının iddia ettikleri gibi, Osmanlı'lar
Boşnak'ları zorla Müslüman yapmadılar. Zira Osmanlılar oraları zorla Müslüman
yapmış olsalardı bugün oraları tamamen Müslüman olurlardı. Boşnak'ların milli
örf ve adetlerine, İslâmiyet çok uygun geldiği için onlar İslâmiyeti hiçbir
tesir altında kalmadan sırf kendi istek ve arzuları ile kabul etmişlerdir.
Bunda kendi soylarının Osmanlı ile bir oluşunda çok büyük tesir vardır.
Anadolu'daki Türk asıllı pek çok topluluklar da (Hıristiyan) sırf kendi
istekleri ile isteyerek islâmiyeti seçmişlerdir.
Tarihi gerçek olarak yazmalı ve siyasi menfaat çıkarları için katiyyen
vasıta yapmamalıdır. Amma pek çok Milletler de Milli menfaatleri daha ağır
bastığı için TARİH ilmi maalesef TAHRİF olunmaktadır.
[08.02.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12.30]
BOŞNAKLAR:
“Balkan
müslümanları BOŞNAKLAR hariç, kitle halinde islâmlaşma sonucunda meydana gelmiş
değillerdir. Boşnak'lar ise Peçenek asıllıdırlar, yani Oğuz'ların en yakın
akrabalarından olan Türklerdendirler. Kendilerine verilen Boşnak adı PEÇENEK
kelimesinin
PEÇENEK à
BESENEK à
BOŞANAK à
BOŞNAK şeklindeki değişimi sonucunda hasıl olmuştur. Bunlar hıristiyanlığı kabul
etmiyerek, Orta Asya'dan Karadeniz'in kuzeyinden dolaşarak göçüp geldikleri ve
yerleştikleri bölgeye eski dillerini de getirmişler ve Osmanlı Türkleri ile
karşılaşıncaya kadar bunu muhafaza etmişlerdir. Fatih devrinde yaşadıkları Bosna
bölgesi savaşsız fethedilince de soydaşlarının dini olan islâmlığa hep birden ve
kitle halinde geçmişlerdir. Buna karşılık Hırvatistan bölgesine Dalmaçya
kıyıları ile Karadağ'a yerleşen Avarlar Hıritiyanlığın Katolik ve Ortadoks
mezheplerini kabul ederek Hırvat ve Karadağ milletlerini meydana getirmişlerdi.
Balkanlarda ve Tuna'nın kuzeyindeki öbür islâmlaşma hareketleri daima gönül
isteğiyle, ancak münferit halde olmuş ve hiçbir zaman yaygın bir hal
gösterememiştir."[79]
BOYABAT:
BOY-ABAT = BEY-ABAT ?
[03.06.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.25]
BOYABAT:
BOYABAT =?
BOY + ABAT =?
BOY =?
BOY à SOY ?
BOY à BEY ?
BOY à BAY ?
(BAYBURT gibi)
BOY à BOĞ
[22.09.1976; Ankara;
09.07]
BOYAHÇİ :?
Kürtçe de
kullanılan kelime
( Boyacı ? )
BOYNUZ:
MÜNGÜZ : Boynuz.[80]
MÜNGÜZ à MÜN-YÜZ
à BÜN-YÜZ
à BÜY-NÜZ
à BOYNUZ..
Şimdi acaba hangisi doğru? Yani BOYNUZ mu ? Yoksa MÜNGÜZ'mü? Fiilini bulmak
lâzım..
MÜNGÜZ = BOYNUZ (N-G lerde Takdim - Tehir var.)
[05.11.1987 Ev-Erenköy-İstanbul Saat:18.26]
MÜNGÜZ = BOYNUZ (N-G lerde Takdim - Tehir var.)
[16.09.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.30]
BOZ : Kürtçe de kullanılan kelime
BOZLAK Havaları:
Bozlak Havaları : Belki de Doğu ve Güney Anadolu'da söylenen belki daha çok
BOĞAZ'ı zorlıyarak BOĞAZ'dan kuvvet alarak yani
BOĞAZ-LA-MAK , BOĞAZ'dan yardım görerek söylenen havalar olduğu için bu havalar
a) BOĞAZ-LA-MAK'tan à BOĞAZ-LAK
à BO-AZ-LAK
à BOZ-LAK veya belki başka dış
bölgelerde (LßàD) değişikliği ile
BOZ-DAK Havaları olmuş olabilir. İncelemek Gerektir.
[04.09.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.45]
BOZLAK: "BOZLA: Ses
vermek, bağırmak, Bozlamak. D.Tür: Çağ; Müh:_BUZLA; Rab, BUZNA; RAD; ÇAĞ.;
BOZ.NA"[81]
BOZ-LA-MAK = Ses vermek , Bağırmak olduğuna göre
BOZLAMAK'tan à BOZLAK yapılmıştır.?
[18.06.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 17.05]
BÖGİN:
Jüçen'ler BEG'e
(BEY'e) BÖGİN diyorlarmış."[82]
Acaba JÜÇEN'ler JUAN-JUAN denen ÇEÇEN'ler olmasın?
[25.10.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul;
BÖĞÜRTLEN:
BÖĞÜRTLEN ßà KARA MUK
MORA ? KARABÜK ?
BÖLÜNGEN:
Bölünen
Doğu Türkistan Tabiri = Bölünen; Bölüngenni = Bölüneni
BÖL-MEK; BÖL-ÜN-MEK; BÖLÜNGEN
[30.09.1987;
Hastane-Koşuyolu; 15.59]
BÖLÜNGEN:
Doğu Türkistan
Tabiri=BÖLÜNEN
BÖL-ÜN-MEK;BÖL-MEK;BÖLÜNGENNİ = Bölüneni
[30.09.1987;
Hastane-Koşuyolu; 15.59]
BÖRİ:
=Kurt
Bu kelime şöyle değişmiş olabilir.
Bu isim acaba VUR-MAK (KUR-MAK, BUR-MAK) Fiillerinden mi
yapılmıştır? Yoksa ULU-MAK, BÖ-ĞÜR-MEK (BÖ-ÜR-MEK), fiilinden mi yapılmıştır?
Muhakkak ki, KURT'u tavsiv eden bir fiilden yapılmıştır? ..
BÖRİT iken? KURT olmuştur.?
Değişme ihtimalleri?
1-(BßàK olmuş
2-(OßàU olmuş
3-İ düşümüş.
4-T düşümüş?
[10.11.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08.20]
BÖRİ:
BÖRİ: Göktürkçe.KURT:
Anadolu Türkçesi
BÖRİ = KURT
BÖRK:
"YEŞİL BAŞ" ismi
de, Buhara mektebine mensup bir sünni tarikatını ifade etmektedir."
Türkiye'de :
KARA-BÖRK-LÜ
KARA-BÖRK
KIZIL-BÖRK-LÜ
AK-BAŞ-LI
AK-BAŞ-LAR
isimli pekçok köy vardır ki, bunların aynı isimdeki oymaklarının toprağa
yerleşmesi ile kurulduğu anlaşılmaktadır."
"KIRGIZ'ların meşhur destan kahramanı MANAS'ın karılarından birinin adı
KARA-BÖRK'tür. BÖRK Türklerin en eski bir baş giyimidir. TÜRK ağızlarında yakın
şekilde telâffuz edilir."
"KIRGIZ'larda BÖRÜK Çağatay ve Doğu Türkistan lehçesinde BÖRK, Azerilerde
BÖRK, Osmanlılarda BÜRK, Kazaklarda BÜRİK, şeklinde söylenir. Bizim gezip
gördüğümüz Türkmenlerde BÖRK diye anılmaktadır."
"Göçebe Kazak'lara göre şehirlerdeki Uygurlar ve TARANCI'lar, TAT'dır. Bu
inanç Türkiye Yörüklerinde MANAV kelimesi ile ifade edilir ki Kaşgar'lı Mahmud
bu göçebe zihniyetinin OĞUZ'larda olduğunu söyler, onlar şehirlerden
çıkmayanlara YATUK derler.[B: MANAV = YATUK- Şehirli, MANAV-GARTà
MANAV-GAT (YURT)."
"HUN Türklerinin de BÖRK giydikleri anlaşılmaktadır. HUN Hakanı (kışın
samurdan bir külâh giyer. Yazın külâhta altın düğme [B:TAKMA]
lar bulunur. Külâhın ucu sivri ve sonu kıvrılmıştır. [B: Osmanlıların ucu
kıvrık külâhlarını hatırlamak gerekir.)
Daha aşağı mevkide bulunanların hepsi beyaz keçe külâh giyer."
"Osman Gazi'nin giydiği büke (Börk-I Horosanî)
denir. Fes büyüklüğünde kırmızı kadife veya çuhadan yapılır, üzerine TATAR usülü
destar sarılırdı. "Aydınoğlu Mehmet Bey, de (uçlardaki askeri kuvvet için
Türkmenlerin umumiyetle giydikleri KIZIL külâhlardan farklı olarak beyaz külâh
icat etmişti. İbn-Batuta'nın bahsettiği AHİ'lerin BEYAZ serpuşu ile Osmanlı
Hükümdarı ORHAN'ın mahiyetinin giydiklerinden bahsolunan BEYAZ SERPUŞ (AK
BÖRK) ün menşei aynı
olsa gerek."[83]
[B: Burmak-tan à BURUK
olmuş; BÜRÜK à BÖRK
à BÜRK vs. aynen SARMAK tan SARIK
gibi.]
[05.10.1978;
Z.Bankası-Alanya Kampı; 11.00]
BÖRK:
Başlık, Külâh, Börk.[84]
Bazı Türk'ler BÖRÜK, Kazan'lılar BÜRİK diyorlar. Bu kelimenin aslının
BUR-MAK fiilinden çıkabileceğini düşünüyorum.
[18.06.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.30]
BÖRK: Eski Türklerin
başlarına giydikleri "börk" keçeden yaptıkları ve bazı hallerde giydikleri
başlığın adıdır ve "BÖRKENEK" şeklinde kılıçları..[85]
Pek çok Türk boylarında BÖRK şeklinde, belki de BÖKENEK'in SON'dan düşme ile
BÖRK-ENEK à BÖRK şekline girmiş
olabilir.?
A) Acaba, Börkenek veya BÖRK kelimeleri hangi fiilden gelmektedir.?
BUR-MAK'tan à BURUK
à BURK veya ince şekli ile BÜRK veya
BÖRK olmuş olabilir.?
B) Kelimenin SON'undaki _NEK veya _NAK'ı da gözardı etmemek lâzım. Meselâ :
BACA-NAK (veya BECE-NEK=ince şekli), YIĞI-NAK, BARI-NAK, YETE-NEK, vs. vs. )
[03.09.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.30]
BÖRTEÇİNE:
Kurt yol Gösterdiği
Zaman Börteçine deniyor.[86]
[30.09.1987;
Hastane/Koşuyolu; 11.40]
BÖRÜ MÜ:
Doğu Türkistan
Tabiri=KURT DAHİ
[30.09.1987;
Hastane-Koşuyolu; 15.59]
BÖRÜ:
Doğu Türkistan'da
KURT'a BÖRÜ denir.[87]
[30.09.1987;
Hastane/Koşuyolu; 11.40]
BÖRÜ'NİNG:
Doğu Türkistan
Tabiri= KURT'UN
[30.09.1987;
Hastane-Koşuyolu; 15.40]
BUBA:
Baba
Buba: Eski Trabzon ağzında BABA, AGA, ATA vs. demektir. Bu kelime
Trabzon'un bazı köylerinde (BOBA) veya (BOĞBA) şekillerinde de söylendiğini
zannediyorum.
BUBA şekli:
Azerbeycan ağzında da Antalya-Korkuteli ağzında da BABA'ya BUBA diyorlarmış.
Çok büyük yelkenlilere de PUPA-YELKENLİ denir. Acaba bu PUPA kelimesi de BABA,
BUBA, PUPA 'dan mı geliyor. İncelenmesi gerekir.
Zannedersem, Bulgaristandaki Türkler de BABA'ya
à BUBA diyorlarmış.
[16.04.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.10]
BUCA:
BUCAK:
BUHARA:
BAYKARA; BEY-KENT; BUĞ-KARA (Buhara) = Buğ-Kenti? (Baş-Buğ ?)
MAKARA (Midilli adasında yer.) MALKARA= MA_KARA?
MAL = BAL = BİL = TİL = TEL vs. ?
BALÇOVA ?
[24.05.1979;
Ev-Erenköy-İstanbul]
BUHARA:
BUĞ-HARA = BUHARA ? (Bey Şehri.?)
[11.02.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 16.35]
BUHARA:
GÖKTÜRKÇE ANADOLU TÜRKÇESİ FARK
ANÇA ANCAK K düşmesi
BUKARAK BUHARA K düşmesi
NOT:
1- Buhara'nın aslı BU-KARAK imiş
2- Bizdeki pekçok larının sonlarındaki K lar düşmüş.?
BUHARA:
Göktürkçe kitabelerinde BUHARA'nın adı BUKARAK imiş?
Bana göre bu kelime : BUĞ-KARAK yani AN-KARAK yani HAN-BALIK
yani YAN-BOLU vs. gibi BEY-ŞEHRİ demek oluyor.
AN-KARA = HAN-ŞEHRİ demektir.
YAN-BOLU = KAN-ŞEHRİ demektir.
HAN-BALIK = HAN-ŞEHRİ demektir.
HAM-BURG = HAN-ŞEHRİ demektir.
Ve bütün bu kelimeler Öz be öz TÜRKÇEdir.
[20.10.1975;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.30]
BUHARA:
"Buhara idaresinin
merkezi olan şehrin bulunduğu yerde eski devirlerden beri şehirler kurulmuştur.
Eskiden beri İDARİ bir bölge olan BUHÂRA'nın merkezi: NÛMİCKER (BUMİCKES) idi.
Sanskritçe de Manastır manasına gelen Vİ HA RA 'nın Türkçe'deki şekli BUHARA'dan
türemiş olması mümkündür."[88]
1- NßàB değişikliği var?
2- RßàS değişikliği var?
3- Vİ-HARA'da à BUHARA olabilir.?
HARA kelimesi bence KARA, KURUT, YURT' ların GALAT şekli olabilir. Aynı zamanda
bu kelimenin : BÜK-KARA' da (KARA-BÜK?) , BUĞ-KALAK; BEY-ŞEHRİ de olabilir. ?
Daha da incelenmesi gerekir.
[08.03.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 17.35]
BUHARA:
Şehir
BUĞ-KARA = BUĞ - HARA = BUHARA
[20.04.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 16.25]
BUHARA:
Türkistan'da önemli
bir tarihi şehir.
Buhara kelimesini BU-HARA diye iki kısma ayırabiliriz.
A) HARA kelimesi Göktürkçe'de BU-KARAK diye yazılıyor ve
söyleniyor. Orhun Abideleri adlı kitapta BUHARA kelimesi BUKARAK olarak geçiyor.
Gerçekten de _HARA kelimesinin aslı KARAK'tır.
Bizim ANKARA kelimesinin KARA'sı da aynı manadadır. _KARA veya
_GARA aynı manadadır.
_KARA kelimesi, KARA = KALA = KALAK veya KALMAK fiilinden oturmak, ikamet
etmek fiilinden yapılmıştır. ŞEHİR manasına gelir. Eski Türkçe bir kelimedir.
Amerika'da dahi GUA DALA HARA isimli şehrin var olduğunu Amerikan dizi
filimlerinden öğreniyoruz. Amma bu isim acaba yeni bir isim midir.? Bu kelimenin
sonundaki _HARA kelimesi eski Türkçe şehir manasına gelen bir kelimedir. Bunun
da üzerinde incelemek, tetkik etmek lazımdır. "GUA DALA HARA şehrini kim kurdu?
Yerliler mi yoksa gelenler mi? Her iki halde de tetkik, araştırma yapılmalıdır.
B) Kelimelerin BAŞ'larındaki kelimeler ise, Şehri karakterize
eden kelimelerdir. Meselâ BEY-BUĞ-ŞEHRİ, HAN-ŞEHRİ vs. vs.
[18.02.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.45]
BUHARİ Muhammed:
"Nijerya'da, iki yıl
önce askeri bir darbe ile General Muhammed Buhari'yi devirerek iktidara gelen
İbrahim Babangida'ya (Dünyanın sevilen askeri lideri) ünvanı verildi."[89]
BUHARİ her halde BUHARALI demektir?
BABANGİDA ise acaba BABANZADE mi demektir.?
Kelimeleri açarsak ve BABAN'ları ayırırsak geriye GİDA
ßà ZADE mi kalıyor.? (GßàZ)
dersek buna çok yaklaşmış oluruz.?
[27.07.1987;
Ev-Erenköy-İstanbul; 20.29]
BUKA HAN:
"Efsanevi Turk ve
Moğol hükümdarlarından biri. Ebul Gazi'nin Şecerei Türki eserine göre TATAR
HAN'ın oğludur. Uzun yıllar hükümdarlık etmiş ve ölümünden sonra yerine oğlu
YELİNCE HAN geçmiştir."[90]
BOĞA HAN = BUKA HAN
[25.03.1997;
Ev-Erenköy-İstanbul; 15.10]
BUKARAK:
Buhara;[91]
ORHUN ABİDELERİ'nin 75/30 metin ve tercüme sayfalarında BUHARA'nın adı
BUKARAK olarak geçmektedir.Ki bence bu kelime Eski Türkçe BEY-ŞEHRİ demektir.
BUĞ-KALAK veya BU-KARAK olmuş? ANKARA'da HAN-ŞEHRİ demektir.
[27.11.1994;
Ev-Erenköy-İstanbul; 20.10]
BULANCAK:
BULANIK:
"BULANIK: İsmi
kasabanın yanından alan Bulanık Çay dan alır."[92]
Demekki "Bulanık Çayı Kasabası" kelimesi kısala kısala BULANIK'ta karar
kılmış.
[27.10.1987;
Ev-Erenköy-İstanbul; 15.52]
BULGAR Devleti:
"BULGAR hem bu
ülkeye, hem bu kavme, hem de payitahtları olan şehre ad olmuştur. BULGAR ŞEHRİ
İdil nehrinin şimal tarafında ŞİR ÇULHA'nın(Belki de bir çay?M.İ.)
Bu nehre aktığı
zaviyede idi. Mühim bir ticaret ve ilim mahalli idi. Pek mamurdu. Buraya her
taraftan tüccar ve alimler gelirdi. Bilahare harplerden harap olup payitaht
TATAR HANLIĞI zamanında KAZAN şehrine intikal etmiştir. 1295 H.de
(Tahminen 1235+622=1857 Miladi? M.İ.)
Kazan'lı İbrahim
efendi Bulgar Şehri Harabesini gidip gördüğünü ve 33 basamaklı olan minaresinin
sapasağlam durduğunu söyler. [Sh:334]"
"Bulgar'ların
başlangıçları ve eski devirleri hakkında malümat bulunamamıştır.[Sh:334]"
"HUN'ların inkirazından sonra BULGAR'ların bir kısmı VOLGA ve
URAL'dan Karadenize ve Azak denizine inip İSLAV'larla birlikte Bizanslilara
musallat olmuşlar, hatta İATANBUL'u bile tehdit etmişlerdir. Bilahare AVARLAR'ın
hükmü altında düşmüşlerse de (630 M, 9 H.) başları KUVART HAN'ın himmetiyle
kurtulup yine kuvvet bulmuşlardır. (679 M.; 60 H.) tarihinde kardeşler
arasındaki nizâdan BULGARLAR dağılıp her biri bir tarafa gitmiş, bunlardan bir
kısmı KUVART HAN'ın oğlu ASPARAH HAN ile DİNYESTER ile TUNA arasına ve TUNA
boyuna, şimdiki Bulgaristan'a hicret etmişlerdir. MİSYA denilen şimdiki
BULGARİSTAN'a geldikleri zaman orada kendilerinden evvel gelmiş bir miktar İSLAV
bulmuşlardır. Bu İSLAVLAR üzerine hakim olup bir devlet kurdular.İşte bu
suretle BULGARİSTANikiye ayrılmıştı. Eskisine BÜYÜK BULGARİSTAN, Büyük Bulgarya
, bu yenisine KÜÇÜK BULGARİSTAN , Küçük Bulgarya denilmiştir. KUVART HAN'ın
oğullarından BATBAY HAN Hazar'lardan kaçarak İDİL'in şimallerine yine eski
yurtlarına gidip oradaki BÜYÜK BULGAR DEVLETİ'ni kurmuştur.[Sh:335]"
"Büyük BULGARYA Bulgarları defalarca BİZANSLILARA Hücum
etmişlerdir. Bizanslılar bunların hücumlarını bir türlü defedememişlerdir.
Kayzer JÜSTİNYEN zamanında hücum eden BULGAR'lar ise mağlub olmuşlardır.
[Sh:336]"
"(Büyük ?) Bulgar HanlarındanBİYAN HAN memleketi imar
etmiştir.Öldüğü vakit KARA BAT HAN yerine geçti. Bunun üç oğlu vardı. BAT BAY
HAN Hazar Hanına tabi oldu. İkinci oğlu KATRAĞ HAN Don boyuna yerleşti. Üçüncü
oğlu ASPAROH HAN Dinyester nehrinden geçip İslovenya'yı feth ve Tuna aşağılarına
inip MİSYA'yı zapt, Küçük Bulgarya'yı tesis etti [Sh:336]"
Bunlardan bir kısmı da TARSUS ve ANTALYA taraflarına gelip
yerleşti. EL'an orada BULGAR DAĞI vardır ki bu ad bunlara nisbetle
verilmiştir.[Sh:336]"
KARAMANLILAR zamanında HANlarıyle beraber oralarda sakin
BULGARLAR vardı.."[93]
KUVART HAN adı bana BORÇKA ile zannedersem ARDAHAN yolu üzerinde ve gene
zannedersem BAKIR madeni bulunan ve oraya 1.Cihan Harbinden önce ALMANLAR bir
BAKIR fabrikası kurmuşlar ve 1. Cihan harbine kadar oradan bakır çıkartmışlardı.
Harpten sonra Almanlar, fabrikayı olduğu gibi kapatıp gitmişler imiş?
1936-37 senelerindebizimkiler o fabrikayı birkaç sene
çalıştırmışlar, sonra söküp Karadenizde başka bir yere taşımışlardı. Zira
BORÇKA'da MURGUL yerinde de zannedersem İngilizlerin de bir Bakır fabrikası
vardı. Onu da o tarihlerde işletmişlerdi. Buna "Murgul Bakır Fabrikası" ve
diğerinde de herhalde yerine izafeten "Kuvarshan Bakır Fabrikası" derlerdi.
Bu kitapta KUVARS HAN değilde KUVART HAN olarak geçiyor. 335.
Sayfada Miladi 630 ve Hicri 9. Asır başlarında AVARLARa yenilmişlerse de
Bulgar'ların başları olan KUVART HAN'ın himmetiyle kurtulup yine kuvvet
bulmuşlardır. Ancak 679 Miladi, 60 Hicri tarihinde kardeşler arasındaki nizalar,
boğuşmalar sonucunda Bulgar'lar dağılıp her biri bir tarafa gitmiş, KUVART HAN
oğlu ASPARAH HAN ile birlikte DİNYESTER Tuna boyunca şimdiki BULGARİSTAN'a
gelerek KÜÇÜK BULGARİSTAN'ı kurmuşlar.
KUVART HAN'ın diğer oğlu BATBAY HAN ise HAZAR'lardan kaçarak
İDİL'in kuzeyinden, yine eski yurtlarına gidip oradaki BÜYÜK BULGAR DEVLETİ'ni
kurmuş. Hatta bunlardan bir kısmı da TARSUS ve ANTALYA taraflarına yerleşmişler,
HANLARIYLA oraya yerleşmişler, BULGAR DAĞI'na da isim vermişler.
Acaba bu KUVART HAN ne oldu? Nereye yerleşti? Nerede öldü?
Mezarı var mı?
Acaba bu KUVART HAN ile Borçka'daki KUVARS HAN arasında bir
münasebet var mı?
Çok küçük bir TßàS
değişikliğinin çok önemli olabileceğini zannetmiyorum.
İncelenmesi gereken önemli mevzulardan birinin de bu olması lâzım..
[06.03.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.05]
BULGARİSTAN:
Bak: GACALLAR
BUM : Kürtçe de kullanılan kelime
BURGU : Kürtçe de kullanılan kelime
BURUNDUK:
"Yular,Buruna
geçirilen yular, BURUNDUK"[94]
1- BURUNDUK ßà BURUNLUK
[DßàL], BURUNDUK'un BURUNDURUK
olması,
2- BOYUNDUK ßà BOYUNLUK 'unda
BOYUNDURUK olmasına benziyor.
Çiftçiler saban koşarken Öküzlerin boyunlarına geçirilen BOYUNLUK ; acaba nasıl
BOYUNDURUK olmuş? Veya yukardaki BURUN'a takılan BURUNLUK'ta acaba nasıl
BURUNDURUK olmuş? Bunların incelenmesi gerekir.
[17.08.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 17,15]
BUYURMAK:
Emretmek
BUY-UR-MAK = EMRETMEK Kalın:BUY = BUG = BUĞ ; İnce : BEY = BEG = BEĞ
[20.04.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 16.25]
BUZ DAĞI:
"Bu sırada SAĞ'daki
ÇİN Kağanı, kıymetli hediyelerle elçisini gönderip, itaatini saygı ile
arzetti.Onunla (Oğuz Han ile) dost oldu. SOL'daki URUM Kağan, itaatlerini
bildirmediğinden ORDUSUNU ÇEKİP, onların (yani URUM Kağan'ın) üzerine yürüyen
OĞUZ HAN, kırk gün sonra MUZ DAĞ (BUZ DAĞI) eteğine gelince otağına güneyden bir
ışık girdi"[95]
1- Bu ifadelerin içerisinde SAĞ ve SOL tabirleri var.
Türklerin teşkilatçılığında da bu SAĞ, SOL ve ORTA teşkilatları vardır. Osmanlı
Türkleri dahi ; Merkez İstanbul; SAĞ=Anadolu Beylerbeyliği, SOL= Rum-Eli
Beylerbeyliği teşkilatları vardır.
2- URUM-KAĞAN : Bu URUM Kağan, Bizans Hükümdarı olabilir. ? Zira
zannedersem bu tarihlerde BATI'da en büyük imparatorluk Bizans idi..
3- MUZ-DAĞI veyahut BUZ-DAĞI : Bu dağ MALATYA ile ADIYAMAN
arasında ve 2612 metre yüksekliğinde bir dağdır. Demek ki Oğuz Han buralara
geldiği zaman burada da DIŞOĞUZLAR var idi?
4- ORDU-ÇEKMEK tabiri, ordu toplamak veyahut Ordu dermek
manalarına gelir. DERİK = ÇERİK = ÇERİ yani asker manasına gelen kelimelerdir.
Yeni Çeri ise yeni asker demektir.
[10.11.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 09.40]
BUZA:
MacarcaàBuğday[96]
BUĞDAY = BU_ZA_ olmuş olabilir.
[08.05.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 06.20]
BÜĞRÜS:
_PATUS (BAT-MAK'tan à BATUK)
_EĞRİS (EĞ-MEK'ten à EĞRİK)
_BÜĞRÜS (BÜK-MEK'ten à BÜKÜRÜK)
_POLİS/PALİS (KAL-MAK'tan à BALIK)
_TÖMÜLÜS (GÖMÜL-MEK'ten GÖMÜLÜK)
Buldukça ve hatırladıkça NOT alıp bir yerde toplamak lazım.
[10.11.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 14.47]
BÜĞRÜS:
EĞRİS-BÜĞRÜS (Trabzon
Ağzı)
Yani EĞRİK-BÜĞRÜK (SßàK)
EĞMEK fiilinden EĞİR-MEK'ten à
EĞİRİKàEĞİRİLMİŞ demek.
Ancak K ile yapılmış kelimeler çok eskilerde S ile yapılırmış.
BALIK ßà BALIS
ßà POLİS olmuş, bunun gibi EĞRİS
à EĞİRİK demek.
BÜK-MEK'ten à BÜK-ER-MEK ten
à BÜKÜRÜK
à BUĞRUK veya BÜĞRÜS, Bükürülmek'ten
Bükürülmüş demektir.
[08.07.1984;
Ev-Erenköy-İstanbul; 06.30]
BÜRGÜ:
"BÜRGÜ: Öttü, Bürüdü"
demektir.[97]
BÜR-ÜN-MEK à BÜR-ÜT-MEK
ÖRT-MEKàÖRT-ÜN-MEKàÖRT-ÜL-MEK
ÖRT-GÜàÖRTÜ
ÖRTÜàRİDA ? (ÖßàR)
[18.06.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.46]
BÜRÜMCÜK:
“Köylerde
kadınlar ilkel tezgâhlarda BÜRÜMLÜK dokurlar” dendi.[98]
Herhalde BÜRÜNMEK ten yapılmış?
[10.10.1988
Ev-Erenköy Saat 18:16]
BÜYÜK-CE :
è
BÖYÜK CEK à
YÜK-CEK à YÜK-SEK ? Yani acaba
BÜYÜKCEàYÜKSEK olabilir mi? Yoksa
YÜKSEK ile YÜK-KARU ; ASGARIàAŞŞAĞI
arasında bir ilgi var? Amma Büyükçe’den Yüksek olsa Küçükce den başka bir şey
olması lâzım, acaba var mı? Tabii aramak lâzım…En küçük ihtimalleri dahi
değerlendirerek denemek lâzım.
[15.10.1988
Ev-Erenköy Saat 21:30]
BÜZA:
Macarca: Buğday[99]
Türkçesi = BUĞ-DAY;Macarcası = BU_-ZA_
NOT:
1- Balkan Türkleri bizim Buğday'ımızı daha yumuşak ve daha hafif
hale getirerek BÜ-DAY ve BÜ-DA derler.
2- Ğ ve Y 'ler düşmüştür.
3- D ßà Z olmuş
olabilir. ?
[21.04.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 19.00]
[1] Türkiye Gazetesi, 27/07/1987;Sh:5;
[2] Türkiye Gazetesi,23.04.1990,Sh:6;
[3] Türkiye Gazetesi, Sh:5;
[4] Kazakça Sözlük, Sh:32;
[5] TV'de ,10.09.1991,Akşam vakti,Türkü sözü;
[6] Meydan Larousse, Cilt:2,Sh:64-65
[7] Meydan Larousse; Cilt:2, Sh:64-65
[8] Osmanlı-Türk Sözlük, Sh:66
[9] Meydan Larousse,Cilt:7,Sh:645
[10] Türkiye Gazetesi Bulmacası,12.03.1991,Salı
[11] Div.Lug.Türk:Cilt:4,Sh:64
[12] Akşam Gazetesi; 22.10.1995; Sh:2
[13] Ahmet Refik , Cilt:6
[14] Erzincan Tarihi; Sahife:195
[15] Erzincan Tarihi; Sahife:195
[16] Varto Tarihi: Sh:113
[17] Meydan Larousse,Cilt:9;Sh:631
[18] BAKIŞ Dergisi, 22.Sayı,17-24.02.1984,Sh:53-56
[19] Şifalı Bitkiler ve Emraz:Kitap:2,Sh:32
[20] Meydan Larousse,2.Cilt,Sh:119;
[21] KANAL-7, 16.03.1996, Saat:12.25;
[22] Meydan Larousse,Cilt:2,Sh:143
[23] Meydan Larousse,Cilt:2,Sh:144;
[24] Meydan Larousse,Cilt:2, Sh:143;
[25] Türkçe Yer Adları Sempozyumu Bildirileri, Sh:267;
[26] Orhun Abideleri,Muharrem Ergin,Sh:105;
[27] Tercüman-Milli Tarih Atlası,Sh:7;
[28] Meydan Larousse, Cilt:2,Sh:161
[29] İl İl Türk.Ansiklopedisi, Cilt:3, Sh:944;
[30] Oruç Bey Tarihi,Sh:119;
[31] Meydan Larousse; Cilt:3;Sh:693;
[32] Meydan Larousse; Cilt:2; Sh:185
[33] Divanı Lügat'I Türk Tercümesi, Cilt:1,Sh:28
[34] Meydan Larousse; Cilt:2; Sh:187;
[35] Divanı Lügat'I Türk Tercümesi, Cilt:1,Sh:28
[36] Meydan Larousse,Cilt:2,Sahife:197;
[37] Türkiye Gazetesi,Bulmaca,30.03.1994
[38] Zaman Gazetesi;08.12.1991,
[39] İl-İl Türk Ansiklopedisi;Cilt:3;Sh:935
[40] Prf.Dr.Tuncer Gülensoy; Türkiye Gazetesi;Sh:15
[41] Türkçe yer adları Sempozyumu Bildirileri,Sh:267
[42] Rehber Ansiklopedisi, Cilt:2, Sh:87
[43] İl İl Türk Ansiklopedisi; Cilt:3; Sh:17
[44] Mahmut İyibozkurt; 10.05.1950; NOT'lar dan.
[45] Divanı Lugatı Türk Ter.Cilt:1;Sh:30
[46] Divanı Lügat'I Türk Tercümesi, Cilt:1,Sh:28
[47] Türkiye Gazetesi; 21.12.1986;
[48] Meydan Larousse; Cilt:2;Sh:239
[49] Tercüman İslâm Türk Ansiklopedisi;Sh:61
[50] Türk Diyanet İslâm Ansiklopedisi;Cilt:6;Sh:12
[51] Millet Gazetesi;14.04.1977;
[52] Meydan Larousse:Cilt:10;Sh:7
[53] Osmanlıca Türkçe Sözlük;Sh:103
[54] Kuranı Kerim ve Meali,Sh:593
[55] Kuranı Kerim ve Meali; Sh:593
[56] Orhun Kitabeleri, Sh:107
[57] Div.Lug.Türk,Cilt:4,Sh:64
[58] Türkiye Gazetesi;25,01,1991;Sh:6
"Arnavutluk'ta Cuma Namazı" M.Necati Özfatura
[59] Türkiye Diyanet İslam Ansiklopedisi: C:6;Sh:12
[60] Türk Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, Cilt:6,Sh:12
[61] Türkiye Gazetesi, 08.11.1990,Tuncer Gülensoy, "Moğolistan Notları",Sh:15
[62] Türkiye Gazetesi;09.09.1993
[63] Osmanlıca-Türkçe Sözlük,Sh:103
[64] Divan-I Lugatı Türk, C:4;Sh:92
[65] Divanı Lugatı Türk, C:1,Sh:11
[66] Günaydın Gazetesi;28.11.1991;"Dilde Eski Türkçe Dönemi"; Sh:4
[67] Kardaş edebiyatlar;1985/12;Sh:30
[68] T.Diyanet Vakfı -İslâm Ansiklopedisi,C:6;Sh;179
[69] Osmanlıca Türkçe Sözlük,Sh:108; Meydan Larousse Cilt:2,Sh:390
[70] Tercüman Gazetesi;26.12.1984
[71] 26.07.1982 Akşamı TV Haberleri
[72] Türkiye Gazetesi,Prf.Dr.Tuncer Gülensoy,Moğolistan Notları
[73] Meydan Larousse;Cilt:2;Sh:469Büyük Larousse;Cilt:3;Sh:1768
[74] Rehber Ansiklopedisi; Cilt:3; Sh:51
[75] Türkiye Gazetesi, 26.11.1992;Sh:17
[76] Meydan Larousse; Cilt:2;Sh:507
[77] Meydan Larousse; Cilt:2; Sh:508
[78] Saadet-I Ebediye, Sh:982-983
[79] Türkiye Gazetesi; 15.06.1986; Pazar; Sh:3; Yazarı: Mithat Sertoğlu
[80] D.L.Türk Dili, Sh:84
[81] Div.Lug.Türk., Cilt:4,Sh:106
[82] Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi; Cilt:6; Sh:12
[83] Türkiye'de Alevilik Bektaşilik; Doç.Dr. Mehmet Eröz; Sh:80-85
[84] Divanı Lügat-ı Türk; IV.Cilt Sh:108
[85] Doğu Anadolu Hakkında - Sosyo Kültürel Bir Araştırma.,Dr.Mehmet Eröz.,Sh:11
[86] Kardaş Edebiyatlar;1987;Sayı:15;Sh:30
[87] Kardaş Edebiyatlar;1987;Sayı:15;Sh:30
[88] Yeni Rehber Ansiklopedisi; Cilt:4; Sh:193
[89] Türkiye Gazetesi, 27/07/1987;Sh:5
[90] Meydan Larousse; Cilt:2;Sh:453
[91] Orhun Abideleri;M.Ergin;Sh:75/30
[92] 20.10.1987 tarihinde TV Programından;Saat:16.50
[93] Dr. Rıza Nur;Türk Tarihi; Cilt:1;Sh:334-335-336
[94] Divanı Lugat-I Türk; Cilt:4;Sh:118
[95] Rehber Ansiklopedisi;Cilt:13;Sh:186
[96] 22 Dilde Kelimeler; Sh:43
[97] Divanı Lugati Türk;Cilt 1; Sh:14
[98] TV Haberlerinde söylendi.
[99] 22 Dilde Kelimeler; Sh:43
____________________________________________
copyright
© 2006 - 2009
tüm hakları saklıdır
TÜRK DİLİ
iletisim@turk-dili.com