BAATAR: Moğolca : Basar;
Türkçe BASAR kelimesi Moğolca BAATAR olmuş. Şimdi bunun tahliline gelelim.      
1- Kelime BAŞ'larındaki B harfleri aynen kalmış..
2- Kelimedeki 1. SESLİ A harfi ikizleşti  
3- Kelimedeki bizim S harfi Moğolca T olmuş.
4- Kelimedeki ikinci sesli A harfi ikizleşti      
5- Kelimenin SON larındaki R harfi aynen kalmış. Yani :  Türkçe'deki BASAR kelimesi , Moğolca BAATAR olmuş..
Netice olarak.            
1- Başlardaki ve sonlardaki sessiz harfler aynen kalmış. 
2- Kelimelerdeki bizim birinci sesli A harfi Moğolca'da İKİZLEŞEREK- AA olmuş..
3- BASAR kelimesindeki SESSİZ -S harfi, Moğolca'da T olmuş.
[20.10.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 16:20]

BAATIR KİŞİ: Yiğit Kişi;
BAATIR-KİŞİ = Yiğit Kişi ; BAĞADIR KİŞİ à BAADIR KİŞİ à BAATIR à BATIR à BATUR à BATU; BAATIR: Kumuklar ve pek çok Türk Boyları bu kelimeyi bu şekilde kullanmaktadırlar.;Veya:      BAĞATUR à (Kısaltılmış)(Tur Düşmüş) BAĞA; BAĞ (Kalın Şekli) à BAY ( Ğ àY olmuş!) ; BEĞ (İnce Şekli) à BEY ( Ğ àY olmuş!) ;Hatta BAĞ ( Aà U olarak) à BUĞ ; KARA-BAĞ = KARA-BAY = KARA-BUĞ = KARA-BEY = KARA-BET = GARA-BET ? vs. vs. gibi şekillere girebilir. Hatta bu kelime M harfi ile söylendiğinde      BAĞA-TUR à MAĞA-TUR = MAĞA-___ = MAA à MAO (Çince yiğit) vs. gibi şekillere de girebilir. Şimdi burada duralım. Demek ki bir kelime ilk şeklinden en  son şekline gelinceye kadar gerek zaman içinde ve gerekse zemin içinde pekçok şekillere girebilmektedir.  Meselâ : BAĞATUR à BAATUR à BATUR à BATUà;
MAĞATUR à MAATUR à MATUR à MATU àMAĞA à MAA à MAO
BAĞ à BAY à BEĞ à BEY à BUĞ à BUY à BA à BU àà ..vs. vs. gibi şekillere girebilmişse
1 – Bu kelime yaşlı bir kelimedir.
2 – Bu kelime çok sevilen ve çok tutulan bir kelimedir.
3 – Bu kelime geniş bir coğrafi sahaya yayılmış bir kelimedir.    
[30.09.1987,Hastahane,Koşuyolu-İstanbul, Saat:08.28]

BAB:
Bu BAB kelimesinin de KAPI kelimesinin PAPAK kelimesinde olduğu gibi:
1- Ya kelime BAŞ'ındaki K harfi kelime içindeki P/B harfine dönüşmüştür.
2- Veyahut kelimenin BAŞ'ındaki K harfi düşmüş ve bir ABI şekline giren kelime bir müddet sonra da : ABI = BABI olmuş ve SON'daki I harfide düşerek KAPI kelimesi zaman içinde   ABI à PAPI à BABI à BAB şekline girmiş olabilir.
[20.01.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 15.40]

BABANGİDA İbrahim: "Nijerya'da, iki yıl önce askeri bir darbe ile General Muhammed Buhari'yi devirerek iktidara gelen İbrahim Babangida'ya (Dünyanın sevilen askeri lideri) ünvanı verildi."; [1]
BABANGİDA ise acaba BABANZADE mi demektir.?  Kelimeleri açarsak  ve BABAN'ları ayırırsak  geriye GİDA ßà ZADE mi kalıyor.? (GßàZ) dersek buna çok yaklaşmış oluruz.?
[27.07.1987; Ev-Erenköy-İstanbul; 20.29]

BABANGİDA: "Nijerya'da Darbe Teşebbüsü:LAGOS: Bir darbe girişimine sahne olduğu bildirilen Nijerya'da hükümet birliklerinin duruma hakim olduğu ve Devlet Başkanı 'nın sağ ve salim olduğu bildirildi."; [2]
Burada Devlet Başkanı'nın soyadı dikkatimi çekti. Bu acaba bizim BABANZADE'nin eşi olmasın? Incelemek gerekir. O zaman GİDA'nın oglu veya ZADE manasına geldiği anlaşılır. Yani Nijerya Lisanına göre :BABAN kelimesi BABAN-ZADE'nin  BABAN'ına çok benziyor. İncelemek lâzım.
[24.04.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 12:30]

BABANGİDA: "Nijerya'da iki yıl önce askeri bir darbe ile General Muhammed Buhari'yi devirerek iktidara gelen İbrahim BABANGİDA 'ya (Dünyanın sevilen Askeri Lideri) ünvanı verildi."; [3]
BUHARÎ = BUHARALI ?            BABANGİDA = ? Acaba BABANZADE'nin GALAT şekli mi? . Toplam nüfusu 120 milyon olan Nijerya'da ki bu isimler dikkati çekti.
[27.07.1987; Ev-Erenköy-İstanbul; 20:29]

BABAY: isim, yaşı büyük ihtiyar adam, saygıdeğer kimse, BABAY yaşı yaşı büyüğe saygı belirtisi olarak söylenir.; [4]
Zannedersem İç Anadoluda Ankara dolaylarında, Doğu ve G.Doğu Anadoluda'da  "VAY BABOV" derlermiş? BABAY ile BABOV 'ların aynı manada kardeş kelimeler olduğunu kuvvetle tahmin ediyorum. Yine incelenmesi gerekir.
[20.08.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 23:30]

BABAYIN: "Anayın ve Babayın…"; [5]
Ananın ve Babanın:    Şimdi bu kelimelerdeki "Y" harflerinin oluşmalarını inceleyelim. Bunun akışı herhalde şöyledir. ANANC-IN  buradaki NC nin C si düşerse ANAN-IN veyahut BABAN-IN olur. NC'nin N si düşerse; ANA-G-IN veya BABA-G-IN olur .ve bu G harflerinin Ğ veya Y ye dönmesi sonunda ise : ANA-Y-IN ve BABA-Y-IN olmuş olur.
[11.09.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 08:55]

BACAK:
Ben bu BACAK kelimesinin bizim BAS-MAK'tan à BAS-CAK à BA_-CAK olmuş olabilir. Hatta bu kelime BASGAK, BASTAK,BASSAK vs. vs. şekillerine de girebilir.? Belki de KAFKAS asıllı oldukları öne sürülen BASK'larda bu kelimeden gelebilirler.  Şimdi  İN-MEK / BİN-MEK;  AS-MAK:Yukarı kaldırmak, ağırlığını YER'den kesmek demektir.  BAS-MAK: İse bunun tam tersi yani vücudun yere bastığı ŞEY demektir.  UÇ-MAK: (UŞ-MAK) tersi DÜŞMEK
[28.01.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 11:45]

BACANAK:
BAŞ-AĞA à BAŞ-A_A à BAŞ-  =PAŞA  (BAŞA) ;  ÜST-AĞA à ÜST-A_A à ÜST- à USTA; PAŞA-NAK à PEÇENEK ? ; BACI-NAK à BACA-NAK  ;   PAŞA-NAK à ? Kardeş paşaların erkekleri  ;
BACI-NAK  à ? Kardeş bacıların kocaları
;PAŞA-NAK à BOŞ-NAK ?;  BACANAK = BACI'nın KOCA'sı ; BACI İNAK = BACI -İng -ER'I   ; BACI-ANAK = BACI-İng-Er'gi; İNAK =?  INGAK , IN-GAG         BACI-ING = BACI-NIN ?  AR-Gİ à ER-Gİ à ER-İ ?         NİNG à NANG à NA_G à NAK      
BACANAK <İN veya İNİ = Kardeş mi?   "İnim Gültekin birle sözleştik." =" Kardeşim Gültekin ile sözleştik."     O halde İNAK ne demek ? Yoksa BACI-KOCASI'mı demek ?
[09.01.1979; Ev-K.Esat; 18:25]

BADALLAR: Kırgızca:, Türkçesi:Fundalıklar.
"CEEGİN DE TARMAL BADALLAR, CEL SÜRSÜ BARKİN TARANAT" (Kırgızca) "Kıyısında Kıvrım kıvrım fundalıklar, yel estikçe taranır." (Türkçe); "Kıyısında Kıvrım kıvrım fundalıklar, yel estikçe taranır." (Türkçe);
KÖK-DİL = GÖK-DİL ; CEL = YEL ( C-Y ) değişimi ; BADALLAR = FUNDALIKLAR
BADAL = FUNDA'mı demek ?; TARANAT = TARANIR A-I  ve T-R değişimi oluyor.
[03.05.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 09:15]

BAFRA:
Türkiye'de BAFRA,  Kıbrıs'da BAF var.; FATSA = ?  (Türkiye'de)        ; FAT-SAN à BAT-SAN à BAT=? + SAN (Kent)?       à BATUM ?
[02.09.1975; Ankara-Daire; 14:55]

BAĞATUR: "Sıfat ve İsim.(Moğolca BEFATUR'dan,Pars. BAHADUR) Kahraman, Cesur, Yiğit.." [M.L. Cilt:2, Sh:64-65]; "_Dil.Bil. BAHADDIR veya BAHADUR, Moğolca'da Kahraman, Yiğit anlamına gelir. BAGATUR kelimesinin, Farsça'ya ve ORDU (URDU) diline geçmiş şeklidir. Farsça'dan Türkçe'ye yeniden bu şekliyle dönmüştür. Asıl şeklinden gelişmiş olarak bu kelime TÜRK ŞİVELERİNDE:;  BATUR ,BATIR,MATUR,PATTIR,PETTİR,METTİR,BAHA ve BAATUR diye geçer. ÇİN Kaynaklarında Kuzey TU-KİU (Türk) Hükümdarlarına ait ÜNVANLAR arasında da BAGATUR-TUDUN geçmektedir. BULGAR TÜRKLERİ'nde de BOGOTUR - YABGU denilmekteydi. MACAR'ca da BATOR, KALMUKÇA'da BATIR, OYRATÇA'da çoğul şekliyle BATUT şeklinde bulunan bu kelimenin : MÜŞTEREK BİR URAL-ALTAY sözü olduğu anlaşılıyor. RUS Destanlarında da BOGATIR şekliyle geçmiştir.;TÜRK ve İSLAM Ülkelerinde Farsça şekli ile BAHADIR kelimesinin yayılışı CENGİZ istilâsından sonra olmuştur.  Türkler arasında BAHADIR, ÜNVAN olarak kullanıldığı gibi hem ünvan, hem özel isim olarak ta kullanılır.";[6];
Kelimenin aslının eski Türkçede olduğu gibi BAGATUR şeklinde olabileceği ihtimali çok kuvvetlidir. Bu kelimenin değişik (Galat-Bozuk) şekilleri ise :   BAATUR, BATIR, BATTIR, BEETTİR, BETTİR, BETİR (BEDİR),   MAATUR,MATIR,MATTIR,MEETİR,METTİR,METİR (MED), vs.vs. şekillerine girebilir.   Ancak, bu kelimenin kökünün BAGATUR olduğu ve bunun Ural-Altay dillerinin müşterek bir kelimesi olduğu muhakkaktır. Şimdi bu kelimenin kökü'nün hangi fiilden çıktığını bilmek ve bulmak lâzım.
Kelimenin yapılış şekli üzerinde çalışmak lâzım.
MAO'nun dahi isminin bu Bağatur kelimesinden türediği söylenmektedir.   İncelemek lâzım.
[05.06.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 17.50]

BAĞ-BAN:

BAĞDAT:
BAĞ-DAT :?  BAĞI-TATà TAT-BAĞI ?  ŞEKERLİ-BAĞ = TAT-LI-BAĞ [meyvesi çok tatlı olan BAĞ demek olamaz mı?
[08.04.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 23.15]

BAHADIR: "Sıfat ve İsim.(Moğolca BEFATUR'dan,Pars. BAHADUR) Kahraman, Cesur, Yiğit.." [7]
Bahadır kelimesinin eski Ural-Altay dilleri grubunda, eski Türkçe BAGATUR kelimesinin Farsça'ya Bahadur ve oradan da dilimize Bahadır şeklinde Cengiz Han zamanında geçmiş olduğu Meydan Larousse'da beyan edilmektedir.  Bu kelimenin bugünkü Türk Şivelerinde ise:  BATTIR à BATUR à BATIR, BATTUR à BETTUR      BETTİR, METTİR, BAHA vs. şekillerinde yaşamakta imiş. Hatta BATTU à BATU à MATU à MAU à MAO vs. şekillerine girmiş olabileceği düşünülmektedir. Yani tarihin çok eskilerinden gelmekte olan bu BAĞATUR kelimesi : BATTUR veyahut BETTİR yada BADIR veya BEDIR şekillerine girmişte olabilir. Dikkat edilecek olursa bu kelimeler, baba manasına gelen ve bugün pek çok milletlerin dillerinde yaşamakta olan kelimelerinde KÖKÜ'dür. İngiliz'in FADIR'I, ve Fransız'ın PEER'I vs. ler köklerini bu kelimeden almaktadır. Şimdi iş bu BAĞATUR kelimesinin hangi fiilimizden türemiş olduğunu bulmaya gelmektedir. İnşaallah, nasip olursa onuda aramaya çalışırım..
[06.06.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 16.30]

BAHARAT: " BAHAR, A.İ.Sarı papatya, tarçın ve karanfil gibi güzel kokulu ve sert taneler ki yemeklere konur." [8]
BAHAR ve çoğulu olan BAHARAT kelimeleri HİNTÇE'de "B" den sonraki "A" düşerek : BHARAT olmuş..? Demekki HİNTÇE'de bazı sesli harfler düşüyormuş.?
[21.12.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 18.00]

BAK-BEK-BEQ: Kürtçe: Kurbağa  KURBAĞA: Türkçe; [Eski Türkçe:KURBAKA] MAĞAĞAY: Lazca Kurbağa [9]
KAPLUM-BAĞA: KAB'I olan EVİ olan BAĞA'mı?   Dikkat edilecek olursa hepsinin içinde: BAK, BAĞ, BAĞA, MAĞA var. Burada acaba Kurbağa'nın vasfı BAĞ-IR-MAK mıdır.? Acaba Kurbağa veya ortak ismi BAK, BAĞ..ların karakteristik vasıfları, VAK..VAK..VAK..BAK..BAK.. Diye BAĞ-IR-MA'ları ise Türkler tarafından SESLERDEN İSİM YAPMA şekli olabilir.
[14.11.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 23.45]

BAKIR: "Bakır'dan kulplu kap" [10]
Acaba BAKRAÇ kelimesi içinde BAKIR kelimesi var mı? Acaba bu kelime BAKIR - . . . AÇ 'lı bir kelimenin bozuk şeklimidir? Kelime başındaki BAKIR à BAKRA'mı olmuş? Meydan Larousse'da BAKIR'ın menşei yok! Sırpça-Hırvat'çaàBAKAR; Fin'ceàKUPARİ ; İngilizceàKOPPER ; İsp.,PortekizceàKOBRE; CermenceàKUPFER ;İsveç'ceàKOPPAR; Danimarka'caàKOBBAR    vs. vs.
Acaba:BA-KIR veya BA-KAR [Takdim-Tehir ile]      BA-KAR ßà KA-BAR 'mı oldu ?İncelemek lâzım? Veya acaba:      KA-BAR ßà BA-KAR mı oldu ?
[13.03.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.10]

BAKIYORUK:
BAK-IYOR-UZ = BAK-IYOR-UK ; KOL-LUYOR-UZ = KOLLUYOR-UK ;UZ à UK  yani Zà K  değişikliği misalleri çoğaltarak KAİDE - (Usul,Metod,Sistem) bulmak lazımdır.
[09.09.1984; Ev-Erenköy-İstanbul; 08.15]

BAKRAÇ: "Bakır'dan kulplu kap" Türkiye Gazetesi Bulmacası,12.03.1991,Salı
Acaba BAKRAÇ kelimesi içinde BAKIR kelimesi var mı? Acaba bu kelime BAKIR - . . . AÇ 'lı bir kelimenin bozuk şeklimidir? Kelime başındaki BAKIR à BAKRA'mı olmuş? Meydan Larousse'da BAKIR'ın menşei yok! Sırpça-Hırvat'çaàBAKAR; Fin'ceàKUPARİ ; İngilizceàKOPPER ; İsp.,PortekizceàKOBRE; CermenceàKUPFER ;İsveç'ceàKOPPAR; Danimarka'caàKOBBAR    vs. vs.
Acaba:BA-KIR veya BA-KAR [Takdim-Tehir ile]      BA-KAR ßà KA-BAR 'mı oldu ?İncelemek lâzım? Veya acaba:      KA-BAR ßà BA-KAR mı oldu ?
[13.03.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.10]

BAKÛ:
"Azerbeycan'ın başşehri,Nüfusu 1.5 milyon imiş,Hazer Denizi'nin kenarında kurulmuş şehir iki kısımdan ibaretmiş. Birine BAYIR şehir denirmiş." Eşim :Ayten" acaba şimdi BAKÜ şeklinde söylenen isim vaktiyle BAYIR olan kelimeden gelmiş olması? "dedi. Gerçekten de BAYUR'un "R" sinin düşmesi sonunda  BAYU à BAĞU à BAGU à BAKU olabilir. Tabii bu da bir ihtimaldir. Bu gibi aramalarda bütün ihtimalleri gözönünde tutmak, düşünmek, tetkik etmek, bilhassa tarihteki isimlerinin seyrini iyi takip etmek lâzımdır. Meselâ KARS'ın tarihteki ismi KARSAN imiş.Bu KAR-SANTà KAR-KANT (S-K harfleri değişmiş ki KAR Türklerinin kurduğu bir şehir demektir. KARà VAR à AR vs. gibi şekillere girebilir. Bizim HAR-PUT'tan, AR-SİN'den, KARS'tan, ta HAR-KOV'a kadar belki de daha geniş bir sahada hep KAR Türkleri şehir kurmuşlar. En son devletleri de "KAR-LUK'lar " olsa gerek?  Tarihi çok iyi tetkik etmek lâzım.
[04.10.1987; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.13]]

BAKU: "BAKU=TEPE, Yüksekçe yer,yokuş..Bk:BAKKU"  
Kuzey Azerbeycan'da (BAKU) şehri var..Ayrıca Güney Azerbeycan'da da (MAKU) şehri vardır. Bu iki şehrin isimleri aynı manada olsa gerek?
[15.08.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 21.40]

BAL:

BALA:
Azerice, Tatarca, vs. vs. lerce ÇOCUK demek. Acaba bu BALA kelimesi Arapça EVLAT = Çocuklar ın tekili olan VELET kelimesinden gelmiş olmasın? Şöyleki : ( Vßà B değişikliği olduğunu farzetsek) VELET (İnce Şekli) VALAT (Kalın Şekli) ßà BALAT  Türkistan'lılar V yi àB olarak söylerler (VAR=BAR vs.) VALAT à VALA_ à BALA_ olur?
[03.09.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 12.44]

BALA:
BALABAN,         BALABAN AZ (Palavanoz) Köy Adı,         BALA MİR (Atilla'nın Kardeşi),         BALA TOG (Macar Adı),         BALA HOR (Yer Adı),         BALA SAG SUN (Yer Adı)     Bu kelimelerin kökünde dikkat edilirse BALA kelimesi vardır. Bala yavru demektir. Başka manalarının olup olmadığını bilmiyorum. Türkler BALA der, Lazlar Megreller (bu megrellerin megel  à mogol) lar olması çok muhtemeldir. Bu Moğolların dillerindeki çok kelime hep aslen Türkçe'den alınmadır. Zeki Velidi'ye göre Kafkas halkı, bilhassa "Lezgi'ler" ki bunların (LAZ Kabilesi) olmasını kuvvetle umuyorum. % 90 nisbetinde tıpkı MACAR'lar gibi Kanca karışmış ve Türkleşmişler Fakat kör olası milliyetsizlik yüzünden hakiki dillerini koruyamadılar. Bunlarda BALA'ya BARA- BERE derler (çocuk manasınadır.) VİDAT (Lazca) VİDAK à GİDAKà GİDEKà GİDELİM demektir. BAĞA (Gürcü'ce ÇOCUK demektir.) Boğa, Dana yavrusu Duğe aynıdır. BALA-HOR. . ? KADA-HOR. . ? ANA-HOR. .?     Demek ki BOĞA - DOĞA - DÜĞE - [DüngeàDüneàDana], BereàBeleàBala hep yavru demektir. Ayının da yavrusuna PALAK derler ki bunda da BALA kelimesi saklıdır.
Şimdi bu kelimenin nereden geldiğini araştıralım. Yavru ile en yakın kelime nedir? Hangisidir.? Yavruyu vasıflayacak - kapsayacak kelime hangisidir. ? Bunları teker teker araştırmak sonra bu (PALAK) - (BALA) - (BAĞA) kelimelerine yakın olan kelimeleri bulmak lâzımdır. [Dudak à Duzak   Kelimelerinin  kökünü araştırırken, bu kelimelerin kökü olan dut ve duz ile başlayan ve bu kelimeleri kullanırken de o fiili kullanmış olmamız gerekir]. Meselâ TUT-MAK fiilinden yapılan TUTAK , tutmağa yarayan vasıta demektir. TUDAK' ta da (d) ile (z) harfleri çok şivelerde de yer değiştirdiğinden [dutak ile duzak aynı manadadır deriz.] bunun gibi. . Bala, Balak, Bağa kelimelerini de içine alan kelimeyi fiili bulmak gerektir. Acaba bu [ baktım, büyüttüm] atasözündeki bakmak ile bunun bir alakası varmıdır.?
Çocuk bakmakla büyür. Çocuğun bakmağa [bakılmağa] pek çok ihtiyacı vardır. O halde bir faraziye olarak bu kelimelerin kökü bakmak'tan geliyor desek acaba hakikat yoluna bu yoldan erişebilirmiyiz.?
Bunlar üzerinde çalışmak, uğraşmak gerektir.
Bak-mak , Bakak à Balak à Palak à Pala à Bala à Bere .; Bakak à Bağak à Bağa à Boğa à Duğa à Düge à Dana ; Balak à Badak à Bazak à Buzak vs. vs. ;  BALA-HOR; ANA-HOR; KADA-HOR   ; Bu kelimeler  Rumca'mıdır? İçinde, üzerinde çalışmak, düşünmek gerektir. Şimdilik hiçbir manâ çıkartamıyorum.?
[20.02.1949; Vakfıkebir-Trabzon; ]

BALA:
Ben bu BALA (Azerice: Çocuk,Uşak,Oğul manasına gelen) kelimenin aslının Arapça VELED kelimesinden gelebileceğini zannediyorum. Şöyle ki:  VELED à BALA olmuş ? Kelimenin aslı VELED(İnce Şekil) ; Bu kelimede (VßàB),  (EßàA), olmuş ve D de düşerek ince kelime kalın olarak BALA olmuş? Gürcüce'de ve Lazca'da ise kelime ince kalmış ve fakat her üçünde de SON'daki D,T düşmüş? . Lazcada ise L àR olmuş? Bu VELED kelimesinin (VßàM) değişikliği ile de VELED ßà MELED şekli meydana gelebilir. Bu kelimenin kalın şekli ile de MELET à MALAT şekline girebilir.? Hatta MALAT-YA şehir adı da buradan gelebilir.?  Hatta MALAT à BALAT olabilir.? (İstanbul'da BALAT semti var.)  Hatta bu kelime G ile söylendiğinde (Vßà M ßàB ßà G) GALAT olur. GALAT'lar GALATİYA var.. Bunların üzerinde durmak lâzım.
[09.01.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.59]

BALA: "BALA= Kuş ve Hayvan Yavrusu" [11]
BALA = Çocuk           [Kalın Şekli]    
BELE =  Çocuk           [İnce  Şekli]    
BERE= Çocuk (Lazca-Gürcü'ce )
[15.08.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 22.35]

BALA: Azerice Çocuk,Oğul, Evlât demekmiş.
Azerice Çocuk,Oğul, Evlât demekmiş.? BALA'lar, Çocuk'lar, oğullar, Evlât'lar  demek imiş. "BELE: Zannedersem Gürcü'ce de Çocuk,Oğul Evlât demekmiş"?  "BERE: Zannedersem LAZCA'da  Çocuk,Oğul Evlât demekmiş?   Diğer kardeş topluluklarda da bu kelimeye dikkat etmeli..BALA, BELE, BERE vs. ler gibi daha başka ağızlara belki rastgelebiliriz.? Ben acizane bu BALA, BERE, BELE kelimelerinin aslının DOĞ-MAK fiili ile ilgili olduğunu ve ARAPÇA DOĞMAK fiili ile ilgili olduğunu seziyorum. Arapça: (Oğul), Çocuk manası VELED  dir. Ve TÜRKÇE DOĞMAK'tan geliyormuş? DOĞ-MAK'tan à DOĞ-UL à OĞUL yapılmış olabilir. ? Yani OĞUL kelimesi de Arapça'da olduğu gibi ve belki de diğer dillerde de olabileceği gibi Türkçe'de de OĞUL kelimesi DOĞ-MAK fiilinden yapılmış olabilir.? İncelemek gerekir..
[09.01.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 07.35]

BALA: Azerice,Lazca: ÇOCUK   
Şimdi acaba bu BALA veyahut BELE , BERE vs. vs. kelimesinin kökü acaba Arapça VELET mi?  VELED à VELE   (VßàB)VALA    à BALA ?  Abdest alırken birden aklıma acaba diye yukarıdaki geçiş geldi? Tabii acaba diğer Türk ve Komşu dillerdeki karşılıklarını da tetkik ederek etraflı bir şekilde inceleme yapmak lâzımdır.? Bunların herbiri birer ihtimaldir. Amma belki de bulabildiğimiz ihtimaller arasından birisi de özü ,gerçeği, doğrusu olabilir.?
[24.03.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 18.47]

BALABAGAN SARAH: "15 yaşında Filipinli Sarah Balabagan, Birleşik Arap Emirliği'nde kendisine tecavüz eden patronunu öldürdüğü için idama mahküm edilen Filipinli hizmetçinin cezası affedildi.”. [12]
Şimdi bu isim, yani " SARAH BALA BAGAN " kelimesini ele alalım. Dilimizde bir ÇOBAN var, BAĞ-BAN var, BAHÇE-BAN àBAHÇIVAN var, BALA-BAN var. vs.vs. Sonu _BAN , _VAN ile biten belki daha pekçok kelimelerimiz vardır. Şimdi bu kelimeleri sırası ile inceliyelim.:
1- BAĞ-BAN       : BAĞ-CI, BAĞ'la uğraşan..
2- BAĞ-CE-BAN :(=BAHÇIVAN) , Bahçe ile uğraşan.. Türkçesi BAĞ-A-BAKAN, nezaret eden,koruyan, bu işin ehli olan kimse demektir.  BAĞ-ÇE-BAN ise küçük BAĞ'a bakan, nezaret eden, koruyan, bu işin ehli olan kimse demektir.
3- ÇO-BAN          : veya SÜ-BAN veya SÜÜ-BAN ya da SÜRÜ-BAN yani SÜRÜ'lere bakan, nezaret eden, koruyan, bu işin ehli olan kimse demektir. 
4- BALA-BAN      : da BALA'lara, Çocuklara bakan, nezaret eden, koruyan, bu işin ehli olan kimse demektir.   Şimdi bu BAN'ların (= Nezaret eden, koruyan,bu işin ehli olan kişi yani BAKAN kişi manasına BAK-MAK fiilinden yapılmış bir isimdir.)
Şimdi Filipinler'deki Sarah adlı (15 yaşındaki) BALABAGAN'a gelelim. Demek ki: BAK-MAK'tan à BAKANà BAGAN à BAĞAN à BAAN à BÂN şekline girmiş olabilir.  Bu geçişte Filipinler'de BAGAN şeklinde yaşıyor.Bu kelime İran'da BAÂN àBÂN şeklinde kısaltıldı. Pek çok lügatlarda bu kelime Farsça olarak geçse gerek? Belki Filipinlilerde bu kelimenin de onların dillerincedir derler.? 
Ey Türk Evlâdı! Malına sahip olmalısın. Senin malınla onlar sana caka yapıyorlar. Demekki Türkçe Filipinler'de de yaşıyor.? Yarabbim ne büyük bir millet. . Lisanı dünyada yaşıyor, belki bütün milletlerin dillerinde halen yaşıyor. Demek ki Türk ırkı da ismini açıklayamasa bile çok yerde yaşıyor demektir. Bu Türkçe'nin sırlarından birisi..Rahmetli Nihat Sami Banarlı Bey'de öyle söylemişti. Bu hususların daha da incelenmesi gerekir.
[22.10.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 21.50]

BALABAN: "BALABAN AŞİRETİ, yarım asır önce DİMETOKA'dan gelmişlerdi.”[13] Osman Gazi kumandanı BALABAN. Balabancık'ta bir kale inşa etti. BALABAN'lar TÜRKLER, Dimetoka'dan gelmiştir [14]      " TERCAN ve ERZİNCAN civarında bulunan ÇARIKLI, LOLANLI, ŞAHDELİ, ASLANUŞAĞI, BALABAN aşiretleri DERSİM'e kaçıp canlarını kurtardılar.”[15] "Yavuz Sultan Selim, yeniçeri ordusu'ndaki BEKTAŞİ'leri ve uğradığı yerlerdeki ALEVİ'leri öldüre öldüre ERZİNCAN'a ve oradan AZERBEYCAN'a geçerek 1504-920 yılının 22 Ağustos'unda ŞAH İSMAİL'in ordusu ile karşı karşıya geldi. Tarihin en zorlu denemesinde zaferini en başa yazan TÜRK ORDUSU ve kahraman YAVUZ, bu cenkte İRAN ordusunu yendi. Yavuz Sultan Selim, Şah İsmaili takip ederek İRAN'a girdi ve bir kış TEBRİZ'de kaldı.."[16].. Bu sırada Selçuklu sultanı, Osman Bey'e Kara Balaban Çavuş ile bir ferman, tuğ, alem, kılıç ile gümüş takımlı AT gönderdi.”. [17]
Selçuklu'lar, Osmanlı'lara İstiklâl alâmeti olarak, TUĞ,KÖS, vs. göndermişler, gelen bu heyetin başında SELÇUKLU kumandanlarından BALABAN ÇAVUŞ varmış. Meydan Larousse'da BALABAN kelimesi bahsinde:    
a) Cüsseli İnsanlara BALABAN dendiği,    
b) Kazak - Kırgız Kazan Türkçe'sinde ise BARABANİA (Koca-Davul) dendiği    
c) Rus, Ruten, Bulgar, Sırp, Hırvat lehçelerinde DAVUL'a BARABAN dendiği,    
ç) Kazak-Kırgız-Kazan lehçesinde KOCA DAVUL'a BARABAN dendiği,    
d) Anadolu Türkçesi'nde ise BALABAN  dendiği yazılmaktadır.
    
Demek ki İç Anadolu'da bulunan BALABAN aşireti veya BOYU, Yavuz Sultan Selim'in önünden kaçarak DERSİM'e, Tunceli'ye sığınmışlar ve tabii KÜRTleşmişlerdir. Aynen Osmanlı'ların mensup oldukları (öyle zannediyorum?) KARA-KAÇİLİ Aşireti doğuda  KÜRTleşmişlerdir.,Batıda ise Osmanlılar Türklüklerini, yörüklüklerini, korudular ve Oğuz'ların örf ve adetlerini ve törelerini aynen korumuşlardır.    Dimetoka'daki BALABAN-OĞULLARI, ya bunların bir koludur? Ya da oraya yerleşen BALABAN adlı bir paşa'nın torunları olabilir.    BALABAN-OĞULLARI Trabzon'da da vardır. Benim babaannem yani dedemin hanımı FADİME ninemiz de BALABAN-OĞULLARI'ndan dır."
[05.09.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.25]

BALAMİR: "Balamir veya Balamer ya da Balamber M.S. 395 de HUN'ların başında BASIK ve KURSIK isimli BAŞ-BUĞ'larla ANADOLU üzerinden Suriye'ye kadar iki büyük akınlarını görüyoruz." "HUN'lar DON Nehrini geçerken de başlarında BALAMİR (BALAMER ya da BALAMBER) vardı"[18]
BALAMİR , BALAMER, BALAMBER
[13.11.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.10

BALDIRAN: [19]
Öyle zannediyorum ki : BALDIRAN kelimesinin aslı BALDIRI-KARA'dır. Belki de BALDIRI-KARA kelimesi, bazı ağızlarda değişikliğe uğrıyarak BALDIRAN şekline girmiş olabilir.?
[14.11.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 22.17]

BALIK:
Han-balık = Han şehir demek imiş. Bu balık öztürkçe ve eski dilimizde de şehir, kale demekmiş. Ve bilhassa Orta Asya'da bu "balık" ile yapılmış pek çok yer, kasaba adı vardır. Hatta Pekin'in de Türkçe adının balık la bittiğini hatırlıyorum. Demek ki Türk'ün girdiği ve gittiği yerde bu balık adını da getirmiştir. Düşünüyorum Türkçe de insan topluluklarının meydana getirdiği bina yığınlarına pek çok adlar verilir. Hatırıma gelenleri sayayım.
Adı geçen, Balık,kent,ova,oba,obat,abat,sin,sun,lı,lı k, cık, Bundan başka K, t, s, z, ç gibi ad yapan harflerle de şehir yapılır. Örnek verecek olursak; Han-balık, Taş-kent, Yalı-ova(Yalova), Akça-abat, Kirez-sin (Giresun), Tavşanlı, Ayva-lı k, Yayla-cık .. Vs. Rumların POLİ veya POLİS'leri çok meşhurdur. Birçok yer adının sonuna bu POLİS'lerini getirirler. Safran-Polis (Safranbolu), Kale-Polis (Gelibolu), Konstantin-o-polis (Kıstanbol,İstanbul), Yeva-poli (yobol), vs.vs. Han-Burg = Türk'ün ki Han-Balık, İngiliz'lerin edin-burg vs. ingiliz'lerin YURG veya YORG'ları  vs. vs. Bunları sıralarsak: Türk'ün Balık'I , Alman'da BARIGà BARGà BURG, İngiliz'de YURG veya YORK, Rum'da BALİS veya PALİS-POLİS bilahare POLİ olmuştur. Uzun sözün kısası : Türk'ün hem dili, aklı, bilgisi, soyu, sopu, böyle yayılmış ve dağılmıştır. " Kestane kabuğunu beğenmemiş" ne kadar güzel ve yerinde bir söz. . . Evet biz, sağlam temelli milliyetçi ve Türkçü'yüz. Türk'ün taşıyla, harcıyla, binalarını yaptılar ! . . Emeklerini geri alsınlar, geriye ne kalır ?  İşte bizim yazımız derme çatma bir yazı değil, toplama su ile değirmen çevirmiyoruz. Bizim yazımızın taşı, toprağı, suyu da, harcı da, emeğide taze mimarisi de ve yapının içinde esen havası da TÜRKTÜR.. Tarık (Arapça) = Yol (Türkçe) Yol-uk à Yo-ruk à Dor-uk à Tarık ! Bu da yür-mek(yürümek) 'ten yürük (yol) demektir. Bu fiille yapılan isim. YÖRÜK à YÖLÜK à YOLUK à YOLUà YOL olmuş, bazı yerde (K) karın düştüğü gibi..(Yayla-k) [xxx-dimek]
[16.04.1949; Vakfıkebir-Trabzon; ]

BALIK: ALAR-MAN=Kazakça,Alacaklı İnsan;
AL-MAK'tan = ALIR-MAN veya ALAR-MAN; ALACAKLI, yani AL-MAK tan: ALAR-MAN : ALACAKLI-İNSAN ? Olsa gerek.
[15.08.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 12.50]

BALIK: Arapça : SEMEK

BALIK: Göktürkçe:Şehir; KAL-MAK'tan KALIK

BALIK: TURFAN Şehrinin Batısında Şehir. TULAS Şehrinin Doğusunda Şehir.BALASAGUN Şehrinin Doğusunda Şehir. BALKAŞ Gölünün Güney-Doğusunda Şehir.
[09.04.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.20]

BALİ: Endenozya'da bir şehir "14.02.1980 saat:23.00 haberlerinde Endenozya'nın Bali Şehrinde toplanılacağı'nı söyledi"  
BALİ = ?  Bu kelime şüphesiz BALIK kelimesinin değişik şeklidir. Aynen BELH kelimesinde olduğu gibi. BELH à BEL şekline de girer. ÇAM-LI-BEL = ÇAM-LI-BALIK = ÇAM-LI-BAL à ÇAM-LI-BA à ÇAM_BA à ÇOM_BE vs.vs.   M = N;  M = B = P ; M = V = Y = G = Ğ   vs.vs. 
A) Düşme'ler olabilir. (Harf-Hece vs.) 
B) Harfler başka eş değerli harflere dönüşebilir. 
C) Orta, baş ve son heceler düşebilir. 
Ç) Hece'ler arasında Takdim-Tehirler olabilir. 
D) Harfler arasında Takdim-Tehirler olabilir. O zaman " ÇAM-LI-BALIK" kelimesi pekçok değişik şekillere girebilir. Kelimelerin kökü incelenirken, en azından yukarıdaki hususların göz önünde bulundurulması gerekir.  HAN-LI-BALIK; HAN-LI-YURT; HAN-LKONAK; HANiLI-OBA à HAN-LI-ABAT vs. gibi Başkent, Hükümet merkezi, PAYITAHT vs. gibi manalara gelen yukarıdaki kelimeler de  a) Umumiyetle "Li" olan Orta hece düşmektedir. O zaman :  HAN-BALIK, HAN-YURT, HAN-KONAK şekline girmektedirler. Belki de bu seyir denen bu devre à ilk devre değişikliğidir. Ondan sonra;  b) Harf düşmeleri olmaktadır. 
   Aa) HAN BALIK à AN-BAL à EN-BEL vs. 
   Bb) HAN-YURT à AN-VERS (YURT) à AN-VER à AN-YUR à AN-GUR à AN-GURA (AN-KARA = HAN-YURT) à AN-GUT à AN-YUT 
   Cc) HAN-KONAK = AN-KONA (İtalya'da halen var olan bir vilayet HAN-ŞEHRİ demektir.
C) Harf Değişiklikleri :  KAN-LI-YURT àHAN-LI-YURT à HAN-DURT à HAM-BURT à HAM-BURG şekline girebilmektedir.  HAN kelimesinin aslı KAN' dır. Bu KAN kelimesinin de aslı KAĞAN'dır. KAĞAN à KA_AN à KÂN à KAN à HAN à AN şekillerine girmiştir. AN-GORA à AN-GARA (AN-KARA) AN-GURAK = AN-DURAK = HAN'ın durakı = Han'ın şehri demektir.  AN-GONA = AN-GONAK = AN-KONAK gene Han'ın KAĞAN'ın oturduğu şehir demektir. AN-VERS şehri à HAN-VERT à HAN-YURT'u = HAN-Şehri demektir.
[14.12.1980; Ev-K.Esat-Ankara; 23.30]

BALKARLAR: MALKARLAR veya TAVLILAR; [20]
DAĞLILAR

BALTA:
PAR-ÇA-LA-MAK; PAR-ÇA, PAR-GA, PAR-TA, PARSA, BAL-TA, BÖL-GE; " Onlar hep bölük pörçük olmuşlar" Bu gibi kelimelerin dayandığı fiilleri bulmak lâzımdır.   Acaba: BÖL-MEK fiili diğer kardeş boylarda , meselâ Kuzey Türklerinde BAL-MAK şeklinde kullanılıyor. Biz bundan BALTA yapmışız. ? Divanı Lügati Türk'ün 1.Cildinin 14. Sayfasında bizim BALTA'mıza onlar BALDU diyormuş. ?   İncelemeye devam etmek lâzım.
[06.05.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 20.05]

BALTA: " Bu BALTA odunu çok iyi yarıyor."" BALTA ile ODUN yarılır. vs." Burada : BALTA kelimesini tarif ederken YARMAK fiilini kullanıyoruz. O halde BALTA kelimesi TÜRKÇE menşe'ili ise YAR-MAK veya BAR-MAK fiilinden yapılmış olmak lâzım.
BAR-GA à BAR-DA à BAL-DA à BAL-TA (G=D)         (R=L)            (D=T) olmuş olabilir. 
Şimdi : BAR-GA (Asıl şeklinin bu olması lâzım. DEL-Gİ; AS-GI; BİÇ-Gİ vs. gibi.) kelimesinin BARGA'dan BALTA'ya gelinceye kadar kaç şekil değiştirmişse veya kaç defa şekil değiştirmişse, o şekillerin bugün de bazı Türk kabileleri, boyları arasında bulunması lâzım. Onu da araştırmak lâzım..
İkinci şık ;  YAR-MAK'tan à YARI yapılmış ve YARI'dan da YARI-MAK à AYIR-MAK yapılmış. YARI nasıl AYIR olmuş ? (AYIR-MAK) YARI à AYRI à AY-IR-MAK olmuş ?  YAR-IŞ-MAK = VARIŞ-MAK = BARIŞMAK  ;  YAR-MAK  =  VAR-MAK = BAR-MAK Demek ki:  V ßà Y ßà B oluyormuş ?   YAR-MAK'da BAR-MAK olabilir. Çok geniş bir coğrafi sahaya yayılmış olan bir milletin (TÜRKÜN) birbirinden uzak yerlerde oturan RADYO'nun, TV'nin, motorlu vasıtaların bulunmadığı ve taşımanın kervanlarla yapıldığı bir zamanda VAR-MAK'ın BAR-MAK olması gayet tabiidir. Tabi bunun gibi daha pek çok HARFLER veya KELİMELER'de bunun gibi değişmiştir. "DENİZ ENGİN BİR SUDUR." şimdi burada acaba DENİZ ile ENGİN arasında bir münasebet var mı? DENİZ ve ENGİN kelimeleri TÜRK fiil köklerinden çıkmışsa, yapılmış sa o zaman bu kelimelerin dayandığı FİİL'leri bulmak lâzım. DENİZ veya DENGİZ  NG ile olan şekli, sondakş S veya Z isim yapma  (k gibi) harfidir. DENİK veya DENGİK olabilirdi? DEN-GİN'in sonundaki GİN: Türkçedeki: DAL-GIN; DÜŞ-GÜN; BİL-GİN; SOL-GUN; SEÇ-GİN vs. gibi ekleri bize hatırlatıyor. Bu itibarla : EN-GİN'in de Türkçe olmak ihtimali vardır.?  Acaba ENGİN ile GENİŞ'in de bir münasebeti var mı? GENİŞ'in de GENİK olma ihtimali düşünülebilir. Gerek GENİŞ'te ve gerekse ENGİN'de EN kelimesi acaba var mı ? Veya EN kelimesi de bunlardan yapılmış olamaz mı? DAR zıttı GENİŞ yani EN-Lİ.. O halde burada bir fiil aramak lâzım. Şöyle ki herhalde bu fiil bugün kullanılmıyor.. .? Acaba  DEN-MEK veya DENG-MEK ya da   EN-MEK diye bir fiil aramamız lâzım.
DEN-GİNà ENGİN              
DEN-GİZ à DENİZ                          
EN-MEK à (Trabzon  ağzı)  İN-MEK à [EN-GİN; DEN-GİZ (DENİZ); GEN-İŞ; EN ] Bu kelimelerin birbirleri ile ilgileri olabilir.?
[05.06.1986; Daire-İstanbul; 15.40]

Bana göre burada TAKDİM-TEHİR vardır. Şöyleki;:ÇIPLAK à ÇILPAK à ÇIRPAK à ÇIRBAK
[08.09.1991: Ev-Erenköy-İstanbul: 09.30]

Bana göre:
ÇßàK değişikliği ile bu kelime: KAPAN olur ki KAP-MAK'tan, KAPATMAK'tan, ÖRTMEK'ten yapılmıştır.
KAPAK, KAP/KEP, KAPGA (ŞAPKA), KAPANAK/KEPENEK/KEPENG vs. vs. ler KAPA/KAFA, SEFA/SEFAL/KEFAL vs. ler hep _KAPI vs. ler hep KAP-MAK = KAP-A-MAK fiillinden yapılmışlardır kanaatindeyim.
[06.12.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 07.15]

BANAZ: YAYLA; [21]
Yükarı - Banaz'lı = Yükarı YAYLA; BANAZ = YAYLA demekmiş. Malatya'nın Horosan'lı BABA köyündeki muhtar anlattı.
[16.03.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 16.28]

BAR: "BAR: İsim (İng.BAR). Müşterilerin ayakta durarak veya yüksek taburelerde oturarak içki içtikleri meyhane; [22]
[12.05.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 18.35]

BAR: İsim, Folk., Genellikle Doğu ve Kuzey doğu Anadolu Bölgesinde (Erzurum-Erzincan-Kars-Artvin) birlikte oynanan sıra danslarının ortak adı. Barbaşı veya barçeken elinde mendil sallıyarak diğer oyuncuları idare eden BAŞ oyuncu. Bar havası; Bar oyunlarında söylenen ezgiler.."; [23]
[12.05.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 18.35]

BÂR: İsim.(Farsça.bâr). Esk. YÜK:" Her BÂRI çeker, bu bârı çekmez"; [24]
[12.05.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 18.35]

BAR: Uygurca VAR demektir.; [25]

BARIM: Göktürkçe VARLIK demek[26]
BENCE: " VARIM YOĞUM HEP BU."  VARLIK – YOKLUK;        KÂRLIK = KÂR-LILIK ; VAR à MAL; VARLIK ßà YOKLUK ; VAR-IM = VARLIK-IM à VARIM à BARIM ; BARLIK-IM à BARIM
[17.04.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 23.00]

BARKUL: Barkul Çayı,Yusufeli Kazasında Çoruh nehrine katılan bir çay; [27]
Tercüman'ın Milli Tarih Atlası'nın 7.sahifesinde UYGURLAR haritasında: Yusufeli kazasında Çoruh nehrine katılan bir Barkal Çayı vardı. Belki de bir Barkal Köyü'de vardır.?
[18.06.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.05]

BARMEN: İsim. (İng.BAR-MAN), BAR tezgâhında çalışan kimse, Bar tezgâhtarı.;[28];
BAR + MEN kelimesi, TÜRK + MEN, KOCA+MAN, ŞİŞ+MAN vs. gibi kelimeleri hatırlatıyor. İncelemeye devam etmek lâzım. [12.05.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 18.20]

BARSAK:
Bak:Trabzon Ağzı, Tombul..

BARTIN: Roma Döneminde Bartın Çayı'nın adı Partenius (Suların İlâhı) idi. Bu akarsuyun kıyısında kurulan kente ise Parthenia adı verildi.Parthenia'nın adı zamanla BARTIN'a dönüştü.; [29]
Bana göre bu kelime birleşik bir kelime,.. Yani iki kelimenin birleşmesinden meydana gelmiş. Birisi PART ve diğeri ise HENİ.. Part'ların şehri manâsına gelir. Heni ise Hane ki bu kelimenin de aslı Kane, Konak'tır. ; Pulat-hane à Pulat-Şehri manasına gelir. ; Part-Hane'de Part'ların şehri manasına gelir. Part veyahut Sart , Kart, Tart vs. gibi değişikliklere de uğrayabilir. Veyahut da Part kelimesi Pars'da olabilir. Vs. vs. ; Bütün ihtimalleri düşünmek, ve ondan sonra en makullerini seçmek lâzımdır.
[02.02.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.00]

BARTIN: Zonguldak'ın İlçesi;
BARTIN = BAR + TIN; BAR + MAR (MARDİN ?)  ; MAR à MİR à EMİR à E.MİR à _MİR à MAR ? ; TIN à SIN à SINT à KINT à KENT ? ; BAR =? MAR =? TAR ?= (TARSUS)? = KAR = SAR  vs. vs. Incelemek lâzım.
[01.06.1979; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.20]

BARTUOVA:

BASARAPA: Basarapa: Herhalde şimdi Basarabya denilen yer.; [30]
BASARAPA à BASAR-APA à BASAR-OBA à BASAR-ABAT; BASAR-ABAT à BASAR-OBA à BASAR-OVA; Herhalde, su'yun veya sel'in bastığı yer manasına gelebilir.
Çünkü halkımız arasında "Su basar" veya "Su basan" kelimeleri kullanılır. Yani Su basar demek, suyun gelebileceği yer demektir. Bilindiği gibi "Basar" kelimesi BAS-MAK fiilinden gelir. Basar: Basabilir, suyun her zaman basmasına müsait bir duruma sahip demektir.    Zaten OVA, OBA, ABA, ABAT gibi eklerle yani köy veya kasaba manasına gelen eklerle yapılmış bugüne kadar pekçok şehir adları vardır.
[24.03.1974; Ev-K.Esat-Ankara]

BASG: [31]
DÜNYA DİLLERİNDEN BİR BÖLÜM:
Her üç kelimede de BASK sözü var ? Ayrıca Fransa'da GASKONYA ve İspanya'nın kuzeyinde de BASG'lar var.? Bizde de BASKİL kazası var.? Madagaskar'da da GASK var? KASG'lar acaba KAŞGAR'dan gelmesinler.? Bu BASG veya GASK kelimeleri üzerinde çalışmak lâzım. GAS-KON-YA : GAS-LI-YURDU demek olsa gerek.? Belki Gà B ile BASG ßà GAS ßà LAS vs. ler aynı manaya geliyor. ? BURT ßà GURT ßà vs. gibi.
[30.11.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.04]

BASK DİLİ: İspanya'nın kuzeyi ile Fransa'nın Güney Batısında o yerleşmiş BASK'ların dilleri Hint-Avrupa grubundan olmadığı halde yaşıyan tek Batı Avrupa dili budur.  Bugün bu dilin eski İberce'den geldiğini gösterecek sağlam sebepler vardır. Bu dilin aynı zamanda çok değişik olmalarına rağmen bir aile teşkil eder. Kafkas Grubu dilleriyle de akrabalığı vardır. Gerçeğe en yakın varsayıma göre Bask dilinin en eski biçimi MÖ 2000 yıllarına doğru maden devri başlarında Önasya'dan gelen göçmenler tarafından getirilmiştir." ; [32]

BASK'LAR:
Gaskonya Körfezi, yani Biskay Körfezi NOT'unda BASK'lar hakkında NOT'lar var. Ansiklopediler incelenmelidir.
[30.06.1997; Ev-Erenköy-İstanbul]

BASMİL'ler: Türk Boy'larından.; [33]

BASRA KÖRFEZİ:
PERS KÖRFEZİ:; PARS KÖRFEZİ,;PARSA KÖRFEZİ,; PAR-SA KÖRFEZİ,; Takdim Tehir.; PAS-RA Körfezi ; BAS-RA Körfezi. Şimdinin "Basra Körfezi" nin aslının "PERS KÖRFEZİ" olması ihtimali vardır.
[28.09.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 08.10]

BASRA KÖRFEZİ: "Basra Irak'ın ikinci büyük şehri, en doğudaki ilidir. 502000 nüfus,Araplar tarafından 635 te yapılmış, sonra terkedilmiş bir ordugâhta, Halife Ömer'in emriyle Utbe b. Gazvan tarafından kuruldu.(637/8). Askeri bir şehirdi. Bu yeni şehir adını üzerinde bulunduğu toprağın tabiatından aldı. EL-BASRA = Yumuşak, Kefekî (Kufekî) Taşı demektir." Basra Körfezi eski çağda SİNUS PERSICUS asya kıtasının güney batısında büyük körfez. Bu körfez Araplar'ca BAHRİ-FARİS (Fars Denizi) adı verilir. BASRA (Yahut FARS Körfezi).." ; [34]Meydan Larousse'nin 2. Cildinin 187. Sayfasında ve BASRA'nın izahında, Tarih kısmında : " Bu bölgede antik çağdan beri birçok şehirler kurulmuştur. Büyük İskender zamanında adı geçen DİRİTİDİS (TEREDON) şehrinin bu civarda olduğu arkeologlar tarafından kabul edilmektedir. Araplar tarafından 635 de yapılmış sonra terkedilmiş bir ordugâhta.. .. .." "BASRA (Yahut FARS) Körfezi" ise BASRA kelimesinin manasını anlatan en güzel bir ifadedir. BASRA veya FARS körfezi de bunun tamamlayıcısıdır. ;  FARS = PARS = BASR  ; Burada FARS ßà PARS veya BASR ßà BASRA kelimesinin bu son şekline gelişine kadar acaba nasıl bir yol takip edebilir.
A) PARS-DU-RAK à BASRA (P,B değişikliği olmuş, R, DU,ve sondaki K düşmesiyle)
B) PARS-İYA à BASRA (R-S  Takdim - Tehir?)
C) PARSA à BASRA  (P-B değişikliği, R-S Takdim-Tehir,sonda A düşmesi) olabilir? Belki başka bir yolda veya yollarda bulunabilir? İncelemeğe devam etmek lâzımdır. BASRA kelimesinin ; Pers (İnce şekil) ve PARS veya BARS (Kalın şekil) kelimesinden yapıldığını kuvvetle tahmin ediyorum?
[06.05.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.44]

BASRA: PERS/PARS Körfezi.;
PERS à PARS à PARSA   ; Takdim-Tehir:; PARS ßà PASR+A ; P ßà B (Basra Körfezi olabilir.)
[29.12.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 23.40]

BAŞ-BUĞ:
BUĞ= Beğ olabilir. ; BAŞ-BUĞ = BAŞ-BEY ?
[13.11.1991; Ev-Erenköy-İstanbul]

BAŞGIRTLAR:
Divanı Lügati Türk- Ter.1.Cilt ve 30.sh.de Kaşgarlı Mahmut bey; BAŞGIRT'ların, dilleri öz Türkçe konuşan bir Türk boyu olduğu yazılıdır. ; BAŞ-GURT'lar à BAŞ-KURT'lar à BAŞ-KÜRT'ler olabilir.?  İncelenmesi gereken bir mevzudur. Bizim Kürt'lerin dillerine Farsça'dan , Arapça'dan da kelimelerin kendi öz Türkçesi ile karışınca, bugünkü Kürtçe ili meydana gelmiş olamaz mı.? İncelenmesi gereken bir mevzudur.
[01.12.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 23.55]

BAŞGIRTLAR: Türk BOY'larından.; [35]

BAŞKIRDİSTAN: [36]
BAŞKIRDİSTAN à BAŞ-KIRT

BAŞKURDİSTAN à BAŞ-KURT (Mahalli Söyleyiş à BAŞ-KORT)
a) BAŞ-KIRT ß BEŞ-OGUR
b) BAŞ-KIRT ß BOZ-KURT
c) BAŞ-KIRT ß GURK-SER (Kurt-Başı)       
İran Kaynakları:
GURK-SER = KURT-BAŞ
GURT = KURT ifadesinde  GURK = KURT yani  K=T oluyor.? TURK yoksa TURUT mu? Yoksa KURUT ßà TU-RUK (KURT,KÜRT     = TURK,TÜRK)
ç) BAŞ-KIRT ß Arap Kaynakları ß BAŞ-CİRT veya BAŞ-GİRT (CßàG)
d) Altınordu yıkıldıktan sonra BAŞ-KIRT ili .. .. NOGAY Mirzaları .. .. ŞIBAN OĞULLARI [Çıban veya Çoban ? ][Meydan Larousse, Cilt:2, Sh:197]
e) "Baş-Kırt'lar, KURULTAY'a YIYIN diyorlarmış? Bk:YIYIN
f) BAŞ-KIRT'ları  YIYIN'larının seçtiği BAŞ-BUĞ ile 12 Bey idare ederdi.
BAŞLICA BAŞKIRT BOYLARI ŞUNLARDIR:
Aylı Barın --- Bek er in ---- Bür cen ---- Duvan ---- Geyne ---- Hinren ---- Karşı ---- Katay ---- Kaylı ---- Kıpçak (Suvın) ---- Kirey ---- Kırgız ---- Min ---- Salcuvut ---- Tabın ---- Tamyan ---- Türkmen ---- Uran ---- Uvanış ---- Üsergen ---- Yurmatı ---- Tokuzlar ---- Tüngevür ---- Büler ---- Küdey
[13.11.1991; Ev-Erenköy-İstanbul]

BATAK: Üzerine basınca çöken çamurlaşmış toprak.[37]
BAT-MAK'tan à BATAK, Batılan yer..
Acaba BAT-UM'da BATAK mı demektir. ? ÇORUM da acaba ÇOR'un yeri mi demektir. ? Ayrıca ÇORLU'da var.? ŞARLI da var.? Sivas'ta Türkistan'da da ŞARLI kasabaları var. ? İncelenmesi gerekir.
[30.03.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.00]

BATAK:
ATAK à ADAK à AYAK   ;
BATAK à BADAK (Bacak) à PAYAK ;              
BATAK = BAT__ (Sonundaki AK düşmesi)
BAT = Ayak ,Pençe     
PAY = Ayak,Pençe         
PA = Ayak, Pençe                        
AT-MAK'tan yapılan  ATAK = ADAK = ACAK = AYAK  kelimelerinin başına B veya P gelmiş ve son hece düşmüş. Bu suretle Fars'ın PA veya PA sı ile Fransız'ın PAT'Iortaya çıkmış. Düşmelere ve BAŞ'a harf eklenmesi hususuna dikkat etmek lâzım.,
[03.02.1987; Ev-Erenköy-İstanbul; 07:40]

BATIRŞAH OĞLU: "DAKAR (Senegal'in Başkenti) -Kazakistan'ın Dış İşleri Bakanı SAYLAV BATIRŞAHOĞLU parlementolarının bu ay içinde ülkelerinin Bağımsızlığını ilân etmeye hazırlandıklarını belirterek Türkiye'nin bu kararı tanıyacağını ümit ettiklerini bildirdi."[38]
BATIR = BATUR = BAGATUR = BAHADIR demektir.
BATUR ŞAH ise YİĞİT-Hükümdar manasına gelse gerek.?
[08.12.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.15]

BATMAN: "BATMAN yeni bir kenttir. Daha önce aynı  yerde İLUH adlı bir köy vardı. Yakınında petrol bulunduktan sonra hızla gelişen İluh, 1950'lerden itibaren yakınında geçen Batman Çayı'nın adıyla anılmıştır."[39]
İlin Adı nereden geliyor.?

BATOR: "Ulan Bator : Moğolistan'ın Başkenti. “Manası ise KIZIL KAHRAMAN demekmiş.[40]
BATOR ,
BAHADIR à BADIR à BATOR  (Bahadır kelimesinin galat şeklidir.)
Ulan ise Kızıl dememk imiş.?
[11.11.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 15.10]

BAY:  Göktürkçe Zengin demektir
BAK-MAK'tan à BAK-AN à BAK àBAĞ à BAY vs. vs.

BAY: Uygurca Zengin manasınadır.[41]

BAY____:
BAG+KONAK;
BAĞ+ARASI;
BAH+ÇE;
BAY+BURT;?
BAY+IN+DIR :!
BAY+KAN:? [BAY + KAĞAN ?]
BAYRAM+İÇ :
BEK+İLLİ :? [BEY+İL'Lİ?]
BEY+CUMA
BEY+KOZ :? [BEY+KÖYÜ?]
BEY+PAZARI:
BEY+ŞEHİR:
BES+Nİ [BEŞ+Lİ?, BESİ+Lİ?]
BEY+OĞLU: ? Trabzonu alan Fatih, Pontus İmparatorunun oğluna şimdiki BEYOĞLU semtini vermiş ve onun ikametine tahsis etmiş. Onun için buraya dikkat edelim.! İmparatorun oğlunun oturduğu yer demiyorlar da .. .. .. (devamı yok.)

BAYAN:
BEG'den à BEG-ÜM; HAN'dan à HAN-UM;BEY'den à BEY-İM
Acaba KUL'dan da KUL-AM'mı yapılmıştır.? [Kulam İshak Han,Gulam Mustafa];İncelemek lâzım. Acaba uydurukçular,BAY'dan mı BAY-AN yaptılar.?
[10.08.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 14.43]

BAYAN-KAĞAN: "Avar'ların Kağanı ANAGAY'I öldürdü. Avarlar 568 de Orta Avrupa'ya gittikleri zaman başlarında BAYAN-KAĞAN adlı biri bulunuyordu. Ukrayna, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Sırbistan-Hırvatistan topraklarını  içine alan büyük bir imparatorluk kurdular. Buralara süratle yerleştiler. Tarih sahnesinden 835 yılında silindiler. Avrupa'da Frenk istilası sırasında Hristiyan olmuşlardır."[42]
         1- Hopa ortaokulunun 1.sınıfında iken (1937 ?) Fransızca öğretmenimiz. ALİ ÖZBEK bey, uzun zaman kaldığı Macaristan'da Hristiyan AVAR köylerinin var olduğunu söylerdi.
        2- ANA GAY'ın GAY'I à ÖĞE-DAY'lara benziyor.
        3- Hristiyanlaşanlar Türklükten kopuyor.
        4- Müslümanlaşanlar Türk. Kalıyorlar.
     HUN'lar, AVAR'lar,KUMAN'lar, PEÇENEK'ler, OĞUZ'lar(UZ'lar), BULGAR'lar, GAGA-UZ'lar(ATA-OĞUZ'laràAĞA-OĞUZ'lar à DEDE-OĞUZ'lar) vs.vs.vs. ler MACAR'lar hep bugünkü Çekoslovakya,Macaristan,Sırbistan, Hırvatistan, Karadağ, Bulgaristan, Romanya, Kırım, vs. vs. yerleşmişler. Evet bunlar buralara yerleşmişler ve hristiyan olmuşlar. Belki de GAGA-UZ'lar hariç hepsi bulundukları yerlerde eriyip gitmişlerdir.
     Demkek ki Bizleri yavaş yavaş islâmiyetten koparıp, isim vermeden Hristiyanlaştırmak isteyenlerin gayeleri bu.! Allah-u Teâla bizleri korusun. Amin.
[10.11.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 14.00]

BAYBURT: "İlin adı nereden geliyor. Kentin adı olarak eski çağ'da kullanılan BAYBERD, Baiberdon, Bayper, Baberd, Paypert gibi adların kökeni tektir. Marco Polo'nun seyehatnamesinde kent Paipurth ya da BAİBURT diye anılmıştır. Selçukluların kullandığı BAY-BİRD adı başlangıçta Osmanlılar tarafından benimsenmiş, ama ad son zamanlarda BAYBURT biçiminde yazılmıştır. Evliya Çelebi'ye göre Bayburt adı zengin anlamındaki BAY sözcüğü ile YURT sözcüğünün birleşmesinden oluşmuştur. Zengin Belde anlamındaki BAYYURT adı zamanla BAYBURT'a dönüşmüştür."[43]
     Bu kelimenin aslı BAY-YURD-U veyahut BAY-YURT olduğu halde ve kelime çok eskibir Türk kelimesi olduğu halde, muhtelif milletlerin dillerinde ufak tefek değişikliğe uğramış. Bu da gayet normaldir. Evliya Çelebi'nin teşhisi gayet doğrudur. Bunun gibi Türkçe olan pekçok yer isimlerimiz. Türlü türlü milletlerin ağızlarında şekil değiştirerek değişik şekiller almış ve batılı art niyetliler bu gibi kelimelerin aslını gizliyerek bize GALAT şekillerini aslı gibi göstermektedirler.
     İkinci önemli bir nokta da bu kelimenin tarihi çok eski olduğuna göre, buraya yerleşmiş olan Türklerin tarihinin çok eski olması gerekir. Buradaki pekçok isimler de bu BAYBURT kelimesi gibi Türkçe köklüdür. KEL-KİT kelimesinin sonundaki KİT kelimesi eski türkçe de KİRT, yani KURT ya da YURT kelimesinin aynıdır.
     Şimdilik bu kadar..
[02.02.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.55]

BAYBURT: "İpek yolu dizisindeki eksik tercüme yüzünden, binlerce yıllık Türk sanat eserlerinin, büyük Türk devletlerinin, çeşitli boylardan gelen Türk Hakanlarının Çinli'lere aitmiş gibi anlaşılmasının önüne geçilemedi. Açık oturumda da Baybalık, Ordubalık, Bezeklik, Katunsını gibi eski Türkçe devresine ait. Kelimelerin bugünkü anlamları da  nedense verilmedi.

BAYLALA: Moğolca Teşekkür Ederim demektir.

BAYRAK:
BAĞIRAK à BAĞ-IR-AKàBAY-IR-AKàBAY_R-AKàBAYRAK
Bayramla ilgili işaret.
[29.05.1984; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.45]

BAYRAKTAROĞULLARI: "Bayraktaroğullari : Tonya'nın eski kabilelerinden biri de Bayraktaroğulları imiş.Bakioğulları da Bayraktaroğullarından ayrılma imişler. Şalpazarı'nın ALAGÂVUR köyünün halkı, ki ÇEPNİ denen bu halk kâmilen Bayraktaroğullarından imişler. Bayraktaroğulları Maçka'da ve Yomra'da da varmış. Trabzonlu Naci Altuğ Paşa'da Bayraktaroğullarından imiş."[44]
Rahmetli dedem Mehmet Reis'e "-Dedeciğim bize YİRMİBEŞOĞULLARI diyorlar, KURT veya KÜRT OĞULLARI diyorlar, çok daha eskiden ne oğulları derlerdi diye sordum? " Rahmetli de bana :"Bize SANCAKTAR veya BAYRAKTAR OĞULLARI derlerdi " demişti.
[18.10.1991: Ev-Erenköy-İstanbul: 20.30]

BAYRAM:
Ben bu kelimenin BAĞIRMAK fiilinden gelebileceğini ümit ediyorum.
BAĞIR-MAK'tan à BAĞIR-MA takdim - tehir 'e uğrayarak BA-ĞIR-MA kelimesinin son hecesi olan MA takdim-tehir'e uğrayarak BA-ĞIR-MA à BA-ĞIR-AM olmuş.3. Hecede 2 heceye düşerek BAĞ-RAM olur ve buradaki ĞßàY olunca BAĞ-RAM = BAY-RAM olmuş olur.
- KAZANIR-MEN in KAZANI-EM à KAZANIR-IM
- GEZER-MEN'in à GEZER-İM vs. vs. olduğu gibi.
[29.10.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 14.00]

BAYRAM: Sevindiğimiz, öğündüğümüz, bağırıp çağırdığımız günler
Bugün 19.05.1988 – Salı ; Ramazan Bayramının birinci günü.. TV de “BAYRAM” kelimesinin aslının TÜRKÇE olduğunu Kaşgar’lı Mahmut Bey’in söylediğini yazdığını söylemişler. Ben de evvelki NOT’larımın birisinde “BAYRAM” kelimesinin TÜRKÇE asıllı olduğunu ve BAĞIRMAK fiilinden gelebileceğini yazdığımı hatırlıyorum.
ÇAĞ-IR-MAK ßà BAĞ-IR-MAK fiilleri aynı manaya gelen fiiller olsa gerek. ÇAĞ ßà BAĞ kelimelerinden yapılmış olmalı.. Yani Ç ß à B olmuş..
[17.05.1988, Ev-Erenköy-İST, Saat:10:45]

BAYRAM:
BAĞIRMAK:
BAĞIR-MA à [Takdim-Tehir] BAĞIR-AM à BAYIR-AM à BA-Y_R-AMà BAYRAM
Bağırma, Çağırma, Şenlik manasına à Bayram
[29.05.1984; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.45]

BAZ: Göktürkçe BAZ ; YAT,YABANCI demektir.
BAZ à BAD à YAD ?
[11.06.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 20.20]

BAZEN veya BAZAN: Ara sıra
BAZI-AN à BAZAN à BAZEN olmuş olabilir.
[10.10.1988 Ev-Erenköy Saat 14:20]

BAZLAMA: Gözlemeye benzer pide.
GÖZ-LE-ME: Ateş'te KÖZ'de ince hamurların pişirilmesi...
KÖZ-LE-MEK'ten à KÖZ-LE-ME
BAZ-LA-MA: Gözleme'ye benzer pide..
GÖZ-LE-ME à KÖZ-LE-ME à BAZ-LA-MA
[10.02.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.10]

BECENRK: RUM diyarındaki BECENEK'lerir Türkçe konuşan ancak bazı kelimelerin sonundaki harf veya hecelerin düştüğü bir Türk boyu..[45]
Acaba BECENEK'ler zamanla dillerine komşu ve iç içe yaşadıkları d ğer topluluklardan kelimeler alarak öz dillerini Türkçeden başka bir dil haline getirmiş olduğu zannedilebilir.mi?
BECENEK'ler à BEÇENEK'ler àBEŞENEK'ler à BOŞANAK'lar à BOŞNAK'lar olmuş olabilir.
     Zaten :
     1-BOŞNAK'lar örf ve adet bakımından Türk örf ve adetlerine sahip olmasalardı kendiliklerinden müslüman olmazlardı.
     2-Eğer BOŞNAK'lar SIRP asıllı olsalardı, sırpların bu vahşiyane insanlık dıuı zulümlerine maruz kalmazlardı.
İncelenmesi gerekir.
[01.12.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 24.10]EBEÇENEKLER: Türk Boy'larından. [46]

BEDESTAN: İslâmbol'un Bedestanı: BEDESTEN<= BEZZASİTAN kıymetlm kumaşlar, silahlar ve mücevherat satılan yerlere GALAT olarak bedestan denilmiş.[47]
İncelemek gerekir.
[21.12.1986; Ev-Erenköy-İstanbul; 08.00]

BEDİRHAN: "Cizre emiri. (Cizre 1802-Şam 1866) Ağibeyinin kendi isteğiyle çekilmesi üzerine EMİR oldu. 1839 Nizip savaşına katıldı.. 1845 de Hakkcri civarındaki Nasturi aşiretlerini idaresi altına alması yabancı devlet temsilcileri tarafındai Hristiyanların öldürülmesi şeklinde şikayete ve diplomatik baskılara sebep oldu. Bedir Han Beyrüzerine gönderilen Osmanlı kuvvetleri birkaç defa yenilgiye uğradı. Bedirhan Bey ORAK (veya ORUH kalesine çekildi.) Mustafa Reşit Paşa'nın vaatleriyle teslim oldu. İstanbul'a getirilen BEDİRHAN BEY bir süre sonra GİRİT'in KANDİYE şehrine gönderildi.1848
Affedilince İstanbul'a döndü 1866 da Şam'a gitti.”[48]
     Bence burada geçen ORUH kelimesi şimdiki ERUH olmasın.? Bunu incelemek gerekir. Acaba Eruh ilçesi'nin bir kalesi var mı?  O zaman ERUH kelimesinin de kökü hakkında bir fikir, bir ipucu bulmuş olabiliriz.
     Bana öyle geliyorki HANLIK Araplarda ve Acem'lerde yoktur. Yanlız Türklerde HAN'ilk vardır.
     BEDİRHAN'daki BEDİR kelimesinin BEDİR MUHAREBESİNİN yapıldığı yer olan BEDİR veya BEDR ile bir ilgisinin olabileceği çok zayıf  bir ihtimal olsa gerek. Ayrıca BEDİR, Bedir muharebesinin yapıldığı bir yerdir. Yani BEDİR bir yer ismidir. Yer isminin sonuna HAN isminin getirilmesi usüle aykırıdır. Çünkü HAN eki yalnız şahıs isimlerinin sonuna getirilir. Cengiz Han, Temür Han, Yavuz Sultan Selim Han, Fatih Sultan Mehmet Han vs. vs.
     O halde, Bedirhan'ın da bir ünvanlık olması gerekir. "Murathanoğulları vs. gibi" Bedirhan bir aşiret ismi olduğuna göre, bu isimler bir ünvanı göstermektedir. Ve bu aşiretlerin kurucularının da HANLIK ünvanına sahip kişiler olduğu anlaşılıyor.
     BATUR kelimesinin Türkistan ağzı bir kelime olduğu ve aslının da BAĞADUR olduğu ve bu kelimenin Türk şivelerinde BATUR, BATIR, MATUR, BATTIR, METTUR vs. vs. şekillerine girmiş bulunduğu söylenmektedir.
     BAĞATUR à BAATUR à BATUR şekillerine girmiş olabilir. ?
     BATUR kelimesi (kalın şekli ile) BATUR ve ince şekli ile de BEDİR şekline girer ki bizde BEDİR HAN olabilir.
[04.06.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; ]

BEDİRLU: ortaya çıkmış. Düşmelere ve BAŞ'a harf eklenmesi hususuna dikkat etmek lâzım.,[49]

BEGEŞLU: Tercüman İslâm Türk Ansiklopedisi;Sh:61

BEGİ: Moğollar BEĞ 'e beye BEGİ diyorlarmış .[50]
Acaba SON'a İ mi geliyor.?
[02.11.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 00.36]

BEHTEVER,BEXTEWER: Kürtçe: Mesut,bahriyar demektir.[51]
BAHTİYAR: Mesut, şanslı, vs.
Bu BAHT-I-YAR bahtı açık, dertsiz manasına gelse gerek.? Farsça olması muhtemel.? Ki bizim kullandığımız şekli olan BAHTİYAR şekli her halde en doğru. Bozulmamış şeklidir. ?
     Kürtler bu kelimeyi belki de daha ince şekle sokarak BEHTEVER ya da BEXTEWER şekline sokmuşlar.
Yani:
     1- A'lar ve I à E olmuş.
     2- HßàH veya HßàX
     3- Yßà V olmuş. Sonradan da VßàW olmuş.
[14.11.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.40]

BEK: "PEK sıfat (EskiTürkçe- BEK, kuvvetli sıkı dan SERT, KATI,SIKI.."[52]
BEK-SİMET à PEK-SİMET (Sert Yiyecek)

BEKAA:
BEK-AĞA = BEKAA
[10.08.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 14.40]

BEKÂR: Bİ-KES:F.s.kimsesiz;Bİ-KAR: F.s 1-İşsiz işe yaramaz 2- Bekar[53]
Bİ-KES ßà Bİ-KER de olabilir.  [sßàzßàr]
KES  KEŞ ßà KEŞİ ßà GİŞİ (KİŞİ)
[11.05.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 07.20]

BEKÂR: Evlenmemiş kimse
Bu BEKÂR kelimesi
Bİ-KES, Bİ-KEZ, Bİ-KER yani kimsesiz kelimesinden gelebilir.
O zaman : İàE, EàA, harf değişiklikleri olmuş oluyor. Veya :
KEŞ (Kişi) =KES=KEZ=KER olabilir.
Veyahut da:
ŞßàSßàZßàR vs. olabilir.
[16.03.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 15.00]

BEKAR: Evlenmemiş kişi,bir kişi
Bİ-KES= Bİ-KEŞ= Bİ-KER= BE-KÂR; HER-KES = HER-KEŞ = HER-KİŞİ  Buradaki KER,KES,KEŞ,KİŞİ vs. kelimelerinde :
Bİ-KES = Bİ-KEŞ = Bİ-KİŞİ = Bİ-KER (BEKAR) kelimeleri malum Farsça bir terkiptir. Ve KİMSE-SİZ demektir. O zaman Farsça (Bİ) eki,bizim (SIZ)
 manasınadır. Mesela:
Bİ-VEFA = VEFA-SIZ demektir. O zaman KES = KEŞ = KER = KİŞİ vs. kelimeleri de kişi,şahıs,zat demek olsa gerek. Cenaze namazı için niyette :"Niyet ettim ER-KİŞİ niyetine." "HATUN-GİŞİ niyetine."diye niyete başlanır. Yani burada  KİŞİ; GİŞİ; KEŞ; KİŞİ; KER vs kelimelerinin ZAT,ŞAHIS manalarına geldiği malumdur. ER-KEK = ER.. Demektir. HATUN = KATUN = KADIN demektir. GİŞİ,KİŞİ,KEŞ,KER, (Z-R değişimi) buradan KES = KEZ = KER kelimelerinin aynı manalara geldiği neticesine varırsak 
KİŞİ; GİŞİ; KEŞ; KİŞİ; KER vs kelimelerinin ZAT,ŞAHIS manalarına geldiği malumdur.
ER-KEK = ER.. Demektir.
HATUN = KATUN = KADIN demektir. GİŞİ,KİŞİ,KEŞ,KER, (Z-R değişimi) buradan KES = KEZ = KER kelimelerinin aynı manalara geldiği neticesine varırsak

BEKCİ:
BAK-MAK'tan à BAK-IN-CI à BAKICI
BAKMA ßàBAKIM à BAKICI
BAKIM-CI à BAKICI à BAKCI (Kalın şekli)=BEKCİ(İnce şekli)
BEKÇİ-LE-MEK 'in acaba Cİ hecesi mi düştü de BEKLEMEK oldu.? İncelemek lâzım.
BAK-MAK'tan : BAKCI ßà BEKCİ yapılış ve
BEKCİ'den de : BEK-LE-MEK fiili yaılmış. ?
     İsimlerden yapılan fiillerimiz üzerinde de bu yönden inceleme yapmak lâzımdır.
[23.04.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 15.35]

BEKLEMEK:
BEKCİ-LEMEK in acaba (CI) hecesi düştü de BEK-LE-MEK mi oldu.
[23.04.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 15.20]

BEL COURT : Cezayir’de bir bölgenin adı.
Türkçe okunuşu BEL-KURT olur ki KURT Türkçe YURT, KÖY demektir.
[08.10.1988 Ev-Erenköy Saat: 19:55]

BEL: Ucunda iki tane dişi ve tepesinde sağlı sollu el tutacak yerleri olan, tarla kazmaya yarayan alet.
Trabzon'da bu alete BEL ismi verilir. Belki karadeniz bölgesinde de her tarafta da bel derler.
     Bu BEL kelimesinden : BEL-LE-MEK , BEL-LET-MEK gibi fiiller yapılmıştır. OT BEL'İ (*) yada (OD-BEL'İ) ateş küreği demek ise o zaman BEL'inde KÜREK manasına Eski Türkçe bir kelime olması lâzım.
[07.03.1988; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.00]

BELA: Doğu Türkistan Tabiri = Bala, Yavru
[30.09.1987; Koşuyolu-Hastane; 19.07]

BELE: Zannedersem Gürcü'ce oğul,çocuk manasına geliyormuş..
Ben bu kelimenin aslının Arapça VELED à BELE olabileceğini tahmin ediyorum. Hatta bunun kalın şekli olan BALA'yı ise Azeriler ve yine bu kelimenin ince (R) li şeklinde LÂZ Türkleri (BERE) şeklini kullanmaktadırlar. Belki diğer boylarda da durum bu şekilde olabilir. İncelemek gerek. Notlar arasında BALA'da da ayrıca bilgi vardır.
[09.01.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 08.45]

BELED: Arapça ŞEHİR anlamına gelir.[54]
Bu kelime çok eski bir kelimedir. Ve öyle tahmin ediyorum ki tarihten önceki devirlerdeki PALUK, BALUK, POLİS, BELET, BEL, BİL, BOL, BUL, BELDE vs.. Ler hep aynı kökten gelseler gerekir.
     Ben bu kelimelerin köklerini bir yere yerleşmek, kalmak,ikamet, oturmak manasına gelen KAL-MAK fiilinden türeyebileceğini tahmin etmekteyim.
     KAL-MAK'tan à KAL-IK, KAL-AK, BAL-IK, PALUS, POLİS, ..
Vs.lerin hepsinin bu fiilden çıktığını zannediyorum.
     KALIN ŞEKLİ           İNCE ŞEKLİ            
     -----------------           ----------------
     KALAK                      KELEK           (Gürcü ve Azerilerde)
     BALUK                      POLİS             (Eski İran ve Yunan'da)
     BAL                            BEL
     BOLU                         BELE
     ( KßàB) değişikliği eski Türkçe'de çok vardır. Misal BAY-DURTU à BAY-BURTU, BURMAK(Türkistan'da)àKURMAK(Türkistan'da)àVURMAK(Bizde) , BURUT, KURUT, VURUT; BURT, KURT, VURT; BÖRÜ.. Hep aynı manaya gelen kelimelerdir.
     İncelemeye devam etmek lâzımdır.
[17.12.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 12.16]

BELED: Arapça ŞEHİR demekmiş..[55]
Bu kelimenin ince şekli BELED'dir.
     Bu kelimenin kalın şekli BALAT'dır.
     Demek ki KAL-MAK, BAL-MAK fiilleri belki de bir noktada aynı manaya gelmektedir. VAR-MAK ßà BAR-MAK vs. gibi.
     KAL-MAK'tan à KALAK (Türkçe Şehir demektir.)
                                    KALIK             "                 "
                                    KALAT         ?
                                    BALAT         ?
                                    BELED (Arapça Şehir.)
                                    BALIK  (Türkçe Şehir.)
                                    POLİS (Yonanca Şehir.)
     Belki de  BELDE, BEL, BİL, BAL, BOL, vs. vs. Hatta EL, İL vs. vs. Hatta TEL, TİL  vs. vs. bence hep aynı kökten gelmektedir.
     Demek ki bir kısmı  K, G ile İSİM yapmışlar, bir kısmı T,D ile isim yapmışlar, bir kısmı da S,Ş,Z ile isim yapmışlar.
     Kimisi BAL-IK, BAL-IG, BAL, BİL, BOL, BUL vs demiş, kimisi POLİS, POLİZ, POL, PUL demiş.
     İncelemek lâzım.
[07.09.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 18.55]

BELH: Afganistan'da bir şehir.
BALIK'ın ince şekli BELK'dir. Ve onun da kısa şekli BELİK dir.
BELİK à BELH olmuş olabilir.
[09.04.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.20]

BERAN : Kürtçe de kullanılan kelime (Koç)

BERAN: Kürtçe KOÇ demek. BEREN = BAŞ-KURT ve KAZAN Türkleri Koç'a BEREN diyorlarmış.
KOÇ'un karakteristik vasfı dikkate alınarak İSİM verilmiş olabilir. ? VUR-MAK veya BUR-MAK'tan VURAN, BURAN, BEREN de olabilir. ?
[15.11.1981; Ev-Erenköy-İstanbul; 00.32]

BERÂT:
BARAAT ETMEK.. " O O davadan Beraat etti." Beraat gecesi. Beraat belgesi.. Vs.
     AAà Â
[26.01.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 22.28]

BERÇİK: Göktürkçe bir kelime; PERS'li anlamında.
PERS-LİK à PERSİK à BERÇİK. Acaba TACİK kelimesinin aslı
TAD-CIK à Yabancı Eli? İncelemek lâzım.
[09.01.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; ]

BERÇİK: Göktürkçe kelime: Bizde İRANlı ,PERSli demek.[56]
PARS à PERS-LİK à PERS-DİK à PERS-ZİK à PER_-ÇIK à BERÇIK
[09.01.1997; Ev-Erenköy-İstanbul]

BERE: "Yara Bere içinde" ..
BERE kelimesi umumiyetle yara ile birlikte söylenir ve YARA'yı teyit yani kuvvetlendirmek için söylenir. Bu BERE kelimesinin de Türkistan ağzı VURMAKàBURMAK'tan yapıldığını BURUKàBURAàBERE olmuş olabileceğini tahmin ediyorum. BURUK à ÇÜRÜK'te olabilir. ? Vurma sonrasında olan Çürük'de Vurmak'tan gelebilir. KURT, BURT, BURUT, BÖRÜ, de VURMAK'tan gelebilir.?
[20.12.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.20]

BERE: LAZ Türklerince OĞUL demek.
Ben bu kelimenin aslının Arapça VELED olduğunu tahmin ediyorum.
VELED à BERE_
Gürcü'ce deki  BELE'nin ve Azerice'deki BALA şekillerinin ve belki diğer boylardaki buna benzer şekillerinin aslının  Arapça VELED'den geldiğini zannediyorum.
VELED =BELE_  Bunun Kalın şekli ise BERE'dir.
[09.01.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 08.55]

BERE: LAZ'ca Çocuk..
KALIN Şekli  BALA: Azerice çocuk. BERE, BALA'nın İNCE ŞEKLİ'dir.
[02.11.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 00.26]

BERE: Lazca ve Gürcü'ce ÇOCUK demek. BALA = Kuş ve Hayvan Yavrusu.[57]
BALA = Çocuk           [Kalın Şekli]
BELE =  Çocuk           [İnce  Şekli]
BERE= Çocuk (Lazca-Gürcü'ce )
[15.08.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 22.35]

BEREKET:
Şimdi MESAJ-TV'de herhalde Sabri Tandoğan isimli pek çok muhterem bir beyefendi, sohbetleri arasında "BEREKET'in varlığını ispat eder şekilde konuştu. herkes karınca kararınca öndeki aya bir miktar, azda olsa aktarmaya alışmasını tavsiye etti. Ve Bereketin varlığına şahit olacaksınız “dedi.
     Ben de bu BEREKET kelimesine takıldım. Türkçe'de BİR var, BİR-İK-MEK ; BİR-İK-DİR-MEK var. BER-MEK à VER-MEK var. Şimdi lügatlere bir göz atalım.

Bereket: A.İ.1-Nimet,Tanrı vergisi.2- Bolluk,Gürlük 3- Uğurluluk /"Berekât: A.İ.[Bereket Ç] Bereketler.." Mustafa Nihat Özön'ün Osmanlıca-Türkçe Sözlük'ün 59.sayfasında. /"BİRR, A.İ. 1- Dininde ibadetinde kuvvetli olan, 2- İyilik etme, 3- Bahşiş ve Bağışta bulunma, 4- Dince iyi işler işleme" Mustafa Nihat Özön-Osmanlıca Türkçe Sözlük.Sh:109/
     Acaba BİR-MEK = VER-MEK le ilgisi var mı ?
[11.02.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 16.00]

BESA: "Arnavut Anayasası= BESA" "BESA: Balkan yarımadasının en eski ve yerli sakinlerinden biri ARNAVUTLAR'dır. Kendilerine özgü örf ve adetleriyle ve bir çeşit geleneksel ANAYASA sayılan BESA sayesinde yaşayan  Arnavutlar aslında demokratik bir toplumdur."[58]
Bence bu BESA kelimesini incelemek lazım. Acaba BESA ile YASA veya TÖRE arasında bir alaka var mı? Çünkü (S-Z-R) ile (B-Y-T) harfleri arasında değişim olabilir.? İncelemek lazım.
[29.01.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.50]

BEŞ BALIK: Turfan'ın kuzeyinde bir şehir.
Ayrıca BALIK  notuna da bak.
[18.06.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.06]

BEŞ:
PENÇ kelimesinin BEŞ olduğunu zannediyorum. Şöyle ki:
PENÇ à BE_NŞ à BEŞ
[27.05.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 06.50]

BEŞ: Penç: Farsça 5 rakkamı..
PENC à PENŞ à PE_Şà BEŞ olmuş olabilir.
[06.06.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; ]

BEY : Kürtçe de kullanılan kelime

BEY:
BAY-KENT : Türkistan’da eski bir şehir.
BAY-BURT : Gümüşhane’nin kazası.
BAY-GUR : Şemdinli’nin güney-batısındaki nahiye.
BAY-KAN : Siirt’in kuzeyinde kaza.
BAY- KONUR : Aral gölü’nün kuzey-doğusunda şehir.
BEY-DİLİ : Nallıhan’ın batısında nahiye.
BEY-KOZ : İstanbul’da kaza.
BEY-KÖY : Düzce’nin batısında nahiye.
BEY-OBASI : Kırıkkale’nin doğusunda nahiye.
BEY-PAZARI : Ankara’nın kazası.
BEY-SUN : Antakya’nın güneyinde kaza.
BEY-ŞEHİR : Konya’nın batısında kaza
KALIN ŞEKLİ ile BAY ve İNCE ŞEKLİ ile BEY
Bu kelimelerin eşleri ; ŞEHİR; SUN; (SUNTßàKUNTßàKONUT) ; PAZAR ; OBA ; KÖY ; KOZ [B: KOVàKÖY] ; DİLİ (ELİ ? ) ; KONUR [B: KONAR – GÖÇER ? ] ; KAN [B: KANT] ; GUR (GURTàYURT) ; BURT [B: YURT] ; KENT vs. vs.
Bu mürekkep – birleşik kelimelerin sonlarına bazılarında olduğu gibi BEY-OBA-SI ; BEY-PAZAR-I ; yani sonlarında SI, İ vs. vs. olması lâzım .. Ancak 3 heceli iken 2 heceye düşmüş , kelimelerin çoğunda böyle yani 3 heceli kelime 2 heceli kelime oluyor. Acaba Türkçede bu bir kaide mi? Bunu incelemek lâzım?..
[03.12.1988 Ev-Erenköy Saat 23:00]

BEY: Türklere ait eski bir ünvan..Türkmenlerde BEG (BEK), Doğu Türkçesinde BİG, Kazaklarda BÎ, veya BÎY, Osmanlılarda BEY, Moğollarda BEGİ, Jüçenlerde BÖGİN,Mançularda BEYLE, Çinlilerde PEK, Sasani Hükümdarlarına BAGA denmektedir. " Göktürklerde, Proto Bulgarlarda, Uygurlarda,Hazarlarda da bu ünvanın mevcut olduğu bilinmektedir." "Karahanlılar da Selçuklarda Oğuz Reisleri  de, Karluklarda da BEG ünvanı taşıyorlardı.""XI. Yy Karahanlılarda görülen BEGEÇ ünvanı da BEG'in küçültmeli şeklidir. " "Hint yarımadasında Türk-Moğol neslinden gelenler asalet gereği isimlerinin sonuna BEG kelimesi eklerler.""Bunun müennesi de Hindistan-Türk Saraylarında BEGÜM olarak geçer."[59]

BEYAZ: Arapça Beyaz= BİYZ
BEYAZ =? PEK-AK ? = Aydın

BEYİN: Arapça Beyin= Muhh demekmiş.
O halde beyin kelimesi Arapça olmadığına göre Türkçe olmak ihtimali çok kuvvetli.?
     BEYİN de BEY kelimesi var.?
     BEY-BEYİN-BAY
     BEĞ-BEG-BEK vs. kelimelerinin de kökleri acaba aynı mı.?  İncelemek lâzım.
[15.06.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 21.40]

BEYİN: Arapça:Muhh
Demek ki BEYİN kelimesi Arapça değil, herhalde BEYİN kelimesi Türkçedir.
Şimdi: BEY'li kelimelerden bazılarını hatırlayalım.
BEY: veya BAY, BEG, BEĞ vs.
ARI BEY'İ : Arıların anası, idarecisi.
BEY-İN: Kafanın içindeki, bizi her bakımdan idare eden, vücudun BEY'İ olan merkez.?..
[30.04.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.55]

BEYİR UZU: Diyarbakır'ın bir köyü.
30.04.1997 tarihli HERGÜN Gazetesi'nde çıkan bir haberde "Diyarbakır'da 8000 kişi MSP'den istifa etti.." başlıklı yazının içerisinde geçen aşağıdaki kelimeler dikkatimi çekti.
GİRİŞPOR: Şu şekilde tahlil edebiliriz.
     GİRİŞ-POR à GİRİŞ+PURTà GİRİŞ+KÖY
     BEYİRUZU: Bu kelimeyi de şu şekilde okuyabiliriz.
     BEYİR+UZU à BAYIR+ÖZÜ à BAYIRKÖYÜ
     Yukarıdaki misallerde ilk bakışta bize çok yabancı görünen ve acayip gelen kelimelerin üzerinde bu şekilde düşündüğümüz takdirde aslını ne kadar gerçek bir şekilde görmüş oluyoruz. Türk Dili üzerinde çalışması gerekenlerin, bu dilin inceliklerini ve mahalli ağızlardaki şekillerini iyi bilmeleri gerekir. Antalya'nın SİDE'si ile Orta Asya'nın SİD veya CİD veya KİD'leri arasında bağlantı kuramıyan bir kimsenin dilden anladığı iddia edilemez. Bu SİD = KİD = KİNT = KENT kelimesinin değişik şekilleridir.
[30.04.1977; Ev-Erenköy-İstanbul; ]

BEYKOZ: İstanbul'da bir ilçe.
Belki de bu BEYKOZ kelimesini NOT'larımda incelemişimdir. Veya SON'u GAZ, GOZ, KOZ vs. olan kelimeler arasına almışımdır.?
Amma bilemiyorum.? Bir de not'larıma daima tarih atarım ki; O tarihteki görüşüm odur, bu tarihteki kanaatim de budur diye.. Amma çoğu zaman karar veremem ve (bu da ihtimallerden biri olabilir.)  derim. Yani kesin kararı pek belirtmem. Çünkü ihtimaller çoğaldıkça usullere göre [01.08.1996 Pazar, Ev,Erenköy,İstanbul,Saat:15.25, Ayten Carrefour'dan Osman vs. lerle döndüler. Ara vermek zorunda kaldım.]
     Yeniden devam ediyorum.. [02.08.1996, Saat:12.25]
kesin karara yaklaşılmış olunmaktadır.
     Şimdi gelelim BEYKOZ'a : Acaba ne demek BEYKOZ? Biz bu birleşik kelimeyi
     BEY+KOZ diye ikiye ayırabiliriz.  O zaman birinci kelimenin BEY olduğunu ve o yerin BEY'le ilgili olduğunu anlarız. [Şimdi öğle ezanı vakti, yazıma gene ara veriyorum.02.09.1996-Pazartesi, Ev,Saat:12.40]
Yeniden devam ediyorum.[07.09.1996, Cumartesi, Ev, Saat:05.57]
     BEY kelimesi BEG, BEĞ, (İnce şekli) ve bu kelimenin kalın şekli de BAY, BAG, BAĞ vs. olabilir. Ve Göz-etmek, Nezaret- etmek, Korumak, Kollamak, Himaye etmek manalarına gelen BAK-MAK fiilinden yapıldığını tahmin ediyorum. Belki de AGA, AĞA, AYA, ADA, ATA vs. ler KAĞAN'lar vs. lerde belki bu fiilden gelmiş olabilir. İncelemek lâzım. Ancak bu BEY kelimesi efendi, büyük manasına gelen bir kelimedir.
    GOZ: Kelimesi ise Köy, kasaba veya şehir manasına gelebilir. [Saat:06.15.. Gene ara veriyoruz..]
Yeniden devam ediyorum. [saat:08.31]
GOZ, GÖZ, GÖV, KÖY, vs. vs. gibi şekillere girebilir. ? Bunların da iyice incelenmesi gerekir.?
     O zaman BEY-KOZ à BEY-KÖYÜ manasına da gelebilir. ? Ayrıca GOZ, GAZ, GOZ-A vs. vs. gibi eklerle yapılmış pekçok kelimeler vardır.
     Bunlarlada bu eklerli kelimeleri incelemek gerekmektedir. Meselâ şimdi aklıma bir misal geldi: MA-GOS-A kelimesinde de GOS var. Hatta LEF-KOŞ-A da dahi (GOŞ=GOS) kelimesi var.? BUR-GAZ da da GAZ var. ? Vs. vs.
     İncelemeler pek çok karanlıkları aydınlığa çıkaracaktır. Tabii (Kraldan ziyade Kralcılar olmasa) çünkü bu gibiler lügatleri ile kitapları ile, gazeteleri, konuşmaları ile TV radyo sohbetleriyle ansiklopedileri ile en eski Türkçe bir kelime olan ve şehir manasına gelen ve iskân etmek, oturmak, ikamet etmek manasına gelen KAL-MAK fiilinden yapılmış olan BALIK veya BALIZ veya BALIS ya da POLİS kelimesinin aslının latince olduğunu iddia ettikleri gibi ve Anadolu'nun eski şehir isimlerini bir Yunan Tarihine bağlamak gaye ve maksadında olduklarından bu kralcılardan bir an önce sıyrılmak lazımdır.
[07.09.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.00]

BEYLE: Mançu'lar BEG'e BEY'e BEYLE diyorlarmış.[60]

BEYLİCE: Eskişehir'den İstanbul'a gelirken Bolu'ya 10 km. kala bir köy ismi.

BEYOĞLU: İstanbul'da bir ilçe.
Trabzon Pontus İmparatorluğu'nu Fatih bir BEY-LİK olarak ve imparatoru da BEY olarak görüyor ve onun oğluna da BEY-İN-OĞLU'nun yeri kelimesini kısaltarak BEYOĞLU deniyor.

BEYOĞLU: İstanbul'da bir semt

BIH: Moğolca "ULSIN BIH" à Millî Pehlivan demekmiş.[61]
ULSIN = MİLLî
                1-ULUSIN = MİLLî
                ULUS ß ÖLÜS ß ÖLÜK ß BÖLÜK ß BÖL-MEK 'ten yani:
                ÖLÜK = BÖLÜK (ULUS =BOLUS) Bir milletin (Türk'ün) parçaları, bölükleri, boyları (Kazak, Kırgız, Uygur, Türkmen vs. vs. leri) nın her biri BÖLÜK'tür, ÖLÜK'tür, ULUS'tur. Rahmetli Ali Şir Nevai diyor ki : " Türk Ulusi Birdir yoksa Ming, Kop Menügdür." yani Türk'ün parçası, bir tane de olsa hepsi benim milletimdendir, hepsi Türk'tür.Başka bir açık ifade ile Türk'ün kısımları, parçaları, boyları (Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Tatarlar, Uygurlar, Tacikler, Türkmenler, On Oğuzlar, Kürtler, Avşarlar, vs. vs. ler bir de olsa bin de olsa bunların hepsi TÜRKTÜR. Türk'ün birer parçasıdırlar, bölüğüdürler, ulusidirler.
     Dikkat edilecek olursa buradaki Ulus kelimesi, millet karşılığı değildir. Olsa olsa boy gibi birşey manasına gelmektedir.
                2- BIH = PEHLİVAN
Bu iki kelimenin kökleri aynı.. BIH = PEH  O zaman Pehlivan kelimesinin kökünü, menşeini incelemek lâzım.
[11.11.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 23.00]

BILDIR: Kırımlılar Geçen seneye BILDIR diyorlarmış..[62]
Trabzon'da eskiden köylüler geçen seneye , bir evvelki yıla da BILDIR derlerdi. Şimdiki seneye de BU YIL derlerdi.
[09.09.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.35]

BILDIRCIN: Bir göçmen kuş.
Bildircın'ın da karakteristik vasfı , bu kuş uçmağa başladığı zaman : PALDIR-KÜLDÜR bir ses çıkarır.
PALDIR-GA-MAK'tan à PALDIR-GAN à PILDIR-GAN à BILDIR-CIN
[Ev-Erenköy-İstanbul]

BIYIK:“O’nda ne güzel BURMA BUYUKLAR var”
Trabzon ağzı “Burma Buyuk” acaba BIYIK kelimesinin aslı Trabzon’da söylendiği gibi Buyuk mudur? Buyuk ise BURUK kelimesinin aynı olabilir. Ve BUR-MAK tan à BURUK à BUYUK à BIYIK olmuş olabilir.? RßàY değişikliği olabilir. Tıpkı RÜZGÂR’a Trabzon’da (RßàY) değişikliği ile YÜZGAR denildiği gibi.Başka daha RßàY değişikliklerini bir araya toplamak lazım.
[14.12.1988 Ev-Erenköy Saat 19:12]

Bİ : Kürtçe de kullanılan kelime (Bey)
E Harfi İ olmuş, BEY’in Y si düşmüş.

BİÇİM : Kürtçe de kullanılan kelime

BİGA:
Biga'lı arkadaşım Mustafa Kemal Karagözoğlu'na Biga'nın nereden geldiğini sordum. "BOĞA"nın ince şeklidir dedi.
    BOĞA= BİGA
    KARA-BOĞA = KARA-BİGA
Her taraf otluk, çayırlık, yaylalık imiş.
Belki de BOĞALIà BİGALI à BİGA olmuş ?
[27.05.1987; Ev-Erenköy-İstanbul; 07.50]

BİGADİÇ:

BİK: Tatarca:Pek
Değişiklik: BßàP
[20.01.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.30]

BİKE:
Suyum Bike= Sevim Bike
                SUYUM ßà SEVİM [ B: SEV-MEK'ten]
                BİKE = Acaba bazı yörelerdeki  BEK à BEKÜM, BEG à BEGÜM , HAN à HANÜM vs.ler gibi mi. ? Yani BEK à BİK olur mu.? Acaba Suyum Bike = Sevim Hanum'mu demektir. İncelemek lâzım. "Suyum Bike'nin oğlu GİRAY vaftiz edilir ve adı ALEKSANDR olarak değiştirilir."
"TUVGAN-TİL = ANA-DİL"
[16.06.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 21.30]

BİKES: FS : Kimsesiz.,[63]
Bİ-KAR = Eşsiz
Bİ-KES = Bİ-KER de olabilir. (SßàZßàR)
KES   KEŞ ßàKEŞİ ßàKİŞİ (GİŞİ)
[11.05.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 07.20]

BİLDÜRMES: Doğu Tükistan Tabiri=BİLDİRMEZ
[30.09.1987; Hastane-Koşuyolu; 19.59]

BİLEZİK:
BİLEK-DİK ßà BİLEK-LİK ßà BİLE-ZİK           (D - Z değişimi)
[11.05.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 08:30]

BİLEZİK: Bilezük = Bilezik (Kazak, Kırgız, Turaçca Bileyzük)[64]
Bence bu BİLEZİK kelimesinin aslı BİLEYZÜK olması lâzım. Bunun da bize göre aslı : BİLEY-ZÜK; BİLEK-DÜK; BİLEK-LÜK olması lazımdır. Bu Bileklük kelimesi à Bilezik olmuş ?
[15.08.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 22.50]

BİLGE:
Herhalde BİL-MEK fiilinden yapılmış olsa gerek.? BİLİK = BİLİĞ ile aynı manaya gelse gerek? Kelimenin asıl şekli BİLGİK olabilir. Bazan G nin, bazan da K nın düşmesi ile bu BİLGİK kelimesi BİLGİ, BİLGE, BİLİK şekillerine girebilir. ? Kelime en eski şekilleri ile
                BİLİM à İLİM
                BİLİK à PİLİS à PİLOS à FİLOS à VİLOZ vs. gibi şekillere girebilir.
Eşit değerli harflerle çok daha değişik şekillere dönüşebilir.
                Bence: FİLİP'in BİLİK, BİLİB, BİLİP, BİLİF, FİLİP vs. kelimelerinin köklerinin BİLMEK fiilinden gelmiş olabileceği düşünülebilir. FİLOS-OFOS (Filozof/Feylesof) kelimesinin kökleri de BİLMEK fiilinden gelebilir.
[01.10.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 10.40]

BİLGE: Akıllı, Hakim anlamındadır.[65]

BİLİM: Ermenice kökenli olduğu iddia ediliyor.[66]

BİLİNMİR: Hiç Bilinmiyor.[67]
Trabzon da da bu kelimeye BİLİNMİY denir. Yani sonundaki İR eki düşürülmüştür.
[21.10.1987; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.40]

BİNBAŞI: "Askeri Hiyerarşide genellikle bin kişinin kumandanı olan subay".
                Kelime ilk defa islâm öncesi Türk Devletlerinden TABGAÇ'larda (
Prf. Dr. A.Zeki Velidi Togan Bey, Umumi Türk Tarihine Giriş adlı eserinde TABGAÇ'ların eski TOPA'lılar olduğunu iddia eder.),GÖKTÜRK'lerde (Ben GÖK veya KÖK ya da GÜK kelimelerinin büyük veya BÖ-GÜK, kelimesinin ilk BÜ veya BÖ hecesinin düşmesi sonunda meydana geldiği kanaatindeyim. BAŞ'tan düşmelere bakılabilir. Mesela : Küçük-Su ile Büyük-Su yerine eski Türkçe ağzı ile GÖK-SU, GÖK-DAĞ, GÖK-ÇE-DAĞ, vs. ler vardır.) ve Uygurlar'da (Gene Z.Velidi Togan yukarıdaki eserinde : HUNLAR hangi dili konuşuyorlarsa , Uygurlar'da o dili konuşuyorlar  demektedir.)bu Binbaşı kelimesi kullanılmıştır.  Fütühu 'ş-Şam 'ın Erzurum'lu Darir tarafından yapılan tercümesinde BİNBAŞI, Yazıcızade Ali'nin Tarih-I Ali Selçuk tercümesinde BİN BEGİ, Babürün hatıratında MİN BEGİ, Moğol , Göçebe Feodalizminde BİNLİK BEYİ veya BİNBAŞI, Safevi ordusunda ise MİNBAŞI şeklinde geçen bu tabir Osmanlı Askeri Teşkilatında oldukça erken bir dönemde Orhan Gazi zamanında ON BAŞI ve YÜZ BAŞI ile birlikte zikredilir."[68]

BİNİT : Binilecek şey, at eşek deve vs.
Bu BİNİT kelimesi BİNEK kelimesinin aynıdır. KßàT harfleriyle isim yapılmış? T ile yapılmış isimler üzerinde inceleme yapmak lazım.
[26.10.1988 Ev-Erenköy Saat 16:00]

BİRADER: F.İ.:Erkek Kardeş.[69]
BİRADER;BİRADEŞ;BARINDAŞ;KARINDAŞ;
                1-KARIN-DAŞ
                2-BARIN-DAŞ
                3-BIRAN-DAŞ
                4-BİRA_-DER
                5-BRADER
                6-PRA DAR
                7-PRA DAŞ
Bu BİRADER kelimesi KARIN-DAŞ'tan gelebilir. ? Ve BİRADER kelimesinin eğer Hintçesi PRTEŞ vs. şeklinde ise ki İran'dan Hint'e de gitmiş olabilir. ?
Türkün  KARINDAŞ'I onlarda PIRA-DAŞ veya BİRA-DER olmuş olabilir. ? Ne kadar enteresan bir kelime ile karşılaştık.
[22.12.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 01.55]

BİRLEŞİK KELİMELER:
AFERİN veya AFERİM…AFFERUM Yani NßàM değişikliği var.
OVA ßàOPAßàOBAßàOMAßàONA
OVAßàOĞAßàOGAßàODAßàOTA
veya bu kelimelerin başlarındaki O harfi düşerek birleşik kelimenin sonunda
VAßàPAßà.BAßàMAßàNAßà.ĞAßàGAßà.DAßà.TA vs. şekillerine girebiliyor. Hatırıma gelen birkaç misal
VAR-NA ; BUR-MA ; HAŞ-KA; ANA-PA ; GADİR-GA ; vs. vs. veya bu kelimelerin SON’larındaki A harfinin DÜŞMESİ sonunda birleşik kelimeler şöyle olabilir.
HAR-KOV ; SİN-OP vs. vs.
Yukarıdaki kelimelerin harfleri düşmeden; KOS-OVA ; DALAY-OBA vs. vs.
AVAR-OPA à AVAR-YURDU?
AVAR-OPA à AV.ROPA à AVRUPA kelimesinin aslının “AVAR-OPA” olması ihtimali vardır.
Acaba AVRUPA kelimesinin ve ASYA kelimelerinin ilk çıktıkları yerler nelerdir? Acaba YUNAN-MAKEDON vs. yerlere AVRUPA ve ANADOLU’nun BATI SAHİLLERİNE DE AS-İYA mı derlerdi?
ASàUSàUZàUĞUZ ? olabilir? o zaman demek ki ANADOLUà OĞUZ-ELİàyani OĞUZ YURDU manasına AS-İYA à ASYA diyebilirler?
[06.11.1988 Ev-Erenköy Saat 21:25]

BİT: Kirli insanların vücudunda türeyen parazit hayvancık…
Ben bu hayvancığın adının  BİT-MEK fiilinden  BİTİK ve son hecenin düşmesiyle BİT olduğunu tahmin ediyorum. İncelemek gerek.
[20.12.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 08.55]

BİTLİS: Bir ilimiz.
Ansiklopedilerde BİTLİS kelimesinin, türlü türlü, Rumca'dan, Latince'den, Romalı'lardan vs. geldiği ısrarla söylenir.İskender zamanındaki hikayelere uyduruklara ben özel bir kasıtları olduğu için inanmıyorum. Tıpkı Trabzon kelimesinde olduğu gibi..
     Onun için buraları  en azından 20-30 bin yıllık Türk ırkının vatanı olduğuna göre yer isimlerinin de Türkler tarafından koyulmuş olması icap eder. Onun için isim bulmada akla en çabuk ve en yakın gelen isim gerçek isim olabilir. ?
BİT-LİS ßBİT-LİK ß BİT veya BUT yeri..? İhtimallerden birisi.
TİFLİS à LİS'ler ILK, LUK olabilir.?
[10.12.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.15]

BOGERT: "Bogert Suyu da ihraç ediliyor. Erzincan'ın meşhur BOGERT MADEN SUYU da ihraç ürünleri arasına giriyor."[70]
BOGERT : BO+GERT à BOĞ-GERT à (BEĞ,BEY,BAY+GERTİ,GİRTİ,GURTU,GURDU,YURDU)::
BO-GERT ßà BEY-YURT-U  Beyin oturduğu köy , kasaba, şehir, yani yani BEY'in oturduğu semt, yer, mahal.
                DUR-MAK'tan à DUR-UT à DURT
                KUR-MAK'tan à KUR-UT à KURT
                KURT à GURT à GERT  (İncelerek olmuş.)
NOT: Medenileşmekte kelimeler kalından inceye doğru gitmiştir.
AĞA à EĞE à EYE à ECE (Y=C, G=C Kazak -Kırgız ağzı, Trabzon ağzı)  à EFE à EVE à EBE (İnce) : ABA(Kalın) : APA(Kalın : Türkistan ağzı)
[26.12.1984; Ev-Erenköy-İstanbul 19.00]

BOGERT: Maden Suyu."Erzincan'ın Acısu denen mahaldeki Bogart Maden Suyu tesislerinden elde edilen maden suyunu Suudi Arabistan'a satacağını açıkladı."[71]
BOGERT = ?
BOY-GURT à BEY-YURT veya BEY-YURDU
BEYà BEG à BEĞ à BED à BET à BEK à BEH à BE ?
BOG à BOĞ à (BOD à BOT) à BOH à BO ?
Veya  E , İ yerine  A, D, U, O, Ö lerde söylenebilir.
[26.07.1982; Ev-Erenköy-İstanbul; 23.06]

BOĞA : Kürtçe de kullanılan kelime (Boğa)

BOĞAZ KESEN:
Koyun'u, Ekmeği, Ağacı, kesmenin yanında Kesmek'in bir manası da yolu kapatan-durduran demektir.
BOĞAZKESEN HİSARI: Yani yolu kesen , yolu kapayan, boğazı kesen, boğazı kapayan hisar demektir.
Yani KES-MEK = KAPATMAK manasına kullanılmıştır. Ve halkımız arasında da kullanılagelmektedir.
[19.06.1986; Daire-Kadıköy-İstanbul; 09.15]

BOĞAZ:
BOĞ-MAK'tan insanın kolayca boğulacağı yer.. Z ile isim yapılmış.?
S,Ş,D,T,L,M,B vs. lerle de isimler yapılmıştır.
GASAP à KASAP, (KES-MEK'ten)
DOLAB à DOLAP (DOLA-MAK'tan)
[11.04.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; ]

BOĞDA: Moğolca HÜDA; Moğolca  "BOGDA OLA" [Tanrı Dağları][72]
BOGDA = TANRI
                1-Kelimenin kökü HÜDA olabilir.? Şöyleki
HÜDA à HO.DA à HOĞDA à VOĞDA à MOĞDA à BOGDA
                2-OLA = DAĞ
[11.11.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 10.20]

BOĞLAN : Kuzey Afganistan’da şehir.
Zannedersem Romanya’nın güneyi EFLAK; kuzeyi ise BOĞDAN’dır. BOĞLAN ile BOĞDAN aynı kökten gelen (LßàD) kelimelerdir. Manaları üzerinde durmak lâzım. BOĞ-MAK veya DOĞ-MAK fiillerinden acaba yapılmış olabilir mi?
[15.12.1988 Ev-Erenköy Saat 17:43]

BOĞUM:
  
1-DİLİM : DİL-MEK'ten à DİLİM [Bir dilim elma]
   2-ADIM : AT-MAK'tan à ATIM [İki adım attım]
   3-YUDUM : YUT-MAK'tan àYUDUM [Bir yudum su ver]
   4-KATIM : KAT-MAK'tan à KATIM
   5-BOĞUM : BOĞ-MAK'tan à BOĞUM
   6-DONUM : DON-MAK'tan à DONUM  vs.vs.
[18.10.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 17.35]

BOĞUM:
Bak:Dilim

BOKS: ing.to box, yumrukla dövüşmek'ten(ML), ing,box,vuruş'tan İki kişinin belirli birtakım kurallara uyarak yumruk yumruğa dövüştükleri spor dalı..(BL)[73]
Yukarıda hem Meydan Larousse'da ve hem de Büyük Larousse'de BOKS'un DÖVÜŞMEK olduğunu tarif etmişlerdir. Yani DÖĞ-MEK'ten à DÖĞÜŞ-MEK'ten
DÖĞÜŞ: Yani iki kişinin karşılıklı olarak birbirlerini dövmeye DÖĞÜŞMEK denir. Ve bu işe de DÖĞÜŞ denir. Öz Türkçe bir fiilden yapılmış, öz Türkçe bir kelime Döğüş. Şimdi bu Döğüş kelimesi nasıl BOKS olmuş onu görelim:
DÖĞÜŞ (ince şekli)à DOKUS (kalın şekli) à DOKS à BOKS (İki heceàTek heceye düşmüş)
Şimdi değişikliklere bakalım.
                1- DÖĞÜŞ : İki heceli ve ince şekli
                2- DOKUS : İki heceli ve kalın şekli
                3- DOKS   : Bir hece ve kalın şekli
                4- BOKS   : Bir hece ve kalın şekli (DßàB) değişikliği
Hey ! Koca Türk !.. Uzakları yakın eden Türk. Ne zaman kendi malına sahip olacaksın?..
[13.09.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 12.55]

BOLİÇ: Fenerbahçe'li yabancı bir futbolcu..
Milliyetini bilemiyorum amma İslav ırkından olduğu büyük ihtimal?
Bu kelimenin BORİS ve onunda BORS ve PARS'dan geldiğini zannediyorum..
[12.05.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 21.40]

BOLMAS: Doğu Türkistan Tabiri = Olmaz
"TAY-NI BAKARSANG AT BOLUR" ( Tayı bakarsan At olur.)
"BÖRÜ-NÜ BAKARSANG YAT BOLUR." (Kurtu bakarsan Yad olur.)
[30.09.1987; Koşuyolu-Hastane; 19.07]

BOLU:
BOLU kelimesinin şehir manasına gelen KALIK, BALIK,POLİS kelimesinin galat şekli olabileceği gibi şehir manasına gelen :
YURTàBURTàBUR àBOR kelimesinden de yapılabilir.
OR'lu = Şehir'li yer manasına:
BOR-LU à BOL-LU à BOLU' da olabilir.?
[09.05.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 07.05]

BOLU: "Melük Şah, Emir Süleyman Şah'ı Kızılırmak ve İstanbul arasındaki bölgeyi almaya memur etti. Ve bölgeye yerleştirmek üzere Türkistan'dan 100000 Türkmen verdi. 1074'de BOLU'ya yerleşen Türkmen'ler, Bizans'lıların çok önceleri Balkanlar'dan getirdikleri BULGAR, PEÇENEK, UZ, ve KUMAN Türkleri ile kolayca kaynaştılar.
                Balkan'lardan gelen Türkler hristiyanlaşmış, fakat Türkçe lisanını , örf ve adetlerini unutmamışlardı. Bunlar kısa zamanda müslüman olmakla şereflendiler."[74]

BOR : Kürtçe de kullanılan kelime

BOR:
BOR veya BOR-LU kelimelerindeki KÖK şimdiki DURMAK fiilidir.
YURT à BURT à BUR à BOR  Yani: Kasaba , şehir manasına geliyor.
BAY-BURT = Zengin Şehir demektir.
[09.05.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 06.52]

BOR:
BORT à BURT à YURT

BOR: Türkiye'de Niğde ilinin ilçesi.Niğde'ye çok yakın bir şehir.
Eskiler, yani eski Trabzon ağzına göre "Geşdi Boli'nin Bazarı, Sür eşşeği Niğde'ye" derlerdi.Şimdi ise bizler:
           "Geçti Bor'un Pazarı,
             Sür Eşeği Niğde'ye.." diyoruz.
Gene eski Trabzon ağzı: Kastamonu'ya à GASTANBOLİ derlerdi.
Şimdi :
                1- Eski Trabzon ağzı:
                    a) Niğde'nin BOR'una à BOLİ yani BOLU à BALUK (Eski Türkçe =Şehir) diyorlar idi.
                    b) Kastamonu'nun MONU'suna da BOLİ yani à BALIK diyorlardı.
Belki bu iki misal dışında daha pekçok misaller vardır.? Tabii aramak lazım. Şimdi ihtimallerden birisi: acaba , BİZ'deki BOR ile Yugoslavya'daki BOR (H.36 EC Büyük Atlas); acaba
                    aa) BOLU'nun GALAT şekli mi.?
           Yani BALIK à BARUK à BORUK à BOR mu olmuş acaba? Yoksa;
                    bb) DURUT à DURT à DOR à BOR' mu olmuş, keza:
                    cc) MUR:(ANAMUR misali gibi) kelimesi de BOR'un kardeş kelimesi mi.? Hatta:
                    çç) MUT kelimesi de bu kelimelerin kardeşi olan bir kelime olsa gerek. Zira MUT: MURT'un (Yurt manasına) à MUT olması pekçok tabiidir.
                2- Gelelim KAS'ın GAS'lığına: Bilhassa Cumhuriyette pekçok G'li kelimelerimiz K oldu. Onlar gibi :
                    GAS-TAN-BOLİ kelimesinin GAS'ı da KAS oldu. Neden ise ILGAZ dağlarının isimlerindeki  _GAS = KAS olmadı. à GAZ oldu..
                3- Araya bir N girmiş.? GAS-TA.N-BOLİ  aynen ALA-İ-YE' nin arasına bir (N) nin girdiği gibi?..
                4- Sonu MONİ, MONU, MOLU, BOLU, MANA, MENE (MANA'nın İnce şekli olsa gerek) vs. vs. leri incelemek lâzım.
[11.11.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 10.40]

BORA : Kürtçe de kullanılan kelime

BORANLI YEDİGEY : Bir Kırgız ismi

BORÇKA: Artvin'in bir ilçesi
Borçka'lılar ve Artvin'liler bu nehre ÇORUK (H) derler.
     ÇARIK veya ÇARUK adının: " Türklerden BARÇUK şehrinde oturan bir boy'un adı olduğu Divan-ı Lügatü Türk'te Cilt:IV,Sh:836 da yazmaktadır."
     Belki de BARÇUK şehri, BORÇKA şehrinin adıdır. Zira ÇAR à ÇOR'a ve BAR à BOR'a çok benzemektedir.
Çaruk ßà Çoruk, BARÇUKßà BORÇKA (Burada Takdim - Tehir olabilir.) ya çok benzemektedir.
[31.12.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 10.00]

BORÇKA: İlçe
BOROÇ+KA ?

BORNOVA:
BOR+N+OVA ?  (BOR-NU-OVA ? ) (BOR-LU-OVA ? )

BOSNALILAR: "Özal: Türkçe bilmeyen fakat kendini Türk kabul eden Milletler var. Bosna'lılar, Makedonya'lılar gibi. Bu durumda onlar için neler düşünüyorsunuz? Diye sordu"[75]
1- Boşnak'ların TÜRK asıllı olduğunu biliyorduk.
2- Demekki Makedon'lar da TÜRK asıllı mı?
İncelemek gerekir.
[26.11.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 17.55]

BOSTAN: "BOSTAN:I(Fars.Bu koku ve _DTAN yer'den, BUSİTAN,Koku yeri, güzel kokulu yer.) Sebze Bahçesi,Kavun-Karpuz yetiştirilen yer.Kavun -karpuz'un ortak adı."[76]

BOŞ:
FOS manasına kullanılan bir kelime. Meydan Laroussa bakmak ve kelimenin kökünü bulmaya çalışmak lazım. Bana öyle geliyor ki bu BOŞ ve FOS arasında kök birliği var sanki.
Çünkü BßàF ve SßàŞ harflerde değişmeler sık sık oluyor. 08.03.1991 Cuma günü Oğlum Osman'ın Kozyatağındaki kirada oturduğu Koza apartmanındaki evinde kaleme aldım. Saat:09.oo
[08.03.1991; Kozyatağı-Kadıköy; 09.00]

BOŞ: Sıfat:içinde hiç bir şey olmayan[77]
[08.03.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 21.05]

BOŞNAKLAR:
Bu isimleri sıralarsak: PEÇENEKLER:
KİMEK, KIMMEK, KİMAK, KİMMAK, KEMAH, KUMIK, KOMAK, KOMAG, YIMAK, YİMEK, YİMMEG, YAMAK vs.vs. şekillerine girebilir.
PEÇENEKLER:İnce Şekil
BOŞNAKLAR  :Kalın Şekil olması lâzım geliyor gibi. Amma Meydan Larousse Boşnak'ları Peçenekler'e hiç yaklaştırmıyor. İslâvlara mal edip gidiyor.
     Belki Boşnak'lar M.Ö. Oraya gelmiş Peçeneklerdir.Çünkü kelimelerin harfleri, KALIN-İNCE'nin kardeş harfleri.?
[11.09.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 17.00]

BOŞNAKLAR: "Yusuf Ziya Akışık: Bosna'da Foça'lıdır.1303 de tevellüd. 1378 [1958] de vefat etti. Edirne Kapı Kabristanındadır. Ahmet bin Hacı Salih bin Zülfikar Paşa oğludur. Zülfikar Paşa Akkoyunlu soyundandır. .. .. .. Hüseyin Hilmi Işık Ziya Bey'in damadıdır."[78]
Burada dikkat edilecek hususlar:
                1- BOSNA'da da FOÇA var. Bosna-Hersek'in güney doğusunda . Bir de bizim İzmir'in kuzeyinde FOÇA var. Doğu Türkistan'da da KUCA ve KULCA, Romanya'da TULCA var.
                2- Zülfikâr Paşa'nın torunları şimdi belki Türkiye'yi de unuttular. Halbuki asılları Akkoyunlu Türk soyundan.
                3- Belki bunlar gibi, binlercesi, milyonlarcası var. ?
                4- Bosnalı'ların asıllarının Peçenek Türklerinden oldukları ise tarihi bir gerçektir.
                5- Şimdiki Sırp Kasaplarının iddia ettikleri gibi, Osmanlı'lar Boşnak'ları zorla Müslüman yapmadılar. Zira Osmanlılar oraları zorla Müslüman yapmış olsalardı bugün oraları tamamen Müslüman olurlardı. Boşnak'ların milli örf ve adetlerine, İslâmiyet çok uygun geldiği için onlar İslâmiyeti hiçbir tesir altında kalmadan  sırf kendi istek ve arzuları ile kabul etmişlerdir. Bunda kendi soylarının Osmanlı ile bir oluşunda çok büyük tesir vardır.
    Anadolu'daki Türk asıllı pek çok topluluklar da (Hıristiyan) sırf kendi istekleri ile isteyerek islâmiyeti seçmişlerdir.
    Tarihi gerçek olarak yazmalı ve siyasi menfaat çıkarları için katiyyen vasıta yapmamalıdır. Amma pek çok Milletler de Milli menfaatleri daha ağır bastığı için TARİH ilmi maalesef TAHRİF olunmaktadır.
[08.02.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 12.30]

BOŞNAKLAR: Balkan müslümanları BOŞNAKLAR hariç, kitle halinde islâmlaşma sonucunda meydana gelmiş değillerdir. Boşnak'lar ise Peçenek asıllıdırlar, yani Oğuz'ların en yakın akrabalarından olan Türklerdendirler. Kendilerine verilen Boşnak adı PEÇENEK kelimesinin
PEÇENEK
à BESENEK à BOŞANAK à BOŞNAK şeklindeki değişimi sonucunda hasıl olmuştur. Bunlar hıristiyanlığı kabul etmiyerek, Orta Asya'dan Karadeniz'in kuzeyinden dolaşarak göçüp geldikleri ve yerleştikleri bölgeye eski dillerini de getirmişler ve Osmanlı Türkleri ile karşılaşıncaya kadar bunu muhafaza etmişlerdir. Fatih devrinde yaşadıkları Bosna bölgesi savaşsız fethedilince de soydaşlarının dini olan islâmlığa hep birden ve kitle halinde geçmişlerdir. Buna karşılık Hırvatistan bölgesine Dalmaçya kıyıları ile Karadağ'a yerleşen Avarlar Hıritiyanlığın Katolik ve Ortadoks mezheplerini kabul ederek Hırvat ve Karadağ milletlerini meydana getirmişlerdi. Balkanlarda ve Tuna'nın kuzeyindeki öbür islâmlaşma hareketleri daima gönül isteğiyle, ancak münferit halde olmuş ve hiçbir zaman yaygın bir hal gösterememiştir."[79]

BOYABAT:
BOY-ABAT = BEY-ABAT ?
[03.06.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 13.25]

BOYABAT:
BOYABAT =?
BOY + ABAT =?
BOY =?
BOY à SOY ?
BOY à BEY ?
BOY à BAY ?
(BAYBURT gibi)
BOY à BOĞ
[22.09.1976; Ankara; 09.07]

BOYAHÇİ :? Kürtçe de kullanılan kelime
( Boyacı ? )

BOYNUZ: MÜNGÜZ : Boynuz.[80]
MÜNGÜZ à MÜN-YÜZ à BÜN-YÜZ à BÜY-NÜZ à BOYNUZ..
Şimdi acaba hangisi doğru? Yani BOYNUZ mu ? Yoksa MÜNGÜZ'mü? Fiilini bulmak lâzım..
MÜNGÜZ = BOYNUZ (N-G lerde Takdim - Tehir var.)
[05.11.1987 Ev-Erenköy-İstanbul Saat:18.26]
MÜNGÜZ = BOYNUZ (N-G lerde Takdim - Tehir var.)
[16.09.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 21.30]

BOZ : Kürtçe de kullanılan kelime

BOZLAK Havaları:
Bozlak Havaları : Belki de Doğu ve Güney Anadolu'da söylenen belki daha çok BOĞAZ'ı zorlıyarak BOĞAZ'dan kuvvet alarak yani
BOĞAZ-LA-MAK , BOĞAZ'dan yardım görerek söylenen havalar olduğu için bu havalar
a) BOĞAZ-LA-MAK'tan à BOĞAZ-LAK à BO-AZ-LAK à BOZ-LAK veya belki başka dış bölgelerde (LßàD) değişikliği ile BOZ-DAK Havaları olmuş olabilir.  İncelemek Gerektir.
[04.09.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 21.45]

BOZLAK: "BOZLA: Ses vermek, bağırmak, Bozlamak. D.Tür: Çağ; Müh:_BUZLA; Rab, BUZNA; RAD; ÇAĞ.; BOZ.NA"[81]
BOZ-LA-MAK = Ses vermek , Bağırmak olduğuna göre
BOZLAMAK'tan à BOZLAK yapılmıştır.?
[18.06.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 17.05]

BÖGİN: Jüçen'ler BEG'e (BEY'e) BÖGİN diyorlarmış."[82]
Acaba JÜÇEN'ler JUAN-JUAN denen ÇEÇEN'ler olmasın?
[25.10.1992; Ev-Erenköy-İstanbul;

BÖĞÜRTLEN:
BÖĞÜRTLEN ßà KARA MUK
MORA ?                 KARABÜK ?

BÖLÜNGEN: Bölünen
Doğu Türkistan Tabiri = Bölünen; Bölüngenni = Bölüneni
BÖL-MEK; BÖL-ÜN-MEK; BÖLÜNGEN
[30.09.1987; Hastane-Koşuyolu; 15.59]

BÖLÜNGEN: Doğu Türkistan Tabiri=BÖLÜNEN
BÖL-ÜN-MEK;BÖL-MEK;BÖLÜNGENNİ = Bölüneni
[30.09.1987; Hastane-Koşuyolu; 15.59]

BÖRİ: =Kurt
Bu kelime şöyle değişmiş olabilir.
                Bu isim acaba VUR-MAK (KUR-MAK, BUR-MAK) Fiillerinden mi yapılmıştır? Yoksa ULU-MAK, BÖ-ĞÜR-MEK (BÖ-ÜR-MEK), fiilinden mi yapılmıştır? Muhakkak ki, KURT'u tavsiv eden bir fiilden yapılmıştır? ..
                BÖRİT iken? KURT olmuştur.?
Değişme ihtimalleri?
1-(BßàK olmuş
2-(OßàU olmuş
3-İ düşümüş.
4-T düşümüş?
[10.11.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 08.20]

BÖRİ: BÖRİ: Göktürkçe.KURT: Anadolu Türkçesi
BÖRİ = KURT

BÖRK:
"YEŞİL BAŞ" ismi de, Buhara mektebine mensup bir sünni tarikatını ifade etmektedir."
     Türkiye'de :
     KARA-BÖRK-LÜ
     KARA-BÖRK
     KIZIL-BÖRK-LÜ
     AK-BAŞ-LI
     AK-BAŞ-LAR
isimli pekçok köy vardır ki, bunların aynı isimdeki oymaklarının toprağa yerleşmesi ile kurulduğu anlaşılmaktadır."
     "KIRGIZ'ların meşhur destan kahramanı MANAS'ın karılarından birinin adı KARA-BÖRK'tür. BÖRK Türklerin en eski bir baş giyimidir. TÜRK ağızlarında yakın şekilde telâffuz edilir."
     "KIRGIZ'larda BÖRÜK Çağatay ve Doğu Türkistan lehçesinde BÖRK, Azerilerde BÖRK, Osmanlılarda BÜRK, Kazaklarda BÜRİK, şeklinde söylenir. Bizim gezip gördüğümüz Türkmenlerde BÖRK diye anılmaktadır."
     "Göçebe Kazak'lara göre şehirlerdeki Uygurlar ve TARANCI'lar, TAT'dır. Bu inanç Türkiye Yörüklerinde MANAV kelimesi ile ifade edilir ki Kaşgar'lı Mahmud  bu göçebe zihniyetinin OĞUZ'larda olduğunu söyler, onlar şehirlerden çıkmayanlara YATUK derler
.[B: MANAV = YATUK- Şehirli, MANAV-GARTà MANAV-GAT (YURT)."
     "HUN Türklerinin de BÖRK giydikleri anlaşılmaktadır. HUN Hakanı (kışın samurdan bir külâh giyer. Yazın külâhta altın düğme
[B:TAKMA] lar bulunur. Külâhın ucu sivri ve sonu kıvrılmıştır. [B: Osmanlıların ucu kıvrık külâhlarını hatırlamak gerekir.) Daha aşağı mevkide bulunanların hepsi beyaz keçe külâh giyer."
     "Osman Gazi'nin giydiği büke
(Börk-I Horosanî) denir. Fes büyüklüğünde kırmızı kadife veya çuhadan yapılır, üzerine TATAR usülü destar sarılırdı. "Aydınoğlu Mehmet Bey, de (uçlardaki askeri kuvvet için Türkmenlerin umumiyetle giydikleri KIZIL külâhlardan farklı olarak beyaz külâh icat etmişti. İbn-Batuta'nın bahsettiği AHİ'lerin BEYAZ serpuşu ile Osmanlı Hükümdarı ORHAN'ın mahiyetinin giydiklerinden bahsolunan BEYAZ SERPUŞ (AK BÖRK) ün menşei aynı olsa gerek."[83]
    
[B: Burmak-tan à BURUK olmuş; BÜRÜK à BÖRK à BÜRK vs. aynen SARMAK tan SARIK gibi.]
[05.10.1978; Z.Bankası-Alanya Kampı; 11.00]

BÖRK: Başlık, Külâh, Börk.[84]
Bazı Türk'ler BÖRÜK, Kazan'lılar BÜRİK diyorlar. Bu kelimenin aslının BUR-MAK fiilinden çıkabileceğini düşünüyorum.
[18.06.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.30]

BÖRK: Eski Türklerin başlarına giydikleri "börk" keçeden yaptıkları ve bazı hallerde giydikleri başlığın adıdır ve "BÖRKENEK" şeklinde kılıçları..[85]
Pek çok Türk boylarında BÖRK şeklinde, belki de BÖKENEK'in SON'dan düşme ile BÖRK-ENEK à BÖRK şekline girmiş olabilir.?
     A) Acaba, Börkenek veya BÖRK kelimeleri hangi fiilden gelmektedir.?
         BUR-MAK'tan à BURUK à BURK veya ince şekli ile BÜRK veya BÖRK olmuş olabilir.?
     B) Kelimenin SON'undaki _NEK veya _NAK'ı da gözardı etmemek lâzım. Meselâ : BACA-NAK (veya BECE-NEK=ince şekli), YIĞI-NAK, BARI-NAK, YETE-NEK, vs. vs. )
[03.09.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.30]

BÖRTEÇİNE: Kurt yol Gösterdiği Zaman Börteçine deniyor.[86]
[30.09.1987; Hastane/Koşuyolu; 11.40]

BÖRÜ MÜ: Doğu Türkistan Tabiri=KURT DAHİ
[30.09.1987; Hastane-Koşuyolu; 15.59]

BÖRÜ: Doğu Türkistan'da KURT'a BÖRÜ denir.[87]
[30.09.1987; Hastane/Koşuyolu; 11.40]

BÖRÜ'NİNG: Doğu Türkistan Tabiri= KURT'UN
[30.09.1987; Hastane-Koşuyolu; 15.40]

BUBA: Baba
Buba: Eski Trabzon ağzında BABA, AGA, ATA vs. demektir. Bu kelime Trabzon'un bazı köylerinde (BOBA) veya (BOĞBA) şekillerinde de söylendiğini zannediyorum.
BUBA şekli:
 Azerbeycan ağzında da Antalya-Korkuteli ağzında da BABA'ya BUBA diyorlarmış. Çok büyük yelkenlilere de PUPA-YELKENLİ denir. Acaba bu PUPA kelimesi de BABA, BUBA, PUPA 'dan mı geliyor. İncelenmesi gerekir.
Zannedersem, Bulgaristandaki Türkler de BABA'ya à BUBA diyorlarmış.
[16.04.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.10]

BUCA:

BUCAK:

BUHARA:
BAYKARA; BEY-KENT; BUĞ-KARA (Buhara) = Buğ-Kenti? (Baş-Buğ ?)
MAKARA (Midilli adasında yer.) MALKARA= MA_KARA?
MAL = BAL = BİL = TİL = TEL vs. ?
BALÇOVA ?
[24.05.1979; Ev-Erenköy-İstanbul]

BUHARA:
BUĞ-HARA = BUHARA ? (Bey Şehri.?)
[11.02.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 16.35]

BUHARA:
GÖKTÜRKÇE   ANADOLU TÜRKÇESİ   FARK
      ANÇA                 ANCAK               K düşmesi
  BUKARAK           BUHARA              K düşmesi
NOT:
1- Buhara'nın aslı BU-KARAK imiş
2- Bizdeki pekçok larının sonlarındaki K lar düşmüş.?

BUHARA:
Göktürkçe kitabelerinde BUHARA'nın adı BUKARAK imiş?
                Bana göre bu kelime : BUĞ-KARAK yani AN-KARAK yani HAN-BALIK yani YAN-BOLU vs. gibi BEY-ŞEHRİ demek oluyor.
                AN-KARA = HAN-ŞEHRİ demektir.
                YAN-BOLU = KAN-ŞEHRİ demektir.
                HAN-BALIK = HAN-ŞEHRİ demektir.
                HAM-BURG = HAN-ŞEHRİ demektir.
Ve bütün bu kelimeler Öz be öz TÜRKÇEdir.
[20.10.1975; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.30]

BUHARA: "Buhara idaresinin merkezi olan şehrin bulunduğu yerde eski devirlerden beri şehirler kurulmuştur. Eskiden beri İDARİ bir bölge olan BUHÂRA'nın merkezi: NÛMİCKER (BUMİCKES) idi. Sanskritçe de Manastır manasına gelen Vİ HA RA 'nın Türkçe'deki şekli BUHARA'dan türemiş olması mümkündür."[88]
1- NßàB değişikliği var?
2- RßàS değişikliği var?
3- Vİ-HARA'da à BUHARA olabilir.?
HARA kelimesi bence KARA, KURUT, YURT' ların GALAT şekli olabilir. Aynı zamanda bu kelimenin : BÜK-KARA' da (KARA-BÜK?) , BUĞ-KALAK; BEY-ŞEHRİ de olabilir. ? Daha da incelenmesi gerekir.
[08.03.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 17.35]

BUHARA: Şehir
BUĞ-KARA = BUĞ - HARA = BUHARA
[20.04.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 16.25]

BUHARA: Türkistan'da önemli bir tarihi şehir.
Buhara kelimesini BU-HARA diye iki kısma ayırabiliriz.
                A) HARA kelimesi Göktürkçe'de BU-KARAK diye yazılıyor ve söyleniyor. Orhun Abideleri adlı kitapta BUHARA kelimesi BUKARAK olarak geçiyor. Gerçekten de _HARA kelimesinin aslı KARAK'tır.
                Bizim ANKARA kelimesinin KARA'sı da aynı manadadır. _KARA veya _GARA aynı manadadır.
     _KARA kelimesi, KARA = KALA = KALAK veya KALMAK fiilinden oturmak, ikamet etmek fiilinden yapılmıştır. ŞEHİR manasına gelir. Eski Türkçe bir kelimedir.
     Amerika'da dahi GUA DALA HARA isimli şehrin var olduğunu Amerikan dizi filimlerinden öğreniyoruz. Amma bu isim acaba yeni bir isim midir.? Bu kelimenin sonundaki _HARA kelimesi eski Türkçe şehir manasına gelen bir kelimedir. Bunun da üzerinde incelemek, tetkik etmek lazımdır. "GUA DALA HARA şehrini kim kurdu? Yerliler mi yoksa gelenler mi? Her iki halde de tetkik, araştırma yapılmalıdır.
                B) Kelimelerin BAŞ'larındaki kelimeler ise, Şehri karakterize eden kelimelerdir. Meselâ BEY-BUĞ-ŞEHRİ, HAN-ŞEHRİ vs. vs.
[18.02.1993; Ev-Erenköy-İstanbul; 11.45]

BUHARİ Muhammed: "Nijerya'da, iki yıl önce askeri bir darbe ile General Muhammed Buhari'yi devirerek iktidara gelen İbrahim Babangida'ya (Dünyanın sevilen askeri lideri) ünvanı verildi."[89]
BUHARİ her halde BUHARALI demektir?
BABANGİDA ise acaba BABANZADE mi demektir.?
Kelimeleri açarsak  ve BABAN'ları ayırırsak  geriye GİDA ßà ZADE mi kalıyor.? (GßàZ) dersek buna çok yaklaşmış oluruz.?
[27.07.1987; Ev-Erenköy-İstanbul; 20.29]

BUKA HAN: "Efsanevi Turk ve Moğol hükümdarlarından biri. Ebul Gazi'nin Şecerei Türki  eserine göre TATAR HAN'ın oğludur. Uzun yıllar hükümdarlık etmiş ve ölümünden sonra yerine oğlu YELİNCE HAN geçmiştir."[90]
BOĞA HAN = BUKA HAN
[25.03.1997; Ev-Erenköy-İstanbul; 15.10]

BUKARAK: Buhara;[91]
ORHUN ABİDELERİ'nin 75/30 metin ve tercüme sayfalarında BUHARA'nın adı BUKARAK olarak geçmektedir.Ki bence bu kelime Eski Türkçe BEY-ŞEHRİ demektir. BUĞ-KALAK veya BU-KARAK olmuş? ANKARA'da HAN-ŞEHRİ demektir.
[27.11.1994; Ev-Erenköy-İstanbul; 20.10]

BULANCAK:

BULANIK: "BULANIK: İsmi kasabanın yanından alan Bulanık Çay dan alır."[92]
Demekki "Bulanık Çayı Kasabası" kelimesi kısala kısala BULANIK'ta karar kılmış.
[27.10.1987; Ev-Erenköy-İstanbul; 15.52]

BULGAR Devleti: "BULGAR  hem bu ülkeye, hem bu kavme, hem de payitahtları olan şehre ad olmuştur. BULGAR ŞEHRİ İdil nehrinin şimal tarafında ŞİR ÇULHA'nın(Belki de bir çay?M.İ.) Bu nehre aktığı zaviyede idi. Mühim bir ticaret ve ilim mahalli idi. Pek mamurdu. Buraya her taraftan tüccar ve alimler gelirdi. Bilahare harplerden harap olup payitaht TATAR HANLIĞI zamanında KAZAN şehrine intikal etmiştir. 1295 H.de (Tahminen 1235+622=1857 Miladi? M.İ.) Kazan'lı İbrahim efendi Bulgar Şehri Harabesini gidip gördüğünü ve 33 basamaklı olan minaresinin sapasağlam durduğunu söyler. [Sh:334]"
                "Bulgar'ların başlangıçları ve eski devirleri hakkında malümat bulunamamıştır.[Sh:334]"
                "HUN'ların inkirazından sonra BULGAR'ların bir kısmı VOLGA ve URAL'dan Karadenize ve Azak denizine inip İSLAV'larla birlikte Bizanslilara musallat olmuşlar, hatta İATANBUL'u bile tehdit etmişlerdir. Bilahare AVARLAR'ın hükmü altında düşmüşlerse de (630 M, 9 H.) başları KUVART HAN'ın himmetiyle kurtulup yine kuvvet bulmuşlardır. (679 M.; 60 H.) tarihinde kardeşler arasındaki nizâdan BULGARLAR dağılıp her biri bir tarafa gitmiş, bunlardan bir kısmı KUVART HAN'ın oğlu ASPARAH HAN ile DİNYESTER ile TUNA arasına ve TUNA boyuna, şimdiki Bulgaristan'a hicret etmişlerdir. MİSYA denilen şimdiki BULGARİSTAN'a geldikleri zaman orada kendilerinden evvel gelmiş bir miktar İSLAV bulmuşlardır. Bu İSLAVLAR  üzerine hakim olup bir devlet kurdular.İşte bu suretle BULGARİSTANikiye ayrılmıştı. Eskisine BÜYÜK BULGARİSTAN, Büyük Bulgarya , bu yenisine KÜÇÜK BULGARİSTAN , Küçük Bulgarya denilmiştir. KUVART HAN'ın oğullarından BATBAY HAN Hazar'lardan kaçarak İDİL'in şimallerine yine eski yurtlarına gidip oradaki BÜYÜK BULGAR DEVLETİ'ni kurmuştur.[Sh:335]"
                "Büyük BULGARYA Bulgarları defalarca BİZANSLILARA Hücum etmişlerdir. Bizanslılar bunların hücumlarını bir türlü defedememişlerdir. Kayzer JÜSTİNYEN zamanında hücum eden BULGAR'lar ise mağlub olmuşlardır. [Sh:336]"
                "(Büyük ?) Bulgar HanlarındanBİYAN HAN memleketi imar etmiştir.Öldüğü vakit KARA BAT HAN yerine geçti. Bunun üç oğlu vardı. BAT BAY HAN Hazar Hanına tabi oldu. İkinci oğlu KATRAĞ HAN Don boyuna yerleşti. Üçüncü oğlu ASPAROH HAN Dinyester nehrinden geçip İslovenya'yı feth ve Tuna aşağılarına inip MİSYA'yı zapt, Küçük Bulgarya'yı tesis etti [Sh:336]"
                Bunlardan bir kısmı da TARSUS ve ANTALYA taraflarına gelip yerleşti. EL'an orada BULGAR DAĞI vardır ki bu ad bunlara nisbetle verilmiştir.[Sh:336]"
                KARAMANLILAR zamanında HANlarıyle beraber oralarda sakin BULGARLAR vardı.."[93]
KUVART HAN adı bana BORÇKA ile zannedersem ARDAHAN yolu üzerinde ve gene zannedersem BAKIR madeni bulunan ve oraya 1.Cihan Harbinden önce ALMANLAR bir BAKIR fabrikası kurmuşlar ve 1. Cihan harbine kadar oradan bakır çıkartmışlardı. Harpten sonra Almanlar, fabrikayı olduğu gibi kapatıp gitmişler imiş?
                1936-37 senelerindebizimkiler o fabrikayı birkaç sene çalıştırmışlar, sonra söküp Karadenizde başka bir yere taşımışlardı. Zira BORÇKA'da MURGUL yerinde de zannedersem İngilizlerin de bir Bakır fabrikası vardı. Onu da o tarihlerde işletmişlerdi. Buna "Murgul Bakır Fabrikası" ve diğerinde de herhalde yerine izafeten "Kuvarshan Bakır Fabrikası" derlerdi.
                Bu kitapta KUVARS HAN değilde KUVART HAN olarak geçiyor. 335. Sayfada Miladi 630 ve Hicri 9. Asır başlarında AVARLARa yenilmişlerse de Bulgar'ların başları olan KUVART HAN'ın himmetiyle kurtulup yine kuvvet bulmuşlardır. Ancak 679 Miladi, 60 Hicri tarihinde kardeşler arasındaki nizalar, boğuşmalar sonucunda Bulgar'lar dağılıp her biri bir tarafa gitmiş, KUVART HAN oğlu ASPARAH HAN ile birlikte DİNYESTER Tuna boyunca şimdiki BULGARİSTAN'a gelerek KÜÇÜK BULGARİSTAN'ı kurmuşlar.
                KUVART HAN'ın diğer oğlu BATBAY HAN ise HAZAR'lardan kaçarak İDİL'in kuzeyinden, yine eski yurtlarına gidip oradaki BÜYÜK BULGAR DEVLETİ'ni kurmuş. Hatta bunlardan bir kısmı da TARSUS ve ANTALYA taraflarına yerleşmişler, HANLARIYLA oraya yerleşmişler, BULGAR DAĞI'na da isim vermişler.
                Acaba bu KUVART HAN ne oldu? Nereye yerleşti? Nerede öldü? Mezarı var mı?
                Acaba bu KUVART HAN ile Borçka'daki KUVARS HAN arasında bir münasebet var mı?
                Çok küçük bir TßàS değişikliğinin çok önemli olabileceğini zannetmiyorum.
İncelenmesi gereken önemli mevzulardan birinin de bu olması lâzım..
[06.03.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.05]

BULGARİSTAN:
Bak: GACALLAR

BUM : Kürtçe de kullanılan kelime

BURGU : Kürtçe de kullanılan kelime

BURUNDUK: "Yular,Buruna geçirilen yular, BURUNDUK"[94]
 
1- BURUNDUK ßà BURUNLUK    [DßàL], BURUNDUK'un BURUNDURUK olması,
  2- BOYUNDUK ßà BOYUNLUK 'unda BOYUNDURUK olmasına benziyor.
Çiftçiler saban koşarken Öküzlerin boyunlarına geçirilen BOYUNLUK ; acaba nasıl BOYUNDURUK olmuş? Veya yukardaki BURUN'a takılan BURUNLUK'ta acaba nasıl BURUNDURUK olmuş?  Bunların incelenmesi gerekir.
[17.08.1996; Ev-Erenköy-İstanbul; 17,15]

BUYURMAK: Emretmek
BUY-UR-MAK = EMRETMEK   Kalın:BUY = BUG = BUĞ  ;  İnce : BEY = BEG = BEĞ
[20.04.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 16.25]

BUZ DAĞI: "Bu sırada SAĞ'daki ÇİN Kağanı, kıymetli hediyelerle elçisini gönderip, itaatini saygı ile arzetti.Onunla (Oğuz Han ile) dost oldu. SOL'daki URUM Kağan, itaatlerini bildirmediğinden ORDUSUNU ÇEKİP, onların (yani URUM Kağan'ın) üzerine yürüyen OĞUZ HAN, kırk gün sonra MUZ DAĞ (BUZ DAĞI) eteğine gelince otağına güneyden bir ışık girdi"[95]
                1- Bu ifadelerin içerisinde SAĞ ve SOL tabirleri var. Türklerin teşkilatçılığında da bu SAĞ, SOL  ve ORTA teşkilatları vardır. Osmanlı Türkleri dahi ; Merkez İstanbul; SAĞ=Anadolu Beylerbeyliği, SOL= Rum-Eli Beylerbeyliği teşkilatları vardır.
                2- URUM-KAĞAN : Bu URUM Kağan, Bizans Hükümdarı olabilir. ? Zira zannedersem bu tarihlerde BATI'da en büyük imparatorluk Bizans idi..
                3- MUZ-DAĞI veyahut BUZ-DAĞI : Bu dağ MALATYA ile ADIYAMAN arasında ve 2612 metre yüksekliğinde bir dağdır. Demek ki Oğuz Han buralara geldiği zaman burada da DIŞOĞUZLAR var idi?
                4- ORDU-ÇEKMEK tabiri, ordu toplamak veyahut Ordu dermek manalarına gelir. DERİK = ÇERİK = ÇERİ yani asker manasına gelen kelimelerdir. Yeni Çeri ise yeni asker demektir.
[10.11.1991; Ev-Erenköy-İstanbul; 09.40]

BUZA: MacarcaàBuğday[96]
BUĞDAY = BU_ZA_ olmuş olabilir.
[08.05.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 06.20]

BÜĞRÜS:
_PATUS (BAT-MAK'tan à BATUK)
_EĞRİS (EĞ-MEK'ten à EĞRİK)
_BÜĞRÜS (BÜK-MEK'ten à BÜKÜRÜK)
_POLİS/PALİS (KAL-MAK'tan à BALIK)
_TÖMÜLÜS (GÖMÜL-MEK'ten GÖMÜLÜK)
Buldukça ve hatırladıkça NOT alıp bir yerde toplamak lazım.
[10.11.1990; Ev-Erenköy-İstanbul; 14.47]

BÜĞRÜS: EĞRİS-BÜĞRÜS (Trabzon Ağzı)
Yani EĞRİK-BÜĞRÜK (SßàK)
EĞMEK fiilinden EĞİR-MEK'ten à EĞİRİKàEĞİRİLMİŞ demek.
Ancak K ile yapılmış kelimeler çok eskilerde S ile yapılırmış.
BALIK ßà BALIS ßà POLİS olmuş, bunun gibi EĞRİS à EĞİRİK demek.
BÜK-MEK'ten à BÜK-ER-MEK ten à BÜKÜRÜK à BUĞRUK veya BÜĞRÜS, Bükürülmek'ten Bükürülmüş demektir.
[08.07.1984; Ev-Erenköy-İstanbul; 06.30]

BÜRGÜ: "BÜRGÜ: Öttü, Bürüdü" demektir.[97]
BÜR-ÜN-MEK à BÜR-ÜT-MEK
        ÖRT-MEKàÖRT-ÜN-MEKàÖRT-ÜL-MEK
           ÖRT-GÜàÖRTÜ
               ÖRTÜàRİDA ? (ÖßàR)
[18.06.1992; Ev-Erenköy-İstanbul; 18.46]

BÜRÜMCÜK: “Köylerde kadınlar ilkel tezgâhlarda BÜRÜMLÜK dokurlar” dendi.[98]
Herhalde BÜRÜNMEK ten yapılmış?
[10.10.1988 Ev-Erenköy Saat 18:16]

BÜYÜK-CE : è
YÜK CEK à YÜK-CEK à YÜK-SEK ? Yani acaba BÜYÜKCEàYÜKSEK olabilir mi? Yoksa YÜKSEK ile YÜK-KARU ; ASGARIàAŞŞAĞI arasında bir ilgi var? Amma Büyükçe’den Yüksek olsa Küçükce den başka bir şey olması lâzım, acaba var mı? Tabii aramak lâzım…En küçük ihtimalleri dahi değerlendirerek denemek lâzım.
[15.10.1988 Ev-Erenköy Saat 21:30]

BÜZA: Macarca: Buğday[99]
Türkçesi    = BUĞ-DAY;Macarcası = BU_-ZA_
NOT:
                1- Balkan Türkleri bizim Buğday'ımızı daha yumuşak ve daha hafif hale getirerek  BÜ-DAY ve BÜ-DA derler.
                2- Ğ ve Y 'ler düşmüştür.
                3- D ßà Z olmuş olabilir. ?
[21.04.1995; Ev-Erenköy-İstanbul; 19.00]

 


 

[1] Türkiye Gazetesi, 27/07/1987;Sh:5;

[2] Türkiye Gazetesi,23.04.1990,Sh:6;

[3] Türkiye Gazetesi, Sh:5;

[4] Kazakça Sözlük, Sh:32;

[5] TV'de ,10.09.1991,Akşam vakti,Türkü sözü;

[6] Meydan Larousse, Cilt:2,Sh:64-65

[7] Meydan  Larousse; Cilt:2, Sh:64-65

[8] Osmanlı-Türk Sözlük, Sh:66

[9] Meydan Larousse,Cilt:7,Sh:645

[10] Türkiye Gazetesi Bulmacası,12.03.1991,Salı

[11] Div.Lug.Türk:Cilt:4,Sh:64

[12] Akşam Gazetesi; 22.10.1995; Sh:2

[13] Ahmet Refik , Cilt:6

[14] Erzincan Tarihi; Sahife:195

[15] Erzincan Tarihi; Sahife:195

[16] Varto Tarihi: Sh:113

[17] Meydan Larousse,Cilt:9;Sh:631

[18] BAKIŞ Dergisi, 22.Sayı,17-24.02.1984,Sh:53-56

[19] Şifalı Bitkiler ve Emraz:Kitap:2,Sh:32

[20] Meydan Larousse,2.Cilt,Sh:119;

[21] KANAL-7, 16.03.1996, Saat:12.25;

[22] Meydan Larousse,Cilt:2,Sh:143

[23] Meydan Larousse,Cilt:2,Sh:144;

[24] Meydan Larousse,Cilt:2, Sh:143;

[25] Türkçe Yer Adları Sempozyumu Bildirileri, Sh:267;

[26] Orhun Abideleri,Muharrem Ergin,Sh:105;

[27] Tercüman-Milli Tarih Atlası,Sh:7;

[28] Meydan Larousse, Cilt:2,Sh:161

[29] İl İl Türk.Ansiklopedisi, Cilt:3, Sh:944;

[30] Oruç Bey Tarihi,Sh:119;

[31] Meydan Larousse; Cilt:3;Sh:693;

[32] Meydan Larousse; Cilt:2; Sh:185

[33] Divanı Lügat'I Türk Tercümesi, Cilt:1,Sh:28

[34] Meydan Larousse; Cilt:2; Sh:187;

[35] Divanı Lügat'I Türk Tercümesi, Cilt:1,Sh:28

[36] Meydan Larousse,Cilt:2,Sahife:197;

[37] Türkiye Gazetesi,Bulmaca,30.03.1994

[38] Zaman Gazetesi;08.12.1991,

[39] İl-İl Türk Ansiklopedisi;Cilt:3;Sh:935

[40] Prf.Dr.Tuncer Gülensoy; Türkiye Gazetesi;Sh:15

[41] Türkçe yer adları Sempozyumu Bildirileri,Sh:267

[42] Rehber Ansiklopedisi, Cilt:2, Sh:87

[43] İl İl Türk Ansiklopedisi; Cilt:3; Sh:17

[44] Mahmut İyibozkurt; 10.05.1950; NOT'lar dan.

[45] Divanı Lugatı Türk Ter.Cilt:1;Sh:30

[46] Divanı Lügat'I Türk Tercümesi, Cilt:1,Sh:28

[47] Türkiye Gazetesi; 21.12.1986;

[48] Meydan Larousse; Cilt:2;Sh:239

[49] Tercüman İslâm Türk Ansiklopedisi;Sh:61

[50] Türk Diyanet İslâm Ansiklopedisi;Cilt:6;Sh:12

[51] Millet Gazetesi;14.04.1977;

[52] Meydan Larousse:Cilt:10;Sh:7

[53] Osmanlıca Türkçe Sözlük;Sh:103

[54] Kuranı Kerim ve Meali,Sh:593

[55] Kuranı Kerim ve Meali; Sh:593

[56] Orhun Kitabeleri, Sh:107

[57] Div.Lug.Türk,Cilt:4,Sh:64

[58] Türkiye Gazetesi;25,01,1991;Sh:6

"Arnavutluk'ta Cuma Namazı" M.Necati Özfatura

[59] Türkiye Diyanet İslam Ansiklopedisi: C:6;Sh:12

[60] Türk Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, Cilt:6,Sh:12

[61] Türkiye Gazetesi, 08.11.1990,Tuncer Gülensoy, "Moğolistan Notları",Sh:15

[62] Türkiye Gazetesi;09.09.1993

[63] Osmanlıca-Türkçe Sözlük,Sh:103

[64] Divan-I Lugatı Türk, C:4;Sh:92

[65] Divanı Lugatı Türk, C:1,Sh:11

[66] Günaydın Gazetesi;28.11.1991;"Dilde Eski Türkçe Dönemi"; Sh:4

[67] Kardaş edebiyatlar;1985/12;Sh:30

[68] T.Diyanet Vakfı -İslâm Ansiklopedisi,C:6;Sh;179

[69] Osmanlıca Türkçe Sözlük,Sh:108; Meydan Larousse Cilt:2,Sh:390

[70] Tercüman Gazetesi;26.12.1984

[71] 26.07.1982 Akşamı TV Haberleri

[72] Türkiye Gazetesi,Prf.Dr.Tuncer Gülensoy,Moğolistan Notları

[73] Meydan Larousse;Cilt:2;Sh:469Büyük Larousse;Cilt:3;Sh:1768

[74] Rehber Ansiklopedisi; Cilt:3; Sh:51

[75] Türkiye Gazetesi, 26.11.1992;Sh:17

[76] Meydan Larousse; Cilt:2;Sh:507

[77] Meydan Larousse; Cilt:2; Sh:508

[78] Saadet-I Ebediye, Sh:982-983

[79] Türkiye Gazetesi; 15.06.1986; Pazar; Sh:3; Yazarı: Mithat Sertoğlu

[80] D.L.Türk Dili, Sh:84

[81] Div.Lug.Türk., Cilt:4,Sh:106

[82] Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi; Cilt:6; Sh:12

[83] Türkiye'de Alevilik Bektaşilik; Doç.Dr. Mehmet Eröz; Sh:80-85

[84] Divanı Lügat-ı Türk; IV.Cilt Sh:108

[85] Doğu Anadolu Hakkında - Sosyo Kültürel Bir Araştırma.,Dr.Mehmet Eröz.,Sh:11

[86] Kardaş Edebiyatlar;1987;Sayı:15;Sh:30

[87] Kardaş Edebiyatlar;1987;Sayı:15;Sh:30

[88] Yeni Rehber Ansiklopedisi; Cilt:4; Sh:193

[89] Türkiye Gazetesi, 27/07/1987;Sh:5

[90] Meydan Larousse; Cilt:2;Sh:453

[91] Orhun Abideleri;M.Ergin;Sh:75/30

[92] 20.10.1987 tarihinde TV  Programından;Saat:16.50

[93] Dr. Rıza Nur;Türk Tarihi; Cilt:1;Sh:334-335-336

[94] Divanı Lugat-I Türk; Cilt:4;Sh:118

[95] Rehber Ansiklopedisi;Cilt:13;Sh:186

[96] 22 Dilde Kelimeler; Sh:43

[97] Divanı Lugati Türk;Cilt 1; Sh:14

[98] TV Haberlerinde söylendi.

[99] 22 Dilde Kelimeler; Sh:43

____________________________________________

 copyright © 2006 - 2009
 tüm hakları saklıdır
TÜRK DİLİ

iletisim@turk-dili.com

  Site Meter