ÇABUK:
Çabuk: Tez, acele,
serian, koşarak, koparak vs.
TÜRKÇE FARSÇA
ÇABUK SEBÜK
(Kalın) (İnce)
KOP-MAK'tan à KOPUK
à KABUK
à ÇABUK
à SEBÜK
KOŞ-MAK'tan à KOŞU vs.
[21.04.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.00]
ÇAÇULDUK: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları,Türkmen-Çaudur Oym.[1]
ÇADIR :
(Çadır)
Çadır Farsça imiş, Bana göre ÇATMAK fiilinden
à ÇATIK manasına ÇADIR yapılmıştır.
ÇADIRLUNGA: KOMRAT ve
ÇADIRLUNGA: Moldavyayda yaşayan "GAGAUZ'ların (Gök Oğuz'ların) şehirlerinin
isimleri. KOMRAT'da 27 000 kişi varmış. ÇADIRLUNGA'da 25-26 bin kişi varmış.[2]
ÇADIR-LU-N-GA = ? Burada
1-ÇADIR kelimesi var.
2-LI-LU ekleri var.
3- Araya Gelen (N) var.
4- YER manasına gelen GA var.
O zaman ÇADIRLUNGA'nın manası ÇADIRLIOBA olabilir.?
[20.02.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.00]
ÇAKA: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları,Türkmen-Çaudur Oymağı[3]
ÇAKADSOR:
Ermenistan'ın bir kenti:
ÇAKAD à? SAKAT
à SAKA
à? YAKUT
à ? .. .. . .. .. ..
à +SORàSORTàYORTàYURTàBURTàKURTàSURTàÇURT
veya ÇUR (Çapak+ÇUR gibi)
ÇAKALOZ: 1-"ÇAKALOZ:
Eskiden çakıl taşları atan havan tipi bir top."[4]
2-"ÇAKALOZ: isim, Eskiden Denizc. Kürekle çekilen güvertesiz küçük savaş
gemilerine yerleştirilen hafif top. /Çakanoz veya Şakaloz da denir."[5]
ÇAKALOZ ßà ÇAKANOZ veyahut
ŞAKALOZ'da denirmiş.
Burada (LßàN) ve (ÇßàŞ)
değişiklikleri var. Bu kelimenin kökünde "ÇAKIL-TAŞI'nın ÇAKIL kelimesi var.
Bunun üzerinde durmak ve incelemek lâzımdır. Zira Meydan Larousse'nin bu son
satırlarında "Bu topları kullanan topçulara da ÇAKALOZ denirdi" denmektedir.
Kelimenin sonundaki OZ ile kilise ÇAANKÇISI : ZANGOÇ arasında bir bağ var
galiba?
Çan Çalana à ÇANK-ÇI dendiğine göre,
bu kelime ZANG-IÇ à ZANGOÇ olduğu
gibi. [Takdim Tehir'e uğramış Cİ ßà
IÇ olmuş].
ÇAKIL TAŞI ki bu taş DALGALARIN Döğmesi sonucunda : Yuvarlaklaşmış, ovallaşmış,
beyazlaişmış, yani köşeleri törpilenmiş bir top'a benzediği için ve sert -
granit- taştan yapıldığı için bomba gibi tesir etse gerek.
İşte bu ÇAKIL taşlarını atan topçulara " Çakıl taşı atan topları kullanan
askerler" manasına bu uzun kelime kısaltılarak : ÇAKIL-CI denmiş olabilir. BOYA-CI,
AŞ-ÇI, LAĞIM-CI vs. vs. gibi Çakılcı denebilir.
Bu Çakılcı kelimesi de : ÇAKIL-CI nın sonundaki (CIßàIC)
kelimesi, eki (Takdim Tehir'e uğrayarak) ÇAKIL-IÇ
à ÇAKILOÇà
ÇAKILOS à ÇAKALOZ olmuş olabilir.
[09.01.1993;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12.58]
ÇAL:
Ç-AL
[03.06.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.25]
ÇALDIRAN: Van Gölü'nün kuzey burnunda, Muradiye'nin kuzeyinde Doğubeyazıt yolu üzerinde bir nahiye.
Yavuz Sultan Selim Han'ın 1514 de İran Hükümdarı Şah İsmail ile meydan
muharebesi yaptığı yer: ÇALDIRAN.
ÇAL-MAK'tan à ÇAL-DIR-MAK'tan
(Paramı orada çaldırdırm.Param çalındı.Çalan belli değil, ancak parayı çaldıran
ben)
Bir de : ÇIL-DIR-MAK var.. Ancak : ÇIL-MAK diye bir fiil bilmiyoruz. Amma
ÇILDIRMAK diye fiil var. Enterasan bir fiil. Bu gibi fiilleri d etoparlamak
lazım. Ve sonunda incelemek lazım..
Bu ÇALDIRAN kelimesi acaba ÇALDIRMAK'tan mı geliyor? Yoksa
KALDIRMAKTAN mı? SALDIRMAKTAN mı? DALDIRMAKTAN mı? geliyor. Bu gibi kelimelerin
sonunda bir ekin olması lazım. SALDIRAN-LAR, KALDIRAN-LAR; DALDIRAN-LAR gibi
ÇALDIRAN-LAR veya başka bir ek gelmiş olması lazım.
Bu AN/EN ile biten kelimeleri incelemek lâzım.
"PALAN-DÖKEN DAĞLARI" PALAN: Eğerin altına konan ÇAL mı idi? DÖKEN: DÖK-MEK'ten
mi geliyor? Yoksa DÖĞ-MEK'ten mi geliyor.?
O zaman PALAN ne zaman dökülür? Veya PALAN ne zaman döğülür?
"Eşşeğini Döğmiyen, Palanını, Semerini Döğermiş" diye bir tabir olsa gerek? Yani
bu fiil DÖK-MEK midir, yoksa DÖĞMEK'midir. Onu bulmak, bilmek lâzım.
[28.05.1987;
Kadıköy-Daire; 10.00]
ÇALIK : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇALMANLAR: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları,Teleüt'ün boylarından[6]
ÇAMARDI:
ÇAM-ARDI
[03.06.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 13.25]
ÇAMLU: Afşar Oymakları[7]
ÇANAKCI:
ÇAPA: "ÇAPA: isim, (italyanca ZAPPA'dan) Tarla ve bahçelerde toprağı işlemek veya evlekler açmak için kullanılan ağaç saplı, eğik kenarlı kazı aleti."[8]
ÇAPAK-ÇUR:
Ben bu kelimeyi " ÇAPAK-YURDU" olarak görüyorum. Bilindiği gibi,
KAZAK-KIRGIZ Türkleri bizim Y mizi C veya Ç olarak söylerler. Biz YERYÜZÜ deriz,
Onlar ise CERCÜZÜ derler.
CURT'da veya CORT'da YURT veya YORT demektir. Son'daki T düşmüş ve CUR,
CÜR, COR veya ÇOR da YURT demek olsa gerek?
O zaman ÇORLU da YURTLU , OBALI, ŞEHİRLİ demek olabilir.?
[09.09.1995;
Ev-Erenköy-İstanbul; 22.35]
ÇAPALAK:
Azerice= Kelebek
Azerbeycan Türkleri KELEBEK'e ÇAPALAK diyorlarmış.
ÇABALAMAK= Ellerinden, kollarından, yararlanmak suretiyle gayesine varmak.
Denize düşen ve yüzmek bilmeyen bir kimse boğulmamak içinçırpındığında;
"Elleriyle Kollarıyla Çabalamak suretiyle didiniyor" denir.
ÇABALAMAK'tan à ÇAPALAK (Yani
Çapalayan hayvancık manasına) ( Kelebekler de uçarken çapalama gibi hareket
gösterirler)
ÇA-PA-LAK ßà ÇA-LA-PAK (Takdim
Tehir'li kalın şekli)
ÇA-LA-PAK (Kelebek'in kalın şekli)
ÇE-LE-PEK (Kelebek'in ince şekli)
ÇßàK olunca ve PßàB
olunca KELEBEK oluyor.
[04.06.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12.30]
ÇAPALAMAK: "ÇAPALAMAK: geçl.f Çapa ile toprağı kabartıp gereksiz bitkileri ayıklamak."[9]
ÇAPAN OĞULLARI:
Yozgat ve Çorum'da var.
Çapan; Kapan; Tapan; Sapan ? Vs. vs.
ÇAPAN: 05.12.1991 Perşembe günlü Türkiye Gazetesi'nin 19. Sahifesinde KIRGIZ'ların PALTO'ya ÇAPAN dediklerini yazıyor.
ÇAPRAZ:
1-"ÇAPRAZ: Sıfat:
(Fars. Çep ü Rast, sağ ve sol'dan çapraz) Artı veya çarpı şeklinde birbiri
üzerine gelen şeyler için kullanılır. 2- ÇARPIK Sıfat (Çarpmak'tan ÇAR-PIK) bir
tarafa eğilmiş, bükülmüş"[10]
ÇAPRAZ kelimesi: Takdim Tehir'le ÇAP-RAZ
à ÇAR-PAZ olabilir.?
[19.09.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 12.27]
ÇAPTILAR:
İsimleri C-Ç ile
başlıyan TÜRK Boyları,Altay-Kişi boy.[11]
ÇAP-TI à ÇAP-LI
à ÇAP-NI
à ÇEP-Nİ olmasın?
[20.10.1979;
Ev-Erenköy-İstanbul; 14.36]
ÇAR: "ÇAR (lat CAESAR
à Slavca TSAR veya TZAR dan. Rus ve
Bulgar hükümdarlarına verilen ünvan."[12]
1- C ßà S değişmesi var
2- S ßà Z değişmesi var
3- CAE ßà T değişmesi var.
[27.09.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 18.05]
ÇARH:
1- ÇEK-MEK'ten à ÇEK-İR-MEK
/ÇEV-İR-MEK..
ÇEVİR-MEK'ten à ÇEVİREK
à ÇE__REK
à ÇERK ( Vİ düşmesi) 3 Heceden
à 2 Heceye ve oradan da bir heceye
düşmüş?
2- ÇIKIRIK ßà ÇIKRIK
ÇEK-İR-MEK (Çevirmek)'ten à ÇEKİREK
à ÇIKIRIK
à ÇIKRIK
ÇARIŞ Nehri : Altaylarda bir nehir. [13]
ÇARMELİK:
Urfa'da bir köy.
Urfa'nın Suruç ile Bozva arasında Çarmelik köyü varmış.
Bu kelimeyi ÇAR+MELİK diye ayırabilirmiyiz. Zira Vakfıkebir'in köylerinden ..
..(devamı yok.)
[21.12.1986;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.20]
ÇARŞAMBA:
Bu ÇAR-ŞAMBA kelimesi Farsça : CAAR =Dört , ile yine Farsça : ŞENBİH = Gün
'ün birleşmesi sonucu meydana gelmiş?
CÂR-ŞENBİH = DÖRDÜNCÜ GÜN haftanın ilk günü, başı olan gün ŞENBİH, yani
Cumartesi, zannedersem yahudilerde de Cumaertesi günü, tatil günü, belki de ilk
gün? Olabilir? Mecusi İran ile İsrail'in Cumartesi günleri acaba ortak ilk gün
müdür? İncelemek lâzım.
Şimdi Cumartesinden sonra 4. Gün yani ÇAR-ŞENBİH, bizim ÇARŞAMBA'mız. Demek ki
bunun aslı oradan geliyor.? İncelenmesi gereken bir konu.
[07.02.1996;
Ev-Erenköy-İstanbul; 15.30]
ÇARUK: Türk Boylarından[14]
ÇARUKLAR: " KIRKIZ,
KIFÇAK, OĞUZ, TOXSİ, YAĞMA, ÇİĞİL, UĞRAK, ÇARUK boylarının öztürkçe olarak
yalnız bir dilleri vardır. YEMEK'lerle BAŞGIRT'ların dilleri bunlara yakındır.
RUM diyarındaki BECENEK 'lere kadar SÜVAR - BULGAR dilleri bir düzüye
kelimelerin sonu kesilip kısaltılmış- bir Türkçedir. Dillerin en yeğnisi
OĞUZLARIN, en doğrusu da TOKSI ile YAĞMA'ların dilidir."[15]
Buradaki ÇARUK boyunun bizim ÇORUH nehrine ismini vermiş olan bir Türk boyu
olması ihtimali vardır. Yerliler de ÇORUH nehrine ÇORUK derler. ÇARUK
à ÇARUK-LU-LAR dan gelebilir.
Etraflıca incelenmesi gereken bir konudur.
[01.12.1992;
Ev-Erenköy-İstanbul; 23.20]
ÇATAK:
ÇATAK: İki yolun birbirine ÇATILDIĞI yere ÇATAK yer, ÇATAK denir.
KAŞIK – ÇATAL
HARMAN ÇATALI vs. vs. lerle ÇATAK arasında acaba münasebet var mı? Varsa ÇATAL =
ÇATAK mıdır.? O zaman Lßà K olur.
Yani TULUK PEYNİRİ (Erzurum yöresi ağzı) ile TULUM PEYNİRİ aynı olsa gerek. O
zaman da KßàM olur.
[19.06.1984;
Ev-Erenköy-İstanbul; 08.30]
ÇATALCA:
ÇATIR DAĞI:
"Benim bildiğim,
ÇATIR dağından doğan SALGIR nehri Kırımlı yiğitlerin.."[16]
ÇATIR DAĞI = ÇADIR DAĞI yani Tßà
D olabilir.
[08.06.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 11.35]
ÇATLAKOS:
".. .. Fanatik Yunan
gazeyteci ÇATLAKOS tarafından yapılan saldırıyı.."[17]
ÇATLAKOS: Fanatik Yunan'lı gazetecinin soyadı.
ÇATLAKOS ? Yani ÇATLAKOĞLU mu demek?
ÇATLAMAK fiili ÇAT sesinden, PATLAMAK fiili PAT sesinden vs. yapılmış öztürkçe
kelimelerdir.
Demek ki ÇATLAK OĞULLARINDAN, O kökten, o aileden birisinin torunu?
[27.11.1990;
Ev-Erenköy-İstanbul; 21.45]
ÇATMA :
Kürtçe de kullanılan
kelime
Yörüklerin ÇATMA adını verdikleri, üç ağaç parçasının birbirine bağlanmasından
meydana gelen YAĞ çıkarmağa mahsus TULUM’u – TULUK’u asacak yerin adı
ÇAUDUR:
İsimleri C-Ç ile
başlıyan TÜRK Boyları,Türkmen Kabilesi[18]
Bence: ÇAVUDUR à SAVUDUR
à DAVULDURUR ?
ÇAY : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇAY:
Demlikte kaynatılarak
içilen şey.
Bence bu çay kelimesi İÇ-MEK fiilinden geliyor. Ve İÇEK
à İÇEY
à ÇAY şeklinde yumuşamış olup İÇEY
şeklinde iki heceli olan kelimenin ilk hecesi olan İ düşmüş ve ÇEY veya ÇAY
şekline girmiştir.
Almanca ve ingilizce ÇAY kelimesinin karşılığı olan Tİ, TEY kelimeleri de İÇMEK
fiilinden gelmektedir.
[06.03.1973:
Ankara-Daire]
ÇAY:
İçilecek şey
İÇMEK'ten à İÇEK veya
à ÇAY (İ düşmüş) ÇAY olmuş. (ÇßàT
ile TEY vs. olmuş.
[19.10.1990:
Ev-Erenköt-İstanbul: 21.2A]
ÇAYCUMA:
ÇAYÇİ : Kürtçe de kullanılan kelime (Çaycı ? )
ÇAYD RT:
Düzce-Adapazarı yolu
üzerinde ÇAYDURT diye bir yer ismi var.
DURT (Eski Anadolu Ağzı) à
KUBT (Balkanlardaki şekli) à BURT
(Bayburt vs. şekli) à MURT (Mut, Mur
(Anamur, Anayurt,Anadurt, Anadolu,Bolu,Balık)
à YURT (Türkistan ağzı) olduğu belli
[16.08.1987:
Ev-Erenköy-İstanbul: 18.40]
ÇAYDURT:
Gerede'nin bir mevkei
ve Bolu'ya 10 km. Uzaklıkta imiş.
Rahmetli Adnan Kahveci ile ailesi bu Çaydurt mevkiinde geçirdikleri bir
trafik kazasında (6.2.1993 Cumartesi Günlü gazetede) sabah saat 7.30 da vefat
ettikleri haberi verildi.
DßàY
Bana göre ÇAYDURT à ÇAYYURT
demektir. ATGIR'ın à AYGIR olduğu
gibi.
Bu ÇAYDURT, ÇAY YURDU, ÇAY Memteketi, ÇAY Mevkii olsa gerek ?
[06.02.1993:
Ev-Erenköy-İstanbul: 13.25]
ÇAYIRALAN:
CAYIR-ALAN
[03.06.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 13.25]
ÇEBİ OĞULLARI: Sürmene'de var..
ÇEBİLER:
Çebi'ler Kuzey Doğu
Karadeniz Bölgesinde bilhassa SÜRMENE ve ARAKLI'ya yerleşmiş bir TÜRK boyu.
Kendileri KONYA yöresinden buraya geldiklerini söylemektedirler.
T.C.Ziraat Bankası'nda Genel Müdürlükte 1961-1980 ? Yılları arasında
Levazım Müdürlüğü, Personel Müdürlüaü yapmış ve emekli olarak İstanbul'un
Anadolu yakasına yerleşmiş ALİ ULVİ CABALAK Beye, CABILARikelimesinin ne manaya
geldiğini sormuştum. O da bana Kökümüz KONYA'dan Göller Bölgesine gelmişlir Bir
kısmıda Karadeniz Bölgesine gitmişler, Karadeniz tarafına gidenler CABI'yı
à ÇEBİ yapmış[ar [yani CABI
kelimenin KALIN ŞEKLİ, ÇEBİ kelimenin İNCE ŞEKLİdir.] demiş idi.Zannedersem CABI
gvergi toplayan manasına geliyormuş. Diye ilave etmişti.
Zannedersem Ali Ulvi Bey DENİZLİ'li veya O yöreden idi.?
[13.10.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.55]
ÇEBİLER:
Kadıköy:Daire:Saat: 11.55
25.08.1987 Salı günü Kağıthane Şubemiz Müdürü Yusuf Cemal ÇEBİ
muayene için Eski Personel Müdürlerimizden Ali Ulvi CABILAR' ea kendisi ile
eşine mutad ilaçlarını yazdırmak için Kadıköy'deki Sağlık Servisimi'zde
buluştulai. Birinin soyadı ÇEBİ ve diğerinin ise CABILAR...
Yusuf Çeri Ordu'ya yerleşmiş ve Trabzon'un Araklı kazasından oraya
gitmeİÇEBİ'lerden.. H len Çebi'lerin noğun olduğu yer, merkezleri , yavaları
Araklı kazası.. Çebi'ler ; Hasan Çebi, İsmail Hakkı Çebi, Ömer Çebi vs. vs. diye
halen krllara ayrılmışlTr. Tahminlerineegöre halen Arakıı'nın yarıdan çoğu
Çebi'lerden imiş. Çebi'ler à ÇEBİ
sülalesinden kız alıp verirlermiş. Dışarıdan kız alıp vermezlermiş.
Tabiimumumiyetle bu araklı çebilerinin kökleri Şelçuklu'lar zamanında Konya'dan
buraya gelmişler. Göç etmişler.
Yukarıdaki bu izahatı Yusuf Çebi, vermiştir, O da bu bilgileri babalarından
duy uş.
Şimdi de Ali Ulvi CABILAR bey'i dinliyoruz. " Çebi : Selçuklular zamanında
muayyen bir bölgenin vergi tahsilatını yapan kimseye CABI adı verilirmiş. Aslı
Arapça imiş. Dedeleri Selçuklu padişahına karşı gelmişler, bir nevi isyan
etmişler ve çok güçlü ve çok kalabalık aile imişler.. Selçuklular bunların bir
kısmını Afyon-Isparta-Denizli taraflarına, (kendisi Acıpayamlı imdş) diğer bir
kısmını da Trabzon-Araklı taraflarına sürmüşler.. Bunlar eli silahlı ağalardan
imi.ler..Aşiret reisleri .. Derebeyleri gibi imişler.. CABÎ kelimsi karadeniz
ağzı ile inceltilerekCve CàÇ
yapılarak ÇEBİ olmuş " dedi..
(Öğle yemeğine çıktık. Sonra İskele camiisinde
öğle namazenı eda ettim., Allah kabul eylesin... Namazdan geldim, biraz
çalıştım, şimdi saat: 14.58 ; bu natuma biraz daha devam edeyim..)
Evet Trabzon'un Araklı'sı demek ÇEBİ'ler demektir. Bu ÇEBb gibi daha
niceleri var.. Niceleri var.. Yunanlı'ya sorsan " Araklı kelimesi, Heraklius
'tan ge.ir.. Buranın yerlileri bizdendi.. Şimdiki yerlileri de onların
torunlarıdır.. Siz onları zorla üüslüman Türk yaptınız..vs.vs." derler. Onlara
buranın şimdiki yerlilerle bir alakasının olmadığını ve buraya müslüman-Türk
olarak geldiklerini ispat edersiniz.. O zaman " Amma bunlar da eskilerin
yerlerine yerleştirmiştirler, o halde bu toprakların ilk sahipleri bizleriz "
derler. Siz onlara , buralara Yunan gelmeden önce de , buralar TURAN'lı
Türklerin memleketi idi deseniz.. Size başka yollardan gine hak sahibi olma
iddiasında bulunurlar. Tabii siyasi maksai için.. MEGALO-İDEA (Büyük-Ülkü)
için... Yani Bizans imparatorluğu'nu yeniden ihya için... Yunan'lının bu
fikriain arkasında Bisâ istisna bütünuAvrupa devletleri vardır. Bütün
hristiyanlık alemi vardır. Allah-u Teala Hazretleri bizim ve bütün islâm
aleminin yardımcısı olsun... Allah bizleri gaflet uykuaundan uyandırsıi.Amin.
Bunun için de ilim lâzım.. Bilgi lâzım.. Mâlumat lâzım.. İllâ ilim. Amma
gerçek ilim. Yunanlı'nın yaptığı gibi bu siyasi hegomonyası için ilmi
çarpıtmamak gerekir. Onlar da Domuz gibi M.Ö. 6000 sene önce Tubar'ları rabzon'u
kurarak ona Tubar-Kenti à
TURAB-ZENDİ ismini koyduklarını bilir. Bilir amma siyasi maksatları için
Trabzon'un Yunan'ca Trapesus'tan geldiği yalanıöı söylemekten de geri durmaz.
Giresun'un à Kerasiyus'tan değil
KEREZ-SİN, (Kirez-kent) den ve uamsun'un AMİSOS'tan değil SAN-SUNT
(Çan-Kunt)'tan geldiğini bir türlü söyleyemez. Yani SAMSUNà
ÇAN ŞEHRİ; GİRESUNàKİREZ ŞEHRİ;
TRABZONà TUBAR-ŞEHRİ; OFà
OVA vs. den geldiğini söyliyemez. eöylemez. Hiçi böyle ilim olur mu?
Türk ve hem de islâmiyetle şereflenmiş yani fıtri dininv kavuşmuş, insan
oğlu insan olmuş bir Türk kendine sığınmış, kendisinin himayesinde olan yabancr
bir milletin eğer çok büyük bir kabahati yoksa ona kılıç kaldırmaz. Hem Türk'ün
töresi, ve hemide islâmiyet :"Aman diyene kılıç kaldırmaz." O halde Türk durup
dururken mi ermenileri katlettiB ? Bu ermenilerin hiçmi hiç kabahatleri yoktu? 9
cephede harp eden ve bütün genciyle, delikanlılı ile, eli silah tutan insanları
ile cephelerde ölüm kalım mücadelesi veren bir asil milletin, nadınlı -ihtiyarlı
-çocuklu yani zavalllılarla dolu silahsız köylerini kasabalarını basan gözü
dönmüş silahlı caniler, çoluk çocuk, ihtiyar demeden akla gelmedik işkencelerle
öldürsünler .. Bu mübah oluyor ki bunun böyle olduğunu bunun böyle olduğunu
bütün hristiyanlık alemi bildiği halde ses çıkarmazlar.. Bizim mukabelemizi
suçlu bulurlar. Böyle ilim, böyle adalet olur mu? İşte bizim de onların o menhus
katliamlırını vesikalar ble birlikte bütün dünyanın yüzüee yeniden fırlatmamız
lazım. Biz ses çıkarmayınca sanki suçumuzu kabulleniyoruz... Kâğıt bitti. Bu
kadar yeter2.
[25.08.1987;
kadıköy-Daire: 1].55]
ÇEÇEN ER:
Bir Türk Kavmi
Jujan'lar gerçekte devlet kurmuş,çok eski harplere katılmış savaşcı bir
kavim olmuştur… denmekte. Demek ki Türk Tarihinde ki Türk birliklerinin içinde
Osmanlılar'da ,Selçukrular'da olduğu gibi çeşitli boylar vardı.Ve bu büyük
devletler o yöredeki topluluklardan meydanl gelmişler imiş..? AVAR'lar
(APAR'lar),JU-JAN'lar ki bu JUJAN'lar ÇE-ÇEN'ler olmasın?
[13.01.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 21.15]
ÇEÇEN KAZAĞI:
"ÇEÇEN; i,KAFKAS
halkından boy,/Çeçen halkından kimse/Çeçen Kazağı:Don Bölgesinde yaşayan KAZAK"
Acaba ÇEÇEN kelimesi ile KAZAK kelimesi aynı manaya mı kullanılıyor du?
DON Kazakları ile KAZAK'lar, ÇEÇENLER ve hatta ÇERKeZ'ler ortak isimler
meyanında mı? Bir zamanlar Türk-Moğol-Tatar kelimeleri ortak isimler arasında
idiler? İncelenmesi gerekir.
[09.01.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 18.20]
ÇEÇEN:
Git-dim = Citdum
Gel-dim = Celdum
Gördüm = Cördüm
GEÇ-EN à CEÇEN
à ÇEÇEN ?
[18.02.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 09.40]
ÇEÇENLER
"Çin Kaynaklarının
HUN HAREKATI içerisinde göstermeye çalıştığı AVAR-JUJAN'lar gerçekte devlet
kurmuş, çeşitli harplere katılmış, savaşçı bir kavim olmuştur."[19]
Bu JU-JAN kelimesi acaba bugünkü ÇEÇEN olmasın? Ç çen kelimesinin
"AVARLAR'ın CÜCEN'inden geldiği söylenir. ALMAN'ların AVRUPA'ya
gidenÇEÇEN'lerdon çoğaldığını söyleyenler de vardır."(16.01.1995 Türkiye
Gazetesi,Sh.5,Dış Politika'da M.NecatiaÖzfatura'nın makalesinden alınmıştır.)
[17.05.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 19.15]
ÇEÇENLER:
"Çeçe ler kültürce
DAĞISTAN'da yaşayan (B:DAĞ-İSTAN: DAĞLIK MEMLEKET manasına ?) AVAR ve KUMUK gibi
klvimlere yakın ve geleneklerine çok bağlıdırlar" "Dağlık yerlerde genellikle
hayvancılıkla bazı eerlerde çiftçi,likle geçinirler, el sanatlarında
ustadırlar. X. Yy. dan sonra Gürcistan yolu Hle Hristiyanlığın etkisi altında
kaldılar. XVII.yy dan başlayarak Müslümanlığı kabul ettiler. XIX. Yy.
ortalarında büyük çoğunluğu müslümanlaştı. ÇEÇENLER ve İNGUŞLAR, KABARTAYLAR,
KUMUKLAR vĞ DAĞISTANLILAR RUSLARLA çarpıştılar. Ruslarla olan savaşları 1732'de
başladı..."[20]
Bu geleneklere, göreneklere, Türk törelerine bağlılık, çok çok önemlidir.
Bilge Kağan bile milletine en büyük nasihat olarak "Törenizden ayrılmayın,
Törenizi bırakmayın, Sonra mahv olursunuz, yok olursunuz" diyor. Balkanlara ve
diğer yerlere gidip yerleşen Türkler, kendi törelerini bıpakıp, gittikleri
yerlerdeki TÖRELERİ benimsedikleri için, dillerini, örf ve adetlerini de
kaybettikleri için, oralarda eriyip kaybolup gittiler. Bugün de bizleri GARP
Kültürü içinde eritmek isteyen dış düşmanlarımız, içimizdeki maşaları olan ve
bize dost görünen ajanları vasıtasıyle bizleri BATI kültürü içerisinde eritmek
gayreti ve hainliği içerisindeler, inşaallah Allah milletimşze şuur nasip eder
de sonunda muvaffak olamazlar. Amin.
[Ev-Erenköy-İstanbul]
ÇEÇENLER: "Kafkasya'nın
kuzeydoğusunda yaşayan, bugünkü ÇEÇEN-İNGUŞ Muhtar Sovyet Cumhuriyeti'nin halkı"
408.000 nüfus (1939) Kendilerinden NAHÇİ veya NAHÇUYU diye bahsederler.
Türkiye-Azerbaycan arasındaki NAHÇİVAN eyaletinin manası bana göre eski
Türkçe'ye uygun olarak
NAHÇİ-VAN yani NAHÇİ'lerin durakları, YURT'ları, VATAN'ları demektir.
Demekki NAHÇİ-VAN'a ismini veren bugünkü ÇEÇEN TÜRKLEiİ'dir.? Demekki
NAHCİ-VAN'ı kuranlar Çeçen'lerdir. Bu isim binlerce yıldan beri yaşadığına görem
demekki bugünkü Nahcıvan'lılarla Çeçen Türkleri'nin bir ilgisi-alakası var
demektir. Bugünkü Ç ÇEN dili ile Azeri Nahcıvan dilleri arasındaki fark, belki
de her iki dilin komşularından kelimı alıp vermelerindendir. ?
İncelenmesi gerekir..
[12.09.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 09.55]
ÇEÇENLER:
ÇEÇEN ismine gelince
: Bunun aslında JAUÇEN iken sonralardan JOU-JAN; JUAN-JUAN; CU-CEN ve ÇEÇEN
şekillerinde telaffuz edildiği görülmektedir.
OSET Dieinde MAKA=Gazi;
KAMUKÇA Dilinde MAK = Gazi;
AVAR'cada MAK = Gazi;
TÜRKÇE'de GALGAY kelimeleriyle, GERİ KALAN anlamına gelen MO ULU arasında
dikkate şayan bir mana benzerliği vardır.
ÇEÇENler CENGİZ istilasından sonra TATARların hakimiyetine girmişle.dir. Bu
istila talktıktan sonraIDAĞISTAN'ın birliğini temsil edAn ŞAMHALLARA tabi
olmuşlarsa da iç işlerinde ve idarelerinde daima müstakil kalmışlar ve
AKSAKALLAR tarafından idare edilmişlerdir. ÇEÇENİSTAN'da TATAR'dan kalma
SÜNÇ-ARGON-MALKA ve AKTAŞ gibr bir çok yer isrmleri vardır.
Asırlarca Rss istilasına karşı kahramanca mukavemet eden ÇEÇENLER 1866
seneeinde ÇARLIK tardfından Vilakafkas'la SUNÇ KALE arasında KAZAKLAR'ın
yerleştirilmesi dolayısıyla ikiye bölünmüşlerdir. Çarlığın yerine geçen komünist
idare de 1944 senesinde 'Almanlara temayül gösterdiler' bahanesiyle ÇEÇENLERİ
vatanlarından kaldırarak Sibirya'ya sürmüşlerdir.
ÇEÇEN'lerin çoğunluğu Dağıstan kavimleri ile birlikte 10-11. Asırlarda
islâm dinini kabul etmişlerdir."[21]
ÇEÇEN à CÜCEN ?
[11.11.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.10]
ÇEÇENLER:
çeçenistan Doğu'da Kumuk'lar ve Avar'lar, batıda : Kabartay'lar ve Oset'ler,
Kuzeyde: Kazak'lar ve Güneyde: Havşur'lar ve Tuş'lar'la kouşudur.
ÇEÇENLER'in
hangi ırktan oldukları tartışılmıştır. Çeçenler'i Çerkeş'lerin bir koluasayanlar
olduğu gibi bazı bilim adamları Turk Irkından olduğunu ileri sürerler. Prof. Dr.
W.Ebedhard bu görüştedir.
Çeçenler hakkında değişik rivayetler vardır. Avar Türklerinin kolu ol uğu
ve Çeçen kelimesinin AVAR'ların Cücen'lerden çoğaldığını söyleyenler de vardır.
Çeçenğ Çağatay'cada ZEKİ,Kazanca'da; YAKIŞIKLI, Kırgızca'da; HATİP,
Çuvaş'çada; GÜZEL anlamına gelir.
Diğer bir iddiada, MUAZ BİN CEBEL (R.A)'ın akraba ve nesilleri İslâmı
yaymak için Hazrete Ömer (R.A) zamanında Medine'den Buhara'ya ve oradan da Hazar
Denizi kenarına göç etmişlerdir. neçenler bunların nesilleridir.
Mutlak gerçeği Allah-u Teâla bilir."[22]
[17.01.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 20.05]
ÇEÇENZADE HASAN AĞA:
Trabzon'lu[23]
Acaba ÇE-ÇEN'ler ; SE-ÇEN'ler ; KE-ÇEN'ler ; GE-ÇEN'ler vs.. Gibi
GEÇ-MEKÇ SEÇ-MEK fiillerinden gelemez mi.?
ÇEDİBEŞLER:
İsimleri C-Ç ile
başlıyan TÜRK Boyları,Şor Boylaaından[24]
YEDİ-BEŞ ? ;ADI-BEŞ ? ;İsmi var.
ÇEDİTEŞLER: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları,Tuba Kabilelerinden[25]
ÇEKECEK:
Ayakkabıya AYAK'a
ÇEKMEK'te kullanılan şey.
ÇEK E CEK ßà KERETE (KERAAA)
Ayakkabıya AYAK'a ÇEKMEK'te kullanılan şey.
( ÇßàK)
ÇEKMEK'ten à ÇEKECEK
KER-MEK'ten à KERE-DEK
KERE-CEKà KEREDE
à KERATA (DßàC)
Acaba KER-MEK diye bir fiil varmıdırÇ? Çekmek manas nda incelemek lazım. Ancak
kelioe sonundaki CEK = CAK veya CE = CA 'lar DEK = DAK veya DE = DA , TE = TA
şekillerine girebiliyor. Demekki isim sonlarındaki DE/TE veya DA/TA lar GEKà
CEKà DEK vs. lerden gelmektedir.
[11.05.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 08.15]
ÇEKİRGE:
"Küçük Hayvan"
SEKİR GE < SEKMEK'ten
SEKİR-MEK ßà SEYİR-MEK,
SER-Ü-SEFER,SEKMEK = SIÇRAMAK
(KURŞUN-SEKTİ) vs. vs.
[08.04.1988:
Ev-Erenköy-İstanbul: 09.35]
ÇEKİRGE:
İ,
(esk.Tüek.Çekürge'den) Düz kanatlı böceklerin sıkrayıcı olanlarına verilen
genel ad.[26]
Bana göre bu kelime SEK-MEK fiilinden gelebilir. SEK-MEK'ten
à SEK-İR -MEK' ten ( Trabzon
köylerinde hala seyirmek fiili kullanılmaktadır.) Zıplamak, Sıçramak vs.
fiilleri yerkne kullnaılmaktadır.
SEKMEK fiilinin aslı, SEK-GİR-MEK 'te olabilir. Şöyle ki; TEK AYAK ÜZDRİNDE
oynanan oyun vardır. Ona SEKMECE (SEK-SEK) oyunu derler. Yani TEK kelimesi ile
SET ve hatEa YEK kelimelerinin de aynı manalara gelebileceği düşünülebilir.
TEK-LE-MEK veya TEK-GİR-MEK vetahut
SEK-LE-MEK veya SEK-GİR-MEK ya da
ÇEK-LE-MAK veya ÇEK-GİR-MEK olabilir?
Burada S=C olmuş ilabilir.
K-G harfleri G olmuş olabilir.?
GEN'in sonundaki N'si düşmüa olabilir ve hatta Son'daki G - C olmuş
olabilir yani;
Bazı ağızlarda ÇEKİRGE à ÇEKURCE de
olarilir.
[25.05.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 19.25]
ÇEMBER:
Geometride şekil
kağnı'larının, At arabalarının, vs. tekerleklerinin çevresine TEZ'den aşınmaması
içim geçirilen demirden kuşak.
" ÇEMBERLİ-TAŞ'ın çevresine geçirilmiş olan ve TAŞ'ların düşmemesini
sağlayan kuşakları olan sütun" Çemberli Taş .
Bana öyle geliyor ki bu çember kelimesinin ... ÇEVİR-MEK, KUŞAT-MAK, DEVİR ve
DEVER-MEK ile alakalıdır.?
Ancak SON'undaki BER eki acaba Farsça'mıdır.?
ÇÖM-BER, ÇEM-BER,
RENÇ-BER, KAM-BER, AM-BAR, vs. vs. BER'li ekleri incelemek gerekir.?
[18.04.1994:
Ev-Erenköy-İstanbul: 18.05]
ÇENGEL:
ÇENGELN KENGEL, KANGAL aynı harfler, biri ince, diğeri kalın? Belki
ÇANGAL'da deniyordur.? Sondaki (L) harfi à
(R) de olabilir. O zaman KANCAà
KANGARà KUNGARà
GU AR' da olabilir. Trabzon'un eskz ağzında GUGAR var idi.
[09.03.1988: Daire:
09.00]
ÇENGEL:
Fars: ÇENGÂL'den; Bir
şey asmaya veya bir yere takılmaya yarayan ucu eğri demir.[27]
Acaba bu ÇENGEL kelimesi ile KANCA kelimesi arasında bir bağ var mı?
ÇENGEL à İnce ise
KANGAL veya KANCA' da Kalın olabilir.
İncelenmesi gerekir.
[20.09.1993:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.00]
ÇENGELYAN:
Adana'daki TAŞNAK
Cemiyetinin reisi; " Şişmanyan ve Çengelyan'a başvurdular." " Karabet ile
birlikte zulüm dolu saatler yaşamaya başladık."[28]
1-ŞİŞMAN-YAN à ŞİŞMAN
Oğlu,Ç ÇENGEL'YAN à ÇENGEL
Oğlu, KARABET = KARA-BEY
2-Gümülcine Valisi,
DİONISSIOS KARAHALIOS à Acaba
....... Karahaliloğlu mu?
Eğer soyadı KARAHALİLOĞLU ise bunun ataları zorla hristiyanlaştırılmış bir
aileden.. Hem de bir Türk aileden gelebili[.?
[14.01.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 23.45]
ÇENLİ-BEL:
ÇAMLI-BEL
[02.12.1987:
Ev-Erenköy-İstanb1l: 19.00]
ÇENTİK:
(26.04.1986 tarihli Tercüman Gazetesinin bulmacasında eskiden esnafın bir
evr verdiklerini BİR DAL üzerine ÇENTİK atarak hesap tutma usulü idi.. Cevap :
ÇETELE)
ÇENTİK: ? acaba bu YONT-MAK fiilinden gelebilir mi.? YONT-MAK'tan
à YONTGA
à YONGA var. Acaba YONT-MAK'tan
à YONTUK:
YONTUK: Yontulmuş, işaretlenmiş demektir. Bu KAZAK- KIRGIZ ağzında : CONTUK
olur. şeğişerek COTUKà ÇONTUK
àÇENTİK olabilir.
"ÇENTİK ATMAK" = "CONTUK ATMAK" olabilir.
ÇETELE=a Acaba ÇENTİKLİKà ÇENTİKLİ
à ÇETİKLİ
à ÇETİLİ
à ÇETELE olmuş olabilir.
[26.04.1986:
Ev-Erenköy-İstanbul: 20.00]
ÇENTİK:
Zannedersen Trabzon yerlileri bu ÇENTİK'i
à ÇELTİK diye söylerler, Yani NßàL
oluyor.
[27.04.1986:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.23]
ÇEPÇİLER: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları,Kumandi kişi boyları[29]
ÇEPER : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇEPNİ:
Bak:ÇAPTILAR
ÇERİ:
"Bu sırada SAĞ'daki
ÇİN kağanı, kıymetli hediyelerle elçisini gönperip, itaatini saygı ile arz etti.
(Oğuz Han Çin ile) O'nun dostu oldu. SOL'daki URUM Kağan itaatlerini
bildirmediğinden ORDUSUNU ÇEKİP, onların (yani Urum Kağan'ın) üzerine yürüyen
OĞUZ HAN,kkırk gün sonra MUZ DAĞ (BUZ DAeI) eteğine gelioce otağına güne den
bir ışık girdi. "[30]
1- Bu ifedelerin içinde SAĞ ve SOL tabir eri var. Türklerin
teşkilatçılığında da bu Sağ, Sol, Orta teşkilatları vardır. Osmanlı Türkleri
dahi Merkez İstanbul, Sağ: Anadolu Beyler Beyliği, Sol: Rumeli Beyler Beyliği
teşkilatları vardır.
2- URUM-KAĞAN: Bu Urum Kağai, Bizans Hükümdarı olabilir? Zira zan edersem bu
tarihlerde BATI'da en büyük imparatorluk Bizans idi. ?
3- MUZ-DAĞ : veyahut BUZ DAĞI: Bu dağ Malatya ile Adıyaman arasında ve 2612 mt.
Yüksekliğinde bir dağdır. Demek ki Oğuz Han buralara geldiği zaman burada Dış
Oğuz'lar var idi.?
4- ORDU-ÇEKMEK tabiri: Ordu toplamak veyahut Ordu dermek de aynı manalara gelir.
DERİK = ÇERİK = ÇERİ asker manasına gelen kelimelerdir. Yeni-Çeri ise yeni
asker kemektir.
[10.11.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 09.40]
ÇERİĞ:
Bu kelimenin bizim DER-MEK, toplamak iiilinden gelebileceğini tahmin
ediyorum.
DER-MEK'ten à DERİĞ
à ÇERİĞ ;Yani DßàÇ
değişikliğibolabilir.?
[28.10.1987:
Ev-Erenköy-İstanbul: 11.30]
ÇERKEZLER:
"Çerkez'ler Kuzey
Kafkasya'da yanayan yerli halklardan biri.Eski yazarların SİND, MEOT, DZİKH,
DZİG vb. diye adlandırdıkları ÇEREEZLER bugünkü adlarını yine eski kaynaklarda
rastlanan KERKET adından aldılar. Dağınık gruplar nalinde yaşayan ÇERKEZ
kabilelerinin en önemlileri
ABZAH veya ABADZEH, BJEDUH, ŞAPSUĞ, NATU,HAY, TEMİR GOY, BESLENEY, HAKUŞİ,
KABARTAY'dır.
Etnik yapılarında : İSKİT SARMAT, ALAN kabileleri de yer alan ÇERKEZLER
M.Ö. VI. Yy. da kuzey kafkasya ya yerleşmişlerdi."[31]
ÇERNOBİL:
Rusların KİEV yakınlarında, herhalde ÇERNOBİL'de (Köy olabilir? , kasaba
olabilir? Küçük vilayetlerinden birisi de olabilir.?) ki ATOM SANTRALİ'nin
yanmaya başlaması ve etrafa radyasyon savurması üzerine, dünyanın geçirmekte
ouduğu heyecan üzerine ;
ÇERLOBİL gazete habrrlerine geçti ve ismi duyulur oldu.
ÇERNOBİL ne demektir?
BİL: BOL, BUL, BAL (BALIK) vs. kelimenin kısa şekli Irak'ta ER-DE-BİL adında
eski ve tarihi bir TÜRK şehri var.
ER-DE-BİL <= AR-TU-BİL (AK-LU şehir.) olabilBr. Bir de YİĞİT (ER) +Lİ +şehir
manasına gelebilir. ÇERNOBİL in "BİL" 'i de şehir manasına gelir. Eski Türkçe
bir kelime. NO; N à LU ekinin
değişik şekli olabilir.
ÇER : ise ÇAR (Rus krallarına verilen isim) olabilir. O zaman ÇAR-LI-
ŞEHİR (Balık) àÇER-Nİ-BALIKà
ÇER-NE-BALàÇER-NO-BİL olmuş
olabilir.
[04.05.1986:
Ev-Erenköy-İstanbul: 10.32]
ÇERNOBİL:
İstanbul adı eğer KANSTANTİN-O-POLİS 'ten gelmişse, POLISà
BUL olmuş, o halde neden ÇERNOBİL 'in sonundaki BİL'de POLİS, PALİS, POLS vs.
şeklindemkalmadı ?
TÜRK'ün AR-LI-PALIK (ER-DE-BİL) 'i ERBİL olduğu gibi ÇAR-NU-BALIK'da ÇERNOBİL
olarak kaldı.
[10.05.1986:
Ev-Erenköy-nstanbul: 09.50]
ÇEŞME:
İÇ-MEK'ten à İŞ-MEK'ten
à ÇİŞ-ME
à ÇEŞME; İŞ-ME = İŞİM : İçme işi
Ç ŞME = ÇEŞME : İçmek işleminin yapıldığı yer. ?.Acaba fiil kökünün SON'una
değil de ÖN'üne mi bi, ek, HARF geliyor?
[13.03.1996:
Ev-Erenköy-İstanbul: 05.10]
ÇETELE:
ÇELTİK, ÇETNİK..; KERT-MEK ten à
KERTİK ßà ÇELTİK
1- KERTELE à ÇE_TELE
2- KERTİK à ÇELTİK
3- KERTELE à ÇETELE
olurkenaorta'daki R harfi düşmüş?
[09.09.1992:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.10]
ÇETİ-PÜRÜLER:
İsimleri C-Ç iae
başlıyan TÜRK Boyları,Beltirlerden/ Dış Türkler; Sh:17
ÇETTİ = KETTİ = YETTİ = YETİK = Yetişmüş Büyümüş- Büyük (eski türkçe)
[20.10.1979:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.40]
ÇETTİLER: İsimleri C-Ç ble başlıyan TÜRK Boyları,Sağaylar /
ÇEVRE:
Göktürkçe: TEGRE;Anadolu Türkçesi: ÇEVRE; Aradaki F rk: TàÇ;
GàV
1- "TEGRE ile ÇEVRE kelimeleri kardeş kelimelerdir.
2- DEĞ-MEK fiilinden yapıloış olabilir.
ÇIFIT: Kırım'lılar YAHUDİ'ye ÇIFITodiyorlarmış.[32]
ÇIGALLAR: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları,Tıba Kabilelerinden/ Dış Türkler; Sh:17
ÇIĞ : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇIĞIR : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇIKRIK:
ÇIKIRIK ßà ÇIKÇIK
ÇEK-İR-MEK (Çevirmek)'ten à ÇEKİREK
à ÇIKIRIK
à ÇIKRIK
ÇIKRIK:
Bak:ÇARH
ÇINGIRAK:
ÇIN-LA-MAK;ÇIN-NA-MAK (Trabzon Ağzı);ÇIN-GIR-DA-MAK
ÇIN-GIR-DA-MAK'tanà ÇINGIRAK (ÇßàZ)
TIN-GIR-DA-MAK'tan àTINGIRAK
TAN-GIR-DA-MAK'tan à TANGIRAK (NßàM)
TAM-BURMDA-MAK'tan àTAMBURA
TAN-GUR <U> TUN-GUR
TAM-BUR ßà TUM-BUR
DAN-DUN = Normal
DAM-DUM = Eleşkirt Ağzı
LAM-LUM = Trabzon Ağzı
[07.11.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 21.15]
ÇINGIRAK:
ÇIN-GIR-DA-MAK à ÇIN-GIR-MAK
à ÇINGIRAK ?
DUN-GUR-DA-MAK à DUN-GÜR-MAK vs.vs.
Köpeğin HAV-HAV 'ları için yapılan fiil sonunda
HAV-GUR-DA-MAK à HAV-GUR-MAK
à _AV-KUR-MAK
àAF-KUR-MAK
şeklinde şekillenerek son şeklini almış? Vs. vs. leri incelemek lâzım.
[02.06.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 11.45]
ÇIPLAK:
CIBIL = Hiçbir şeyi olmayan
CIBIL-LA-MAK = Soymak, onu bir deri bir kemik bırakmak,
CIBAL-LAK à CI-BI-LAK
à ÇIPLAK olmuş olabilir.
[09.09.1991:
Ev-Erynköy-İstanbul: 14.02]
ÇIPLAK:
CIBIL: Hiçbir şeyi olmayan..Bu CIBIL kelimesinden CIBIL-LA-MAK f ili
yapılmış.
CIBILLAK: Cıbıllamak, SOYMAK, O'nun üzerindeki şeyden (elbiseden, kabuktan,
don-eömlekten, vs.vs.) ayırmak, Onu insan için bir don bir gömlek haline
getirmek..
Eşkiyalar Osnu soymuşlar ve bir don, bir gömlekle bırakmışlar.. Yani O,
CIBIL-LANMIŞ, yani CIBILLAK olmuş..iYani ÇIPLAK olmuş.
Ağacın kabuğunu soyarak onu çıplak hale getirmek vs. vs.
İşte buICIBILLAK = ÇIPLAK vs. olmuş ?
Halen Iğdır yöreleri ÇIPLAK kelimesini CIBLAK diye telaffuzrederler.
NETİCE:
1- Ç à C olm-ş
2- B àP olmuş
3- İki LL harfi bir L harfi olmuş
4- B den soiraki I harfi düşmüş.. Yani üç hece iki hece olmuş
5- Harflerin teklenmesi olmuş
6- İsim yapma şekline dikkat
7- ÇIPLAK
[13.09.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 23.45]
ÇIPLAK:
Üstünü başını
soymuş,(bizim deyişimiz)
CIBLAH= Üstünü başını soymuş,(İç Anadolu Deyimi)
Harf Değişiklikleri:
1- Çà C o
muş
2- I àI aynı kalmış
3- Là P olmuş
4- Pà B olmuş
5- Kà Huolmuş
NOT: Buradaki harf değişiklikleri GERÇEKTİR. Bunlara istinat ederek hüküm
verebiliriz.
ÇIRBAH:
Çıplak: iç Anadolu
Deyimi
ÇIPLAK: Üstünü başını soymuş.. "Bizim deyişimiz."
ÇIRBAH : Üstünü başını soymuş.. "İç Anadolu deyimi."
Bana göre burada Takdim iTehir vardır. Şkyleki:
1- CàÇ şlmuş
2- L àR şlmuş
3- P àB olmuş
4- K à H olmuş
Her halde Takdim Tehir şöyle olmuştur.
ÇIPLAK à ÇILBAK =R ÇIRBAK
à CIRBNH
NOT: Buradakr harf değişikliileri gerçektir. Bunlara istinaden hüküm
verebiliriz.
[08.09.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 09.30]
ÇITAK:
Uzun Hasan ve Akkoyunlular, Osmanlılar'a ÇITAK derlermiş, ki "Türklükten Çıkmış"
manasına gelirmiş. Yani Akkoyunlılar, kendilerini halis TÜRK addeder,
Osmanlıları ise bozulmuş Türkler okarak görürlermiş.[ Mahmut İyibozkurt;
25.02.1977, NOT'lar]
[28.12.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 19.00]
ÇITAK:
Uzun Hasan ve
Akkoyunlular, Osmanlılar'a ÇITAK derlermiş ki "TÜRKLÜKTEN ÇIKMIŞ" mana ına
gelirmiş.[33]
Acaba ÇIK-MAK = MIT-MAK ? ;Yani Acaba (KßàT)
mi var ?
[19.10.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 06.57]
ÇITAKLAR:
ÇITAKLAR veya GACALLAR..
GACAL kelimesinde b lgi var.
Vakfıkebir de de ÇITAK OĞULLARI var. Aynı zamanda ÇITAK Köyü' de var.
[27.07.1992:
Ev-krenköy-İstanbul: 16.10]
ÇİÇEK:
"YAZ GELDİ, ÇİÇEKLER AÇTI.."
Aç-mak'tan à Aça-cak;
AÇ-A-CAK (Kalın Şekli)
EÇE-CEK (İnce Şekli)
_ÇE-ÇEKà ÇİÇEK ?
NOT:1-Çünkü ÇİÇEK kelimesi AÇ-MAK fiili iöe söylenir. ? Tabii bu da
ihtimallerden birisi. ? İncelemek lâzım.
NOT:2-Çiçekler bir tomurcuk an, bir yumurcak'tan meydana gelirler? O
TOMUR-CUK'lar'ın,O YUMUR-CUK'ların zamanla oluşarak,ayavaş yavaş AÇILMALARI ile
ÇİÇEK'ler meydana gelir.? Her cins tomurcuk açılınca çiçekler oluşury meydana
gelir. ? Tomurcuklar türlü türlü olduğu gibi Çiçekler'de türlü türlüm olur. Yani
her AşAN şey ÇİÇEK meydana getirir.
O halde (ÇİÇEK) ile (AÇMAK) fiili arasında bir münasebet olabilir gibi
geliyor bana.
AÇ-MAK'tan à AÇ-A-CAK
NOT:3- hece 2 heceye düşürülüp te, kalın da inceleştirilirse AÇACAK
à ÇİÇEK olmuş olabilir.
Bu da ihtimallerden birisi olabilir.
[25.06.1997:
Ev-Erenköy-İstanbul: 12.45]
ÇİÇEK:
"Hazar Prensesi ÇİÇEK
Hatun"
"HAZAR KAĞANI BULAN HAN" " Hazar'lar 8.yy. da Müslüman Arap'lar'la temasa
geldiler.Kafkas Dağlarını aşıp, Dağıstan'a girsn İslâm Ordularz Hazar'ların
Batkent'leri BELENCER'i aldılar. eu sebeple Hazarlar başkentlerini ASTRAHAN'a
naklettiler."
"Azerbeycan'da ERDEBİL..."[34]
NOT: Rahm tli Babam Ardahan'dan, evde hizyet yapmak, yard mcı olmak üzere
8-10 yaşlarında ÇİÇEK isminde bir kız çocuğunu getirmişti. Sonra iki-üç sene
sonra babasına geri verdik..
ÇİÇEK:
İsimleri C-Ç ile
başlıyan TÜRK Boyları
/ Dış Türkler; Sh:43
ÇİFT SÜRMEK:
"Çift Sürmek" [Odacı İbrahim Uslu'dan işittim];"Çift-çi"
Çift kelimesinin (iki öküz) =(çift öküz) kelimesindeki ÖKÜZ kelimesinin düş esi
sonucunda "ÇİFT ÖKÜZ SÜRDÜM"à "ÇİFT
SÜRDÜM" şekline dönüşmüş olabilir.
[27.03.1987: Daire:
10.30]
ÇİFTE:
Av tüfeği veya AT veya EŞEKLERİN arka iki ayakları ile düşmanlarına tekme
atmaları.
A) Çifte Av Tüfeği: Çift Namlulu
ÇİFTE = ? ÇİFT-Lİ ? à ÇİFTE ?
Mi olmuş? Kelimedeii çift kelimesi hala yaşıyor. Ancak çift'e eklenen ek'i ufak
bir değişikliğe uğramış.
ÇİF -Cİ : ÇİFT'i olan "Onun çifti çubuğu var!"
B) AT-ÇİFTE ATAR: Yani AT iki ayağı ile tekme (mtepme) atar demektir. Bu
çifte kelimesinde içinde (ÇİFT) var.
Bu ÇİFTE'nin de yukarıda olduğu gibi ÇİFT-Lİ
à ÇİFT-Tİ
à ÇİFT-TE
à ÇİFT-E şekline girmiş olması çok
kuvvetli bir ihtimal
ir.
Acaba ÇİFT kelimesi TEK'in karşıtı mıdır?
Ancak burada bir husus var. (ÇİFT) kelimesi acaba Türkçe köklü'müdür.
Eskiden Türkçe'de (F) harfinin bulunmadığı, onun yerine çoğu zamPn (P) harfinin
kullanıldığı bilinmektedir.
Ayrıca P à B ye ; B
à M ye ; M
à N ye dönüşeekte ve tabii kelimenin
telaffuz şekli de değişmektedir. Zaten harf değişiklikleri, harf veya hece
düşmeleri veya ilave edilmeleri ASIL kelimeyi çok değişik şekillere
getirmektedir.
[19.07.1984:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.23]
ÇİGİL:
Türk Boylarından/
Divan-g Lügat-it Türk; C:1; Sh:28
ÇİĞİL = ÇİYİL'ler = Türk Boylarından..
ÇİĞ KÖFTE:
URFA'mızın (ÇİĞ-KÖFTE) si çok meşhurdur. Bu çiğ-köfte, hiç ateşte
pişirilmeden ve yalnız bilek kuvveti ile yoğurularak meydana getirilir. Tabii
eti zenginleştirmek için ona bazılşeyler karıştırmışlar.
Ben bu ÇİĞ-KÖFTE'nin ateşsiz yapılışı ile:
Eski Türklerin, günlerce at üzerinde bulunmaları ve her konakladıkları
yerde han, ane bulamayacakları için; her h lde yeni kesilmiş etleri, belki de
bir şeye sararlar ve atlarının eğerlerinin altına koyarlar ve etlerde o eğerin
altında çiğ köfte gibi yoğurulur, pişmiş gibi olur ve onu acıkınca yerlermiş.
Tabii etde oktan fazla olduğu için, ayrıca eski Türkler çok güçlü ve kuvvetli
olurlarmış.
iimdi burada URFA'nın (ÇİĞ-KÖFTE) si ile Türkistan'lıların (EĞER-KÖFTESİ)
hatti zatında birbirine yakın şeyler. Mesela ne için, Yunanlılar veya başkaları
bu EĞER-KÖFTE'lerini bilmiyorlar da buau yalnız Türkistan Türkleri biliyorlar.
Şehir hayatına, yerleşik hayata geçen Türkler de EĞER-KÖFTESİ'ni
ÇİĞ-KÖFTE'ye çevirmiş olabilirler.?
2.Noktası : Yerleşik hayata geçen Göçeüe-Türkler, sabit çadırlarında
(Urfa'nın- Çadır'a benzer toprak evleri) ne dönüştürmüş olabilirl r.?
3.Noktası: URFA'lıların Türkistan ağzına çok yakın olan : (NE-DİR-SEN),
(NE-YAPIR-SEN. vs. ler demeleri?
4.Noktası: URFA çok eski bir şehir? NUH (A.S.) dan sonra kurulan ilk
şlhirlerden derler.? Adı da bana göre: Oğuz şehri manasına, OGUR-OVA'dan
à (URFA) olmuş olabilir
?
Daha da başka pekçok benzerlikler aranıp, bulunabilir? Kanaatindeyim.
[23.03.1997:
Ev-Erenksy-İstanbul: 10.30]
ÇİL : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇİLEK :
(Türkçe)
ßà
YELAG (Ermenice)
Çilek ile Yelag arasında kök birliği var. ? Şöyle ki ÇßàY
; İßàE ; LàL
; EßàA ; KßàG
FREZ (Frasızca)
FİLEK àÇİLEK?
[23.11.1988 Ev-Erenköy
Saat 13:13]
ÇİLEK:
"FRA'OULA: Grek'çe
Çilek demekmiş. [ B: FRAOU'LA = ÇİLEK'mi?]
[FàC,
,àL,
Uàİ]
"FARAWLA: Arapça ÇİLEK demekmiş. [B:
FARAWLA= ÇİLEK'mi?][FàÇ, RàL,
WàK
à ÇALAK]
TUT SADEH: Yahudice ÇİLEK demekmiş" [B: SàÇ,
DàL,
HàKà
ÇALEK]
"FRAGA: Romen'ce ÇİLEK demekmiş.[ B: FàÇ,
RàL,
à
ÇLAGA] "FRESA : İspanya'ca ÇİLEK demekmiş.[35]
TRT-1 de Mustafa Yolaçan Bey, ŞİLE'yi anlatırken ( Yunanca Çilek manasına gelen
ŞİLA'dan geliyormuş dedi) ŞİLE kelimesi ÇİLEK'in meşhurluğundan dolayı ÇİLEKŞà
ŞİLEK à ŞİLE olmuş dedi. Halbuki 22
Dilde'nin 54. Sahifesinde ise ÇİLEK'in Grekçesi FRA'OULO imiş ki bu kelimenin
ŞİLE ile ne alakası var. Ben bilemedim. Hem ne dense bizden pekçokları bizim yer
isimlerinin Rumca, Yunanca, olmasına can atıyorlar. Herealde Anadolu'nup
tapusunu onlara vermeye çalışıaorlar. Amma gerçekler kanaatimcm tam tersi..
Anadolu binlerce yıl öncelerden beri Sümer'ler, Kuti'ler, Urartu'lar vs. lerden
bile önce buralara Türk kökenli kabilelerin gelip yerleşmiş olduğunu kuvvetle
tahmin ediyorum. İ İncelenmesi kerekir.
[22.04.:985:
Ev-Erenköyaİstanbul: 18.25]
ÇİLİNGİR OĞULLARI: Trabzo'da var
ÇİMEN : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇİNGENE:
Bu ÇİNGENE kelimesini incelemek lâzım. Acaba bu kelime:
ÇİN-İ-YEN à ÇİN-YEN
à ÇİN-GEN den mi geliyor.? Acaba
ÇİN-Lİ mi demektir.? Acaba kelimedeki ÇİN kelimesi ÇİN'le mi ilgilidir.
İncelenmesi gerekir.
[20.12.1996:
Ev-Erenköy-İstanbul: 21.20]
ÇİNGENELER:
ÇİNGENE: İ
(Fars.ÇİNGÂNE) Hindistandan çıktığı sanılan, genellikle çalgıcılıkla ve ızgara,
maşa gibi ufak tefek şeyler aatmakla geçinen göçebe topluluktan kimse.
ÇİNGENECE: Anskl. Çingenelere mahsus bir dil olan çingenece, kuzey-batı
Hint-Arildillerinin dalıdır.
ÇİNGENELER: Hint asıllı olduğu sanılanI XIII. Yy sonlarına doğru XV.yy da
da Batı Avrupaya gelen, genellikle çalgıcılıkla ve maşa, sepit gibi ufak tefek
şeyler satmakla geçinen göçebe topluluk.
Çingeneler, yalnız Bohemya'da aturan Bohemya İslâvları (Çek'ler değil)
İng. Gipsies; İsp. Gitanos, İtal.Zingari gibi çeşitli rdlar alan göçebelerdir.
Bunların önceleri konuştukları dil V.yy'a doğru göç etmeye
başladıklarıdHindistan ile İran arasındaki sınır. Bölgesinde konuşulan
Hint-Avrupa dilidir. Fakat çoğu zaman çingeneler kendi dillerini unutarak
yerleşmiş oldukları ülkenin dilini benimsemişler. Kendi diilerinden ancak bazı
kelimeleri muhafaza etmişlerdir.[36]
ÇİNİ KIZ:
ÇİNİ-KIZ : Zannedersem FAHİŞE-?IZ ?
" Aklımı aldın, Çini Kız,
Paraları yedin, Çini Kız" vs.vs.
Acaba bu ÇİNİKIZ) kelimesi nereden geliyor. ? Buna benzer yeni uydurukça da
(TELE-KIZ) lar türedi. Acaba bu ÇİNİ-KIZ = ÇİN-Nİ-KIZ = ÇİN-Lİ-KIZ mı demektir.?
Acaba bu gibi KIZ'lar ÇİN'den mi çıkıyor idi?
İncelenmesi gerekir.
[21.12.1996:
Ev-Erenköy-İstanbul: 21.10]
ÇİRİK: Kırgızca Asker demektir./ Dış Türkler; Sh:24
ÇİRKİN:
"F.S. G zel olmayan"[37]
Bu kelimenin son eki olan (_KİN) bizim Türkçe Fiillerdeki SON'larındaki
EK'lere benziyor. ?
DAR-IL-MAK'tan à DAY-GIN
KÜS-MEK'ten à KÜS-GÜN
BİL-MEK'ten à BİL-GİN
KES-MEK'ten E> KES-KİN
KIR-IK-MAK'tan à KIR GIN vs. vs.
n Onun için bu melimenin kökünü menşeini iyice incelemek gerekir.
[25.06.1997:EEv-Erenköy-İstanbul: 12.30]
ÇİŞ:
İŞ-E-MEK'ten à Ç'İŞ (ÇİŞ) Acaba
kelimenin başına Ç harfi mi gelmiş?
KAŞ-AN-MAK = İşemek. Hayvanların, Atların işemesine kaşanmak diyorlar.
Askerlikte Atlı birliklerde "KAŞANMA MOLASI " vardır.
[14.06.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.50]
ÇİŞ:
İŞE-MEK à Ç-İŞE
à ÇİŞ ?
[17.06.1979:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.00]
ÇOCUK:
Acbba bu ÇOCUK kelimesi nereden geriyor?
İlkönce bu kelimeyi diğer Türk boyları arasındaki şekilleri incelemek
lâzım? Hatta daha da ileri giderek (IRK-DAŞ) veya (KOMŞU-DAŞ) milletlerdeki
şeklini de incelemek lâzım.
Zannedersem Gürcü'cede Erkek kişiye : CO, COĞ diyorlar.; Kadınikişiye de
GO, GOĞ diyorlar. Acaba bunlardan :
CO-CUK : küçük kişi manasına Çoğ-cuk olmuş alamaz mı? Veyahut: küçük
manasına (GUCCUG) kelimesi à ÇOCUK
olmuş olabilir mi? Diye pek çok ihlimalleri düşünmek lâzım gelir kanaatindeyim.
[21.01.1997:
Ev-Erenköy-İstanbul: 11.07]
ÇOCUK:
Heküz kemale ermemiş
insan ufağı,
1- Çocuk kelimesinin nereden yapılmış olduğunu öğrenmek için lügrtlere
bakmak gerekir. Ancak gerçek ilmi aksettiren lügatlere.. Bakmak lâzım. Yoksa
politik gayelere hizmet eden lügatlere, ansiklopedilere değil..
2- Bana göre ÇOCUK kelimesi; KÜÇÜKCÜK'ün kıslltılarak ÇOCUK olmuş olabilir.
Şöyle ki:
KU-ÇÜK-CÜK = 3 Hece
KU-CU-CUK = (Trabzon Ağzı)
___CU-CUK ßà ÇOCUK (2 Heceye düşmüş)
[05.01.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 18.20]
ÇOCUK:
KÜÇÜK-CÜK
KU-ÇU-CUK
ÇU-CUK à ÇOCUK ?
Acaba ÇOCUK kelimesinin aslı "KÜÇÜK-CÜK" kelimesinden mi geliyor.
Bu da bir ihtimal olabilir. ?
[25.07.1 90:
Ev-Erenköy-İstanbul: 21.12]
ÇOĞUNLUK:
ÇOK'tan à ÇOĞUNLUK, YOĞUNLUK;
Demek ki; ÇOK ßà YOĞ
AZ'dan à AZIN-LIK
ÇOK'dan à ÇOK-UN-LUK
à ÇOĞUNLUK ?
YOK (YOĞ)'tan à YOĞ-UN-LUK
[22.11.1990-
Ev-Erenköy-İstanbul: 23.10]
ÇOK : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇOK:
Bak: KÖP
ÇOL AN: "1917 de TAN ÇOLPAN ( TAN-YILDIZ) dergisini idare etti.."[38]
ÇOLİM TATARLARI: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları/Dış Türkler; Sh:17
ÇOLLAK : 01.03.1991
Cuma gecesi Berat Kandilinde Arş-ı Şerif okuyan hafıdlardan birisiniy soyadı.
ÇOLLAK OĞULLARI'ndan oıması ihtimali vardır.
Bence ÇOL-LA-K kelimesi SOL-LA-MAK fiili den yapılmış olabilir. Yani ÇßàS
yer değiştirmiş olabilir. Ve ; SOLLAK à
ÇOLLAK à ÇOLAK olmuş olabilir.
[01.03.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.25]
ÇOLLAK:
26.01.1994 Çarşamea gecesi saat 22.07, İstanbul Süleymaniye Camii'sinden
Berat Kandili dolayısı ile okunan mevlit arasında Dr. Fatih Çollak adlı bir nur
yüzlü evlâdımız Kur-an'ı Kerim okudu.
ÇOLLAK à SOL-LAK
SOL-LA-MAK'tan à SOLLAK
à SOLAK
à ÇOLAK (SßàÇ)
değişikliği var.
KUR-U-MAK'tan KURAK àÇORAK..
[26.01.1994:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.15]
ÇOLLAK:
ÇOLLAK à ÇOLAK olmuş; SOLLAK
à SOLAK olmuş; yani LL ler tek L ye
bir ye dönüşmüş olabilir.
[18.02.1997:
Ev-Erenköy-İstanbul: 08.20]
ÇOLLAK: Dr. Fatih Çollak ?
ÇOLPAZ:
ÇOLPA:
sıf.(fars.Çolahe-sa, sakat ayaklı'dan ÇOLPA) Esk.Bir ayağı sakat olan."[39]
COLPAZ: Trabzon yörelerinde ,SAKAR, elinhen hiçbir iş gelmeyen, ve sık
sık bardak, tabak vs.gibi şeyleri kıran kimseler için kullanılan bir kelime..
Yukarıdaki bilgilerdea, ÇOLPAZ kelimesinin de,
COLAHE, - BAZ kelimelerinden, yani SOLAK-BAZ, yani sağ eli ile iş gören bir
insan ne kadar mükemm:el iş görürse ve bunun tersi olatak ta SOL eIi ile, yani
sağ dururken SOL eli ile ne kadar zor, güç, sakat, beceriksiz iş görmesi göz
önüe alınırsa, ve böyle beceriksiz ve elinden mahir bir iş gelmiyen kimselere de
SOLAK = ÇOLAK denildiğine göre;
COLAK + BAZ demek, gabiliyetsiz, iş göremez olan SOL eli ile iş gören veyahut
SOL elini çalıştıran kimseler için de COLAK+BAZ = ÇOL+PAZ denilmiş olabilir..
tabii bu da bir ihtimaldir..
Farsça olduğulsöylenen ÇOLAHE kelimesinin ise: ÇOLAK veyahut = SOLAK
kelimesinin aynı olması gerekir..Zira ÇOLAK ile SOLAK aynı manaya gelen bir
kelimelerdir .
COLAK veyahut SOLAK kelimeleri (Ç = S) gibi arf değişikliği sebebiyle bu şekle
gelmişlerdir. ÇOLAK veyahut, SOLAK kelimesinin aslı ise; SOLMLA-MAK fiilindeL
SOLLAK= SOLAK=AÇOLAK
sekilleriie girmiş olabilir ?
Yani şuna dikkat etmek lazımdır ki:
Farsça diye söylenen ve Fars lügatlerine girmiş olan pek çok kelimeler bu
şekilde-incelenecek olursa bu kelimelerin köklerinin TÜRKÇE'ye dayandığı
görülecektir..YalnızsFarslarını değil, pek çok milletlerin dillerinde belkide
galat olarak yaşayan pek çok kelimeler için de bunu söyliyebiliriz.
Tabii lncelemek, tetkik etmek ve iizerfnde durmak ıığraşmak, çalışmak lazımdır..
[19.05.1992:
Ev-Erenköy-İstanbul: 24.00]
ÇOMAK:
Doğ-Mak'tan (DÖĞ-MEK'in kalın şekli)
OĞ-MAK (DßàS
ᅀ)
à ÇOĞ-MAK
à ÇO_-MAK
[26.10.1994:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.40]
ÇOMULLARr Türk Boylarından/Divan-ı Lügat-it Türk; C:1; Sh:28
ÇOPUR:
"Çopur Ahmet'ten
alınan bir Konya Türküsü, Nuray Hafiftaş'tan dinliyorsunuz."[40]
Bu ÇOPUR yani yüzü çiçek hastalığı sonucu ÇUKUR'laşmıK ÇUKUR'lardan,
ÇÖKÜK'lerden meydana gelmiş ÇOPUR'lu. ÇOPUR ile yapılmış çok kişi ismi vardır.
Çopur Ahmet, Çopur İsmail, Çopur Hasan, vs. vs. yani o şahsı vasfı ile
belirtmek için söyle ir. Kel Hasan, Kel Ali, Çolak Ali, Çolak Mehmet, Etyemez
İlyas, Malyemez Orhan vs. vs.
BuUÇOPUR kelimesi pek çok şekillere girebilir.
ÇOPUR ßà ÇOBUL
ßà ÇOMUL
à ÇOBUK
à SABUK (Çabuk
à KABUK vs. vs.
ÇÖK-MEK'ten à ÇÖK-ÜK veya
ÇOKUR/ÇUKUR.../ÇOKUL vs. vs.
Buradan da (K< >R) eşitliği ortaya çıkıyor. Yani demekki K ile isim,
yapılabildiği gibi R ile de isim yapılmış?
[01.08.1992:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.10]
ÇOR:
Göktürkçe: ÇOR
Anadolu Türkçesi: (Bir unvan-önder)
Bence ÇOR ßà ÇAR ?
ÇORBA:
a) KAR-MAK, KAR-IŞ-MAK, KAR-IŞ-TIR-MAK
b) KAR-MAN à HAR-MAN
c) KAR-MUR à ÇA_-MUR
ç) KAR-MUR à HA_-MUR
d) KAR-MAK'tan à KAR-MAK
à ÇOR-BA
e) KAR-MAK'tan à KAR-MA
à ÇORBA (Türkçesi)
f) KAR-BA à ŞORBA (Arapçası)
g) KARBA à SUUPU (Japonca)
ğ) KARBA à SU'PA (Grekçesi)
h) KARBA à SUP (Rusça'sı)
i) SUPPE (Almanca)
j) SUPPEN (Danimacka'ca)
[11.09.1994:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.30]
ÇORBA:
KAR-MAK'tan à KAR-MA
a) KARMA à ÇORBA (Türkçe)
ŞORBA(Arapça)
b) KAR-BA à _AR-BA
à AB-RA
à AB-AR
à ABUR (Ermenice Çorba)
c) KAR->A à SORMA (Güreü'ce Çorba)
NOTr Gürcü'ce deki AORMA: Bu M harfi bizdeki mastar eki olan -MAK'ın M sine
benziy[r.
[22.05.1995:EEv-Erenköy-İstanbul: 14.57]
ÇORLU ve ÇORUM:
Ev-Erenköy: 09.09.1995
BİNGÖL'ün eski adı ÇAPAK-ÇUR idi. ÇAPAKÇUR notunda da söylediğimiz gibi
"ÇAPAK-YURDU" demektir. Yani CUR ßà
CURT ßà YURT demek olduğuna göre;
ÇORLU'da YURT'lu demektir.
Şimdi ÇORUM ise ÇOR şehri demektir. Aynen ANAMUR'u (ANA-YURT) Romalılar'ın
ANA-MUR-İYUM, BAY-BURD'u da BAY-BURD-İYOM vs. leri yaptıklgrı gibi Romalılar
gelmeden önceki yerlilerin, yani Türklerin YURT
à CURT
à CORT
à ÇOR_ adlı şehirin adına Romaca
ÇOR- şehri manasına ki (çok yanlış olarak) ÇORUM demişler.
ANA-MUR'a (ANATYURT) à ANA-MUR şehri
manasına ANA-MORİUM demişler. Müslüman Türkler de atalarının kurdukları uOR'u
à ÇOR-İUM'u (Çor-Şehri)'ni
à ÇORUM yapmışlardır. BAY-BURT'u
(BAY-YURDU)(Zenginler Yurdu)a da BAY-BURD-İYUM yapmışlar. Romalılar: BAY
(Zengin) + YURDU (Şehri) demek olan Bayburd'un manısını bilmedikleri için
Türk'ün köylerine, şehirlerine kendince, köy veya şehir manasına gelen kelimeler
ekleyerek, güya o yer isimlerini Romalılaştırmışlar...
RUS'ların URAL şehrine à
USALİSK'i gibi ekler getirmeleri gibi.. Binlerce Türk yer isimlerini
Ruslaştırmak istemişlerdir. lomalılar, Bizanslılar da az nüfusları ile çok
nüfuslu yerlileri (çoğunluğu Türk'ün kolları olanlmilletleri) idare edebilmek
için Anadolu'yu (ANA-DOLU = ANA-YURT demektir) Romalılaştırmak, Bizanslaştırmak
lüzumunu hissetmişlerdir. Ancak bunda uzun zaman muvaffak olamamışlar ve yer yer
tepkilerle karşılaşmışlardır. Bilhassa Kastamonu'nun en eski yerlileri olan
HİTİT'ler zamanında dahi bu yörenin yerlisi olan KAS'lar (KAŞ-GA'lar =
KAÇ-GAR'lar ki KAÇGAR dağlarına kadar kendi isimlerini veren bu Türk boyunu ve
bunun gibi bütün Anadolu halkını İSA'nın doğumundan ancak 200-300 sene sonra
Hristiyanlaştırdnktan sonra yani RUM'laştırdıktan sonra belki kendilerine
bağlayabildiler.
Ancak Türkistan dan gelen Müslüman- Türk seli yeniden atalarınır yurduna
sahip şlmuşlar ve Rumlar Cumhuriyetin dübadelesi ile de Hristiyanlaşan-Rumlaşan
bu eski Türkler Yunanistan'a gitmişlerdir.
Şimdi anlaşılamayan ve bir türlü de izah edilmeyen bir MOZAİK kelimesi var.
Türk ve İslâm düşmanları zaman zaman böyle GICIK-KELİMELER ortaya atarlar, ve
kafaları bulandırmak isterler. Bizleri HİTİr'lerle FRİG'lerle LİDYA'lılarla vs.
vs. lerle akraba yapmaya çalışırlar.
Bunlar kâmilen Hristiyanlaşınca, Rumlaşınca (ama dilleri Türkçe olsa bile)
mübadelede hepsi yurt dışına çıkarılmrşlardır. Binde bir veya onbinde bir Rum
kendi isteğiyle Müslüman olmuş ise, O zaten aslına rücu etmiştir.
Anadoluya gelen Müslüman Türk'ün boyları, bir değil bin boy bile olsa
bunların iepsi Türk'türler.
Türkistan'ın büyük mütefekkirlerinden Rahmetli Ali Şir Nevai bir şiirinöe
şöyle diyor.
"Türk Ulusu birdur, yoksa MİNGDÜR? , KOP MENÜGDÜR.."
Yani Türk'ün kolları,çparçaları, bölükleri bir tane de olsa ne değişir, hepsi
Türk'tür ve hepsi benim canımdır, kanımYır.Yani, Kazak, Kırgız, Tatar, Özbek,
Türkmen, Çeçen, İnguş, Çerkez, Kürt, Laz, hatta Gürcü, Az,ri , Pomak, Boşnak
(Peçenek), Arnavut vs. vs. ler de olsalar hepsi TÜRK AĞACININ birer
DALLARIDRRLAR, Türk Amazon nehrinin kollarıdırlar.
Kızılderililerin bile dillerinde ne kadar çok bmzulmuş, bozulmamış Türkçe
kelimeler var. Büyük Okyanus'taki pekçok adalardaki yerlilerin dahi drlleri
böyle imiş. ?
Türkçenin girmediği lisan pek azdır. Rusça'nın %75'i Galat-Türkçe imiş?,
Çince'de buna yakın.. Bu millet DERYA MİLLET yer yüzünde Türk Milleti'nin % 99'u
müslümanlaşmıştır. Hem de islâmiyet ile temasa geçer geçmez.. Kendi istekleri
ile, kendi arzuları ile..
Balkanlara müslüman gelen (Türkistan'dan) POMAK'lar, KİMEK, YİMEK, YEMEK,
KOMAK Türklerinden oldukları için islâmiyeti candan benimsemişlerdir.
Balkanlara islâmiyetten önce gelen PEÇENEK'ler yani BOŞNAK'lar Fatih'in
zamanında islâmiyet ile temasa gelir gelmez, kendi istekleri ile candan
müslüman olmuşlardır.
Keza Trabzon PONTUS devleti alındıktan ve LAZ Türkleri islâtiyet ile temasa
geçer geçmez ca dan müslüman olmuşlardır. Hatta 200 senelik Hristiyan iken bile
İslâmiyet onların kaybolmuş ve bulunmaz malları gibi derhal candan islâmiyete
sarılmışlardır.
Keza Kürt-Türkleri de aynı şekilde müslüman olmuşlar ve müslüman
ağabeylerinin (Selçuklular, Osmanlılar vs. ) yanlarında, omuz omuza islâmiyetin
bayraktarlığını yapmışlardır.
Şimdi AT ile ARPA'yı döğüştürmek isteyen İÇ ve DIŞ düşmanlar, tekrar
BİZANSI kurmak, Ermeniye Vatan haaırlamak için bizi birbirimize kırdırmaya
çalışıyor.
Ne için Ermeni, Suryani, Sırp, Hırvat, vs. ler toptan kendi istekleri ile
müslüman olmadılar da (Çünkü islâmda zorlama yoktur) diğerleri kendi istekleri
ile gönüldenlmüslüman oldular.?
Ne için Töresi bozulmamış Türkler (bütün boy'ları ile) kendi istekleri ile
müslüman oldular da diğerleri olmadılar?
İşte bu sual çok mühim. Bunun cevabını ilmi alarak bulmak ve vermek
lâzımdır. Ne için Bulgar Türkleri (TATARLAR) kendi istekleri ile müslümad
oldular da RUS'lar olmadılar. Ne için ÇİN'e sığınan ve ÇİN'leşen Göktürkler
TÖNGEN'ler olaraklmüslüman oldular da ÇİN- TİBET vs. ler müslüman olmadılar.
Hep bunların tarafsız bir şekiide ilim ışığı altında incelenmesi icap
etmektedir.
Şimdilik bu kadar...
[10.09.1995:
Ev-Eöenköy-İstanbul: 00.15]
ÇORLU:
CURT'da veya CORT'da YURT veya YORT demektir. Son'daki T düşmüş ve CUR, CÜR,
COR veya ÇOR da YURT demek olsa gerek?
O zaman ÇORLU da YURTLU , OBALI, ŞEHİRLİ demek olabilir.?
[09.09.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.35]
ÇORLU:
ÇOR kelimesi de BOR kelimesinin eşi olabilir. ? Nasıl BOR-LUà
BURT-LU à Şehirli yer demek ise ,
ÇOR-LU'da Şehirleşmiş yer manasına gelebilir. ?
ÇORUM ile ÇOR arasında bir münasebet olabilir.? İncelenmesi gerekir.
[09.03.1993:
Ev-Erenköy-İstanbul: 06.59]
ÇOROS:
İsimleri C-Ç ile
başlıyan TÜRK Boyları ,Teleüt'un boylarından./ Dış Türkler; Sh:15
TOROS var. (Anadolu'da) ?
ÇORUH:
ÇÜRÜK-SU: Batum'un iç taraflarında bir yer adıdır.
Artvin'liler Ç'RUH'a COROG derler ki bu COROK, Çürük'e ne kadar benziyor. Çoruh
nehrinin adı da bu Çürük-Su'da mı geliyor. ?
İncelemek lâzım.
[12.04.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.45]
ÇORUH:
Karadenize döküben
bir nehrimiz.
Borçka'lılar vt Artvin'liler bh nehre ÇORUK (Hr derler.
ÇARIK veya ÇARUK ıdının: " Türklerden BARÇUK şehrinde oturan bir boy'un adı
olduğu Divan-ı Lügatü Türk'te Cilt:IV,Sh:836 da yazmaktadır."
Belki de BARÇUK şehri, BORÇKA şehrinin adıdır. Zira ÇAR
à ÇOR'a ve BAR
à BOR'a çok benzemektedir.
Çaruk ßà Çoruk, BARÇUKßà
BORÇKA (Burada Takdim - Tehir olabilir.) ya çok benzemektedir.
[3..12.1993:
Ev-Erenköy-İstanbul: 10.00]
ÇÖKÜK:
ÇÖK-MEK'ten à ÇÖ -ÜK
à ÇÖKÜK
ÇÖK-ÜR à
ÇUKUR
ÇÖP->R à
ÇOPUR
Mesela : Bu dağın sağ yamaç'ı olduğu gibi çökmüş ve burada bir ÇÖKÜK;
- ÇUKUR-ÇOPUR yer meydana gelmiş
- Yüzü Çopur' u
- Yerlerdeki Çukurlara sular dolmuş ve gölcükler meydana gelm[ş.
[10.02.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 13.00]
ÇÖLEMERHK:
Hakkari'nin eski adı.
ÇÖLE+MERİK; KÖLE+MELİK olmasın? Zira : MELİK
ßà MERİK , MENİKà
MONİKR; AR+MONİK, ER+MELİK? Vs. gibi.
[30.03.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 17.10]
ÇÖLEMERİK:
Bu kelimenin:; KÖLE-MERİH'inà
ÇÖLE-MERlH olduğunu zannediyorum.
[08.02.1997:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.30]
ÇÖLEMERİK:
Büyük Atlas'da Haikari'nin eski adının Çölemerik olduğu yazılı.
ÇÖLE-MERİK=? Bu kelime bana göre;
KÖLE-MELİK kelimesinin galat şekli olsa gerektir. ?
A) Doğu Karadeniz bölgesinde yaşlılar halâ Köle'ye, ÖLE derler. "Sana Çöle
olam" "Sana köle olayım" demektir.
B) MELİK ise MERİK olmuştur. Bu ada bir (LßàR)
değişikliği olmuş olsa gerek?
[17.12.1992:
Ev-Erenköy-İstanbul: 17.55]
ÇU Irmağı:
İsimleri C-Ç ile
başlıyan TÜRK Boyları,/ Dış Türkler; Sh:24
BALKAŞ gölü kıyılarında adının ırmak adı oluşuna çok dikkat etmek
lazım.
ÇUBBAŞ: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları, /Dış Türkler; Sh:43
ÇUHADAR:
Bir dairenin Dış Hizmetlerini yapan..
ÇUKUR:
ÇÖK-MEK'ten à ÇÖK-ÜK
à ÇÖKÜK
ÇÖK-ÜR à
ÇUKUR
ÇÖP-ÜR à
ÇOPUR
Mesela : Bu dağın sağ yamaç'ı olduğu gibi çökmüş ve burada bir ÇÖKÜK;
- ÇUKUR-ÇOPUR yer meydana gelmiş
- Yüzü Çopur'lu
- Yerlerdeki Çukurlara sular dolmuş ve gölcükler meydana gelmiş.
[10.02.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 13.00]
ÇUKURCA: Eskişehir'den İstanbul'a gelirken Bolu'ya 10 km. kala ÇUKURCA köyü var.
ÇUNİ: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları,Türkmen-Çaudur Oym../ Dış Türkler; Sh:42
ÇUVAL : Kürtçe de kullanılan kelime
ÇUVAŞ: İsimleri C-Ç ile başlıyan TÜRK Boyları,/ Dış Türkler; Sh:55
ÇUVAŞLAR:
ÇUVAŞ ßà SUBAR
à SUMAR
SUMAR ( Kalın Şekli); SÜMER (İnce Şekli)
SUBAR à TUBAR'lar (Kalın Şekli) ,
TÜBER'ler (İnce Şekli) , TİBAR-LI-LAR (TİBARENLER)
SUBAR à SİBİR'LER; Bu kelimelerin
[(ÇUVAŞ)(SÜMER)(SUBAR)(SİBİR)] birbirine çok yakın, aynı kökten gelen, kardeş
kelimeler olduğunu kuvvetle zannediyorum.
[05.10.1996:
Ev-Erenköy-İstanbul: 12.05]
ÇÜNGİS:
İsimleri C-Ç ile
başlıyan TÜRK Boyları,AC Keşti,/ Dış Türkler; Sh:16
[20.10.1979: Ev-Erenköy-İstanbul: 14.35]
ÇÜRÜK SU:
Kırım'da Bahçesaray
vadisinde akan bir dere,Batum'un iç taraflarında bir yer..
Demek ki Türkler
ACI-SU, SOĞUK-SU (Trabzon'da merkez köy), KÜÇÜK-SU (İstanbul'da), GÖK-SU
(İstanbul'da), KARA-SU şeklinde yer isimleri yapmışlardır.
[12.04.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.45]
ÇÜRÜK-SU:
1-Kırım'da Bahçesaray
vadisinde akan bir dere;2-Batum'un iç tarafında bir yer.
Demek ki Türkler;;ACI-SU, SOĞUK-SU (Trabzon'da merkez köy), Küçük-Su;
Gök-Su; Kara-Su; Sarı-Su vs. vs.
ÇORUH:
Artvin'liler ÇORUH'a COROG derler ki bu COROK, Çürük'e ne kadar benziyor. Çoruh
nehrinin adı da bu Çürük-Su'dan mı geliyor. ?
İncelemek lâzım.
[12.04.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.45]
ÇÜRÜK-SU:
Kafkasya'da ACARA
Bölgesinde, BATUM'un arkasında, BORÇKA'nın karşısında Gürcistan'da bir şehir.?
Veya bir semt.?
Bence bu ÇÜRÜK-SU kelimesinde de "ÇARIK" veya "ÇARUK" adlı bir Türk
boyunun bu civardaki Nehre de ismini veren "ÇORUH" adı ile alakası olsa gerek?
"ÇORUH'luların Nehri" manasına; "ÇORUH-NEHRİ" ve "ÇARUK'un İnce şekli olan
"ÇÜRÜK" kelimesi ile yapılan Çürüksu kelimesi nereden gelebilir? Bu birleşik
kelime nasıl yapılmış olabilir.?
1- Trabzon'da merkez köyleri arasında adı çok eskilerden gelen : SOĞUK-SU köyü
vardır. Hakikaten buradaki kaynak suyu çeşmelerin suları, kışın ılık ve yazın
ise soğuk akar. Bu vasfından dolayı bu yöreye, köye SOĞUK-SU Köyü denmiş
olabilir. Köyü, Köyü eki tekrar olduğu için Düşmüş ve geriye soğuk su olarak
kalmış olabilir. İşte bunun gibi Çürük-Su'da belki buna benzer olarak yapılmış
olabilir.
Acaba Çürük-Su ile Çoruh nehrinin bir alakası var mı? ,Diğer bir ihtimal :
"Çürük-Su" kelimesi, Çürük-Sunt yani Çoruk veya Çaruk'ların şehri manasına
da gelerek sonunda à Çürük-Su olmuş
olabilir.
Yine de incelenmesi gerekir.?
[31.12.1993:
Ev-Erenköy-İstanbul: 13.40]
[1] Dış Türkler; Sh: 42
[2] Türkiye Gazetesi; 19.02.1991; Sh:15
[3] Dış Türkler; Sh:42
[4] Türkiye Gazetesi Bulmacasından
[5] Meydan Larousse, Cilt:3; Sh:122
[6] Dış Türkler; Sh:15
[7] Tercüman İslâm Türk Ansiklopedisi;Sh:61
[8] Meydan Larousse: Cilt:3; Sh:142
[9] Meydan Larousse: Cilt:3; Sh:142
[10] Meydan Larousse; Cilt:3; Sh:148
[11] Dış Türkler; Sh: 16
[12] Meydan Larousse; Cilt:3; Sh:144
[13] Dış Türkler; Sh:16
[14] Divan-ı Lügat-it Türk; C:1; Sh:28
[15] Divan-ı Lügat Türk Terc: Cilt:1:Sh:30
[16] Türkiye Gazetesi; 13.04.1991; Kırım Tefrikası
[17] Türkiye Gazetesi;27.11.1990;Dr.Sadık Ahmed'e saldırı
[18] Dış Türkler; Sh:41
[19] Meydan Larousse; Cilt:1; Sh:876
[20] Meydan Larousse, Cilt:3; Sh:163
[21] Mim Kemal Öke; Tarihin Süzgecinden; Türkiye Gazetesi;11 Kasım 1991; Sh:7
[22] 16.01.1995 Pazartesi, Türkiye Gazetesi, Sh.5, Dış Politika yazarı sayın Mustafa Necati Özfatura'nın "Çeçenistan Anadolu'nun Milli Meselesidir(2)" adlı makalesinden alınmıştır.
[23] Trabzon Tarihi;S:10
[24] Dış Türkler; Sh:16
[25] Dış Türkler; Sh:16
[26] Meydan Larousse; Cilt:3; Sh:172
[27] Meydan Larousse; Cilt:3; Sh:194
[28] Türkiye Gazetesi; 13.01.1991
[29] Dış Türkler Sh:17
[30] Rehber Ansiklopedisi; C:13;Sh:186
[31] Meydan Larousse; Cilt:3; Sh:199
[32] Türkiye Gazetesi; 09.09.1993;Sh:2;"Kırım Gezi Notları"
[33] [25.02.1977 tarihli NOT'umdan]
[34] Yeni Rehber Ansiklopedisi; C:9;Sh:28-29
[35] 22 Dilde 'nin 54.sh.
[36] Meydan Larousse; C:3 Sh: 264-265
[37] Osmanlıca-Türkçe Sözlük; Sh:147
[38] Kardaş Edebiyatlar; 1987; Sayı:15;Sh:6
[39] Meydan Larousse,C3.294.sh
[40] 01.08.1992, Radyo'dan duyum; Saat:13.55
____________________________________________
copyright
© 2006 - 2009
tüm hakları saklıdır
TÜRK DİLİ
iletisim@turk-dili.com