KABARTMAK:
KABİL İMAM VERDİ
ALLAHVERDİOĞLU: “Şair,
1926 da Bakü’da doğdu.”[1]
ALLAH-VERDİ, TANRI-VERDİ, CAN-VERDİ (CAN-BERDİ) vs. gibi VERDİ’li isimlere
bunlar da birer misal
[04.10.1988 Ev-Erenköy
Saat: 17:35]
KABZA:
Bıçak, Kılıç, Tüfek
gibi şeylerin elde tutulan kısmı
KAVRAMAK: Bir şeyi elle kuşatmak veya kolla sarmak
KAV-RA-MAK à KAB-SA-MAK
Vßà B ; R
ßà S
KAV-RA-MAK’tan à KAVRAK
à KAVRA
KAB-SA-MAK’tan à KABSAK
à KABZA
(RA) ile veya (SA) ile ve “KAB” veya “KAV” dan yapılmış bir fiilden yapılmış bir
isim.
Bu kelimenin “KABZA” nın kökü Türkçe oluyor.
[15.05.1988,
Ev-Erenköy-İST, Saat: 21:40]
KAÇAR:
Bir şeyi olduğundan
fazla göstermek
KABART-MAK à ABART-MAK
Bence bu kelimenin yani fiilin kökü KÖB veya KOP dur. KOB-AR-MAK
à KAB-AR-MAK olmuştur.ÇOK demektir.
KOB= ÇOK, KABAR-MA'nın başındaki A düşmüş ve geriye ABAR-MAK veya ABART-MAK
kalmıştır.
[08.11.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.10]
KAÇGAN = KAÇICI (KAÇAK)
KADIN:
HATUN = KA-TUN = KA-DIN
[17.05.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 11.50]
KAFA'Lİ:
Grekçe BAŞ
demektir.,/ 22 Dil'den Sayfa:31
KAP-MAK'tan à KAPAK
à KAPA
à KAFA, KEFAL,SEFAL vs.
[19.04.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 21.15]
KAHPE : Kürtçe de kullanılan kelime
KAHVE OCAK : Kürtçe de kullanılan kelime (Kahve Ocağının adı)
KALA:
Fin'ce BALIK
BALIK à KALAK
àKALA
[10.09.1994:
Ev-Erenköy-İstanbul: 17.37]
KALAT:
KALAT = KALIT = HALİT = HALT (Bir Hece)
[12.11.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: ]
KALBİM :
Takdim-Tehir ile KAB-LİM
TV filminde “Metin Akpınar’ın köylü –Eğin’li konuşması..
[13.09.1988,
Ev-Erenköy-İST, Saat:14:30]
KALBİM :
Takdim-Tehir le
KABLİM….
[2]
[13.09.1988 Ev:
Saat:14:30]
KALINĞ : Kürtçe de kullanılan kelime
KALIN-İNCE HALLER:
AŞK (Kalın Şekli) (Anadoluda) / EŞG(İnce Şekli)(Azerice) ; AGA (Kalın
Şekli)(Trabzon)/EGE(İnce Şekli) (Ege'li) ;
ATA (Kalın Şekli)(Türkeli) / ETE (İnce Şekli) (Azerice);
AĞA (Kalın Şekli)(D.Anadolu'da)/EĞE-EYE(İnce)(Azerice); vs.vs EÇU Göktürkçe ATA
demek.?
[28.05.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 20.55]
KALİGARİAPİLİ:
İĞRİKAPI
Acaba "PİLİ" İLİ,ELİ, BELİ,BOLU,BALIK, vs. lerden GALAT şekli mi.?
[19.06.1986:
Daire-Kadıköy-İstanbul: 09.15]
KALİMNOS :
Amorgos’un doğusunda
ada.
KALİM+NOS → KALİM+GOS yani N↔G olamaz mı? KALİM ise SALİM’leri hatırlatıyor?
KARS’daki TERMESOS’lulara SALİM dendiğine ve KARBON↔ŞARBON; KARL↔ŞARL vs. gibi
SALİM de acaba KALİM olamaz mı? O zaman SALİM+KÖY manasına KALİM+NOS olamaz mı?
Buda bir ihtimaldir. Zira SALİM ler Antalya’dan Ege adalarına Girit’e vs.
yayılmışlar ve İYON MEDENİYETİNİN kurucuları oldukları ihtimali de çok kuvvetli
imiş.
[19.09.1988 Ev-Erenköy
Saat:11:07]
KALMAK:
KAL-MAK = KALAK - KALAS - KALAŞ - KALAZ - KALAD - KALAG - KALAĞ - KALAH
vs.ler vardır.
Hatta TALAS - TALAŞ - TALAJ - TALAZ - TALAK - TALAĞ - vs.ler hep eski Türkçe'de
ŞEHİR demektir. Bunlar KALIN şekilleridir.Birde bunların İNCE şekilleri vardır.
Bunlarda : KELEK - KELES - KELEZ vs. şeklinde olur. Eski Türkler gibi
Gürcü'lerde şehre KALAK veya KELEK diyorlarmış
[12.11.1995:
Ev-Erenköy-İstanbul: 11.40]
KAMA:
Bir nevi dövüş silahı
KAK-MA à KA_MA
[25.05.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 11.15]
KAMIŞ : Kürtçe de kullanılan kelime (Havut’un devesinin semeri içine konan ot)
KAMPALA :
Uganda’nın baş şehri
(M↔N) KAN-PALA →KAN-BALIK ?
[16.09.1988 Ev-Erenköy
Saat:16:00]
KAMPALA :
Uganda’nın başşehri
(MßàN) KAN-PALA
à KAN-BALIK?
[16.09.1988 Ev-Erenköy
Saat 16:00]
KAMYON :
Takdim – Tehir ile GAY-MON ?
KANÇIK : Kürtçe de kullanılan kelime
KANDİYE :
Girit’te büyük bir
şehir.
KAN-Dİ-HAR veya bugünkü söylenişi ile KAN-DE-HAR yani KAN-LI-Şehir → HAN-LI –
Şehir (Hükümdarlı Şehir) → HANLI-YURT (Afganistan’da); HAN-LI-ŞEHİR (Girit’te)
KANDİYE:
Girit'de bir yer
KAN-Dİ-YE = KAN - LI - KENT = HAN-LI-ŞEHİR
[26.11.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 20.55]
KARABÜK:
Bak:EDEBÜK
KARAÇ : Kürtçe de kullanılan kelime
KARADAĞ: Arnavutluk’un kuzeyinde ve Yugoslavya’da Bosna ve Sırbistan’ın güneyinde Kosova’nın batısında bir bölge.
KARAHÇİ :
Kürtçe de kullanılan
kelime
(Kaçakçı ? )
KARAKEÇİLİ KÖY İSİMLERİ:
Urfa’nın Siverek
ilçesine bağlı Karakeçili köy isimleri.
[3]
AĞA-ÖREN : [B:AĞA-VİRA köyü]
KARA-CA-VİRAN : [B: Karaca Köy?]
MEHMET-VERİN : [Mehmet Viran ? ]
DELİK-TAŞ, KARA-DİBEK, KURT-İNİ, KARA-HÜYÜK, BAŞI-BÜYÜK, GÖL-LÜ,
MEZREA, MİZAR, ÇABAK ÇUR, KEŞ [B: KAŞ isimli çok yer isimleri var. KAŞ-GAR,
KAŞ vs], KARA-FİRK, TİMEYTİ, UZUNCUK, UZUN-ZİYARET, ÜZÜM-KÂR, ZİL-FİL,
KIZIL-ALİ, BEY-ALİ, TORUN-ALİ, TAŞ-LI, KABA-SIRT, KABA-HAYDAR, KABİK, BOZ-KAYA,
TANRI-VERDİ, KAPAKLI-KALE, BOĞ-DÜK, KANTARA, SALUR, SÜLÜKLÜ, SADIKLI, ÇİPİNİ,
ÇARDIRKEŞ, MEZİNCİK, TORU, OSMAN-BEY, SALUCA vs. [B: KARA-KEÇİ-Lİ-LER, Kayı
Oğuz boyu içinde yer almaktadırlar. Oğuz Türkmen’lerdendir. Osmanlıların mensup
oldukları boyun adıdır. Anadolu’nun her tarafına Suriye’ye yayılmışlardır.
Zannedersem belki de Suriye’dekiler ARAPLAŞMIŞLARDIR.?? Zira Doğu ve Güney
Doğu’daki Karakeçililer Kürtleşmişlerdir. (Urfa,Siverek, Diyarbakır vs.) Ancak ;
Orta ve Batı Anadolu’daki Karakeçililer Türkmenliklerini, Yörüklüklerini
koruyabilmişlerdir.
[23.10.1988 Ev-Erenköy
Saat 20:45]
KARA-N-LIK : ?
KARA-GÜN-LÜK à KARA-ÜN-LÜK
à KARA-N-LIK
[14.09.1988,
Ev-Erenköy-İST, Saat:07.50]
KARANLIK:
KARA-GÜN-LÜK Bu KARANLIK ve bunun tersi AYDINLIK kelimeleri KARA-GÜN-LÜK ve
AK-GÜN-LÜK kelimelerinde hece kısaltmaları sonucunda oluşmuşlardır.KA-RA-GÜN-LÜK
= dört hece; KARANLIK = 3 hece; AK-GÜN-LÜK Zaten 3 hece daha kısalmamış. Ancak
GECE manasına TÜN kullanılmış ve GÜNLÜK = GÜNDÜZ ; AK-TÜN-LÜK = AYDINLIK olmuş ,
yani GÜNDÜZ için KARAGÜNLÜK gece için de AKTÜNLÜK olmuş olabilir.
[10.01.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 08.30]
KARAP:
Doğu Türkistan Tabiri
= Bakıp
Demek ki KARMAK diye BAKMAK manasına bir fiil var. ? Acaba KAR-IL-MAK
(Bakılmak); KAR-IN-MAK (Bakınmak); KAR-IT-MAK (Bakdırmak) vs. gibi fiilleri de
var mı? Tetkik etmek lâzım.
[30.09.1987: Koşuyolu-Hastane:
19.07]
KARATUBAN:
KARA-LI-ŞEHİR ?
KARGA:
Doğu Türkistan
Tabiri=KARGA
[30.09.1987:
Hastane-Koşuyolu: 15.59]
KARGAMIŞ:
Urfa-Bilecik'in
güneyinde ve hudutdaki BARAK'ın hemen karşısında eski şehir. = CARABLUS
SARI-GAMIŞ : Kaza (Bizde) ; GAR-GAMIŞ veya KAR-GAMIŞ bence bu da GARA
veya KARA olabilir.?Daha başka GAMIŞ ile biten yer isimleri varsa ? (mesela:GAMIŞLIK
veya KAMIŞLIK vs.gibi) onlarında üzerinde durmak lazımdır.CARA-BLUS'un
à CARA-BULUS
à YARA-BALIS
à KARA-BALIK olması ihtimalini çok
kuvvetli görüyorum.
[19.03.1988:
Ev-Erenköy-İstanbul: 12.50]
KARISA:
Doğu Türkistan Tabiri
= İhtiyarlasa, İhtiyarlayınca
Demek ki onlarda KAR-MAK veya KARI-MAK diye bir fiil var.İhtiyarlamak
manasına.. Buna benzer bizde bir fiil yok galiba..
[30.09.1987: Koşuyolu-Hastane:
19.07]
KAR-LUK:
KAR'LARIN ŞEHRİ
[13.01.1988:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.55]
KARPATLAR DAĞLARI: Çekoslovakya ve Macaristan’ın doğusunda Romanya ile Rus sınırı arasında Romanya’nın BOĞDAN (Moldavya) bölgesinin batısında ve Romanya’nın TRANSİLVANYA (ERDEL) eyaletinin kuzeyinde ve tahminen 2300 m. Yüksekliğinde bir dağ silsilesi.
KARPUZ
(Türkçe)
ßà
ARBUZ (Rusça)
Kà düşmüş, PßàB
olmuş?
KAR veya KIR ya da KIZ Kırmızının kökü?
KIZIL ; KIRMIZI ; KİREZ (Kırmızı Meyve) acaba Karpuz’un da Kırmızı ile bir
alakası var mı? Acaba aslı KIRMIZI mı? à
KARMIZ à KARMUZ
àKARBUZ
à KARPUZ olmuş olabilir.
KIRMIZ ise KIZ-MAK’tan à KIZ-AR-MAK’tan
gelebilir?
KIZ-MIŞ (Kır-mız) à KIZ-AR-MIŞ demek
olur ki KIZIL renk almış demektir.
KARRUSAN:
Erzurum'da
ilçe(Horasan)
KAR-RU-SAN= HAR-RU-SAN = HOR-RA-SAN = HORASAN; (Trabzon'daki bir incir
çeşidine TORASAN İNCİR'I derler; Acaba HORASAN = TORASAN yani H ve T değişikliği
olmuş mudur. İncelemek Lazım)
[24.09.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 15.37]
KARS:
KAR-SİN = KARS
[24.09.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 15.37]
KAST:
Doğu Türkistan
Tabiri=KASIT, KÖTÜLÜK
[30.09.1987:
Hastane-Koşu yolu: 15.59]
KAŞANMA:
Atların işemesi işi
KAŞ-AN-MAK = İşemek. Hayvanların, Atların işemesine kaşanmak diyorlar.
Askerlikte Atlı birliklerde "KAŞANMA MOLASI " vardır.
[14.06.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.50]
KAŞAVİ : Kürtçe de kullanılan kelime (Kaşağı)
KAŞKIR:
Kazaklar KURT'a
KAŞKIR diyorlarmış.,/ Kardaş Edebiyatlar;1987;Sayı:15;Sah:30
[30.09.1987:
Hastane/Koşu yolu: 11.40]
KAT : Kürtçe de kullanılan kelime
KATIM:
Bak:DİLİM
KATMAN:
Polonya'da
Kumandanlara, reislere,Baş'lara KAT-MAN denildiğini duydum.
Bunun da incelenmesi lazım.
[30.12.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 18.30]
KAVAK MEYDANI:
Trabzon'da bir
mahalle.
Trabzon ağzı olarak KAVAK MEYDANI’NA KABAK MEYDANI olarak söylenmektedir.
[21.12.1986:
Ev-Erenköy-İstanbul: 08.50]
KAVAZ : Kürtçe de kullanılan kelime
KAVIR veya TOKLU : Kürtçe de kullanılan kelime (Yörüklerin Toklu dediği bir yaşındaki koyun)
KÂVUS (740 – 820 ) : UŞRU –SANA Hükümdarı, meşhur KARA BUĞRA HAN’ın oğlu [4]
KAYIS : Kürtçe de kullanılan kelime
KAYMAK – KEŞKE : Kürtçe de kullanılan kelime (Buğday Çorbası)
KAZ : Kürtçe de kullanılan kelime
KAZAKİSTAN BAYRAĞI:
"Ortası sarı, Hilâli
yeşil bir bayrak." Aliye Eyüp'e yeşil bir bayrağın neyi temsil ettiğini sordum?
"islâmiyeti dediler".
"Bizim bayrağımız, Alaş Partisi'nin Hilâl içinde Bozkurt'lu remzi.." "Bir yıl
önce kurulmuş olan AZAT PARTİSİ'nin işareti mavi üzerine Bilge Kağan'ın,
Kültigin'in 8 köşeli yıldız'ının çizgili olduğu sarı renkte güneş.."[5]
[18.06.1991;
Ev-Erenköy-İstanbul; 24.00]
KAZANGAP : Bir Kırgız ismi
KEÇİBORLU:
TEKE-ELİ à TEKE-Lİ
à KEÇİ-ELİ
à Keçilerin Yurdu Vatanı
KEÇİ-BOR-LU à KEÇİ-BURT'LU yani
KEÇİ-YURT'lu yer yani: KEÇİ-BOR-LU yer...
BOR à BURT
à DURT
à YURT vs.
[09.05.1993:
Ev-Erenköy-İstanbul: 06.50]
KEFELİLER:
Bizim KEFE olan
şehirle Karadeniz’in kuzeyinde ve KERÇ boğazının yanlarında eski tarihi iki
şehir.
Sürmene'de :KEFE'den gelmiş kalabalık bir aile VARDIR .KEFELİLER
Karadeniz sahillerine serpilmişler,inmişler ? Bunlar KIRIM Türklerindendirler.
[06.06.1997:
Ev-Erenköy-İstanbul: 19.20]
KELEBEK:
Bak:ÇAPALAK
KELEK : Kürtçe de kullanılan kelime
KELİMELER VE KÖKLERİ:
Bölge Müdürlüğü, şef muavinlerinden Şükriye Demir,
Konya’nın Karaman İlçesi’nden imiş ve Karaman’ın eski ismi LARENDE imiş.(Bugün
söyledi).Eski haritalarda zannedersem Heredot Kitabındaki bir haritada LARENDE
ismini görmüştü. Şükriye Hanımın anlattığına göre Karaman oğulları burada
bulundukları için, sonradan buraya Karaman ismi verilmiş.
Türkistan’da : AN-Dİ-CAN var. Bu isim eskiden belki de AN-Dİ-CANT
veya HAN-TU-CANT idi.? Bugünkü şekli ile KAN-LI-KENT = Hükümdar – LI- ŞEHİR
manasına gelebilir. KENT= CENT= JENT= ZENT= SENT= ŞENT= vs.. şekillerine
girebilir:
Misal:
GELİYORUM = KELİYİREM = CELİYİRİM
JANDARMA = CANDARMA
JAPON = CAPON
JENERAL = CENERAL, GENERAL
KENT = İnce şekli , KANT= Kalın şekli
BELH = İnce Şekli , BALK veya BALIK = Kalın şekli
DERT = İnce Şekli , DURT = KURT = YURT = CURT =Kalın şekli
DURT = GURT = ĞURT = VURT = MURT = BURT vs.
DART = GART = ĞART = VART = MART = BART vs.
(Stut-gart) (Varto)
DERT = GERT = ĞERT = VERT = MERT =MERT vs.
(Berg)
NOT: İsimler: K,G,Ğ,H,H,Y,V,B,M,J,Z,S,Ş,T,D,R, ile de isimler yapılmıştır.
DUR-MAK fiilinden (ikamet etmek, oturmak, iskân etmek vs.)
DUR-AK : İkamet edilen, oturulan,kalınan yer manasına veya DUR-MAK fiilinden
(K) ile değil de (T) ile de isim yapılmıştır.
DUR-AT = DURAT = DURAG = DURAĞ = DURAT = DURAD = DURAV = DURAB = DURAM =
DURAY = DURAS = DURAZ = DURAŞ = DURAR = DURAH vs. vs.
Umumiyetle hecelerde kısaltma ve harflerde kısaltmalar
yapılmıştır. Şu halde, harf değişiklikleri, harf eklenmeleri kelimelerin
başına,ortasına, sonuna, harf düşmeleri, hece takdim-tehirleri, harf
takdim-Tehirleri’nden sonra , hecelerde kısaltmalar, harflerde kısaltmalar ve
bir de : kelimelerin kalın kelimeler, ince kelimeler şeklinde kısımlara
ayrıldığını görüyoruz.
O halde Türk Dilini inceleyen ilim adamlarının bu saydığımız
kaideleri iyice bellemeleri lâzım. Bu mevzular o kadar karışık ve o kadar girift
ki çözmek için çok büyük bir sabıra ihtiyaç var.
Acaba ne için bu kadar çok şekiller, usuller,kaideler ortaya
çıkmış, acaba bunların ortaya çıkış sebepleri nelerdir. ?
İlk düşüncede bana öyle geliyor ki: Türk milleti çok amma pek
çok geniş bir coğrafya sahasına yayılmıştır,dağılmıştır. Eskinin sınırlı olan
taşıma vasıtalarını, haberleşme vasıtalarını ve birde bunların yanında çok
geniş, uçsuz bucaksız toprakların üzerine dağılmış olmak,
Terakki,ilerleme,tekâmül .. Dağlılık, Köylülük ve bunun yanında
medenilik ,
şehircilik, vs.. Dağlıların balık ve medeni olanların Belh demeleri vs. gibi ..
Belki de, göçtükleri yerlerdeki yerlilerin dillerindeki hakim
harfler sebebiyle:
Balkan Türklerinin " Ş " harfini " J " harfine yakın bir sesle
söylemeleri gibi: Üç=Üj, Beş = Bej ,
KENT : Kürtçe de kullanılan kelime
KEPENEK:
“KELEBEK”
ÇABA-LAK:? àÇABA-NAK
àÇEBE-NEKàKEPENEK
Demek ki: ÇAPA-LAK à KAPA-NAK
à KEPENEK yani ÇßàK
; LßàN ; AßàE
değişiklikleri olmuş. Bir de Kalın dan İnce heceye geçiş var..
[07.10.1988 Ev-Erenköy
Saat:20:05]
ÇA-PA-LAK àÇA-LA-PAK
à ÇE-LE-BEK
à KE-LE-BEK (Takdim-Tehir var!,
2.hecenin ilk harfi olan P ile 3.hecenin ilk harfi olan L yer değiştirmiş. Bu da
Takdim-Tehir’in başka bir şekli..?
TU-BAR-ZENàTU-RAB-ZAN (TİRABZANàTRABZON)
Bu da Takdim-Tehir’in başka bir şekli
Acaba: Bu da ÇA-PA-LAK şeklinde mi hecelenmiş?
à ÇA-LAP-AK mı oldu?
[07.10.1988 Ev-Erenköy
Saat:20:20]
KERBELÂ :
Bağdat’ın güney
batısında şehir.
KER-BELE : ince (medeni) şekli, Kalın şekli ise : KAR-BALA olur ki aslı
KAR-BALAK veya KARBALIK olması lâzım? Yani KAR’ların şehri manasına da
gelebilir? Tabi daha makul başka bir manası yoksa?
KAR kelimesi çok yerde var. KAR-LUK-LAR ; HAR-PUT (KAR-YURT) ; HAR-KOV (KAR-KÖY)
; KARİYA (KAR-YURDU) vs. vs.
[11.12.1988 Ev-Erenköy
Saat 15:02]
KERBELA:
Irak'ta
KER-BELA = KAR-BALIK ?
KEŞAN :
Edirne’nin ilçesi
KEŞ+HANE ? ; KEŞ-YURDU ? ; KEŞ-LER-ŞEHRİ ? nin kısaltılmış şekli de
olabilir. KEŞ: İÇEN ? olduğu gibi başka manalara da gelebilir. Mesela KEŞ’in
kalın şekli KAŞ dır. KAŞ la yapılmış çok isim olsa gerek. İÇEL’in KAŞ kazası;
KAŞ-GAR , ŞİRAN : ŞİR+HANE+Sİ à
yani ASLAN YURDU ? veya ŞİR+ANà
ASLANLAR ŞEHRİ de manaları verilebilir? KEŞAN ve ŞİRAN üzerine düşüncelerimi
21.06.1988 de Salı günü Toros Ekspresi Treninde oğlum Adnan ile İzmit’e giderken
Saat 17:05 de not aldım
KEŞAN = ? ŞİRAN = ?
KEŞAN = ? KEŞ + AN = ?
KEŞ+ANE → KEŞ+HANE → KEŞ+KONAK→KEŞ+YURDU→KEŞ+YERİ→KEŞ+KİRİ→KEŞ+KİRTİ→KEŞ+YURTU
(YURDU) olabilir?
ŞİR+AN→ŞİR+ANE→ŞİR+HANE→ŞİR+KONAK→ŞİR+YURDU+ŞİR+KURDU→ŞİR+KİRDİ→ŞİR+KİRT
olabilir.
[21.06.1988 Ev
Saat:19:30]
KHAN:
KHAN = HAN = AN = AM 1- (K-HK) Harf değişikliği 2- (K-H) Harf değişikliği, 3-
(KH) Harf düşüyor. 4- (N-M) Harf değişikliği
[22.11.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 21.25]
KIBTİ: A.S.İ. 1- Kıbt soyundan olan, 2- Çingene (Ç,Kıbtiyan)[Osmanlıca Türkçe Sözlük; Sah:390]; KABATİ: A.İ. (TI ile ) [KIBTI Ç] Mısır Yerlisi KIBTİLER[Osmanlıca Türkçe Sözlük; Sah:369]
KIBTİCE veya KIBTCA :
Kıptîlerin dili (Meydan Larousse,C:7;Sah:242)
Arapların Mısır Hıristiyanlarına verdikleri ad. Arap kaynaklarına göre, bu
kelime eski Mısır kralı Kıbt'ın adından gelir. Avrupa kaynakları bu kelimenin
KOPTOS veya JACOBİTES kelimelerinin bozulmuş bir biçimi olduğunu yazar.
Bir Kıpti yazmasına göre Çocuk sünnet ettiren Mısırlılara,
Yunanlılar KOPTOS "kesilmiş" derlerdi. Bugün Kıpt kelimesinin AYKIPTİOS’ UN
"MISIRLI" bozulmuş bir şekli olduğu kabul edilmektedir. Bu bakımdan KIPTİLER
Mısır'ın en eski halkıdır.[6]
[15.08.1982:
Ev-Erenköy-İstanbul: 15.02]
KIJİN : Kürtçe de kullanılan kelime (Kıllı)
KIPTİLER: KIBT, A.İ. Mısır'ın eski yerli halkı
KIR LAN GIÇ:
Bir tür kuş; GAR
LAN KUŞ : Trabzon ağzında kırlangıç; GAR AN KUŞ: Azeri ağzında
kırlangıç
Kelimelerin sonlarındaki GIÇ, GUŞ bizim KUŞ dediğimiz kelime olsa gerek
?..”KUŞ” kelimesinin önündeki KIRLAN, GARLAN veya GARAN kelimeleri kuş
kelimesini tavsif eden, yani onu vasıflandıran bir kelime olsa gerek. ? Nasıl
Kus? Cevap olarak KIRLAN – KUŞ veyahut GARLAN Kuş ya da GARAN Kuş, O halde ;
KIRLAN veya GARLAN yahut GARAN ne demektir? Kelime içindeki LA veyahut LAN belki
de LAYAN’ın kısaltılmış şekli olabilir ki; İSİMDEN FİİL yapmaya yarayan bir ek
olabilir. Mesela FIR-LA-YAN-KUŞ à
FIR-LAN-KUŞ à KIR-LAN-GIÇ veya
GAR-LAN-KUŞ olabilir? Amma acaba KIR veya GAR nereden geliyor? Acaba FIR-LA-MAK
fiilinin yapıldığı FIR ile bir alakası var mı? Yoksa başka bir isimden mi
yapılmış? İncelemek lâzım…
[08.10.1988,
Ev-Erenköy Saat: 08:30]
KIRIM TATARLARININ HATALARI
(İBRETLER)
DON-VOLGA ARASI KANALI
“Sokollu Mehmet Paşa bu iki nehirin arasına kanal yapmak üzere işe başlamışlar.
Zannedersem 30 km. lik mesafenin 1/3 ü olan 10 km. si kazılmış. Ve fakat Kırım
Hanları Ruslarla anlaşarak bu kanalın yapılmasını engellemişler. Bu kanal
kalınca Suveyş de kalmış.
[7]
[B: Eğer haber doğru ise Türkistan yolunu en kısa yoldan Osmanlı Türklerine
bağlayacak olan bu kanalın akim kalması, Orta asya Türklerinin esarete düşmesini
intaç etti. Sonra ne oldu? Gün geldi Kırım Hanlarını bu ejder yuttuğu gibi Kırım
Tatarlarının da kökünü kazıdı. Bir kısmını öldürdü, bir kısmını sürgüne
gönderdi. Anadolu kadar eski bir Türk yurdu olan Kırım, Rus yurdu oldu.
Kırımlılar da perişan oldular..
Demek ki Osmanlı Türk kardeşlerine müşterek düşman Ruslarla Osmanlının aleyhine
yaptıkları ittifak için Cenab-ı Hak tarafından onlara verilen bir ceza değil de
nedir.? Sürüden ayrılan kuzuyu KURT kapar.]
VİYANA BOZGUNU (1683)
Osmanlı Türk Ordusuna öz kardeşleri kırım tatar Türklerinin hıyaneti sonunda
2.Viyana bozgunu olmuş..Tatarlar bu işten bir beddua daha aldılar. Demek ki
şimdi cezalarını çekiyorlar.
[15.12.1988 Ev-Erenköy Saat 17:00]
KIRKLU:
Afşar Oymakları,/
Tercüman İslâm Türk Ansiklopedisi;Sah:61
KIRKLU (KIRHLU)
[25.08.1987:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.35]
KIR-MIZ-Î :Kızıl
renkli olmuş demektir.?
Bu Î eki acaba bize Arapça’dan mı geçti? NEFT-Î , KIZ-MIŞ-Î (Kırmızı) , SARÎ vs.
leri daha var mı? İncelemek lâzım.
[23.11.1988 Ev-Erenköy
Saat 13:13]
KIRS:
Doğu Türkistan
Tabiri=HIRS
[30.09.1987:
Hastane-Koşu yolu: 15.59]
KISALTMALAR:
Kısaltmalar Türklerin pek çok boyları arasında vardır.
Gerek “ Harf Kısaltması” ve gerek ise “hece kısaltması” vardır. Her elimize g
çen harfi, kısaltılmış bir kelimeyi veya her elimize geçen hecesi kısaltılmış
bir kelimeyi Alfabedeki harf sırasına göre tanzim edilmiş klasörlere hemen kayıt
etmeliyiz. O zaman elimizde pek çok hecesi düşmüş veya harfi veya harfleri
düşmüş pek çok kelime olacak .. O zaman elimizde mevcut bu kelimelerden
KURALLAR, KAİDELER, USÜLLER, OMETODLAR, KANUNçAR çıkartacağızt İşte o zaman
ogbilgilerin ışığı altında , yenidbulduğumuz kelimeyi ele alıp inyeleyeceğiz.
ŞimEi DEYİP à DEİP
à DEP ;
TOYUK à TOUK
à TOK ;
KAĞAN à KAAN
à KAN ;
KOYUN à KOUN
à KON vs. vs.
ibi
[01.09.1987: Koşu yolu
Hastanesi: ]
KISALTMALAR:
Kısaltmalar Türklerin pek çok boyları arasında vardır. Gerek “ Harf
Kısaltması” ve gerek ise “hece kısaltması” vardır. Her elimize geçen
harfi, kısaltılmış bir kelimeyi veya her elimize geçen hecesi kıslltılmış bir
kelimeyi Alfabedeki harf sırasına göre tanzim edilmiş klasörlere hemen kayıt
etmeliyiz. O zaman elimizde pekçok hecesi düşmüş veya harfi veya harfleri düşmüş
pekçok kelime olacak.z O zaman elimizde mevcut bu kelimelerden KURALLAR,
KAİDELER,USÜLLER, METODLAR,KANUNLAR çıkartac.ğız. İşte o zaman o bilgilerin
ışığı altında , yeni bulduğumuz kelimeyi ele alıp inceleyeceğiz.dŞimdi DEYİP
à DEİP
à DEP ;
TOYUK à
TOUK à TOK ;
KAĞAN à
KAAN à KAN ;
KOYUN à
KOUN à KON vs.vs. gibi
[30.09.1987,Hastahane,İstanbul, Saat:09.30]
KISALTMALARA AZERİ
ŞİİRLERİNDE ÖRNEKLER:
[8]
BAKIM : BAKAYIM
(2), OYAK: UYANIK (4) , KELME : KELİME (6), VETEN:VATAN (Sh.182 ) Kalınàİnceye
misal.., KÂŞ : KEŞKE (Sh.184)-(10)
NOT: Çağdaş Azeri Şiiri Antolojisi kitabında bizde moda olan o
“serbest vezin hastalığı” onlara da sıçratılmış!. Bizi yıkmak isteyenler, direkt
veya endirekt olarak bizim olan her şeyimize saldırmaktan – yıkmaktan
vazgeçmiyorlar. “Minareyi çalan minare için kılıfını da hazırlar” ata sözümüze
de uyarak: “Milletin ilerlemesi için “ veya “Milli müziğimizin daha mütekamil
hale gelmesi için” çok sesli müziğe geçmek istediklerini söylerler, iddia
ederler. Onlar milletimizin ilerlemesi içi, yükselmesi için ! terakki etmesi
için ! dini engel gördükleri için, islâmiyeti milletin kalbinden çıkartıp atmak
isterler. ..Yani onlar milletimizin DIŞ ve onların yurdumuzdaki UŞAKLARI koyu
milliyetçi görünürler. Hatta her ne kadar ibadet yapamıyorlarsa da ?!! imanlı
olduklarını dahi söyleyecek kadar ikiyüzlülük gösterirler. Allah-u Teala Ümmet-i
Muhammedi onların oyunlarından, onların tuzaklarından, korusun ve onların
yalanlarına kandırmasın. Yani münafıkların şerlerinden müminleri korusun. Amin
[07.10.1988
Ev-Erenköy Saat: 09:40 M.İ]
KIZILCABÖLÜK:
KIZILCA BOLU ?
KIZINMAK :
ISINMAK (Azeri Ağzı)
Demek ki ISINMAK’ın aslı KIZINMAK yani KIZMAK.. Bizde baştaki K düşmüş Bu
aynı zamanda harf düşemlerine de bir misal
[29.09.1988 Ev-Erenköy
Saat:07:30]
KİMİ :
GİBİ (Azeri Ağzı)
AHMET gibi yiğit olmaz vs.
[01.10.1988
Ev-Erenköy Saat:08:20]
KİRAZ (Türkçe) :
KEREZ (Arapça);
KERASİ (Rumca-Yunanca) ; GERAS (Ermenice) ; GİLAS ( Farsça) ; ÇEREŞNYA (Rusça) ;
KİRŞE (Almanca) ; KERŞİ (Arnavutça) ; ÇERİ ( İngilizce) ; SÖRİZ ( Fransızca) ;
SEREZA (İspanyolca) ; ÇİLİYECA (İtalyanca)
Köklerinde KİR-KER-SER-GER/GİL-ÇER/ÇİL-var?
KIRMIZI, KIZIL, KIZARMAK, fiillerinin birinden gelebilir. KIZ-MAK veyahut Kuzey
Türkçesi ile KIR-MAK ; KIZILßàKIZGINßàKIZ-AR-MAK
KAV-UR-MAK (KAVßàTAV’dan yapılmıştır
ki ÇAK*MAK’la sigara tutuşturmak için bazı ağaçlardan elde edilen ve bir
KIVILCIM’dan ATEŞ alabilen YANICI bir madde olan KAV kullanılır. Demek ki KAV
ile ATEŞ’in ve hatta TAV’ın birbirleri ile alakaları olsa gerek.? İncelemek
lâzım?
[23.11.1988 Ev-Erenköy
Saat 13:13]
KİR-PİK:
KİR-PİKßà KİPRİK (RßàP
değişimi)
[B: 27.10.1988
Ev-Erenköy Saat 21:45]
KOC:ALİ:
KOCA-ALİ
[03.06.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 13.25]
KOÇ LU BARAN veya BARAN : Kürtçe de kullanılan kelime (Boynuzlu büyük koç)
KOMAGEN: Yunanlılar’ın
KOMAGEN dediklerM KOMAK’lıların TÜRKLERİN KOMAK=YAMAK = YİMEK = KİMEK (KEMAH:
İsminin YEMEK’ten geldiğini kuvvetle tahmin ediyorum.) boyunun buralarda M.Ö. ki
asırlarda oturdukları anlaşılıyor.
Komak’ların başına İskender’in ölümünden sonra Yunanistanlı’dan
Kral olunca yerli halkı da o krallardan imiş gibi göstermek gerçeği tahriftir ve
ilme hıyanettir. Ve bunun arkasında YUNAN HEGEMONYASI (Hakimiyeti) fikri
yatmaktadır. İşte bize bu hususta büyük bir vazife düşmektedir.O vazife de İLİM
yoluyla gerçeğin gün ışığına çıkartılmasıdır.Düşmanımıza düşmanımızın silahı ile
karşı koymaktır. Ancak TURİZM’İ behane ederek Yunanlının eski eserlerini ortaya
çıkartmanın şiddetle karşısındayım.Onlar Balkanlaidaki vs. lerdek0 600 senelik
ecyat yadigarı eseilerimizi yerle bir ediyorlar. Bizler ise onların yeraltına
gömülü eski eserlerini su yüzüne çıkartıyoruz..Yani sanki buralar sizin
dedelerinizin topraklarıdır gelin alın der gibi bir gayret..
Öyle turist gelirleri yerin dibine batsın. Bugün istemiyorlarsa
, yarın muhakkak bu yerleri bizden isteyeceklerdir.Hem de yalnız Yunanlılar
de.il..Bütün Hristiyan Avrupalılar da arkalarında olarak..Bu bizim yaptığımız
gaflet değil ise acaba hıyanetmidir.?..
Bizi bugün Anadolu’dan Orta Asya’ya sürüyo.lar..Unutmayalım ki
yarın Orta ’sya’da sizin anayurdunuz değilmiş, siz Polinezya adalarına gidin
diyecekler.
Amerikalılar da Amerika’yı Kızılderililere bıraksınlar.. Yer
isimlerinin Türklüğünün ıspatı , bu yerlerin tapusunz bize vermektedir.
İtalya’daki CENOVA’nın = YENİ OVA; ANGONA’nın = HAN-KONAK’ı; HAMBURG’un =
HAR-YURT; KOSOVA’nın = CEVİZLİK; HARKOV’un = KAR-KÖYÜ; NİĞBOLU’nun = YENİ-ŞEHİR
vs. vs. olduğunu i pat edersek bir derece ağızlarını tıkamış oluruz.
Tabii ilk önce her bakımdan kuvvetli olmak l.zım.. Asırlık Türk
yurdu Kırım kuvvet zoru ile Ruslaştırıldı.. Bunları hiç unutmamamız lazım..
024.08.1987:
İstanbul-Daire: 16.15]
KOMRAT: KOMRAT ve
ÇADIRLUNGA: Moldavya'da yaşayan "GAGAUZ'la(ın (Gök Oğuz'ların) şehirlerinin
isimleri. KOMRAT'da 27 000 kişi varmış. ÇADIRLUNGA'da 25-26 biş kişi varmış.[9]
KOMRAT à ?
KON-MAN'tan à KON-UR-MAK
à KONURAT yani KONDURULAN yer
manasına gilebilir.
KONURAT àKON-RATà
KOM-RAT olabilir.
"Konar-Göçer" veyahut "Konur-Göçer" tabirleri var.
[20.02.1991:
Ev-Erenköy-İstanbul: 13.10]
KOMUDAP TA:
“Kendine göre sızlansa da “ KOMUDAP ne demek.? Ben bunun bizim homuraa-mak
veya homurdan-mak fiiline benzetiyorum. VIZIL-DA-MAK; TINGIR-DA-MAK;
ZIRIL-DA-MAK vs. giOi HOMUR’dan da HOMUR-DA-MAK fiiai yapılmıştır. Ki biz bu
fiili halen kullanmaktayız. “Ne diye kendi kendine homurdanıp duruyorsun.?”
Deriz
[30.09.1987,Hastahane,Koşuyolu-İstanbul,
Saat:09.30]M
KON :
Kürtçe de kullanılan
kelime (Çadır)
KONAK’tan à KON veya KOM ? Çadır
Farsça imiş, Bana göre ÇATMAK fiilinden à
ÇATIK manasına ÇADIR yapılmıştır.
KONURALP:
KONR-ALP
[03.06.1990: Ev-Eöenköy-İstanbul:
13.25]
KOP : Kürtçe de kullanılan kelime
KOSIK:
Doğu Türkistan
Tabiri= KARIN
KOSIK'ı (Kosığı) = Karın'ı (Karnı)
[30.09.1987:
Hastane-Koşuyolu: 15.40]
KOŞMA : Kürtçe de kullanılan kelime
KOZ : Kürtçe de kullanılan kelime
KÖP:
KÖPÜR-MEK: geç.z.F.
(Eski Türk kelimesi)KOPUK yapmak, KOPUK meydana getirmek[10]
KÖP ßà ÇOK demektir.
KÖP-ÜR-MEK à ÇOK-LA-MAK
ÇOK-AR-MAK ßà ÇOĞ-AR-MAK
ßà ÇOĞAL-MAK
Bazı Fiil yapma şekilleri:;KÖP-ÜR-MEK;ÇAĞ-IR-MAK; KAY-IR-MAK; SIY-IR-MAK; vs.
vs.
[18.10.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 17.05]
KÖREHASANLU:
Afşar Oymakları,/
Tercüman İslâm Türk Ansiklopedisi;Sh:61
[25.08.1987:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.35]
KÖSEAHMETLÜ:
Afşar Oymakları,/
Tercüman İslâm Türk Ansiklopedisi;Sh:61
[25.08.1987:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.35]
KSİLİNA PİLİ:
AyvansaKay
KSİLİNA PİLİ = AYVANSARAY
Acaba "PİLİ" İLİ,ELİ, BELİ,BOLU,BALIK, vs. lerden GALAT şekli mi.?.[19.06.1986:
Daire-Kadıköy-İstanbul: 09.15]
KUHGİLULU:
Afşar Oymakları,/
Tercüman İslâm Türk Anoiklopedisi;Sh:61
[25.08.1987:
Ev-Erenköy-İstanbul: 16.35]
KULA: Konya’nın kazası.
KULAM:
Kulam İshak Han..
GulamMustafabAcaba KUL'dan da KULAM'mı yapılmıştır.
BEG'den à BEG-ÜM
HAN'dan à HAN-UM
BEY'den à BEY-İM; yıpılığı gibi.
[10.08.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.45]
KULCA :
Türkistan’da
ALMA-ATA’nın doğusundaki şehir.
Zannedersem TULÇA SANCAĞI: Balkanlarda bir Osmanlı Türk şehri
KULCA:
Doğu Türkistan’da bir
şehir. TULÇA: Romanya’da Osmanlı eyaleti.
TULÇA ßà KULCA (TßàK)
değişikliği var mı?
KUR A MUHTAR :
Kürtçe de kullanılan
kelime (Muhtar’ın oğlu)
[B: OĞUL U MUHTARIN ?
KUR A ßà OĞUL U (Kur a FARSÇA imiş?
) [B: KUR < OKUR < OĞUR < OĞUL ? Yani OĞUL veya OĞUR
à KUR olabilir ? OĞUL’un
à GUL veya GİL olduğu gibi.
KUR A PAŞA :
Kürtçe de kullanılan
kelime (Paşa’nın Hükümdarın oğlu)
OĞUL-U PAŞANIN ?
KURLA :
Doğu Türkistan’da
KARA-ŞAR [B:Sivas’da KARAŞAR var.] civarında BAGAŞ gölü kenarında bir şehir.
URLA : İzmir’in kazası
Kelime aynı birinde baştaki K harfi düşmüş
KURNAZ : Kürtçe de kullanılan kelime
KUR-SUL : TÜRGEŞ Hakanı[11]
KURT:
Bence KURT à?
VUR-MAK'tan à VURTR
BUR-MAK'tan à BÜRÜT
BUR-MAK'tan KAŞ-MAK'tan à KAŞ-GIR =
VUR-GUR =VURUR
[28.05.1997: Ev-Erenksy-İstanbul:
]
KURTALAN:
KURT-ALAN
[03.06.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 13.25]
KURTULAR:
KUR-TU-LAR = O-GUR-LU-LAR = O-ĞUZ-LU-LAR ; GUZ = GUR; UZ = UR; UR:(Sümer
şehri);URUK(Sümer Şehri); UR-AR-TULAR ? UR-AL Dağları
KUŞ:
UÇ-MAK à K-UÇ
à KUŞ ?
İŞE-MEK à Ç-İŞE
à ÇİŞ ?
ÇÖK-MEK à R.ÇÖK
à RÜÇÖK
à RUSUP?
[17.06.1979:
Ev-Erenköy-İstanbul: 14.00]
KÜLGİSİ:
Doğu Türkistan Tabiri
= Gülmesi
Acaba GÜLMEK işi mi?
" BÖRÜ KARI SA - İTNİNG KÜLGİSİ KE"İR." (Kurt ihtiyarlayınca köpeğin güleceği
tutar) Bizde de buna benzer bir söz var.. " KURT KOCAYINCA KÖPEKLERE MASKARA
OLUR."
030.09.1987: Koşuyolu-Hastane:
19.07]
KÜME:
KümeeKüme, Yığın yığ
n , Öbek Öbek
Bu KÜME kelimesi, bana YUMMAK fiilini hatırlattı. YUMMAK'tan
à YUMUL
à KUMUL
àUGUMUL vs. gibi.KUMMAK
àKUMMA
à KUMA (Kalın Şekli)
ßà KÜME (İnce Şekli) olabilir.
[01.12.1990:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.45]
KÜN (Gün)
ßà TÜN (Gece)
Burada da KßàT karşı harfleri var.?
Öyle zannediyorum. GÜN’ün yani Gündüz’ün zıt’tı , tersi , aksi ise GECE’dir.
Böyle (KßàT karşılıklı kelimeler var
idi zannedersem.? İÇ’in tersi D’IÇ (Dış) tır, BAĞ’ın tersi DAĞ’dır. Vs. bunlar
gibi kelimeleri bulup toplamak ve onlardan bir netice çıkartmak lâzım. Bunlar
gibi KÜN’ün tersi TÜN olabilir? AY-DIN-LIK: ? AK-TÜN-LÜK
à BEYAZ-GECE-LİK ? yani KARA GECE
değil AK GECE manasına Beyaz GECE-LİK bir zaman..
AK-TÜN-LÜK à AY-TÜN-LÜK
à AY-DIN-LIK olmuş olabilir…?
KARA-N-LIK : ? KARA-GÜN-LÜK à
KARA-ÜN-LÜK à KARA-N-LIK
[14.09.1988,
Ev-Erenköy-İST, Saat:07.50]
KÜRTÇE KELİMELERİN TETKİKİ:[12]
MİN : [B: Ben demek, Azeriler ve Türkistan’lılarda MİN-MEN derler.]
VEZİRÎ DA MIN = (Vezirlerim)[B: DA? Acaba LA <LAR’ın kısa şekli mi? Bazı Türk
boyları LAR yerine DAR derler..Bu DAR da à
DA olmuş olabilir mi?]
YEK HEGBE PARA : (Bir Para Heybesi)[B: TEK HEYBE PARA ? ]
KUR A PAŞA : (Paşa’nın Hükümdarın oğlu)[B: OĞUL-U PAŞANIN ? ]
KUR A MUHTAR : (Muhtar’ın oğlu)[B: OĞUL U MUHTARIN ?
KUR A ßà OĞUL U (Kur a FARSÇA imiş?
)[B: KUR < OKUR < OĞUR < OĞUL ? Yani OĞUL veya OĞUR
à KUR olabilir ? OĞUL’un
à GUL veya GİL olduğu gibi.]
BOYAHÇİ :? ( Boyacı ? ), ÇAYÇİ : (Çaycı ? ) , KARAHÇİ : (Kaçakçı ? ), RAVÇİ
: (Avcı) [B: Kelimenin başına R gelmiş; Meslek eki CI
à Çİ olmuş.], LİKİN : (Damla damla
düşen) , KIJİN : (Kıllı) , TÜKİN : (Tüylü) , VURGİN : (Büyük Karın), AKLMAN
: (Akıllı), ARAZUMAN : (Arzu-lu) (Türkçeye Arzulu şeklinde girmiştir.)
[B: Trabzon’da EV ile alakalı kişiye EVCÜMAN derler], DERTMAN : (Dertli) ,
HÜNERMEN : (Hünerli) , ŞA İSMAİL Ü KAMBERTA : (Şah İsmail ve Kambertay) [B:ŞAH’ın
H’si düşmüş ; KAMBERTAY’ın Y’si düşmüş], Bİ : (Bey) [B: E Harfi İ olmuş, BEY’in
Y si düşmüş.], REŞSVAR : (Kara Süvari) , LOR : (Lor) [B: Eski Çin
kaynaklarında LOR à LO şeklinde
imiş, Yani R siz ], KON : (Çadır) [B: KONAK’tan
à KON veya KOM ? Çadır Farsça imiş,
Bana göre ÇATMAK fiilinden à ÇATIK
manasına ÇADIR yapılmıştır.] , BOĞA : (Boğa) , DANE : (Dana) , DEVEY : (Deve)
, LOK : (Yörüklerin LÖK dediği bir cins deve) , DEVEY LOK YEK : (Bir Lök Deve)
TORUM : (Yörüklerin Türkmenlerin DORUM dediği Deve yavrusu) , ÖDÜK : (Bir
yaşlı Dorum), CITHAN : (İki yaşlı deve) , MENCİ : (Dişi deve) , BERAN : (Koç)
, KOÇ LU BARAN veya BARAN : (Boynuzlu büyük koç) , KAVIR veya TOKLU :
(Yörüklerin Toklu dediği bir yaşındaki koyun) , KAMIŞ : (Havut’un devesinin
semeri içine konan ot), TAPAN : (Develere takılan büyük çan- Kazan altına
asılır.) , KAŞAVİ : (Kaşağı), ZENGİ : (Üzengi), GEBRE, KOLON TORBA, HEYBE,ÇİL
: (Renkli Kilim)
HALI, DİBEK, TAVE : (Tava) , KAHVE OCAK : (Kahve Ocağının adı), ARGON :
(Ocak) [B: ARGON: çok eski Türkçe kelimedir.], TAVE KAHVİ : (Kahve Tavası), TAV
: (Gök Gürlemesi), ÖŞEK : (Yatak, Döşek) , YORGAN : (Yorgan) , HELKE :
(Bakraç) [B: Yörüklerin de HELKE adını verdikleri bakır bakraç. Zazalar da
kullanır.], HIRAR : (Bakraç) [B: Yörüklerin HIRAR adını verdikleri bakır
bakraç]
TORAK : (Çökelek), KAYMAK – KEŞKE : (Buğday Çorbası) , TUMAS : (Çökelek
üzerine ayran dökülerek yapılan yiyecek), ÖREK : (Fırında pişirilen el
büyüklüğünde ekmek.), OK – KILIÇ : (Kara sapanın parçalarına verdikleri isim),
ÇATMA [B: Yörüklerin ÇATMA adını verdikleri, üç ağaç parçasının birbirine
bağlanmasından meydana gelen YAĞ çıkarmağa mahsus TULUM’u – TULUK’u asacak yerin
adı]
EJİR : (İncir)[B: İNCİR = EJİR ; N harfi düşmüş, CßàJ
olmuş, İßàE olmuş)
ERİK , ÇAY , ŞEKER , HATUN , BEY , AĞA , OBA , SATILIK , SAT , SALIK ,
KALINĞ , YANIK , ÇALIK , KARAÇ , KANÇIK , KAHPE , KOP , KOŞMA , KAT ,
KAZ , KURNAZ , KAVAZ , KAYIS , SAĞDİÇ , DAL , DALDA , DALAV , DAMAR ,
DEMLİ , DÖNEK , MASKARA , ÜSKERE , TENCERE , TEKERE , ÇOK , ŞOR , BOR , ÇEPER ,
ÇIĞIR , ÇIĞ , DERNEK , MERAK , TEZEK : [B: Acaba TERSLEMEK’TEN
à TERSLEK (R ve L düşmüş)
à TESEK
à TEZEK ? olabilir mi? ] İPEK ,
KELEK , PERTEK , TEREK , ÖLÇEK , ÇUVAL , AMBAR , BOZ , KOZ , SÖZ , BORA , BUM ,
BİÇİM , İÇİM , SEÇİM , SORGU , BURGU , SÜRGÜ , SUNA , TURNA , GÜVERCİN , ÖRDEK ,
GERDEK , MELEK , YAMAN , SÜLÜK , ŞAR , KENT , GEDİK , HEDİK , CİRİT , CİL , ÇİL
, ÇİMEN gibi ve bunlara benzer yüzlerce kelime ZAZACA içinde vardır.
[15.09.1988, Ev-Erenköy, Saat 09:50]
KÜRTLÜK:
KÜRT'LERİN YURDU
[13.01.1988:
Ev-Erenköy-İstanbul: 22.5A]
[1] Çağdaş Azeri Şiiri Antolojisi Sh 77
[2] TV Filminde Metin Akpınar’ın köylü-Eğinli konuşması…
[3] Türkiye Gazetesi, 22.10.1988, Sh:11 “Ertuğrul Gazi ve Karakeçililer”
[4] Rehber Ansiklopedisi 11.Cilt Sh. 10
[5] Türkiye Gazetesi; 17.06.1991; Sh:15
[6] Meydan Larousse; Cilt:7; Sh:242
[7] TV Haberi , 14.12.1988
[8] Çağdaş Azeri Şiiri Antolojisi Sh 181
[9] Türkiye Gazetesi; 19.02.1991; Sh:15
[10] Meydan Larousse; C:7; Sh:548
[11] Rehber Ansiklopedisi 11.Cilt Sh. 23
[12] Doğu Anadolu Hakkında, Doç. Dr. Mehmet Eröz, Sh. 61
____________________________________________
copyright
© 2006 - 2009
tüm hakları saklıdır
TÜRK DİLİ
iletisim@turk-dili.com